İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında, davalıya ait taşınmazın kiralanması için sözleşme düzenlendiğini, davalı mal sahibinin işbu sözleşmenin 3/d maddesi ile, sözleşme süresince ve sona ermesinden sonra 1 yıl içerisinde davacının temsil ettiği, kendisiyle tanış…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/501 KARAR NO : 2025/2096 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/10/2022 (Gerekçeli Karar) - 12/01/2023 (Ek Karar) NUMARASI : 2020/309 Esas - 2022/665 Karar DAVA: Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:30/06/2020 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında, davalıya ait taşınmazın kiralanması için sözleşme düzenlendiğini, davalı mal sahibinin işbu sözleşmenin 3/d maddesi ile, sözleşme süresince ve sona ermesinden sonra 1 yıl içerisinde davacının temsil ettiği, kendisiyle tanıştırdığı, bulduğu veya gönderdiği kişi ve kuruluşlar ile davacının onayı olmadan kiralama yapmamayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 3/e gereğince müşterinin 3. maddesindeki taahhütlerini yerine getirmemesi halinde davacıya sözleşmede belirtilen maksimum kira bedelinin %12'si+KDV'yi (17.280-USD) cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiğini, bu kapsamda dava dışı ...ile 01/10/2018 tarihinde sözleşme düzenleyerek taşınmazı gösterdiğini ve dava dışı kiracı ile davalı arasında kira sözleşmesi akdedilmesine aracılık yaptığını, ancak davalının hizmet bedeli ödememek için müvekkilinin bilgisi ve izni olmadan taşınmazın sözleşmeye konu taşınmazın kiralanmasına ilişkin kira sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili için İstanbul 1. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile cezai şart alacağına ilişkin icra takibine başlandığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptal ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile sözleşme imzalamadığını, sözleşmenin ... ile imzalandığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, 19.03.2018 tarihli sözleşmenin süresi 90 gün olup, feshedilmeyerek 90 gün daha uzayan sözleşmenin 14.09.2018 tarihinde sona erdiğini, davacının taşınmazı 180 gün boyunca kiralayamadığını, sözleşme süresinde taşınmazın kiralanmasına yönelik yeterli gayrette bulunmadığını,01.10.2018 tarihli yer gösterme belgesinin de sözleşme sona erdikten sonra düzenlendiğini, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 3/e maddesi gereğince sözleşmenin, ancak sözleşme süresi kadar uzayabileceğini, müvekkili ile kiracısı arasında düzenlenen kira sözleşmesinin de müvekkili ile davacı arasındaki sözleşme sona erdikten sonra 15.01.2019 tarihinde imzalandığını, davacının sözleşme sona erdikten sonra düzenlediği yer gösterme belgesine dayalı olarak cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığını, sözleşmedeki cezai şart hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olması nedeniyle de geçersiz olduğunu, ayrıca cezai şartın hakkaniyete uygun olarak indirilmesi gerektiğini, ilgili yönetmeliğini 20/2 maddesi gereğince davacının müvekkili ile kiracısı arasındaki sözleşmede belirlenen aylık kira bedelinden fazlasını talep edemeyeceğini, sözleşmenin yönetmeliğin 15. maddesindeki asgari unsurları içermediğinden geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında 19.03.2018 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 3.b. maddesinde; "müşteri, iş bu sözleşmenin süresi boyunca, gerek bizzat gerekse başka kişi ve kuruluşların aracılığı ile taşınmaza ilişkin kiraya verme ve kiralama vaadi işlemlerinde bulunmamayı peşinen kabul ve taahhüt eder." düzenlemesinin yer aldığı, sözleşmenin 3.e. maddesine göre ise müşterinin işbu sözleşmenin 3. maddesindeki taahhütleri yerine getirmemesi halinde davacıya yıllık maksimum kira bedelinin %12+KDV'yi (17.280 USD) cezai şart olarak ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu, davalı her ne kadar husumet itirazında bulunmuş ise de, taraflar arasında 19.03.2018 tarihli sözleşmenin sağ üst köşesinde davacının ticari ünvanına yer verildiğinden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu,taşınmazın dava dışı ...'e 15.01.2019 tarihinde davalı ... ve dava dışı ... tarafından dava dışı ... Turizm şirketine şirket yetkilisi dava dışı ...imzası ile kiralandığı, dava konusu simsarlık sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunmayan 05.06.2018 tarihli RGde yayımlanarak yürürlüğe giren 30442 sayılı