T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1130 Esas KARAR NO:2026/86 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/183 Esas - 2023/169 Karar TARİH:08/03/2023 DAVA :Menfi Tespit KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası in…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1130 Esas KARAR NO:2026/86 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/183 Esas - 2023/169 Karar TARİH:08/03/2023 DAVA :Menfi Tespit KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketle, davacı şirket arasında oto yedek parçalarına ilişkin alım-satım ve ticaretin yıllardır yapıldığını, davalı şirketin davacı şirketten 2013 senesi itibarıyla aralarındaki işleyen cari hesap sebebiyle avans mahiyetinde kıymetli evrak aldığını, ancak karşılığında ticari mal vs. teslim etmediğini, akabinde de kıymetli evrakları İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... , İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ..., İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ..., İstanbul 11. İcra Müdürlüğü .... sayılı icra dosyalarından icraya koyulduğunu, davacı şirketin menkul malları üzerinde haciz işlemleri gerçekleştirildiğini ve halende gerçekleştirmeye çalışıldığını bu davanın konusunun davacı şirketin çek e senetlerden ötürü borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu beyan ederek İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... , İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ..., İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyalarına ödeme yasağı verilmesi, takip dosyalarının iptali ve 80.000 TL borçlu olunmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen bonolar ve çeklerin davacının davalı şirketten satın aldığı emtialar karşılığında davacı tarafından verildiğini, üzerlerinde malen kaydıyla verildiğinin belirtildiğini, bononun ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olduğunu, bağımsız borç ikrarını içerdiğini, dava konusu kambiyo senetlerinin icra takibine 23/12/2015 tarihinde konulduğu halde bedelsizlik nedeniyle menfi tespit davasının 4 yıl sonra açılmış olmasının bedelsizlik iddiasının ciddi ve samimi olmadığının diğer bir delili olduğu, kambiyo senetleri karşılında davalının davacıya mal satıp teslim etmediği söz konusu ise davalının buna rağmen 10/12/2013, 05/01/2015, 16/02/2015 ve 10/10/2015 gibi muhtelif tarihlerde ve uzun zaman aralıklarıyla bonolar düzenlemesi ve çek ciro etmesinin hiçbir makul açılmasının olmadığını, davacı tarafından verilen bonoların ve çekin vadesi gelmesine rağmen ödemelerini yapmayan davacı şirketten alacağını tahsil edebilmek için davalı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla anılan icra takiplerini başlattığını, davacı şirket yetkilisinin alacaklılardan mal kaçırma kastıyla .... Şti. adına yeni bir şirket kurduğunu, beyan ederek davanın reddine, talep edilen tutarın %20'den aşağı olmak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/03/2023 tarih ve 2020/183 Esas - 2023/169 Karar sayılı kararında; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davaya konu çek ve bonoları davalıya avans olarak verdiğini ancak bunların karşılığında mal teslim edilmediğini belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, bonoların tamamında malen kaydının yer aldığı, bir başka anlatımla bonoların mal teslimi karşılığında düzenlendiği, bu durumun aksinin davacı tarafça yazılı delil ile kanıtlanamadığı, davacının yemin teklif etmesi nedeniyle 25/01/2023 tarihli celsede davalının yemini icra ettiği ve davaya konu çek ve bonolar nedeniyle davacıya mal verildiğini beyan ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının çek ve bonoları avans olarak verdiğini ve karşılığında mal almadığını ispat edemediği gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davalının tazminat talebi ihtiyati tedbirin uygulanmaması nedeniyle reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın reddine, 2-Davalının tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu takiplere dayanak senetler ve çek açık olarak incelendiğinde senetlerde malen kaydı olduğunun belli olduğunu; malen