T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/1262 Esas KARAR NO :2026/215 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI :2016/1054 Esas - 2019/1230 Karar TARİH:19/11/2019 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/1262 Esas KARAR NO :2026/215 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI :2016/1054 Esas - 2019/1230 Karar TARİH:19/11/2019 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tekstil üretim ve satışı yapan müvekkilinin .... A.Ş. ve .... A.Ş.'ye satmış olduğu ürünlerin bedeli olan 25.070,00-TL'nin sadece 5.655,68-TL'sini tahsil edebildiğini, bakiye miktarın ise ödenmediğini, davalı borçlunun ise ... şirketleri ile kendi nam ve adı altında birleştiğini ve bu birleşmenin 31/11/2015 tarihi itibariyle gerçekleştiğini, davalı borçlunun bu şirketlerin aktif ve pasifleri ile bir kül halinde devralındığını, müvekkilinin alacağına ilişkin İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, takibe karşı borçlu tarafından itiraz edildiğini beyanla, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masraflarının ve ücreti vekaletin davalının üzerinde bırakılmasma karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının cari hesap ilişkisi kapsamında hiçbir alacağının bulunmadığını, uyuşmazlığın davacının ticari defterlerini hatalı ve usulüne uygun tutmamasından kaynaklandığını, davacının dava dilekçesinde müvekkili şirket tarafından ödenmediğini iddia ettiği bedelin neye dayanarak hesaplandığını ispat edemediğini, davacının işbu davaya konu icra takibini haksız ve kötü niyetli olarak başlattığını beyanla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/11/2019 tarih ve 2016/1054 Esas - 2019/1230 Karar sayılı kararında; "İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütünlük içerisinde değerlendirildiğinde, yerleşik Yargıtay İçtihatlarında da işaret edildiği üzere, davacı tarafından fatura düzenlenmiş olması, davacının defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı görünmesi, ticari ilişkinin varlığının ve davacının davalıdan alacaklı olduğunun ispatı için yeterli değildir. Alacağın ispatı için faturaya konu mal ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğinin ispat edilmesi gerekmektedir.Dava konusu somut olayda davacı, ... A.Ş. ile ticari ilişkisinin olduğunu ve bu ticari ilişki nedeni ile alaklı olduğunu iddia ederek ... A.Ş.'ni devralan davalı aleyhine icra takibi yapmış ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde ve yargılama safhasında dava dışı ... A.Ş. ile sözleşme imzaladıklarını beyan etmiş ancak ihtarlı kesin süreye rağmen dosyaya herhangi bir sözleşme sunmamıştır. Davacı taraf fatura konusu malların tamamını davalıya ya da dava dışı ... A.Ş.'ne telim ettiğini dosya kapsamı ile ispatlayamamış, dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmamıştır. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, davalı taraf cari hesabında yer alan 19/06/2015 tarihli 301,64-TL tutarlı ve 19/06/2015 tarihli 92,99-TL tutarlı iki adet fiyat farkı faturası tanzim ettiği ancak bu faturaların davacıya teslim edildiği hususunda bir belge sunmadığı görülmüştür. Davalı tarafından tanzim edilen bu faturaların davacı tarafından kabul edildiğine dair bir delil de dosyaya sunulmamış olması nedeni ile takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 394,63-TL alacaklı olduğu sonucuna varılmış, davanın kısmen kabulüne, icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 394,63-TL üzerinden 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya dair talebin reddine, davalının takibe yapmış olduğu itiraz kısmen haksız olduğundan ve alacak likit olduğundan, kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜNE, İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 394,63-TL üzerinden 3095 Sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen 394,63-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tekstil ürünleri üretim ve satışı yapan müvekkili davacı, ... A.Ş. Ve ... A.Ş'ye satmış olduğu ürünlerin bedeli olan 25.070,00 TL'nin sadece 5.655,58 TL miktarını tahsil edebildiğini; bakiye miktarın ödenmediğini, davalı borçlunun ise .. A.Ş. Ve ... A.