TTH Yönetmelik hükümlerinin uyuşmazlığa uygulananamayacağı,sözleşmede azami süre belirtilmediği, aksine sözleşmenin 4. maddesinde süre sonundan 15 gün önce feshedilmediği takdirde 90 gün uzayacağının kararlaştırıldığı, davacının yetkilisi tarafından taşınmazın 01.10.2018 tarihinde kiralayan dava dışı ...'e gösterildiği, sözleşmenin 90 günlük süre sonunda dahi ayakta olduğu ve sözleşmeye aykırı olarak davacı simsarın devre dışı bırakılarak taşınmazın kiralanması nedeniyle, davacı simsarın cezai şarta hak kazandığı, sözleşmede yıllık kira bedelinin %12+KDV'si olarak belirlenen cezai şartın tenkisinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiği,kararlaştırılan cezai şart fahiş olup, 20.390,40-USD cezai şarttan yarı oranda tenkis edilmesi gerektiği , ancak hüküm kurulurken davacı yanca talep edilmeyen 10.195,20-USD hizmet bedeline hükmedildiği anlaşılmakla, HMK'nın 305. maddesi kapsamında hükmün tavzih edildiği, sözleşmede faiz yönünden düzenleme bulunmadığından ve davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddinin gerektiği, cezai şart alacağı likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, davacının borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep ettiği, bu nedenle kabul edilen 10.195,20-USD alacağın karar tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden 1-USD 18,6479 TL olacak şekilde TL'ye çevrilerek hesaplanan 190.119,07-TL alacak üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 10.195,20-USD hizmet bedeli, 10.195,20-USD cezai şart ile takibe esas 20.390,40-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 kamu bankalarınca USD hesaplarına uygulanacak faiz üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. EK KARAR: Mahkemece; hüküm kurulurken davacı tarafça talep edilmeyen ve uyuşmazlık kapsamında olmayan 10.195,20-USD hizmet bedeline hükmedildiği anlaşılmakla, HMK'nın 305. maddesi kapsamında hükmün tavzih edildiği gerekçesiyle hükmün; "davalının İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 10.195,20 USD cezai şart ile takibe esas 10.195,20-USD asıl alacağa takip tarihi olan 09.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 kamu bankalarınca USD hesaplarına uygulanacak faiz üzerinden devamına, fazla talebin reddine," şeklinde tavzihine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mahkemece kısa kararda talep edilmeyen hizmet bedeli alacağına hükmedildiğini, sonradan fark edilen bu hatanın düzeltilebilmesi için bu kez de cezai şart alacağından fahiş oranda tenkise gidildiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın çeliştiğini, talep edilen cezai şart sözleşmede götürü olarak belirlenmekle, cezai şartın indirilmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafça cezai şartın tenkisi talep edilmemiş olmasına rağmen mahkemece savunmanın dışına çıkılarak cezai şartın tenkisine karar verildiğini, davalı ile dava dışı kiracı arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu anda müvekkili cezai şart alacağına hak kazandığından temerrüt ihtarında bulunması gerekmediğini, bu nedenle işlemiş faiz taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, cezai şart alacağının tenkise tabi tutulması nedeniyle icra inkar tazminatı taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını, cezai şartın tenkise tabi tutulmasının alacağın likit olmadığı anlamına gelmediğini, ayrıca mahkemece tenkis edilen miktar üzerinden davanın reddine karar verilmesi hatalı olup, bunun sonucunda müvekkili aleyhine harç, vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile akdettiği bir sözleşme bulunmadığından davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, 30442 sayılı TTH Yönetmelik, sözleşme ayakta olduğu dönemde yürürlüğe girdiğinden , uyuşmazlığa yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme 14.09.2018 tarihinde sona erdiğinden, bu tarihten sonra yapılan yer gösterme ve kiralama işlemine dayanılarak talepte bulunulamayacağını, davacının takip ve davada faiz talebi olmamasına rağmen mahkemece faize hükmedildiğini, yine asıl alacak yönünden takip talebine uygun şekilde takip tarihindeki kur üzerinden hüküm verilmesi gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemece alınan 3 adet bilirkişi raporu arasında açık çelişkiler bulunmasına rağmen mahkemece bu çelişkiler giderilmeden hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.TBK'nın 520. maddesi uyarınca; simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı bir sözleşmedir. Simsarlık, fırsat gösterme veya aracılık etme tellallığı olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir. Fırsat gösterme tellallığında; sözleşmenin kurulması fırsatına ait bilginin sağlanması söz konusu olur. Fırsat gösterme tellallığında simsarın ücrete hak kazanabilmesi için ayrıca alım satım sözleşmesinin kurulmasına da aracılık etmesine gerek yoktur. Aracılık etme tellallığında ise; aracılık tellalı iki tarafı bir araya getirmek ve olası düşünce uyuşmazlıklarını gidermek için çalışmak zorundadır.Taraflar arasında, davalının taşınmazının kiralanmasına aracılık hizmeti verilmesine ilişkin 19.03.2018 tarihli gayrimenkul kiralanması hakkında yetki belgesi başlıklı sözleşme düzenlendiği, sözleşme süresinin 90 gün olarak ve taşınmazın kira bedelinin aylık 12.000-USD olarak belirlendiği, sözleşmenin 3/d maddesinde, davalı mal sahibinin sözleşme süresince ve sona ermesinden sonra 1 yıl içerisinde davacının temsil ettiğini, kendisiyle tanıştırdığı, bulduğu veya gönderdiği kişi ve kuruluşlar ile davacının onayı olmadan kiralama yapmamayı taahhüt ettiği, sözleşmenin 3/e maddesinde, davalının 3. maddedeki taahhütlerini yerine getirmemesi halinde davacıya sözleşmede belirtilen maksimum kira bedelinin %12'si+KDV'yi (17.280-USD +KDV) cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, 4. maddesinde ise sözleşme süresinin 90 gün olduğunun, süre bitiminin 15 gün öncesinde feshedilmediği takdirde aynı sürelerde yenileneceğinin düzenlendiği, davacı tarafça verilen hizmet kapsamında taşınmaz kiracı adayı ...'e gösterilerek bu kişi ile 01.10.2018 tarihli gayrimenkul görme ve hizmet bedeli sözleşmesi akdedildiği, taşınmazın davalı tarafça davacı devre dışı bırakılarak, davacının daha önce taşınmazı gösterdiği ...'ün yetkilisi olduğu ... Turizm unvanlı şirkete 15.01.2019 tarihli kira sözleşmesi ile aylık 35.000-TL bedel ile kiralandığı, bu nedenle davacı tarafça sözleşmeden kaynaklanan 20.390,40-USD cezai şart ile 1.430,13-USD işlemiş faizin tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflarca imzalanan sözleşme altında ... adı altında ...'nin adı ve imzası bulunmakta olup, sözleşmenin sağ üst köşesinde ise davacı ...'ın ticaret unvanı ve iletişim bilgileri yer almaktadır. Davacı tarafça sunulan sözleşmeye göre sözleşmeyi imzalayan ..., davacı firmada emlak danışmanı olarak görev yapmaktadır. Aksinin kabulü ve bu kişinin vekaletsiz iş gören olarak kabulü halinde de, davacının bu sözleşmeye dayalı olarak icra takibi başlatması, söz konusu işleme onay verdiği anlamına gelmektedir. Davalının husumete ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Sözleşme 19.03.2018 tarihinde 90 gün süreli olarak düzenlenmiş olup, 3/d maddesinde, davalı mal sahibinin sözleşme süresince ve sona ermesinden sonra 1 yıl içerisinde davacıyı devre dışı bırakarak onun bulduğu kişi ve kuruluşlar ile davacının onayı olmadan kiralama yapması, cezai şarta bağlanmıştır. Somut olayda da davacı devre dışı bırakılarak 15.01.2019 tarihinde kira sözleşmesi akdedilmiş olup, sözleşme imza tarihinden sonra yürürlüğe girmiş olan TTH Yönetmeliğin sözleşmelerin süresine ilişkin 15/3-e bendi hükmünün uygulanması halinde dahi her durumda süre itibariyle cezai şart koşulu gerçekleşmiştir. Bu nedenle somut uyuşmazlık bakımından Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmeliğin süreye ilişkin hükmünün sonuca etkisi bulunmamaktadır. Sözleşmede taşınmazın kira bedeli aylık 12.000-USD olarak belirlenmiş, cezai şart miktarı ise maksimum kira bedelinin %12'si+KDV (17.280-USD+KDV) olarak kararlaştırılmış olup, toplam 20.390,40-USD'ye karşılık gelmektedir. Tellalın sözleşmeye aykırı bir şekilde devre dışı bırakılarak taşınmazın kiralanması nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedeline ilaveten cezai şart tutarının da talep edilmesi mümkündür. Sözleşmede öngörülen ve dava konusu yapılan, kira bedelinin %12’si+KDV tutarındaki cezai şartın %6'sı davalı alıcı tarafından ödenmesi gereken tellallık ücreti olup, davalının kiralayan sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği hizmet bedelini ödemekle yükümlü olduğu, bunun dışında kiralama bedelinin geri kalan %6'sı oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğu yerleşik yargı kararlarıyla kabul edilmektedir.