Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/813 E. , 2024/1287 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/813 Karar No:2024/1287 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/813 E. , 2024/1287 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/813 Karar No:2024/1287 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de kanuni temsilci olarak görev yaptığından bahisle anılan şirketten tahsil edilemeyen 67.822.844,68-TL Fon alacağının 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca tahsili amacıyla davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının, ... Grubu firmalarından ... Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de 30/03/2000-27/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, şirketin kullandığı kredilerin kendi kaynaklarından ödenmediği, kullandırılan kredilerin tamamının şirketin kanuni takip hesaplarında izlenen riskleri oluşturduğu, kullandırılan kredilerin banka zararına yol açmasına göz yumulduğu, bu sebeplerle davalı idare tarafından, ... Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'den tahsil edilemeyen Banka zararının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan talep edildiği, bu yapılırken kullandırılan kredilere ilişkin davacının görev süresi ve öncesinde kullandırılan kredilerin ayrıştırıldığı, görev süresinden sonra kullandırılan kredilerin hesaplamaya dahil edilmediği, söz konusu alacağın TMSF'ye temlik tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca gecikme zammı uygulandığı ve sonuçta 67.822.844,68-TL'lik rakama ulaşıldığı ve davacıya belirtilen tutarda ödemeye çağrı mektubu gönderildiği, davacı tarafından da söz konusu ödemeye çağrı mektubuna karşı bakılan davanın açıldığı; diğer taraftan, davacı hakkında işbu davanın konusunu oluşturan alacaklar ile ilgili davalı idarece daha önce düzenlenen ödemeye çağrı mektuplarının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "Uyuşmazlık konusu kredilerin davacının sorumlu tutulduğu şirketler tarafından kullanıldığı ve davacının yönetim kurulu üyesi olmakla bu şirketlerin kanunî temsilcisi olduğu, 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesinde yer alan hükümler dikkate alındığında da davacının takibe konu borçlardan sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerce ... Bank A.Ş.'den kullanılan ve tahsil edilemeyen Fon alacaklarından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak gecikme zammı ve faiz hesabının hukuka aykırı yapıldığı göz önüne alındığında, davacının sorumluluk tutarının mevzuata uygun olarak hesaplanmadığı" sonucuna varılarak iptal kararı verildiği, anılan iptal kararının kesinleşmesi üzerine davalı idarece iptal kararındaki gerekçeler doğrultusunda ve belirtilen eksiklikler tamamlanmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, 67.822.844,68-TL tutarındaki Fon alacağı belirlenirken davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemlerdeki kredi kullanımlarının değerlendirildiği, davacının görev süresi dışında kullandırılan kredilerin Fon alacağı hesaplamasında dikkate alınmadığı, dava konusu ödemeye çağrı mektubuna konu edilen meblağın, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemde kullandırılan ve yine aynı dönemde ödenmediği için kanuni takibe intikal eden kredilerden kaynaklandığı, davacının hesaplanan Fon alacağına ilişkin ... Grubu'ndan yapılan tahsilatların garameten düşüldüğü, yapılan ödemelerin de dikkate alındığı ancak borcun anılan şirketten tahsil edilemediği anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatı ile davacının 67.822.844,68 TL'lik Fon alacağından sorumluluğuna ilişkin düzenlenen dava konusu ödemeye çağrı mektubunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan krediler için yeniden ödemeye çağrı mektubu düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu alacakların Fon alacağı olmadığı ve 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, ödemeye çağrı mektubuna konu borçların ise 5 yıllık tahsil zamanaşımına uğradığı, yapılan protokol sonucu ... Grubu'ndan olan alacakların tahsil edildiği ve kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunmadığı, kredilerin vadelerinin görev yaptığı sürelerden sonra dolduğu, kullanılan kredilerin şirketin olağan faaliyetleri kapsamında kullanıldığı, dolanlı işlem niteliğinde olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu borçlara ilişkin olarak davacı hakkında daha önce verilen Mahkeme kararlarının "davacının sorumlu olmadığına" yönelik olmadığı, Mahkemece verilen iptal kararının gerekçesinin, faiz hesaplamasının mevzuata uygun şekilde yapılmaması olduğu, iptal kararındaki gerekçe dikkate alınarak yeniden bir hesaplama yapıldığı, Fon'un takip edeceği kanuni temsilcileri 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen beşinci ve altıncı fıkralarına göre değil 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesi uyarınca belirlediği, dava konusu borç tutarı hesaplanırken davacının görev yaptığı süre ve öncesinde kullandırılan kredilerin dikkate alındığı, davacının ilgili şirketteki kanuni temsilcilik görevi dışında ... Bank A.Ş.'de de denetçi ve yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunduğu, ... Grubu'nun borcunun halen devam ettiği, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden ... Bank A.Ş.'nin hakim ortaklarından ... Egeser Giyim Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de 30/03/2000-27/09/2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, ... Bank A.Ş.'nin Fon'a devredilmesiyle anılan şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun kamu alacağı niteliği kazandığı, davacının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı şirketin ... Bank A.