Ş ile kendi nam ve adı altında 30.11.2015 tarihinde resmen birleştiğini, davalı borçlu bu şirketleri aktif ve pasifleri ile birlikte bir kül halinde devralmış olduğundan müvekkilinin alacağına ilişkin İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı bu dosyaya itiraz ettiğinden istinaf başvurusunda bulundukları işbu davanın ikame edildiğini, ancak yerel mahkemenin davayı kısmen kabul ettiğini; bu kararın eksik ve hatalı bir inceleme neticesi alındığını; Sözleşme gereği, davadan önce davalı firma tarafından aktif ve pasifleriyle birlikte devralınan ... firması müvekkilden aldığı tekstil ürünleri satıldıkça faturalandırmakta olduğunu; yani ürün satışı gerçekleşmedikçe faturanın kesilmediğini; onun yerine teslim edilen mal kadar irsaliye düzenleyip gönderildiğini, ancak müvekkili tarafından teslim edilen fakat satılamayan mallarında iadesinin yapılmadığını; müvekkilin ürünleri satılamadığı gibi şifahen ve yazılı olarak talep etmelerine rağmen iade de edilmediğini, davalının devraldığı firma müvekkile beyanında, "... firma ile ... firması birleşiyor, paranızı veya satılmayan mallarınızı davalı yandan alabilirsiniz” denildiğini; bilirkişinin bu durumu göz ardı ederek bir karar verdiğini; ancak dosyada mübrez sözleşmede bu hususun açık açık yazıldığını ve alacaklarını davalı yandan talep edebileceğini, müvekkilinin ... ile ... ile birleşmesine iyi niyetli olarak güvenmesi ve her şeye rağmen sözleşmeye de ekletmesine rağmen, satılan mallarının ücretini ve satılamayan faturalandırılmayan ürünlerinde iadesini alamadığını, Taraflar arasındaki ticari ilişkinin ... ve ... birleşmesinden sonra sekteye uğradığını; bilirkişi her mal tesliminde fatura olması gerektiğinden bahsetmişse de müvekkilinin devralınan...Firma'sına malları irsaliye karşılığında teslim ettiğini; ...'in sattığı ürün kadar müvekkili firmaya fatura kestirdiğini, talepleri olan rakamın toplam irsaliye tutarı olduğunu; aradaki sözleşmede bu hususun açıkça belirtilmesine ve tüm irsaliyeler dosyaya sunulmuş olmasına rağmen bilirkişinin sadece faturalar üzerinden inceleme yapıp neredeyse müvekkili borçlu çıkaracak derecede alınan kök ve ek raporların tüm itirazlarına rağmen mahkemenin kararına dayanak oluşturduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz edilen nedenlerle ve re'sen gözetilecek gerekçelere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, istinaf harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisine dayalı bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece icra dosyasının celbedildiği, taraf delillerinin toplandığı ve tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kök rapor, taraf itirazları üzerine ek rapor alındığı, davacı vekiline taraflar arasında varlığı iddia olunan yazılı sözleşme örneğini sunması için kesin süre verildiği, davacı vekilinin 19/11/2019 tarihli celsede, taraflar arasında sözlü sözleşme yapıldığını, sunulan belgeler ile alacağın ispatlandığını beyan ettiği, akabinde mahkemece aynı celse tahkikatın bitirildiği ve yukarıdaki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı yan tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanların tekrarı mahiyetinde olduğu, alınan kök ve ek bilirkişi raporlarına göre; davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre davalıdan altı adet faturaya dayalı olarak, davalının yaptığı ve davacı defterlerinde kayıtlı ödemelerin mahsubu sonucu 11.245,64-TL alacaklı göründüğü, bu faturalardan 30/06/2015 tarihli 1.288,22-TL ve aynı tarihli 3.907,02-TL bedelli faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadıkları, davalının takip tarihi itibariyle davalıya kaydi olarak borçlu görünmediği, davalı defterlerindeki iki ayrı dekontla belgelenen toplam 5.655,68-TL ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak davacının defterine kaydetmediği bu ödemeyi dava dilekçesi ile kabul ettiği, davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan toplam 394,63-TL bedelli iki adet fiyat farkı faturasının dayanağının davalı tarafça ortaya konulamadığı, yine davacı yan, taraflar arasındaki sözleşmeye göre önce davalıya irsaliye ile mal teslim edildiğini, ancak davalı satış yaptıkça fatura düzenlendiğini iddia etmiş ise de, dosyaya taraflar arasında varlığı iddia olunan sözleşmenin sunulamadığı anlaşılmıştır. Davacı takipte 19.000,00-TL asıl alacak talep etmiş ise de, kendi defterlerine göre dahi alacak tutarı daha düşüktür. Davalının yaptığını ispatları ödemelerin mahsubu sonucu davacının defterlerine göre kaydi bakiye alacağının dayanağını oluşturan ve yukarıda belirtilen iki adet fatura muhtevası ürünlerin davalıya teslim edildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Davacının kendi defterlerinde kayıtlı bu iki faturaya ilişkin sunduğu irsaliyelerde teslim alan kısmında imza bulunmadığı anlaşılmış olup, teslim olgusu ispat olunamadığından mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir. Aksi yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmamıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.