.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/451 KARAR NO : 2026/273 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI : 2020/306 E. - 2022/234 K. DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen kar…
.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/451 KARAR NO : 2026/273 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI : 2020/306 E. - 2022/234 K. DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının ... İdaresi ile 06.12.2006 tarihli sanal ortam bayilik sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye göre davacının sanal ... bileti satan ve bu satıştan komisyon alan bir şirket olduğunu, davalının davacıya gelerek 140 ülkede patent aldığı buluşu olduğu şeklinde gerçek dışı olduğu sonra anlaşılan beyanlarında bulunduğunu, davalının bir buluşu olduğunu bildirmesi üzerine davacı ve davalının 14.07.2009 tarihli gizlilik sözleşmesi yaparak görüştüğünü, davalının noterde tescil ettirdiği projesinin davacı tarafından incelendiğini, projenin '' her çekilişte tüm tüm ihtimallerin blok halinde satışına ilişkin bir loto veya benzeri bir şans oyunu'' olduğunun öğrenildiğini, davacının müşterisi Garanti Bankasına bu durumun bildirildiğini, ancak Banka tarafından bu projenin beğenilmediğini, bunun üzerinde davacının davalıya proje ile ilgilenmediğini bildirdiğini, davacının, davalının noterde adına beyan ettirdiği şekilde bir şans oyunu basıp loto tasarlayamayacağını, piyasaya sürmesinin de yasal olarak mümkün olmadığını, davacının dava dışı ... İdaresi ile olan sözleşmesi gereğince sanal ortam üzerinden gerçek ve tüzel kişilere satış yetkisine haiz olduğunu, davalının Beyoğlu 31.Noterliğinin 13.01.2011 tarihli, ... sayılı ihtarnameyi davacı ve davacının 2010 yılı yılbaşı çekilişi için ... bileti sattığı ...Bankasına gönderdiğini, bu ihtarname davalının, davacının bankaya sattığı ... biletlerinin kendi buluşu olduğunu davacının gizlilik sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, davacının kendisinin haklarını izinsiz kullandığını iddia ettiğini, davalının yine Beşiktaş 8.Noterliğini 28.12.2011 tarihli, ... sayılı ihtarnamesini düzenleyerek davacı ile davacının bilet sattığı ..., ... ve ...'e gönderdiğini, ihtarnamede, davalının, davacının bankaya sattığı ... biletlerinin kendi buluşu olduğunu davacının gizlilik sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, davacının kendisinin haklarını izinsiz kullandığını iddia ettiğini, bu üç bankanın ihtarnamelerden sonra avacıdan ... bileti almadıklarını, halbuki davacının 2007 yılında ... ile anlaşması kapsamında işbirliği yaptığını ve her 50 TL'lik alışveriş yapana SMS yoluyla kasa fişinin yanında müşterisine bir çeyrek bilet tanımladığını, kazanan müşterinin banka hesabına ikramiye karşılığı bedelin yatırıldığını, davalının ihtarnamesine konu kampanyanın daha önceden piyasadaki bir çok şirket tarafından zaten yapıldığını, davalının haksız ihtarnameleri sebebiyle davacının müşteri kaybettiğini, zarar uğradığını, davalının davacı aleyhine İstanbul 24.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/13 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu dava dilekçesinde ve davacının yetkilisi hakkında CBS'ye yaptığı şikayete ilişkin dilekçesinde gerçeğe aykırı olarak 140 ülkede patent aldığını beyan ettiğini, ancak davalının patent başvurusunun, dosyalama öncelik tarihinden önce herkese açık ve bilinir olduğuna, başvuru öncesinde teknolojisinin bilinirliğini tartışılmaz olduğu gerekçesiyle kabul görmediğine dair ... raporu bulunduğunu, dolayısıyla davalının gizlilik sözleşmesine konu ettirdiği projesinin iddia edildiği gibi yeni olmadığını, zaten davacı yanca da daha önce ... ile bu şekilde sanal bilet ifadesinin kullanıldığını, dava dışı bir çok şirketin de benzer uygulamayı kullandığını, bu sebeplerle davacının beyanlarının haksız ve kötüniyetli olduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının 140 ülkede patent aldığı şeklinde gerçek dışı beyanlarının ve davalıya ait bilgilerinin davacı tarafından kullanıldığına dair davacının müşterilerine gönderdiği gerçek dışı beyanlarının, ayrı ayrı haksız rekabet olduğunun tespitine, ref'i ve men'ine, 50.000,00-TL manevi tazminata ve şimdilik 60.000.