kaydı içeren senetlerde malların teslim zorunluluğunun aynı anda sağlanmış olması gerektiğini fakat söz konusu mallar teslim alınmadığından dolayı böyle bir durumun da söz konusu olmadığını; avans olarak verilen senetlere ilişkin olarak mal teslim edildiğinde senetlerin iade olarak alındığını; davalı firmadan iade alınan başkaca senetlerin söz konusu olduğunu; bu senetlere ilişkin olarak davalı firma defter kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, 17/05/2021 tarihli kök bilirkişi raporunda 31/12/2015 tarihi itibariyle davalı firmanın taraflarına 1.558,84-TL borçlu olduğunun açık bir şekilde gözüktüğünü; diğer yandan davacı firma kayıtlarına göre 39.764,12-TL borcunun cari hesaplarında gözükmekte olduğunu; fatura bazında davalı firmanın şirketlerine zaten borçlu olduğunu, ayrıca 27/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunun 3. Maddesinde "...-..." borç bakiyesi adı altında 160.950,55-TL 'lik ...'e bir borç virmanı yapılmış olduğunun açık bir şekilde gözükmekte olduğunu; söz konusu dava dışı 3. Şahıs olan ...'na ait olan 160.950,55 TL lik borcun nasıl ve ne şekilde ... Firmasının cari hesabına virman olarak geçtiğinin anlaşılamadığını, taraflar arasında bir borç protokolü yapılmadığını; ... ile ... arasında bir protokol veya sözleşme de olmadığını; 3. bir kişinin borcunu şirket tüzel kişiliğine yansıtmanın tamamen hülle yoluna giderek başkasından olan alacağı şirketlerinden almaya çalışmak olduğunu; usulsüz bir alacak kalemi giriş olduğunu; dava dışı ... ile .... Firması arasındaki ilişkinin ve defter kayıtlarının da incelenmesi gerektiğini, Senetlerin bir borç ilişkisine dayanmadığını, senetlerin bir kısmının şirketlerinde olduğunu, senetlerin kayıtlara girmesi olmasının malen kaydını değiştirmeyeceğini; davalı firma çalıştığı bütün diğer firmalarla da aynı şekilde avans evrak alarak çalıştığını davalı firma mal değil para verdiğini iddia ediyor ise burada malen hükmünün nakden hükmüne dönüşeceğini; burada ispat yükünün davalı tarafa geçeceğini ve yer değiştireceğini; bu yönde çok sayıda Yargıtay kararı ve içtihadı olduğunu, Yemin teklifinde bulunmalarının sebebinin davalı tarafın kutsallarına aykırı hareket etmeyeceği ve doğruları söyleyeceklerine olan inançları olduğunu; fakat davalı tarafın her şeyi mübah görerek aksi yönde yeminli beyanlarda bulunduğunu; resen bu hususun dikkate alınması gerektiğini,Mahkemelerin kararının gerekçeli olmak zorunda olduğunu; yerel mahkemenin gerekçesi incelendiğinde somut yöndeki iddialarının değerlendirilmediğini görüleceğini; dava dışı ... adına virman yapılan borç bakiyesinin hiçbir şekilde kararda geçmediğini, ayrıca kararın içeriğinde ellerinde bulunan senetlere ilişkin davalı firma nezdinde bir inceleme yapılmadığını; davalının senetlere dayalı alacağını bilirkişi raporuyla dahi ispatlayamadığını Ayrıca cari hesap son bakiye olarak davalı tarafın sunduğu 119.436,91-TL karşılığında kambiyo alacağı istenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; davalı tarafın mal teslim edildiğini ve buna karşılık senetlerin verildiğini iddia ettiğini fakat burada cari hesap alacağının da fatura ettiği ve cari hesap bakiyesinin tuttuğu rakamla birebir örtüşmesi gerektiğini; senetlerin mal teslimine dayalı olarak değil avans mahiyetinde alındığını ve bedelsiz olduğunu; ayrıca senetlerin taraflarına iade edilmediğini; bilirkişi raporu esas alınarak bir hükme varılacak ise bu durumun değerlendirilmediğinin açıkca ortada oluğunu; davalı tarafın cari hesap bakiyesine şirketlerine ait olmayan bir borç ekleyerek dahi borçlu konumunda olduğunu; bu borç miktarının zaten usulsüzlük gösterdiğini, senetlerin defterlere kaydedilmiş olmasınını sebebinin senetlerin avans olarak verilmeleri ve hiçbir şekilde alcak-borç ilişkisine konu edilmemiş olmaları olduğunu; cari hesap ile kambiyo alacağı arasında açık bir fark mevcut olduğunu, TTK. 76-86 arası hükümlere göre ticaret şirketlerinin aldıkları senetleri defterlerine işlemek ve karşılığında TTK.23'e uygun fatura kesmek zorunda olduğunu; VUK'da bu hususun ayrıntılı düzenlendiğini; madde metnine göre senet ticari kayıtlara