İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/03/2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan alacağının tahsili için, ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile ... .. AŞ. arasında akdedilen 16.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/468 KARAR NO: 2026/563 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/02/2024 NUMARASI: 2022/786 Esas - 2024/92 Karar DAVA: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/03/2026 İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan alacağının tahsili için, ....İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile ... .. AŞ. arasında akdedilen 16.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, kredi borcu vadesinde ödenmediğinden .... Noterliği 09.09.2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile hesabın kat edildiğinin bildirildiğini, ödeme sağlanamadığını belirterek davalıların itirazlarının iptaline, %20'den az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Davaya konu genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmelerinin mülga 818 sayılı BK nın yürürlükte olduğu 16/12/2011 tarihinde akdedildiği, 6101 sayılı kanunun 1. maddesinin son cümlesi gereği kefalet sözleşmesinin sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanacağı,TBK nın 598/3. maddesinde ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' denildiği, 16/12/2021 tarihi itibariyle tüm davalılar için kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle zaman aşımı süresinden farklı olarak durması ya da kesilmesinden de bahsedilemeyeceği, .... İcra Dairesinin Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibinin 19/04/2022 tarihinde başlatıldığı, arabuluculuk sürecinin yine hak düşürücü süreden sonra 19/07/2022 - 02/08/2022 tarihleri arasında olduğu, eldeki davanın 04/11/2022 tarihinde açıldığı, hasılı davalılar için kefaletin sona erdiği 16/12/2021 tarihinden sonra takibin ve davanın açıldığı, bu itibarla takip tarihi olan19/04/2022 itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; huzurdaki uyuşmazlığın Fon alacağı rejimi içinde değerlendirilmesi gerektiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda, bir bankanın alacaklarının Kanun’un 107. maddesi uyarınca devralınması halinde bu alacakların devir tarihi itibarıyla fon alacağı niteliği kazandığı açıkça düzenlenmiş; fon alacaklarına ilişkin takip ve davaların da bu statü üzerinden yürütüleceği kabul edildiğini, bu nitelendirme yapıldığında, zamanaşımı süresi yönünden uygulanacak kural da özel ve emredici nitelikte olduğunu, 5411 sayılı Kanun m.141 uyarınca fon alacaklarına ilişkin dava ve takipler 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, fon alacağı statüsü gözetilmeden daha kısa genel zamanaşımı sürelerine dayanılarak alacağın zamanaşımına uğradığının kabulü hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.6098 sayılı TBKnın 598/3. Maddesine göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Anılan Kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre, maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı TBKnın153, 154’üncü maddelerinde düzenlenmesine karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zamanaşımına ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması mümkün değildir.Hak düşürücü süre kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlamaktadır.Kefalete konu borcun muacceliyeti hak düşürücü sürenin başlamasına etkili değildir. Kefalet tarihinden itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona erecektir.Somut olayda kefalet sözleşmesinin 16/12/2011 tarihinde akdedildiği belirlenmiştir. Bu tarihte başlayan hak düşürücü süre 10 yıl sonunda 17.12.2021 tarihinde dolacaktır.İcra takibinin 19/04/2022 tarihinde başlatıldığı, arabulucuya hak düşürücü süreden sonra 19/07/2022 tarihinde başvurulduğu,pandemi nedeniyle de hak düşürücü süreler 13 mart 2020 tarihinden 15 haziran 2020 tarihine kadar 92 gün süreyle durmuş olup , bu süre ilave edildiğinde icra takibinden evvel 18 mart 2022 tarihinde dolduğu hesaplanmıştır.Davacı vekili; müflis bankanın tasfiyesinin Fon tarafından yürütüldüğü, Fona tanınan hükümlerden yararlandığı ve Fon alacaklarına uygulanan 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak; elde ki dava zamanaşımı nedeniyle reddi sözkonusu olmayıp ,10 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan kefaletin sona ermesi nedeniyle davalı müteselsil kefil gerçek kişilere başvurulamayacağından reddedilmiştir.Açıklanan nedenlerle;5411 sayılı kanunun 141. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin elde ki davada uygulanma olanağı bulunmadığından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı harçtan muaf olduğundan harçlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/03/2026