-TL maddî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiş, 04.01.2022 tarihli dilekçesi ile davasını ticari temerrüt faizi yönünden ıslah etmiş, faiz isteminde bulunmuş, 60.000,00 TL olan maddi tazminat istemini 49.477,52 TL arttırarak, 109.477,52 TL maddi tazminatın ve manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 13.01.2010 tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı, davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı vekili, davalının bir buluşu olduğunu beyan etmesi üzerine taraflar arasında gizlilik anlaşması imzalandığını, davalının projesinin, her çekilişte tüm ihtimallerin blok halinde satışına ilişkin bir loto veya benzeri şans oyunu olduğunu, müvekkilinin projeyi Garanti Bankasına sunduğunu, projenin beğenilmediğini, müvekkilinin proje ile ilgilenmediğini davalıya bildirdiğini, sonrasında davalının müvekkilinin müşterilerine ihtarnameler göndererek projesi için patent aldığı ve müvekkilinin gizli bilgileri kullandığına dair gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, bu yüzden müvekkilinin müşteri kaybettiğini beyan ederek davalının davranışının haksız rekabet olduğunun tespiti ve men'i, müvekkilinin uğradığı kâr kaybı ve zararlarının tazmini ve manevi zararının tazminin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya cevap vermemiş, bilirkişi raporuna yönelik 28/01/2019 tarihli beyan dilekçesinde; davacının gizlilik sözleşmesini ihlal ettiğini, projenin müvekkili tarafından bulunduğunu ve yenilik içerdiğini, ... satışlarındaki düşüklük ile müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağı olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Taraflar arasında davalının 25.11.2008 tarihinde Noterde beyan ettirdiği projesi ile ilgili 14.07.2009 tarihinde gizlilik sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı tarafın, davacı şirkete ve davacı şirketin 2010 yılı yılbaşı çekilişi için ... bileti sattığı ... Bankasına gönderdiği Beyoğlu 31. Noterliğinin 13.01.2010 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile: davalının her türlü hakkının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü projenin, davacının ve ... Bankası’nın gerçekleştirdikleri kampanyada izinsiz bir biçimde kullanıldığından bahisle haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son vermelerinin ihtar edildiği anlaşılmaktadır. İhtarnamede ...’nın basiretli tacir olmanın gereği olarak söz konusu projenin davalıya ait olduğunu bilmemesinin iddia edemeyeceği ifade edilerek her iki muhatap bakımından her türlü hukuki ve cezai yola başvurulacağı ihtar edilmiştir. Davalının ilk ihtarına karşılık davacı şirketin Beşiktaş 6. Noterliğinin 19.01.