Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1075 E. , 2024/5678 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/1075 Karar No : 2024/5678 DAVACI : ... Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası VEKİLİ : Av. ... DAVALI :...Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 30/12/2022 tarih ve 32059 sayılı (2. Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı'n
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1075 E. , 2024/5678 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/1075 Karar No : 2024/5678 DAVACI : ... Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası VEKİLİ : Av. ... DAVALI :...Kurumu VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 30/12/2022 tarih ve 32059 sayılı (2. Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı'nın 2. maddesinin parantez içindeki “satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, ... vb.” ibareleri ile 3. ve 4. maddelerinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Sendikanın Ana Sözleşmesinin 2. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda Türkiye'deki tüm akaryakıt bayilerine hizmet verildiği, dava konusu Kurul kararının üyeleri olan akaryakıt bayileri aleyhine olumsuz sonuçlar doğuracağı, davanın açılmasındaki amacın, üyeleri olan akaryakıt bayilerinin menfaatlerinin korunması ve gerek piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin gerekse tüketicilerin dolayısıyla kamunun zararına sonuçlar doğuracak olumsuzluklarının giderilmesini sağlamak olduğu; Kurul kararının 2. maddesinin, Satın Alma Gücü Paritesi (SAGP) verilerinin hem kamu hem özel sektör tarafından çeşitli alanlarda olmak üzere araştırmacılar, kamu kurumları ve özel kuruluşların analizlerinde uluslararası bir yatırımın fizibilitesi içinde değerlendirme yapmak üzere kullanılabildiği, ancak hiçbir şekilde bir piyasanın marjının belirlenmesinde ölçüt olarak alınmadığından dağıtıcı ve bayi kar marjının hesabında dikkate alınmaması gerektiği, SAGP verilerinin yıllık olarak yayımlandığı, Haziran ayında geçici, Aralık ayında nihai sonuçların yayınlandığı, ancak verilerin bir önceki yıla ait olduğu, SAGP verileri bir yıl geriden geldiğinden zamansal olarak bir piyasanın marjının belirlenmesinde kullanılmasının sakıncalı olduğu, bayi ve dağıtıcı maliyetleri döviz artışları ve yüksek enflasyondan anlık olarak etkilendiğinden SAGP verilerinin dikkate alınacak olmasının günümüz koşullarında maliyetlerle gelir dengesi arasındaki ters orantıyı yükselterek bayilerin zararını daha da artıracağı, bir önceki düzenlemeden hiçbir farkı olmadığı, eskiye göre çok daha belirsiz bir durum ortaya çıkardığı, önceden sadece 4 AB ülkesi ile kıyaslama yapılırken SAGP ile hangi ülkelerle karşılaştırma yapılacağının dahi belirsiz olduğu, ancak her durumda değişen bir husus olmayacağı, AB ülkeleri ile önemli yapısal farklılıkların ülkemiz piyasasının aleyhine olduğu, kur farkı ve enflasyon nedeniyle bayilerin işletme sermayesi yükünün arttığı, ülkemizde brüt kar marjının diğer ülkelere göre daha yüksek olması gerektiği, SAGP verilerine göre hesaplanacak marjın sorunlu bir etki oluşturacağı, ülkeler arasındaki fiyat yapıları, hizmet farklılıkları, enflasyon, nakliye maliyetleri gibi değişken maliyetler nedeniyle sağlıklı bir regülasyona da hizmet edemeyeceği, TCMB faiz oranlarının marjın belirlenmesinde ne şekilde dikkate alınacağının anlaşılamadığı, maliyetlere doğrudan etki eden ve net olarak açıklanmış parametrelerin dikkate alınacağı bir düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu, Merkez Bankası faiz oranları yerine takas komisyon oranlarının dikkate alınmasının doğrudan bayi maliyetlerine etki eden bir kriter olduğundan çok daha anlamlı olacağı, akaryakıt sektörünün kredi kartı kullanımının en çok yapıldığı ikinci sektör olduğu, maliyet yükseldikçe giderlerin karşılanabilmesi için gerekli olan finansman ihtiyacı krediyle karşılandığından, kredi faiz oranlarının da maliyet odaklı bir yaklaşım çerçevesinde düzenlemede dikkate alınacak parametrelere dahil edilmesi gerektiği; Kurul kararının 3. maddesinin, düzenleme ekinde modellerin hangi istatistiki yaklaşımlar olacağının açıklanmadığı, karar ekinde herhangi bir kılavuz veya açıklayıcı bilgi yer almadığı, dağıtıcı ve bayilerin kendilerini bilemeyecekleri birtakım modellere uygun hale getirmeleri gibi imkansız bir durumun ortaya çıktığı, marjın belirlenmesinde maliyet odaklı bir yaklaşımla düzenleme yapıldıktan sonra bunun dışında ayrıca istatistiki model belirlemesine gerek olmayacağı; Kurul kararının 4. maddesinin, tavan fiyat uygulamasına geçilebilmesi için 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin 14. fıkrasında iki şart belirlendiği, piyasada kanunla belirlenen şekilde bir etki olup olmadığını tespit etmek için de konu ile ilgili özellikle Rekabet Kurumunun bir tespit yapması gerektiği, Kurulca açık kanun hükmüne riayet edilmeyerek tavan fiyat uygulamaları yapıldığı, Kurul kararının hiçbir kısmında söz konusu iki şarta değinilmediği, kararın davalı idarenin hukuka aykırı olan idari işlemlerine meşruiyet kazandırma işlevi taşıyacağı, piyasadaki rekabet davalı idare eliyle ortadan kaldırılacağından hukuka aykırı olduğu, dava konusu karar ile kural olarak serbest fiyat uygulaması kabul edilmiş olan petrol piyasasında, fiyatların davalı idarece belirlendiği ve dayatıldığı bir fiyat sistemine geçildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI: Öncelikle, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığından süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise, akaryakıt fiyatları ve dağıtıcı bayi marjlarının yurt dışı