T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:03/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/10/2025 DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Ü…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:03/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/10/2025 DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/04/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu, uzun süre önce yurt dışına yerleşmiş olup halen Almanya'da ikamet ettiğini, davacının Almanya'da yaşaması sebebiyle davalı kooperatif ve üyeliği hakkındaki bilgileri seneden seneye ülkemize geldiğinde alabildiğini, davacıya herhangi bir tebligat/ihtar yapılmamasına ve bu konuda öncesinde hiçbir bilgi verilmemesine karşın kooperatif ile ilgili bilgi almak için davalı kooperatife başvuran davacıya, kendisinin kooperatif üyeliğinden ihraç edildiğinin ve artık davalı kooperatifin üyesi olmadığının davalı kooperatif tarafından söylenmesi üzerine davacının, kooperatiften ihraç edildiğini haricen öğrendiğini, davacı hakkında alınan kooperatif üyeliğinden ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla davalı Kooperatife karşı tamamen aynı konuda ve aynı gerekçelerle başka bir kooperatif üyesi hakkında açılan ihraç kararının iptaline ilişkin davaların olduğunu, söz konusu dava dosyalarında alınan bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarının işbu dava yönünden emsal teşkil ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davalı Kooperatif tarafından Türkiye ... Bankası'ndan kullanılan 40.000.000 TL limitli kredi nedeniyle "mahrum kalınan kar payı" ödenmesi söz konusu olsa bile, bunun kooperatif üyesine ek ödeme yükümlülüğü getirmek anlamına gelmediğini, davalı Kooperatifin ana sözleşmede yer almayan ek ödeme yükümlülüğünü yapmadığı gerekçesiyle üyesini kooperatiften ihraç etme hak ve yetkisi bulunmadığını, öte yandan talep edilen tutarın mali yükümlülük kabul edilmesi halinde de kooperatif tarafından talep edilmesinin mümkün bulunmadığını, eğer davalı hakkındaki ihraç kararı eski kayyım tarafından alındıysa, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas numaralı dosyasından davalı kooperatife tedbiren atanan kayyımın, davanın 28/05/2019 tarihinde kesin olarak reddedilmesiyle ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmasından dolayı görevi sonlanmasına rağmen, görevi hala devam ediyormuş gibi ihraçlar hakkında karar almasının usulsüz olduğunu, öte yandan, mahkeme tarafından tedbiren atanan kayyımın görevi sadece genel kurulu toplayarak yönetim ve denetim kurulunun seçimini yaptırması ve bu sırada yapılacak acil işlerin yapılması olduğunu, oysa kooperatif üyeliğinden ihraç, mahiyeti itibariyle ağır bir yaptırım olup, geçici bir tedbir olarak (yalnızca genel kurulu toplamak ve yönetim ile denetim kurulunu seçtirmek göreviyle) atanan kayyımın üyelikten ihraç prosedürü kapsamında ihtar göndermesi ve ihraç kararı almasının kabul edilemeyeceğini, ihraç konusunda yetkisi olmayan kayyım tarafından alınan ihraç kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan, bu yönüyle de ihracın iptali gerektiğini, davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına dair davalı kooperatifin kararının iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davalı kooperatif adına, Türkiye ... Bankasından kredi kullanılmak suretiyle, 2016 yılında Antalya ili ... ilçesi ... Mah. ... ada 3 parselde kaim taşınmaz edinildiğini, banka kredisi kullanmak suretiyle edinilen taşınmaz üzerine; 109 Adet Villa +AVM yapılması projelendirilip, proje üzerinden üyelere isabet eden bağımsız bölümlerin noter kura çekilişi ile belirlendiğini, yapılan projeye göre, yüklenici firmalarla yapılan sözleşmeler ile inşaatın belirli aşamaya geldiğini ancak; davalı kooperatif adına arsa edinilmesini ve inşaatın yapımı için kullanılan kredi geri ödemesi kooperatifin bankaya olan borcu, kooperatif üyelerinin mali yükümlülüğü olarak her bir hisse bedeli olarak ferdileştirilip, tüm üyelerin mali yükümlülüğünün karşılığı olan 645.000,00 TL'nın kredinin son ödeme tarihi olan 15 Şubat 2017 tarihinde ödemesi gerektiğini, kooperatifin her üyesinin, bir hisse karşılığı 15 Şubat 2017 tarihinde 645.000,00 TL ödeme yapması gerekirken; davacı ...'