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile: projenin gizli bilgi kapsamında olmadığı; projenin davalıdan çok daha önce çeşitli firmalar tarafından gerçekleştirildiği; ...ile yapılan projenin davalının projesiyle aynı ya da benzer olmadığı ifade edilmiştir.Davalının, davacı şirkete ve davacı şirketin 2011 yılı yılbaşı çekilişi için ... bileti sattığı ..., ... ve ...'a gönderdiği Beşiktaş 8.Noterliğinin 28.12.2011 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile; davacıdan ve muhatap firmalardan projesine yönelik hukuka aykırı fiillere son vermelerinin ihtar edildiği anlaşılmaktadır.Dosya içeriğinde yer alan belgelerden; davalının 16.06.2009 tarihinde uluslararası patent başvurusu yaptığı ancak, Uluslararası Araştırma Makamı'nın 01.06.2011 ve 07.06.2011 tarihli raporlarında başvuru konusu buluşun patent verilebilmesi için aranan "tekniğin bilinen durumunu aşma" kriterini karşılamadığı (patent verilebilir olmadığı) sonucuna varıldığı ve başvurunun tescil edilmediği ifade edilmektedir. Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları çerçevesinde davalının projesinin, patent verilebilirliğin bir unsuru olarak “yenilik” ve “tekniğin bilinen durumuna dahil olmama” şartlarını karşılayamadığı sonucuna varılmıştır.Davalının davacıya karşı 18/09/2014 tarihinde açtığı haksız rekabete dayalı tazminat davası, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 214/845 E 2017/255 karar sayılı kararı ile dosyamız davalısının projesinin münhasıran davalıya ait ve sır niteliğinde bilgiler olmadığı anlaşıldığından reddedilmiş, karara karşı istinaf talebi reddedilmiş ve temyiz aşamasında karar onanarak 18.02.2020 tarihinde kesinleşmiştir.Dava haksız rekabete dayalı tazminat davasıdır.Başkaları hakkında yapılan olumsuz açıklamaların (kötülemelerin) TTK m.55/f.1/(a)/1 açısından haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için: 1. Açıklama mevcut olmalı, 2. Bu açıklama başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında olmalı ve 3. Bu açıklama yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olmalıdır. Bu kapsamda haksız rekabetten söz edebilmek için beyanın tüm piyasa katılımcıları tarafından algılanabilir olması, diğer bir ifade ile, rekabet ortamını etkileme imkanına sahip olması gerekmektedir5. Kötüleme eyleminde esas olan, kanunun gerekçesinden de anlaşıldığı üzere kötülenenin aleyhinde yapılan bir davranış ile diğer taraflara söz konusu olumsuzluğun aktarılması ve bir bütün olarak hissettirilmesidir. Bu sebeple kötüleme sözlü, yazılı ya da çeşitli şekillerle direkt ya da açıkça belirtilmeden yapılabilir.Yanıltıcı beyanlar niteliği, tarzı ve içeriğiyle birlikte ele alındığında, açıklamanın muhatabının yanlış algılamasına sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek olan açıklamalardır.Gereksiz yere incitici açıklamalar ise içeriği doğru olmakla birlikte, ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişinin faaliyetleri hakkında olumsuz intiba yaratan beyanlardır. Somut olay açısından dosyada her ne kadar davacının fiillerinin niteliğinin haksız rekabet mahiyetinde olmadığı mahkeme kararı ile sabit ise de; davalının patent başvurusunda bulunduğu ve davacı ile gizlilik sözleşmesi yaparak paylaştığı projeye yönelik koruyucu tedbirler almak istemesi, bu hususta davacının birlikte çalıştığı bankalara uyarı mahiyetinde ihtarnameler göndermesi, projenin kendisine ait olduğunu ve davacının haksız rekabet teşkil eden eylemleri olduğunu bildirmesi mahkememizce haksız rekabet olarak değerlendirilmemiştir.Davalının ihtarları, kendisine ait olduğunu iddia etttiği ve patent başvurusu yaptığı projesi ile ilgili yasal haklarını kullanacağına dair ihtarlardır. Nitekim davalı, davacıya karşı haksız rekabet iddiası ile dava da açmıştır. Davacının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmesi, kötüleme ya da gereksiz yere incitici beyan olarak değerlendirilemez. Davalı söz konusu ihtarnamelerde, patent aldığına dair yanıltıcı bir bilgiye de yer vermemiştir.Davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilse dahi; davacının bu eylemler sebebi ile zarara uğradığı ve zararı ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı olduğu hususları ispatlanamamıştır. Davacının ... İdaresi ile yapmış olduğu anlaşma çerçevesinde bir kısım bankalarla yapılan anlaşma ile yılbaşı çekilişlerinde kampanyalı veya kampanyasız ...tarafından düzenlenen yılbaşı piyango çekilişine ait sadece çeyrek biletlerin anlaşma yapılan bankalar üzerinden banka müşterilerine verildiği, bu çerçevede, davacı ile ... Bankası A.