işlenmiş ise karşılığında fatura düzenleme zorunluluğu olduğunu fakat cari hesap ve faturalara bakıldığında ise böyle bir borç rakamı olmadığını; bu nedenle de senetlerin avans olarak verildiğinin kabulü gerektiğini,İleri sürerek, arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye iadesini, davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında takipten sonra açılmış menfi tespit davası olup, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ..., ..., ... ve ... sayılı kambiyo takiplerine dayanak bonolar ve çekin avans niteliğinde ve bedelsiz olduklarından bahisle, anılan takiplerden ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delillerinin toplandığı, icra dosyaları ve dayanak kambiyo senetleri örneklerinin dosya arasına alındığı, tarafların ba-bs formları celbedilerek, taraflar şirketlerin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerine bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak mali bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, davacı itirazları üzerine yeni oluşturulan hukukçu ve mali müşavir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, akabinde davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının teklif ettiği yeminin davalı şirket yetkilisi tarafından eda edilmesi üzerine yukarıda yazılı gerekçe ile ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece aldırılan ilk mali bilirkişi kök ve ek raporlarından tarafalar arasındaki ticari satış ilişkisinin açık hesaba dayalı yürütüldüğü tespit edilmiştir.İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasına konu on altı adet bononun tamamında davacının keşideci, davalının lehdar olduğu, bonolar üzerinde malen kaydı bulunduğu; İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasına konu dört adet bononun tamamında keşidecinin dava dışı ..., lehdarın davacı olduğu, bonoların davacı tarafından davalıya ciro edildikleri; İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasına konu bir adet bononun keşidecinin dava dışı ..., lehdarın davacı olduğu, bononun davacı tarafından davalıya ciro edildiği, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasına konu bir adet çekin keşidecisinin dava dışı ... şirketi, lehdarının ... olduğu, çekin lehdar tarafından dava dışı ... firmasına, onun tarafından davacıya, davacı tarafından da davalıya ciro edildiği, ibrazında karşılıksız çıktığı tespit edilmştir. Davalı tarafından tüm bonoların ve çekin açık hesapta davacı borcuna mahsuben defterlere kaydedildikleri, davacı defterlerinde ise dava konusu bonolar ve çekin ödeme olarak kayıtlı bulunmadığı anlaşılmıştır. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı da ise de; kambiyo senetlerinden ötürü borçlu olunmadığının tespiti istemli davalarda ispat yükü borçlu üzerindedir. Davacı yan dava konusu takiplere dayanak bonoların ve bir adet çekin avans çeki olduğunu, bonolar ve çek karşılığında mal teslimi yapılmadığını ve tüm bu kambiyo senetlerinin bedelsiz olduğunu iddia ettiğine göre bu iddiasını yazılı delil ile ispat yükü altındadır. Üzerinde malen kaydı bulunan ve davacının keşidecisi olduğu bonolar bakımından, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere bonoların mal teslimi karşılığında ödeme olarak verildiğine dair davalı lehine karine bulunduğu gibi, davacının keşidecisi olmayıp davalıya ciro ettiği bonolar bakımından da bu bonoların avans niteliğinde olduğunu, karşılığında mal teslim edilmediğini ispat yükü davacı üzerindedir. Çek bir ödeme aracı olup, dava konusu bir adet çekin avans niteliğinde olduğunu yazılı delil ile ispat yükü de bunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacı istinafının aksine davalının dava konusu bonolar ve çek karşılığında mal teslim ediliğini ispat zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacının mezkur iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamamış olması ve davalı şirket yetkilisinin bonolar ve çek karşılığında davacıya mal teslimi yapılmış olduğuna dair yemini eda etmiş olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun olup, davacının istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.