piyasalardaki muadilleri ile yapılan mukayese mekanizmasının işlerliğini yitirmesinden dolayı, fiyatların ve marjların takibinde yurt içi ekonomik göstergelerin kullanılmasının zaruri hale geldiği, yurt içi piyasada marj oluşumunun takip edilmesini sağlayan iki temel yaklaşım bulunduğu, bunlardan birincisinin şirket maliyetlerinin marj üzerindeki etkisinin takip edilmesine yönelik mikroekonomik yaklaşım, ikincisinin ise satın alma gücü paritesi, enflasyon, politika faizleri ve asgari ücret gibi ekonomik göstergelerin artış azalış oranlarının marj üzerindeki etkisinin takip edildiği makroekonomik yaklaşım olduğu, mikroekonomik yaklaşımda, şirket maliyetlerinin hesaba katıldığı bir takip anlayışının bulunduğu, ancak Kanun ile Kuruma maliyet hesabına dayalı tarife belirlenmesi yönünde bir görev verilmediği, ülkemiz özel şartlarından kaynaklı maliyetlerin marj hesabında ayrıca dikkate alınması halinde ise, bu uygulamanın tek taraflı yapılmaması, ülkemizde yüksek olan maliyet kalemlerinin yanı sıra kriter alınan ülkelerde göreli olarak yüksek olan maliyet kalemlerinin (edinim/kiralama maliyetleri, işgücü maliyetleri vb.) de analize dahil edilmesinin marjlarda sadece artış yönünde etkilemeyeceği, marjlar üzerinde ters bir etkiye de sebep olabileceği, ayrıca akaryakıt fiyatlarının ve fiyatları oluşturan kalemlerin Kurum tarafından oluşturulduğu algısı oluşturabileceğinden, Kanun'un 10. maddesi ile tesis edilen serbest piyasa yapısına uygun olmayacağı, makroekonomik yaklaşımda ise dönemsel olarak dağıtıcı ve bayi marjlarındaki değişimin, ülke içinde yaşanan piyasa koşullarındaki değişim (enflasyon artışı, politika faizi düşürülmesi gibi) ile uyumlu olup olmadığı çerçevesinde yapılan karşılaştırmaların marj takibinde kullanılmasının daha doğru bir yaklaşım olacağının görüldüğü, bu yaklaşım ile şirketlerin akaryakıt satışı yaptıkları fiyatların seyrinden hesaplanan fiili dağıtıcı bayi marjı ile bu seyrin TÜFE, ÜFE ve Asgari Ücret gibi ekonomik göstergelerdeki değişimlerin baz alındığı, ayrıca, istatistiki yöntemler ile de farklı göstergelerin yer aldığı farklı modeller hesaplanarak fiili marjlar ile elde edilen referans dağıtıcı bayi marjı seyrinin karşılaştırılmasının amaçlandığı, marj takibi yapılırken farklı senaryolara göre eşik analizleri yapılmasının ve göstergelerin bu minvalde çeşitlendirilmesinin daha uygun olacağının düşünüldüğü, farklı modeller kullanılarak oluşturulan senaryoların eşik analizlerinin çeşitlenmesini ve şirketlerin faaliyet gösterdiği marj bandının genişlemesini sağlayacağı ve piyasanın rekabet koşullarını olumlu yönde etkileyeceği, gerek 5291 sayılı Kurul kararı, gerekse dava konusu kararın piyasanın serbestliği ve fiyatların en yakın erişilebilir serbest piyasa oluşumlarının esas alınması ilkesi ile çelişmediği, kararın 1. maddesiyle doğrudan bir marj oranı belirlenmediği, piyasa fiyatlarının serbestçe oluşumu ilkesinden taviz verilmediği, karar ile hedeflenenin 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 14. fıkrası doğrultusunda serbest piyasa dinamiklerinin ve ekonomiklik temel ilkesi bağlamında nihai tüketicinin korunması olduğu, Kurum tarafından dağıtıcı ve bayi marjlarına ilişkin olarak da maktu veya oransal bir bedel belirlenmediği, fiyatların serbest rekabet ortamında piyasada oluştuğu, dava konusu kararın amacının Kurumun halihazırda akaryakıt fiyatlarını nasıl takip ettiğinin ve tavan fiyat uygulamasına nasıl karar vereceğinin açıklanması ve kamuoyunun bu konuda aydınlatılması olup marjın Kurum tarafından belirlenmesine ilişkin bir düzenleme olmadığı, hangi göstergelerin kullanılıp kullanılamayacağının o anki piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebileceği, şirketlerin aleyhine değil rekabet koşullarının iyileşmesi açısından bilakis piyasanın ve şirketlerin lehine olan bir uygulama olduğu, fiyatların takibinde gerek marjları azaltıcı gerekse arttırıcı unsur olsun mevcut durumu yansıtabilecek parantez içinde yer verilen veya verilmeyen örnek göstergelerden yararlanılarak sağlıklı bir şekilde fiyat takibi yapılabilmesinin amaçlandığı, ekonomik göstergelerin net bir şekilde ifade edilmesi veya kılavuz mahiyetinde Kurul kararına eklenmesinin, akaryakıt fiyatlarının ve fiyatları oluşturan kalemlerin Kurum tarafından oluşturulduğu algısı yaratabileceği, Kurul kararında şirket maliyetlerindeki değişikliklerin dikkate alındığı bir takip anlayışı bulunmadığı, Kanun ile Kuruma maliyet hesabına dayalı tarife belirlenmesi yönünde bir görev verilmediğinden, marj takibi yapılırken farklı senaryolara göre eşik analizleri yapılması ve göstergelerin bu minvalde çeşitlendirilmesinin keyfi uygulamadan kaçınılmasını sağlamak için konulduğu, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 14. fıkrası ile tavan fiyat belirlenmesine ilişkin yetkinin tamamıyla Kuruma verildiği, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava; 30/12/2022 tarih ve 32059 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı'nın 2. maddesinin parantez içindeki “satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, ... vb.” ifadeleri ile 3. ve 4. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden “Piyasa Fiyatı” fiyat olarak kabul edilir."; 11. fıkrasında, "Rafinerici ve dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlar, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri tarafından hazırlanan tavan fiyatlar olarak Kuruma bildirilir."; 14. fıkrasında, "Ancak, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum yetkilidir." düzenlemelerine yer verilmiş olup; söz konusu maddenin gerekçesinde, petrol fiyatlarının en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşacağı, fiyatların serbest piyasada oluşumu ile, ülkemizdeki petrol ürünlerinin fiyatlarının her aşamada dış pazarlardaki fiyat dengeleri paralelinde oluşumunun amaçlandığı, Kurum'un haklı gerekçelere dayanması hâlinde fiyatlara müdahale edebileceği belirtilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında, Kanun'un 10. maddesinde yer alan, olağanüstü hâllerde taban ve/veya tavan fiyat belirlemeye, tarife veya tavan fiyat oluşturmaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, piyasaya arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarının serbestçe oluşacağı; 2. fıkrasında, petrol piyasasına sunulan mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, dağıtıcı lisansları kapsamındaki faaliyetlerde, tarife; bayilik (istasyonlu) lisansı kapsamındaki faaliyetlerde, fiyat ilanı esasının uygulanacağı; 6. maddesinin 1. fıkrasında, tarife ve fiyat ilanının her bir lisans için oluşturulacağı; 7. maddesinin 1. fıkrasında, dağıtıcı lisansı sahiplerinin faaliyetlerini tarifelerine, bayilik (istasyonlu) lisansı sahiplerinin akaryakıt teslimlerini fiyat ilanlarına göre yapmakla yükümlü olduğu; üçüncü fıkrasında, piyasada; dağıtıcı tarifeleri ile fiyat ilanlarında, tavan fiyat esasının uygulanacağı; 8. maddesinin 2. fıkrasında, lisans başvuruları kapsamında değerlendirilen tarife önerilerinde rafinericilerin ve dağıtıcıların tarife metodolojisinin, fiyatların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatlarına göre teşekkülüne imkân vermesinin aranacağı; 15. maddesinde, piyasada faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, Kurul kararıyla her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitinin yapılabileceği, gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin olarak ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, rafinerici ve dağıtıcıların, lisansları kapsamındaki piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlarının belirlenmesinde en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumunun dikkate alınacağı, tarifelerinin de söz konusu kıstas çerçevesinde oluşturulacağı, petrol piyasasında rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin tespiti hâlinde, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, taban ve/veya tavan fiyat tespitine Kurum'un yetkili olduğu, rekabete aykırı bir durumun Kurum tarafından haklı gerekçelerle ortaya konulması şartıyla tavan fiyat uygulamasına gidilebileceği anlaşılmaktadır. Dava konusu 30/12/2022 tarih ve 32059 sayılı 2. Mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararında, "1- Rafinerici lisansı sahiplerinin akaryakıt satış fiyatının takibinde Platts European Market Scan’de CIF MED (Genova/Lavera) başlığı altında ABD Doları/ton cinsinden yayımlanan günlük fiyatların ortalamasının Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan döviz satış kuru üzerinden TL’ye çevrilmiş olan tutarı (TL/ton) dikkate alınır. Bu tutarın TL/lt değerinin hesaplanmasında yoğunluk değeri motorin için 0,845 ton/m3 ve benzin için 0,775 ton/m3 olarak dikkate alınır. Rafinerici lisansı sahipleri tarafından belirlenecek ürün fiyatında ürünün uluslararası piyasadaki fiyatının TL cinsinden değerine ilaveten ülke içi pazara sunumu kapsamında katlanılan maliyetler de dikkate alınır. 2- Dağıtıcı ve bayi marjı toplamının takibinde; en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalaması dikkate alınır. Türkiye ağırlıklı ortalama pompa fiyatından harmanlama maliyeti dahil ağırlıklı ortalama rafineri satış fiyatının düşülmesi ile bulunacak marjın, dağıtıcı ve bayi maliyetlerini yansıtacak şekilde ülke içi piyasa koşulları (satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, enflasyon, döviz kuru, asgari ücret vb.) ile uyumlu olması esastır. 3- İkinci madde çerçevesinde gerçekleştirilecek marj takibinde faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde, belirli zaman aralıklarında muhtelif istatistiki yaklaşımlar kullanılarak modeller oluşturulur. Marj takibinde bu modeller birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınır. 4- Piyasada faaliyet gösteren lisans sahipleri tarafından ikinci Maddedeki koşullara riayet edilmemesi ve/veya yaygın bir şekilde üçüncü madde çerçevesinde takip edilen marjın üzerinde marjlar uygulanmakta olduğunun tespit edilmesi halinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) tarafından 04/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında gerekli idari işlemler yapılır. ..." düzenlemelerine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla petrol piyasasında iki ay süreyle uygulanacak akaryakıt fiyatlarının tespit edildiği, söz konusu kararda en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatı olarak Akdeniz Havzası'ndaki (İtalya, Fransa, İspanya ve Yunanistan) fiyatların kabul edildiği, yine ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla tavan fiyat tespitine gidildiği, bu kez 2014 yılındaki tavan fiyat uygulamasında İspanya'daki petrol piyasasının rekabet koşullarından yoksun olduğu ve Yunanistan'da ekonomik kriz yaşandığı gerekçesiyle bu ülkelerin takip edilen ülkeler arasından çıkarıldığı, anılan ülkelerin yerine ise Birleşik Krallık ve Almanya'nın dâhil edildiği, bilahare, 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararıyla, akaryakıt fiyatlarının takibine ilişkin metodolojinin belirlendiği, daha sonra da, "5291 sayılı Kurul kararı gereğince takip edilen ülkeler (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) ile ülkemiz arasında, piyasa şartları ve makroekonomik görünüm kaynaklı avantaj ve dezavantajların bulunduğu, bununla birlikte, satın alma gücü, asgari