Ş, ..., ..., ...A.Ş, ... Bankası AŞ ve...Bankası A.Ş ile anlaşma yapıldığı, işbu bankalardan, ... Bankası A.Ş, ..., ... ve ... A.Ş’ne ve davacıya davalı tarafından ihtarname gönderildiği, davacının anlaşma yaptığı ... Bankası A.Ş ve ... Bankası A.Ş’ne ise ihtarname gönderilmediği anlaşılmıştır.Banka bazında ... İdaresi tarafından düzenlenen yılbaşı çekilişlerine mahsus olmak üzere çeyrek bilet satışları bilirkişice tespit edilmiştir. Buna göre; Beyoğlu 31. Noterliğinin 13.01.2010 tarihli ... yev. Numaralı ihtarnamenin muhatabı olan ... Bankası A.Ş’den 13.01.2010 ihtarname tarihi öncesinde 2009 yılı (yani 01 OCAK 2010 yılbaşı) 31.12.2009 tarihli piyango çekilişi için yapılan bilet satışı ve elde edilen Komisyon geliri 346.652.54 TL elde edilmiştir. İhtarname sonrası 31.12.2010 gecesi piyango çekilişi için ( 01.01.2011 Yılbaşı için) yapılan bilet satışı ve sağlanan Komisyon tutarı ise 378.936.00 TL olarak gerçekleşmiştir.Davalı tarafından gönderilen ihtarnameye rağmen davacı ile dava dışı ... Bankası arasındaki anlaşmanın devam ettiği ve bir önceki yıldan daha fazla satış ve komisyon geliri elde edildiği tespiti ile davacının, davalı tarafından keşide edilen ihtarname sebebiyle her hangi bir gelir kaybına uğramadığı, aksine bilet satış adedinde artış ve akabinde de komisyon gelirinde artış sağladığı, işbu tespit ile davacının, davalı tarafından gönderilen 1.İhtarnameden dolayı tazminat talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Beşiktaş 8.Noterliğinin 28.12.2011 tarih ... yevmiye nolu ihtarname muhataplarından ..., ... ve ... ile ilgili olarak 28.12.2011 ihtarname tarihi öncesi ve sonrasında bilet satışı ve sağlanan komisyon gelirlerine ilişkin tespitlerde ise : Her 3 Bankaya 2011 yılı içinde yapılan bilet satışlarının tamamının 28.12.2011 ihtarname tarihi öncesinde gerçekleştiği (10.11.2011/27.12.2011 tarihleri arasında ) ve işbu satışlardan sağlanan komisyon gelirinin 109.729.52 TL olduğu görülmektedir. Üç bankadan elde edilen gelir toplamı, ... Bankasından elde edilen gelirden düşüktür ve tarih itibari ile bu düşüklüğün davalının ihtarı ile ilgisi yoktur. İhtarname sonrasında 252.00 TL’lık komisyon geliri sağlandığı tespit edilmiştir.İhtarname sonrası 2012 yılında davacı ile işbu 3 Banka arasında aynı şartlarda sözleşmelerin devam ettiği, bankaların sözleşmeye devam etmekten imtina etmedikleri görülmektedir. Bu bağlamda davalının ihtarnamesi, bankaların sözleşmeye devam etme iradesini etkilememiştir. İhtarname sonrasında 252.00 TL’lık komisyon geliri gibi düşük bir gelir sağlanması ile davalı tarafından keşide edilen ihtarname arasında uygun illiyet bağı yoktur.Davacı tarafından zarar ve zararla davalının eylemi arasındaki uygun illiyet bağı ispatlanamamıştır..