ün119.000.00 TL haricinde ödeme yapmadığından, kooperatife karşı mali yükümlülüklerini süresi ve zamanında eksiksiz olarak yerine getirmediğini, davacı gibi kimi üyelerinde mali yükümlülüklerini yerine getirmediklerinden, kooperatifin bankaya olan borcunun kapatılamadığını ve davalı kooperatifin mali sıkıntıya düştüğünü, bu nedenle; arsa alımı için kredi kullanılan banka, kooperatif üyelerine kullanılan ve kapatılmayan kredi borcu nedeniyle şahsi sorumluluklarına gidip alacağını tahsil edeceği yönünde ihtarların düzenlendiğini, davalı kooperatif adına banka kredisi ile edinilen arsanın kredi geri ödemesinin her hisse başına ferdileştirilmişken; mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen bu şekilde kooperatifin bankaya olan borcu kapatılamadığı gibi mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyeler nedeniyle kredi kullanılan banka tarafından ödenmeyen kredi borcuna “mahrum kalınan kar payı” işletilip, kooperatifin banka borcunun artmasına neden olunduğunu, 06.01.2019 tarihinde yapılan davalı kooperatif genel kurulunda, mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen üyeler hakkında, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu uyarınca işlem yapılması kararı alınmış ve davacıya Antalya 9. Noterliği'nin 20 Aralık 2019 Tarih ve ... Yevmiyesine kayıtlı ihtarname ile mali yükümlülüklerini yerine getirmesi aksi halde kooperatif üyeliğinden çıkarılacağının ihtaren bildirildiğini, davacıya kooperatifler kanununda öngörülen 1. Noter İhtarnamesi gönderile mali yükümlülüklerini yerine getirilmesi ihtar edildiği halde süresi içinde herhangi bir ödeme yapılmadığından, davacıya Antalya 10. Noterliği'nin 19 Haziran 2019 Tarih ve ... Yevmiyesine kayıtlı 2. Noter İhtarnamesi ile 1. Noter İhtarnamesinde belirtilen meblağı ödemeleri ihtar edilmesine rağmen yasal süre içerisinde herhangi bir ödeme yapmadığını, dava dilekçesinde davacıya, kanunda öngörülen şekilde bir bildirim yapılmadığı ileri sürülmekte ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, zira; davacının Almanya Federal Cumhuriyetinde ikamet edip, noter ihtarnameleri, Adalet Bakanlığı aracılığıyla konsolosluk marifetiyle davacıya tebliğ edildiğini, davalı kooperatifin kredi kullandığı bankaya nakden veya kredi kullanmak suretiyle yerine getirmekle yükümlü olduklarını, nitekim, davalı kooperatif üyelerinin, mali yükümlülüklerinin karşılığı olan 645.000,00 TL'yi, 15 Şubat 2017 tarihine kadar kredi kullanılan bankaya defaten ya da kredi kullanmak suretiyle ödediklerini, davacı ...'ün davalı kooperatif üyeliğine 01.03.2016 tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilmiş olup; davacıya bildirilen ana para borcu ve faiz yükü ödemesini tebliğ edilen ihtarnamelere rağmen yasal sürede ödememesi nedeniyle davacının ihraç kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini, öncelikle huzurdaki davanın hak düşürücü süre yönünden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 29/04/2022 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı tarafça tebligatın yurt içi tebligat esaslarına göre usulüne uygun olmadığı belirtilmiş ise de; davacının yurt dışı ikametgah adresinin bulunduğu ve tebligatın bu adrese yapıldığı, ihtarname ekinde gelen tebliğ evraklarından anlaşılmış olup yurt dışı tebligat usulüne göre yapılan tebligatın usulüne uygun olup tebligatın yapıldığı tarihten itibaren yasal üç aylık süre geçtikten sonra açılan ihraç kararının iptali istemli davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermek gerekmiş ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAİREMİZİN 31/12/2024 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMI İLE: "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını ana sözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." Aynı kanunun 16/3. maddesinde "Ortak, çıkarma kararının tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Tebliğ edilen karar yönetim kurulunca verilmiş ise ortak üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir'' hükmüne haizdir. 7201 sayılı Tebligat Kanunun 25. maddesinde; Yabancı memlekette tebligat usulü düzenlenmiş olup, madde de; "Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister.Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasiyle Dışişleri Bakanlığıne, oradan da memuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir." tebligatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Yine aynı kanunun 25/a maddesinde de; "Siyasî temsilcilik aracılığıyla yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligat Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir. Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir. düzenlemesi mevcuttur. Eldeki dava kapsamı incelendiğinde Antalya 9. Noterliği tarafından 20/12/2018 tarih ... yevmiye sayılı ihtarname ile davacının ... Mah. ... Cad. ... sokak ... Apt. Kat. ... D. ... Muratpaşa/Antalya adresine birinci ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamenin tebliğ edilememesi üzerine bu kez davacının yurt dışı tebligat adresine 21/02/2019 tarihinde tebligat yapıldığı, ikinci ihtarnamenin ise davacının yurt dışı adresine 12/11/2019 tarihinde yapıldığı, bu iki tebligatın davacının bizzat kendisine yapıldığı, davacının üyelikten ihracına ilişkin kararın ise davacının yine yurt dışı adresine 06/08/2020 tarihinde yapıldığı bu tebligatın ise bizzat davacıya değil ... isimli kişiye "gönderi almaya yetkili kişi" sıfatıyla tebliğ edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ve açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece davacının üyelikten ihracına ilişkin 06/08/2020 tarihinde yapılan tebligatın geçerli olduğu kabulüyle 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davacının yurtdışı adresine yapılan 06/08/2020 tarihli tebligatın geçerliliği konusunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşıldığından karar hatalı olmuştur. Bu sebeple davacının istinafı yerinde görülmüştür. Mahkemece yapılacak iş; 06/08/2020 tarihli tebligatı teslim alan ... isimli kişinin gerçekten "gönderi almaya yetkili kişi" olup olmadığının araştırılması, bu tebligatın Alman Hukuku'na göre geçerli bir tebligat olup olmadığının tespit edilmesi, gerekirse bu yönde T.C. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden görüş sorulması, tebligatın geçerli olduğu kanaatine karar verilmesi halinde ilk karar gibi davanın usulden reddine karar verilmesi, tebligatın geçersiz olduğu kanaatine varılması halinde ise taraf delilleri toplanarak esas hakkında karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 21/10/2025 tarih ... ESAS ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: "... davacı tarafça tebligatın yurt içi tebligat esaslarına göre usulüne uygun olmadığı belirtilmiş ise de; davacının yurt dışı ikametgah adresinin bulunduğu ve tebligatın bu adrese yapıldığı ihtarname ekinde gelen tebliğ evraklarından anlaşılmış olup yurt dışı tebligat usulüne göre yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 21/05/2025 tarihli yazısı ekindeki ... Başkonsolosluğunun 07/04/2025 tarihli yazısından anlaşılmakla, tebligatın yapıldığı tarihten itibaren yasal üç aylık süre geçtikten sonra açılan ihraç kararının iptali istemli davanın hak düşürücü süre yönünden reddine ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin Alman Hukuku ile ilgili araştırma yapmadan Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne müzekkere yazarak, kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihraç kararına ilişkin tebligatın davacının yurt dışı adresinde davacı adına teslim alan ... isimli kişinin gönderi almaya yetkili olup olmadığını, Alman Hukukuna göre yapılan tebliğ işleminin geçerli bir tebliğ olup olmadığının sorulduğunu, mahkemece yazılan bu yazıya ... tarafından cevap verildiğini, ... Konsolosluğunun cevabi yazısında tebligatın yapıldığı zaman Covid 19 salgını dolayısıyla bir takım kısıtlamaların uygulamaya alındığı bir zaman olduğunu, bu dönem içerisinde Almanya'da her türlü posta ve kargo teslim süreçlerinde sosyal mesafe kurallarına tüm dünyada olduğu gibi aşırı dikkat edildiğini ve mümkün mertebe temassız veya teması en aza indirecek şekilde teslimatların yapılmasına özen gösterildiğini, Başkonsoloslukça gönderilen tebligat bildirilerinin zaman zaman posta görevlileri tarafından imzalanarak ilgili kişilerin posta kutularına bırakıldığının müşahade edildiğini, ...'in posta dağıtıcısı olarak mektubu adrese teslim ettiği ve taahhüt kartını da bu nedenle imzaladığının anlaşıldığını belirttiğini, yerel mahkemenin bu cevap üzerine tebligatın usulüne uygun yapıldığını kabul ederek yeniden süre yönünden davanın reddine karar verdiğini, yerel mahkemenin Alman hukuku ile ilgili inceleme yapmadan Konsolosluk yazısındaki anlatımın tebligatın Alman Hukukuna uygun yapıldığı anlamına geldiğini kabul ederek hüküm vermesinin kökten yanlış olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, hiçbir ülkede, hak kaybına neden olacak böyle bir tebligatın posta kutusuna atılarak yapılmış sayılamayacağını göz önüne almayarak tebligatı geçerli sayması ve davanın süre yönünden reddine karar vermesinin haksız, yersiz ve hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda araştırma ve yargılama yapılıp sonuçlandırıldığının anlaşılmasına, davacıya 06.08.2020 tarihinde yapılan üyelikten ihraca ilişkin 3. tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği, davanın ise tebligatın yapıldığı tarihten itibaren 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı sabit olmakla davanın, süre yönünden usulden reddine yönelik kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...