ücret gibi temel ekonomik göstergelerde takip edilen ülkeler ile ülkemiz arasında son dönemde fiyatların takibinin zorlaştığı, yaşanan Covid-19 pandemisi, Avrupa Enerji Krizi gibi yapısal değişimlere sebebiyet veren küresel gelişmeler doğrultusunda yurt içi piyasadaki marjlar ile referans olarak alınan ülkelerdeki marjların önemli ölçüde ayrıştığı, bu ayrışmanın ülkemizdeki akaryakıt fiyatlarının ve fiyatları oluşturan kalemlerin sağlıklı bir şekilde oluşup oluşmadığı hususundaki marj takibini zorlaştırdığı, mevcut durumda, ülkemiz akaryakıt fiyatları ile dağıtıcı+bayi marjlarının yurtdışı piyasalardaki muadilleri ile yapılan mukayesesinin işlerliğini yitirmesinden dolayı söz konusu fiyatların ve marjların takibinde yurt içi ekonomik göstergelerin kullanılmasının zaruri hale geldiği " gerekçeleri ile, akaryakıt fiyatlarının takibinin ve tavan fiyat uygulamalarının kamuoyu tarafından da bilinen ekonomik göstergelere bağlı olarak yapılmasını teminen dava konusu 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Kurul kararının tesis edildiği anlaşılmıştır. Anılan Kurul kararıyla, dağıtıcı ve bayi marjı toplamının takibinde en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalamasının dikkate alınacağı, Türkiye ağırlıklı ortalama pompa fiyatından harmanlama maliyeti dâhil ağırlıklı ortalama rafineri satış fiyatının düşülmesi ile bulunacak marjın, dağıtıcı ve bayi maliyetlerini yansıtacak şekilde ülke içi piyasa koşulları ile uyumlu olmasının esas olduğu, bu kapsamda marj takibinde faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde, belirli zaman aralıklarında muhtelif istatistiki yaklaşımlar kullanılmak suretiyle modeller oluşturularak bunların birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınacağı, lisans sahipleri tarafından belirlenen koşullara riayet edilmemesi ve/veya yaygın bir şekilde yapılan modellemeler ile takip edilen marjın üzerinde marjlar uygulanmakta olduğunun tespit edilmesi hâlinde 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında gerekli işlemlerin yapılacağı düzenlenmiştir. Anayasa'nın 48. maddesinde, çalışma ve sözleşme hürriyeti düzenlenmiştir. Buna göre, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, özel teşebbüsler kurmanın serbest olduğu, Devlet'in, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alacağı belirtilmiş; 13. maddesinde de, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili Maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır. 5015 sayılı Kanun'un "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri belirtilmiş olup, yapılacak sözleşmenin içeriğinin, kapsamının, tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri ile sözleşme bedelinin, dağıtıcı ve bayi arasında serbest olarak belirlenmesi asıldır. Sözleşme serbestisini sınırlayacak nitelikteki bir kuralın ise, yine Anayasa'da tanımlanan sınırlama sebeplerine uygun olarak kanunla konulması gerekmektedir. Dolayısıyla "kanuni bir dayanak" olmaksızın dağıtıcı ile bayi arasındaki sözleşme ilişkisine Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun müdahale etmesi mümkün değildir. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun fiyat oluşumunu düzenleyen 10. maddesi çerçevesinde dağıtıcı lisansı sahipleri tarafından hazırlanarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna bildirilen "tavan fiyatlar"ın herhangi bir izne veya onaya tabi olmadığı, referans ücret ve benzeri herhangi bir Kurum düzenlemesine tâbi bulunmadığı; elektrik piyasasında olduğu gibi Kurumun onayına tabi olan tarifelere benzer bir fiyat olmadığı; sadece Kuruma bildirildiği ve bildirildiği andan itibaren piyasada uygulanmaya başladığı açıktır. Dolayısıyla serbest piyasa koşullarına göre oluşturulan ve dağıtıcı tarafından belirlenen tavan fiyata Kurumun doğrudan bir müdahale yetkisi bulunmamaktadır. Dağıtıcı lisansı sahiplerinin de serbest piyasa koşullarından bağımsız şekilde fiyat belirlemeleri mümkün değildir. Dağıtıcı lisansı sahipleri tarafından Kuruma bildirilen tavan fiyat, aynı zamanda dağıtıcının bayilerine uyguladığı tavan fiyatı ifade etmektedir. Dağıtıcının bayilerine uyguladığı ve Kurum'a bildirdiği tavan fiyat ile bayilerin tüketicilere uyguladığı fiyat arasındaki toplam marjın tespiti ve kâr cinsinden paylaşımı, dağıtıcı ile bayi arasında tarafların serbest iradeleri ile yapılan sözleşmenin konusunu oluşturmaktadır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun toplam marjın serbest piyasa koşullarına göre belirlenmesine izin vermeyerek toplam marjın nasıl hesaplanacağını düzenlemek şeklinde bir yetkisi olmadığı gibi, gerek dağıtıcının kâr marjı oranını, gerekse bayinin kâr marjı oranını belirlemek suretiyle toplam marjın paylaşımına müdahale etmek gibi herhangi bir yasal yetkisi de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, dağıtıcı ve bayi fiyatları arasındaki toplam marjın tespiti ve bu marjın kâr cinsinden paylaşımı, piyasa koşullarına göre sözleşme özgürlüğü kapsamında tarafların serbest iradeleri ile belirlenecek bir konudur. Her ne kadar, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 14. fıkrası ile, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna, "petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin bulunması", "bu eylem ve anlaşmaların piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması" şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda her defasında iki ayı geçmemek üzere tavan ve/veya taban fiyat tespiti yetkisi verilmiş ise de, verilen bu yetkinin sınırlı süreli ve istisnai bir yetki olduğu, Kurulun daha önceden aldığı iki aylık süre ile sınırlı tavan fiyat kararlarını