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 6762 sayılı TTK’nin 57/1-1 (6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a) maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek” halinin haksız rekabet olduğunu, açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yeğâne ölçütün gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı olduğunu, işbu davaya konu somut olayda ise davalının beyanlarının açık bir şekilde gerçekle bağdaşmayarak yanlış beyan niteliğine haiz olduğunu, bunun davada mübrez belgelerden açıkça görüldüğünü, davalının tüm haklarını bulundurmadığı, birçok şirket tarafından da daha öncesinde çoktandır kullanılan ona ait olmayan projesine ilişkin dürüstlük kuralları çerçevesinden çıkarak keşide etmiş olduğu ihtarnamelerde yer vermiş olduğu ifade ve eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğini, aynı zamanda davalının haksız rekabet teşkil eden hukuka aykırı yanlış ve yanıltıcı açıklamaları neticesinde davacının müşterilerinin kararının etkilendiğini, davalı tarafından davacı aleyhine oluşturulmak istenilen yanlış intibanın davacının zarara uğramasına yol açtığını, davalının Beyoğlu 31. Noterliğinin 13 Ocak 2010 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinin davacı şirkete ve davacının 2010 yılı yıl başı çekilişi için ... bileti sattığı, ... Bankasına ihtarname gönderildiğini, davalının bu ihtarnamede davacının ...Bankası'na sattığı ... biletlerinin kendi buluşu olduğuna, davacı ile aralarındaki gizlilik sözleşmesinin ihlal edildiğine, davacının davalının haklarına kötü niyetle tecavüz ettiğine, her iki muhatabın da Davalının haklarından izinsiz şekilde faydalandıklarına; ... biletlerinin müşterilere fiziken teslim edilmediğine, müşterilerin cep telefonlarına sms ile numaraların gönderildiğin, muhatapların basiretli tacir olmadıklarına ilişkin iddialara yer verdiğini, bunların yanlış, gerçek dışı, yanıltıcı ve lüzumsuz yere incitici beyanlar olduğunu, davalının yine Besiktas 8. Noterliginin 28.12.2011 tarih ve ... sayısı ile davacıya ve davacının 2011 yılı yıl başı çekilişi için ... bileti sattığı ..., ... ve ...'a ihtarname gönderdiğini, davalının bu ihtarnamede ... biletlerinin kendi buluşu olduğunu, davacı müvekkil şirket ile gizlilik sözleşmesi olduğunu, Müvekkilin gizlilik sözleşmesini ihlal ettiğini, davacının Davalının haklarına kötü niyetle tecavüz ettiğini, davacının davalının haklarından izinsiz şekilde faydalandığını, ... biletlerinin müşterilere fiziken teslim edilmediği, müşterilerin cep telefonlarına sms ile numaraların gönderildiği, muhattapların basiretli tacir olmadığına yönelik rekabet ortamının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacak şekildeki ifadeleriyle yine davacıya karşı haksız rekabet teşkil eden eylemlerine devam ederek yanlış, gerçek dışı, yanıltıcı beyanlarla davacının itibarını zedeleme amacı güttüğünü, davalının ihtarnamedeki ifadelerin hiçbiri gerçekle bağdaşmadığını, bilgilendirme amacını fersah fersah aştığını, davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının projesinin daha önceden bilinip kullanılagelen bir proje olduğunu, davacının ... İdaresi ile yaptığı anlaşma gereğince uyguladığı proje ile ... AŞ ve ...AŞ'nin daha evvel uyguladığı projelerin arasında hususiyet veya yenilik niteliği arz eder seviyede farklılık bulunmadığı, gizlilik sözleşmesinin ihlali anlamına gelecek herhangi bir unsurun olmadığının gerek dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporlarında gerekse de işbu dava ile ilişkili davalardan verilen ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları çerçevesinde belirtilen hükümlerde, davalının patent verilebilirliğin bir unsuru olarak “yenilik” ve “tekniğin bilinen durumuna dahil olmama” şartlarını karşılayamadığının tartışılmasız hale geldiğini, kaldı ki davalının patent başvuruları hakkında kendisine ait olduğunu iddia ettiği projenin hiçbir yenilik taşımadığına dair ... kararının bulunduğu ve bu kararda davalının patent başvurusuna konu edilen sistemin başvurunun yapıldığı 2008 tarihinden evvel bilinen bir sistem olduğunun belirtildiğini, bu şekilde davalının 3.