Ş.'ye olan borcunun gecikme zammı ile birlikte toplam 67.822.844,68-TL'lik kısmından sorumlu tutulduğu, Fon alacağının tahsili amacıyla davacının kanuni temsilcisi olduğu şirkete 6183 sayılı Kanun uyarınca takibe başlanılmasına karşın alacağın tahsil edilememesi ve yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması sonucunda 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı hakkında 67.822.844,68-TL tutarlı, ... tarih ve E... sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödemeye çağrı mektubunun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11. maddesiyle yürürlüğü devam eden mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-b maddesinde, "Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve mali kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacak Fon alacağı sayılır. Bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Fon, bu para, mal, her türlü hak ve alacaklara ihtiyati haciz koymaya, muhafaza altına almaya ve bunlardan değeri Fon tarafından belirlenemeyenleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 72. maddesine göre kurulan takdir komisyonlarının Fon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşlarca hazırlanacak raporları da dikkate alarak tespit edeceği değeri üzerinden, alacağına ve/veya bu bankaların Fon tarafından devralınan zararlarına mahsuben devralmaya yetkilidir. Bu alacaklara zararın ve/veya alacağın doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır." kuralına yer verilmiş; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır. 5411 sayılı Kanun'na 5766 sayılı Kanunla eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, "Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden, a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca, b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca, c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca, Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir." kuralına yer verilmiştir. 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. ..." kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 5411 sayılı Kanun'un Geçici 26. maddesindeki düzenlemeye göre, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevlileri aracılığıyla banka kaynaklarını veya varlıklarını dolanlı şekilde edinmeleri veya edindirmeleri hâlinde, dolanlı şekilde edindirdikleri ve/veya edindikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacaklar Fon alacağı sayılmakta, Fon alacaklarında da, banka kaynağının kullanıldığı veya kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca kanunî temsilci sıfatını haiz kişiler kanunî temsilci kabul edilerek Fon alacağından sorumlu tutulmaktadır. Fon alacağından sorumlu tutulan kanunî temsilci, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temsilcisi olduğu tüzel kişiliğin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından şahsî mal varlığıyla sorumludur. Bu bağlamda, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları ve ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır. Dosya incelendiğinde, davalı idarenin ...tarihli savunma dilekçesinin .... ve .... sayfalarında yer alan tablolarda davacının sorumlu tutulduğu akreditif kredilerinin gösterildiği, bu akreditif kredilerin bir kısmının açıldığı veya geri ödenmesi gerektiği tarihlerin davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı sürelere tekabül ettiği, ancak bunlardan ... referans numaralı kredinin 10/12/1997 tarihinde açıldığı, 29/12/2000 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 11/12/1997 tarihinde açıldığı, 09/01/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 12/12/1997 tarihinde açıldığı, 30/12/2000 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 20/05/1998 tarihinde açıldığı, 23/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 13/11/1998 tarihinde açıldığı, 24/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 13/11/1998 tarihinde açıldığı, 24/05/2001 tarihinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 31/05/1999 tarihinde açıldığı, 01/05/2001 ve 01/05/2002 tarihlerinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 06/10/1999 tarihinde açıldığı, 06/04/2001 ve 07/10/2002 tarihlerinde tazmin olduğu; ... referans numaralı kredinin 07/10/1999 tarihinde açıldığı, 09/04/2001, 13/04/2001, 17/01/2002, 29/03/2002, 08/04/2002, 30/09/2002 ve 08/10/2002 tarihlerinde tazmin olduğu, ... referans numaralı kredinin 28/01/2000 tarihinde açıldığı, 07/02/2001, 07/02/2002, 21/02/2002, 07/08/2002 ve 07/02/2003 tarihlerinde tazmin olduğu, ... referans numaralı kredinin 28/01/2000 tarihinde açıldığı, 15/01/2001 ve 31/01/2001 tarihlerinde tazmin olduğu, ... referans numaralı kredinin 13/03/2000 tarihinde açıldığı, 12/01/2001, 29/02/2001 ve 07/02/2001 tarihlerinde tazmin olduğu görülmektedir. Aktarılan tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreden önce açılan ve görev süresi sonrasında tazmin edilen bir kısım akreditif kredilerden de sorumlu tutulduğu, başka bir deyişle borcun doğduğu veya ödenmesi gerektiği dönemde kanuni temsilci olmadığı hâlde sorumluluk tutarı tespit edilirken aktarılan kredilerin de hesaplamaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı idare tarafından, Banka açısından riskin doğduğu tarihin dikkate alınarak davacının sorumluluğunun kredilerin açıldığı tarihler olarak belirlenmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de, sözleşme hukuku kuralları çerçevesinde henüz vadesi dolmayan borçların o tarihte şirket tarafından ödenmesi beklenemeyeceğinden, davacının görev süresi öncesinde doğan ve görev süresi sonrasında ödenmesi gereken borçlardan kanuni temsilci olarak sorumluluğuna gidilmesine imkân bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak sorumlu olduğu krediler ayrıştırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 14/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.