sürekli uygulanır hâle getirerek dağıtıcı ve bayi kâr marjlarına özgü genel bir düzenleme yapamayacağı, sınırlı süreli ve istisnai bir yetkinin sürekli ve genel bir yetkiye dönüştürülemeyeceği, sözleşme özgürlüğü kapsamında yer alan hususlara ilişkin müdahalede bulunulamayacağı, aksi hâlde kanunda sınırları belirlenen yetkinin aşılmış olacağı kuşkusuzdur. Bu itibarla, dağıtıcı ve bayi arasında toplam marjın paylaşımına yönelik olarak asgarî oranlar belirlenmesine, mevzuata göre dağıtıcı sorumluluğunda olan veya bayiye teslimden önceki aşamalarda gerçekleştirilen iş ve işlemlere ilişkin maliyetlere, bayilik faaliyetleri kapsamında dağıtıcıdan hizmet alınması sonucu ortaya çıkan maliyetlere, sözleşmelerde açık şekilde ismi zikredilmeyen, kapsamı ve mahiyeti tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tanımlanmayan maliyet, bedel veya ücretlerin bayilere yansıtılıp yansıtılmayacağına ilişkin hususlara, dağıtıcılar ve bayiler arasında imzalanacak sözleşmelerde ve ancak sözleşme özgürlüğüne göre karar verilebileceğinden, bu konularda Kurumca yapılacak düzenlemelerin sözleşme özgürlüğüne müdahale niteliği taşıyacağı, dolayısıyla 5015 sayılı Kanun'da açıkça öngörülmediği sürece davalı idarece genel düzenleme yetkisine dayanılarak böyle bir belirleme yapılabilmesinin hukuken mümkün olmadığı açıktır. Bu durumda, dağıtıcı ve bayilerin toplam marjının belirlenip takibinde esas alınacak dava konusu Kurul kararındaki düzenlemelerin, idarenin yasal yetkisini aştığı ve serbest piyasada oluşacak fiyatlara ölçüsüz müdahale niteliğinde olduğu, 5015 sayılı Kanun'da açıkça öngörülmediği sürece davalı idarece genel düzenleme yetkisine dayanılarak böyle bir belirleme yapılabilmesinin hukuken mümkün olmadığı dikkate alındığında, dağıtıcı ve bayi marjlarının belirlenmesine yönelik Kurul kararının davaya konu 2. maddesinin parantez içindeki “satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, ... vb.” ifadeleri ile 3. ve 4. maddelerinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 30/12/2022 tarih ve 32059 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı'nın 2. maddesinin parantez içindeki “satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, ... vb.” ifadeleri ile 3. ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, taraflara önceden bildirilen 19/12/2024 tarihinde yapılan duruşmada, davacı vekili Av. ...'ın ve davalı idare vekili Av. ...'in geldikleri, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 29/12/2022 tarihli toplantısında "Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul Kararı" kabul edilerek Resmi Gazete'de yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderilmesine karar verilmiş ve anılan Kurul kararı 30/12/2022 tarih ve 32059 sayılı (2. Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Akaryakıt Fiyatlarının Takibine İlişkin Kurul kararında, "Madde 1- Rafinerici lisansı sahiplerinin akaryakıt satış fiyatının takibinde Platıs European Markel Scan'de CIF MED (Genova/Lavera) başlığı altında ABD Dolarıfton cinsinden yayımlanan günlük fiyatların ortalamasının Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan döviz satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmiş olan tuları (TL/ton) dikkate alınır. Bu tutarın TL/lt değerinin hesaplanmasında yoğunluk değeri motorin için 0,845 ton/m3 ve benzin için 0,775 ton/m3 olarak dikkate alınır. Rafinerici lisansı sahipleri tarafından belirlenecek ürün fiyatında ürünün uluslararası piyasadaki fiyatının TL cinsinden değerine ilaveten ülke içi pazara sunumu kapsamında katlanılan maliyetler de dikkate alınır. Madde 2- Dağıtıcı ve bayi marjı toplamının takibinde; en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalaması dikkate alınır. Türkiye ağırlıklı ortalama pompa fiyatından harmanlama maliyeti dahil ağırlıklı ortalama rafineri satış fiyatının düşülmesi ile bulunacak marjın, dağıtıcı ve bayi maliyetlerini yansıtacak şekilde ülke içi piyasa koşulları (satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, enflasyon, döviz kuru, asgari ücret vb.) ile uyumlu olması esastır. Madde 3- İkinci madde çerçevesinde gerçekleştirilecek marj takibinde faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde, belirli zaman aralıklarında muhtelif istatistiki yaklaşımlar kullanılarak modeller oluşturulur. Marj takibinde bu modeller birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınır. Madde 4- Piyasada faaliyet gösteren lisans sahipleri tarafından ikinci maddedeki koşullara riayet edilmemesi ve/veya yaygın bir şekilde üçüncü Madde çerçevesinde takip edilen marjın üzerinde marjlar uygulanmakta olduğunun tespit edilmesi halinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) tarafından 04/12/2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında gerekli idari işlemler yapılır. Madde 5- 07/11/2014 tarihli ve 29168 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Madde 6- Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer, Madde 7- Bu Karar hükümlerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür." düzenlemelerine yer verilmiştir. Davacı Sendika tarafından Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Tarifeler Dairesi Başkanlığına yapılan 27/01/2023 tarihli başvuruyla, Kurul kararının dilekçelerinde belirtilen hususlar kapsamında değiştirilmesi talebinde bulunulmuş, davalı idarece başvuruya verilen 01/02/2023 tarihli cevapla, Kurumun 5015 sayılı Kanun ile çerçevesi çizilen piyasa yapısı ve verilen görev kapsamında, güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara akaryakıt satışı ve diğer piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı bir biçimde sürdürülebilmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerine devam etmekte olduğu, bu kapsamda paylaşılan görüş ve önerilerin dikkate alındığı davacıya bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından anılan 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Kurul kararının 2. maddesinin parantez içindeki “satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, ... vb.” ibareleri ile 3. ve 4. maddelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin usule yönelik itirazı geçerli bulunmayarak esasın incelenmesine geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Petrol alım satımında fiyatlar en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşur. Yerli ham petrol için, teslim yeri olan en yakın liman veya rafineride teşekkül eden “Piyasa Fiyatı” fiyat olarak kabul edilir."; 11. fıkrasında, "Rafinerici ve dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlar, en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri tarafından hazırlanan tavan fiyatlar olarak Kuruma bildirilir."; 14. fıkrasında, "Ancak, petrol piyasasında faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması hâlinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespitine ve gerekli tedbirlerin alınmasına Kurum yetkilidir." kuralları yer almaktadır. Madde gerekçesinde, petrol fiyatlarının en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşullarına göre oluşacağı, fiyatların serbest piyasada oluşumu ile, ülkemizdeki petrol ürünlerinin fiyatlarının her aşamada dış pazarlardaki fiyat dengeleri paralelinde oluşumunun amaçlandığı, Kurumun haklı gerekçelere dayanması halinde fiyatlara müdahale edebileceği belirtilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin "Petrol piyasasında fiyatlandırma" başlıklı 5. maddesinde, (1) Kanun'un, 10. maddesinde yer alan; a) Yerli ham petrolün fiyat teşekkülüne, b) Olağanüstü hallerde taban ve/veya tavan fiyat belirlemeye, c) Tarife veya tavan fiyat oluşturmaya, ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, piyasaya arz edilen mal ve hizmetlerin fiyatları serbestçe oluşur. (2) Petrol piyasasına sunulan mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak; a) İletim, depolama, rafinerici ve dağıtıcı lisansları kapsamındaki faaliyetlerde, tarife, b) İşleme lisansı kapsamındaki faaliyetlerde, fiyat listesi, c) Bayilik (İstasyonlu) lisansı kapsamındaki faaliyetlerde, fiyat ilanı esası uygulanır. (3) Kurul tarafından; a) Taşıma, ihrakiye teslimi, madeni yağ ve bayilik (istasyonsuz) lisansları kapsamındaki faaliyetlerin tümü veya bir kısmı için; tarife, fiyat listesi veya fiyat ilanı esaslarından birinin uygulanması, b) İşleme lisansları kapsamında yürütülen faaliyetlerin tümü veya bir kısmının fiyat listesi esasından muaf kılınması veya faaliyetlerde fiyat ilanı esası uygulanması kararlaştırılabilir."; "Tarife, fiyat listesi ve fiyat ilanına ilişkin ilkeler" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında," Tarife, fiyat listesi veya fiyat ilanı her bir lisans için oluşturulur."; "Tarife, fiyat listesi ve fiyat ilanına ilişkin yükümlülükler" başlıklı 7. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Piyasada; a) İletim ve depolama tarifelerinde indirimler hariç olmak üzere, fiyat, b) Rafinerici ve dağıtıcı tarifeleri ile fiyat listeleri ve fiyat ilanlarında, tavan fiyat esası uygulanır."; "Tarifelerin oluşturulması ve uygulanması" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Lisans başvuruları kapsamında alınan tarife dosyalarının incelenmesi ve değerlendirilmesi ile onaya tabi tarifelerin ilk onayları, lisans başvurusuna ilişkin işlemler kapsamında yapılır. (2) Lisans başvuruları kapsamında değerlendirilen tarife önerilerinde; a) İlgili ve diğer mevzuata uygunluk, b) Var ise emsal tarifelere uygunluk, emsal tarifeler yoksa makul ve adil olma, c) Rafinericilerin ve dağıtıcıların tarife metodolojisinin, fiyatların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatlarına göre teşekkülüne imkan vermesi, ç) İletim ve depolama tarifelerinde, Kanunun 12. maddesine ve tip tarifeye uygunluk aranır. ..."; "Piyasaya müdahale" başlıklı 15. maddesinde, "Piyasada faaliyetleri veya rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin piyasa düzenini bozucu etkiler oluşturması halinde, gerekli işlemlerin başlatılmasıyla birlikte, Kurul Kararıyla her seferinde iki ayı aşmamak üzere, faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde uygulanmak için taban ve/veya tavan fiyat tespit edilebilir. Bu durumda, gerekli tedbirlerin alınmasına ilişkin olarak ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 25/06/2009 tarih ve 2145/1 sayılı Kurul kararıyla akaryakıt dağıtım tavan fiyatı ve akaryakıt bayi tavan fiyatı uygulanmış, kararda, rafinerici lisansı sahibi Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) için olduğu gibi dağıtıcı lisansı sahipleri için de Akdeniz Havzasındaki ticarette kullanılan CIF MED Genova/Lavera, FOB MED fiyatları ve Akdeniz Havzasından benzer usullerle kendi iç piyasalarının temin ihtiyaçlarını karşılayan Akdeniz ülkelerinden en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa fiyatı olarak İtalya, Fransa, İspanya ve Yunanistan fiyatlarının takip edilmesine karar verilmiş; ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla tavan fiyat tespitine gidilmiş, ancak 2014 yılındaki tavan fiyat uygulamasında İspanya'daki petrol piyasasının rekabet koşullarından yoksun olduğu ve Yunanistan'da ekonomik kriz yaşandığından bu ülkelerin durumlarında meydana gelen olumsuz değişimler neticesinde dağıtıcı+bayi marjlarının rekabet şartları altında belirlenemediği gerekçesiyle bu ülkeler takip edilen ülkeler arasından çıkarılmış, yerlerine serbest piyasa koşullarının daha iyi işlediği sonucuna ulaşılan Birleşik Krallık ve Almanya dahil edilmiştir. ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla ise, akaryakıt fiyatlarının takibine ilişkin metodolojinin belirlenerek, dağıtıcı ve bayi marjı toplamının takibinde, 01/01/2015 tarihine kadar en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının İstanbul (Avrupa Yakası) için Kuruma bildirmiş olduğu bayi tavan satış fiyatlarının ortalaması, 01/01/2015 tarihinden itibaren en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalamasının dikkate alınacağı, Türkiye ağırlıklı ortalama pompa fiyatından rafineri satış fiyatının düşülmesi ile bulunacak marjın, takip edilen ülkeler (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) için Avrupa Birliği resmi internet sayfasında yayımlanan vergisiz pompa satış fiyatlarından ilgili ülkelerdeki ülke içi rafineri satış fiyatları düşülerek bulunan marjların ortalaması ile uyumlu olmasının esas olduğu, takip edilen ülkeler için ülke içi rafineri satış fiyatına ulaşılamaması durumunda, rafineri fiyatı olarak Platts European Market Scan’de CIF MED (Genova/Lavera) başlığı altında ABD Doları/ton cinsinden yayımlanan günlük fiyatların ortalamasının esas alınacağı, takip edilen ülkeler için belirlenecek marjlara, ülkemiz ile söz konusu ülkelerdeki piyasa şartlarındaki farklılıkların etkisinin yansıtılabileceği, kararda yer alan takip metodolojisi kapsamında yapılan düzenlemelere uyulmaması halinde, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında gerekli idari işlemler yapılacağı düzenlenmiştir. Söz konusu 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararının 2, 3, 4, 5 ve 6. maddelerinin iptali istemiyle davacı Sendika tarafından açılan davada Dairemizin 28/03/2018 tarih ve E:2015/85, K:2018/1174 sayılı kararıyla, " ... Konuyla ilgili olarak, Türkiye'deki akaryakıt piyasasının oligopolistik karakteristiğini ve rekabetçi olmayan yapısını yansıtan çeşitli Rekabet Kurulu kararları bulunmaktadır. Nitekim, Rekabet Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararında, pazarda yer alan yüksek orandaki şeffaflık nedeniyle zaman içinde akaryakıt dağıtım şirketlerince uygulanan fiyat belirleme modellerinin oluştuğunun tespit edildiği, dağıtım seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında TÜPRAŞ tarafından yapılan fiyat değişikliklerini izleme yönünde belirgin bir paralel fiyatlama eğilimi bulunduğu, siyah ve beyaz akaryakıt ürünleri dağıtımı pazarlarının, veri bir bilgi değişim anlaşmasının rekabete aykırı bir etki doğurmasına müsait birer piyasa yapısı sergiledikleri, akaryakıt dağıtım şirketleri arasında davacı Petrol Sanayi Derneği (PETDER) aracılığıyla gerçekleştirilen bilgi değişiminin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etki doğurabileceğinin anlaşıldığı; yine Rekabet Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararında da, akaryakıt ürünleri dağıtım pazarındaki bilgi değişiminin rekabete aykırı etki gösterme ihtimalinin yüksek olduğu, oligopol piyasalarının temel özelliklerini taşıdığı, ilgili pazarın görece yoğunlaşmış ve durağan pazar yapısı sergilediği, ürünlerin homojen nitelik taşıdığı, nispeten yüksek pazar payına sahip teşebbüslerin uzun süredir pazarda yer almaları nedeniyle aralarında tekrarlanan etkileşimde bulundukları, söz konusu bilgi değişiminin mevcut hâliyle sürdürülmesinin ilgili pazarlarda rekabet karşıtı etkiler doğurabileceğine yönelik kuşkuların oluştuğu ifade edilmiştir. Fiyatların lisans sahiplerince en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak serbestçe belirlenmesi ilkesinin ihlâl edildiği ve herhangi bir süre belirtilmeyerek tavan fiyat uygulamasına süreklilik kazandırıldığı ileri sürülmekte ise de; tavan fiyat uygulamasının öncesinde objektif kurallara bağlanmasının hem piyasa faaliyetinde bulunan şirketler açısından hem de davalı idare tarafından öngörülebilirliği sağladığı, aksi takdirde her tavan fiyat uygulamasında yapılan müdahalenin haklılığı ve ölçülülüğünün tartışılacağı, kaldı ki, dava konusu Kurul kararının sadece tavan fiyatın takibine matuf olduğu, Kanun'un, fiyatların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşulları dikkate alınarak belirleneceğinin istisnası olarak düzenlediği tavan fiyat uygulaması niteliğini taşımadığı anlaşılmaktadır. Zira, gerek...tarih ve... sayılı ve gerekse de... tarih ve ... sayılı Kurul kararları incelendiğinde, daha önce iki kez uygulanan tavan fiyat tespitlerindeki üst sınır marjların farklı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, dağıtıcıların ve bayilerin marjlarının belirli bir üst sınır konulmak suretiyle sabit hâle getirilmesi söz konusu olmadığı gibi, sürekli bir şekilde tavan fiyat uygulaması da olmadığı sonucuna varılmaktadır. Diğer taraftan, dava konusu Kurul kararıyla belirlenen metodolojinin fiyat tespitine yönelik olmadığı, tavan fiyat uygulamasına ilişkin kıstasların belirlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, akaryakıt fiyatlarının takibine ilişkin dava konusu 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararının fiyat tespit metodolojisinden ziyade fiyat takip metodolojisi olduğu ve Kanun'a uygun şekilde fiyatların serbest piyasada oluşumu ile ülkemizdeki petrol ürünlerinin fiyatlarının her aşamada dış pazarlardaki fiyat dengeleri paralelinde oluşumunu amaçladığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara yönelik temyiz başvurusu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/06/2019 tarih ve E:2018/2413, K:2019/3110 sayılı kararıyla reddedilerek