şahıslara kötüleme gayesi içerisinde hareket ederek davacıyı maddi ve manevi şekilde zarara uğrattığını, pazarda mevcut olmayan, yenilik unsurunu içeren, emek sarf edilerek özgünleştirilen bir fikri çabaya dayalı iş mahsulünün varlığının davalı tarafından ispatlanamadığını, sınai hakka vücut vermeyen bu iş mahsulünün (şans oyunları projesinin) harcı alem vasfı sebebiyle herkesçe kullanılabileceği hususunun dosya muhteviyatından görüldüğünü, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/845 Esas sayılı dosyasına ibraz edilen 20.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda davalı tarafından hazırlanan şans oyunlarına ait projenin, daha evvelden bilinip kullanılagelen bir proje olmasından dolayısıyla taraflar arasındaki gizlilik sözleşmesine ve haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak başka firmalara pazarlandığı şeklinde bir değerlendirme yapılmasına olanak olmayacağının bilirkişiler tarafından da tespit edildiğini, ortada davalının kendisine ait ne bir buluş vardır ne de bir patent bulunduğunu, davalının TTK m.55/1-a/3 anlamında “…müstesna yeteneğe malik olduğu zannını uyandırmaya çalışmak” fiiline vücut verdiğini, kaldı ki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD’nin 2018/10 e. 2018/620 K. 27.06.2018 tarihli kararında da davalı projesinin daha evvelden bilinip kullanılagelen bir proje olmasından ötürü harcıalem olup yeni ve eşsiz inovatif bir iş modeli mahiyeti taşımadığının belirtildiğini, aynı zamanda patente ilişkin ...’nun araştırma raporunun olumsuz olduğunu, davalının söz konusu ihtarnamelerde kullandığı yanıltıcı ifadelerden dolayı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerektiğini, içeriği de nazara alındığında tüketiciyi bilgilendirme amaçlı olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının bu eylemler sebebi ile zarara uğradığı ve zararı ile davalının eylemleri arasında illiyet olmadığı yönündeki tespitin de kabul edilemez olduğunu, mahkemece kurulan kararda deliller doğrultusunda karar vermek yerine tamamıyla kendi yorum ve görüşü ile hareket ederek hukuken kabul görmeyecek açıklamalarda bulunulduğunu, davacının zarara uğradığı düşünülmese dahi davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği hususunun dosya kapsamındaki deliller ve alınan bilirkişi raporlarında net bir şekilde gözler önüne serildiğini, haksız rekabete uğrayan kişinin zarar görmüş olmasının da bir şart olmadığını, kaldı ki davalının eylemleri sebebiyle davacının zararı oluştuğunu, haksız rekabette maddi tazminat istemine konu ettikleri zararın davalının elde ettiği kar miktar olmayıp davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarı olduğunu, böyle bir zararın özellikle de miktarının kanıtlanmasındaki zorluğu dikkate alan kanun koyucunun haksız eylemin varlığı halinde eylemin yaptırımsız kalmaması için TTK’nin 58-e maddesinde hakime maddi tazminat olarak davalının elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını hükmetme yetkisi verdiğini, davacının somut olayda herhangi bir kusurunun olmadığı huzurdaki yargılamada alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu gibi İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/845 Esas sayılı dosyası ile ve İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/10 Esas sayılı dosyası ile görülen yargılamalar sonucu verilen kararla da sabit olduğunu, hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine göre davacının mal varlığında meydana gelebilecek artışları haksız rekabet eylemleri sonucu kısmen veya tamamen engellenmesine sebebiyet vereceği ve dolayısıyla müvekkilinin elde edeceği gelir ve kardan mahrum kalacağı ve kayba uğrayacağı kısacası gelir kaybına