(Yargıtay kapatılan 13. HD'nin 2014/21861 esas 2016/2326 karar sayılı, 2019/4446 esas 2020/1056 karar sayılı ilamları). Ne var ki sözleşme ile öngörülen cezai şartın fahiş olup olmadığının da ayrıca takdiri gerekir. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda davaya konu sözleşmedeki cezai şart tutarı, miktarının yabancı para üzerinden kararlaştırılmış olması da dikkate alındığında fahiş olup, 1/2 oranındaki indirimin hakkaniyete uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle sonuç olarak davacı 10.195,20-USD hizmet bedeli ve 5.097,60-USD cezai şart olmak üzere toplam 15.292,80-USD alacak talep edebilecektir. Takip talebinde açıkça işlemiş faiz talep edildiğinden, davalı vekilinin davacının faiz talebi bulunmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde değil ise de davalı takip öncesinde temerrüde düşürülmediğinden, davacının işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Diğer yandan İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.Takip ve dava konusu hizmet bedeli alacağı likit olduğundan icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmuştur. Ancak tazminat kabilinden olan cezai şart alacağı likit olmadığından, kabul edilen cezai şart alacağı bakımından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekir.Ancak fahiş bulunan cezai şartın TBK'nın 182/3. maddesine göre indirilmesine karar verilmekle, hakim tarafından takdiren indirim yapılacak cezai şart tutarı davacı tarafça bilinemeyeceğinden, indirim yapılan tutar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemez.Yabancı para alacağına ilişkin davalarda dava değeri, dava tarihi itibariyle alacağın Türk parası karşılığı üzerinden belirlenir. Yargılama sürecinde yabancı paranın değerinin düşmesi veya artması dava değerini değiştirmez. Aksinin kabulü, dava değerinin kur değiştikçe azalıp artması sonucuna götürür. Bu nedenle yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda, harç ve vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplanması gerekir. Buna rağmen mahkemece yabancı para alacağının karar tarihindeki karşılığı üzerinden harç ve vekalet ücretine hesaplanması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması ve dava konusu cezai şart tutarında resen indirim yapılmasına rağmen reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın ve ek kararın kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne,fazla istemin reddine " karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/10/2022 Tarih, 2020/309 Esas - 2022/665 Karar sayılı kararın ve 12/01/2023 tarihli ek kararın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, İstanbul 1. İcra Dairesinin ...esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptaline, takibin 15.292,80-USD alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacağa takip tarihinden itibaren davacının takipteki talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Kabul edilen 10.195,20-USD hizmet bedeli alacağı bakımından takip tarihindeki kur (6.1299) üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.499,11-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,cezai şart bakımından icra inkar tazminatı talebinin reddine "İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 7.172,36-TL karar arcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 2.661,81-TL, icra veznesine yatırılan 665,77-TL olmak üzere toplam 3.327,58-TLharcın mahsubu ile kalan 3.844,78-TL'nin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan 3.381,98-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 1.850-TL bilirkişi ücreti ve 225-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.075-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.930-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücretinin davanın reddi oranında hesaplanan 70-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasınaDavacı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine reddedilen işlemiş faiz alacağı üzerinden takdir olunan 9.818,98-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranında hesaplanan 1.227-TL'sinin davalıdan, 93-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine" Davacı ve davalı tarafından yatırılan (davacı 179,90-TL, davalı 3.346,76-TL) peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yapılan 58-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 54-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanınüzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 6-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025