anılan karar onanmıştır. Devamında davalı idarece 5291 sayılı Kurul kararı gereğince takip edilen ülkeler (Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Almanya) ile ülkemiz arasında, piyasa şartları ve makroekonomik görünüm kaynaklı avantaj ve dezavantaj bulunduğu, bununla birlikte satın alma gücü, asgari ücret gibi temel ekonomik göstergelerde takip edilen ülkeler ile ülkemiz arasında son dönemde fiyatların takibinin zorlaştığı, yaşanan Covıd-19 pandemisi, Avrupa enerji krizi gibi yapısal değişimlere sebebiyet veren küresel gelişmeler doğrultusunda yurt içi piyasadaki marjlar ile referans olarak alınan ülkelerdeki marjların son dönemlerde önemli ölçüde ayrıştığının görüldüğü, bu ayrışmanın, ülkemizdeki akaryakıt fiyatlarının ve fiyatları oluşturan kalemlerin sağlıklı bir şekilde oluşup oluşmadığı hususunda diğer ülkeler üzerinden kıyaslanarak yapılan marj takibini zorlaştırdığı, mevcut durumda ülkemizdeki akaryakıt fiyatlarının ve dağıtıcı+bayi marjlarının yurt dışı piyasalardaki muadilleri ile yapılan mukayese mekanizmasının işlerliğini kaybetmesinde dolayı, söz konusu fiyatların ve marjların takibinde yurt içi ekonomik göstergelerin kullanılmasının zaruri hale geldiği gerekçesiyle dava konusu Kurul kararı hazırlanarak yürürlüğe girmiş, anılan 03/11/2014 tarih ve 5291 sayılı Kurul kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu 29/12/2022 tarih ve 11528 sayılı Kurul kararıyla, dağıtıcı ve bayi marjı toplamının takibinde, en yüksek işlem hacimli 8 dağıtıcının bayilerine ilişkin Kuruma bildirilen ilan panosunda yer alan satış fiyatlarının ağırlıklı ortalamasının dikkate alınacağı, Türkiye ağırlıklı ortalama pompa fiyatından harmanlama maliyeti dahil ağırlıklı ortalama rafineri satış fiyatının düşülmesi ile bulunacak marjın, dağıtıcı ve bayi maliyetlerini yansıtacak şekilde ülke içi piyasa koşulları (satın alma gücü paritesi, TCMB faiz oranları, enflasyon, döviz kuru, asgari ücret vb.) ile uyumlu olmasının esas olduğu, gerçekleştirilecek marj takibinde faaliyetlerin her aşamasında, bölgesel veya ulusal düzeyde, belirli zaman aralıklarında muhtelif istatistiki yaklaşımlar kullanılarak modeller oluşturulacağı, marj takibinde bu modellerin birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınacağı, piyasada faaliyet gösteren lisans sahipleri tarafından belirlenen koşullara riayet edilmemesi ve/veya yaygın bir şekilde, takip edilen marjın üzerinde marjlar uygulanmakta olduğunun tespit edilmesi halinde Kurul tarafından 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında gerekli idari işlemler yapılacağı düzenlenmiştir. Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, rafinerici ve dağıtıcıların, lisansları kapsamındaki piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatlarının belirlenmesinde en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa oluşumunun dikkate alınacağı, tarifelerinin de söz konusu kıstas çerçevesinde oluşturulacağı, petrol piyasasında rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte anlaşma veya eylemlerin tespiti halinde, her seferinde iki ayı aşmamak üzere, taban ve/veya tavan fiyat tespitine Kurumun yetkili olduğu, rekabete aykırı bir durumun Kurum tarafından haklı gerekçelerle ortaya konulması şartıyla her zaman tavan fiyat uygulamasına gidilebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Kurul kararının 2. maddesinde parantez içerisinde marjların takip edileceği ekonomik göstergelerin örneklendirildiği, hangi gösterge/lerin kullanılacağının davalı idarece yetkisi kapsamında yapılacak incelemeler neticesinde o anki piyasa koşullarına göre değişiklik gösterebileceği, göstergelerin çeşitlendirilmesinin rekabet koşullarının iyileşmesi açısından piyasa ve şirketlerin lehine olan bir uygulama olduğu, davalı idarece gerek marjları azaltıcı, gerekse artırıcı unsur olan mevcut durumu yansıtabilecek parantez içerisinde yer verilen ve/veya verilmeyen örnek göstergelerden yararlanılarak sağlıklı bir şekilde fiyat takibinin yapılmasının amaçlandığı, satın alma gücü paritesi ve faiz oranlarının dikkate alınmamasının dağıtıcı ve bayilerin ekonomik kazançlarının özelikle hizmet almakta olan tüketicilerin yaşadığı ekonomik gerçekliklerden ayrışmasına neden olabileceği, bunun da hakkaniyet ile bağdaşmayacağı, davalı idarenin maliyet hesabına dayalı tarife belirlenmesi yönünde bir görevi bulunmadığı, keyfi uygulamalardan kaçınmak için, marj takibi yapılırken farklı senaryolara göre eşik analizleri yapılması ve göstergelerin bu minvalde çeşitlendirilmesinin düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu Kurul kararının akaryakıt fiyatlarının davalı idarece belirlenmesine ilişkin olmadığı, 5015 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 14. fıkrası gereği tavan fiyat uygulamasına nasıl karar verileceğinin açıklanmasına ilişkin, Kurumca halihazırda akaryakıt fiyatlarının nasıl takip edileceğinin esas hatlarıyla belirlenmesi ve tavan fiyat uygulanmasına nasıl karar verileceği, hangi kıstasların esas alınacağı konusunda kamuoyunun aydınlatılması amacına matuf olduğu, 5015 sayılı Kanun'da, fiyatların en yakın erişilebilir dünya serbest piyasa koşulları dikkate alınarak belirleneceğinin istisnası olarak düzenlenen tavan fiyat uygulaması niteliğini taşımadığı, tavan fiyat uygulamasının öncesinde objektif kurallara bağlanmasının hem piyasa faaliyetinde bulunan şirketler açısından hem de davalı idare tarafından öngörülebilirliği sağladığı, aksi takdirde her tavan fiyat uygulamasında yapılan müdahalenin haklılığı ve ölçülülüğünün tartışılmasına neden olacağı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.