uğrayacağını, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının ihtarname gönderdiği bu 3 davacı müşterisi bankanın, ihtarname sonrası davacı şirketten bilet almayı kestiği vakıasının da davacının defter ve kayıtları ile ispat edildiğini, kaldı ki davalının haksız rekabet eyleminin gerçekleştiği 2010 - 2011 yılları üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini, bu süreçte davalının davacı aleyhine ikame ettiği hukuk ve ceza davalarında müvekkilinin haklılığının ortaya çıktığını, davacının malvarlığının zarar verici fiil olmasaydı bulunacağı durumla, fiil sonucu aldığı durum arasındaki farkın belirlenmesi gerektiğini, te, müvekkil şirketin 2008 ila 2012 yılları arasındaki geçmiş dönem komisyon geliri ortalaması dikkate alınarak bir oran ve kıyaslama yapılarak sonuca gidilerek bir karar kurulmasının gerekli olduğunu, davacının gelir kaybına uğramadığı ve gelir kaybının başka nedenlerden kaynaklandığı şeklinde bir kanıya ulaşılmasının Kanunun ne amacına ne de ruhuna uygun bir yorum olduğunu, 09.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya açıkça itiraz ettiklerini, 25.12.2018 tarihli raporda yapılan hesaplamanın ise yukarıda anılan bilirkişi raporuna nazaran müvekkil şirketin kazanç kaybını objektif bir biçimde ortaya koyduğunu, somut olayda hem müvekkilin çalıştığı sektör hem de bankacılık sektörü de dikkate alınmalı ve zararın hesaplanabilmesi noktasında enflasyon vb. ekonomik parametrelerin de gözetilmesi gerektiğini, bir önceki yılda müvekkilin elde ettiği komisyon gelirinin hiç artış göstermeksizin aynı şekilde tazminat olarak ödenmesi şeklindeki tespitin de bu sebeple hatalı olduğunu, yine yapılacak hesaplamada bilhassa ikinci ihtarnamenin gönderildiği tarihin de büyük önem arz ettiğini, piyango biletlerinin yıl içinde en çok satıldığı dönem yılbaşı öncesi dönemi olduğunu, 28.11.2011 tarihli ihtarnamenin davacının çok ciddi bir gelirden mahrum kalmasına sebebiyet verdiğini, ihtarnameler öncesi elde ettiği yüksek gelir kalemlerinin de yoksun kalınan kar hesabında dikkate alınması gerektiğini, zarar ile illiyet bağı bulunmadığı yönündeki gerekçesine dayanan ret kararının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, eylem tarihleri dikkate alındığında, mülga 6762 sayılı TTK'nın 58. maddesi gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava ilk olarak İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılmış olup bu mahkemenin 28.01.2020 tarihli ve 2012/787 Esas, 2020/112 Karar sayılı kararı ile ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın taraflarca istinaf edilmemesi sebebiyle kesinleşmesi üzerine dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, görevli mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu eldeki karar verilmiştir. Davalının haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen eylemlerinin davacı tarafın ticari işlerine ilişkin olduğunu nazara alındığında eldeki davaya asliye ticaret mahkemesince bakılması usul ve yasaya uygun olmuştur. Davacı vekilince; davalının, davacıya 140 ülkede patent aldığı buluşu olduğu şeklinde gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu, davalının davacıya ve davacının müşterisi bankalara Beyoğlu 31.Noterliğinin 13.01.2010 tarihli, ... sayılı ihtarnamesi ve Beşiktaş 8.Noterliğinin 28.12.2011 tarihli, ... sayılı ihtarnamesini düzenleyerek gönderdiğini, davacı ile davacının bilet sattığı ... Bnakası, ..., ... ve ... 'e hitaben düzenlenen ihtarnamelerde davalının, davacının bankaya sattığı ... biletlerinin kendi buluşu olduğunu, davacının gizlilik sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, davacının kendisinin haklarını izinsiz kullandığını iddia ettiğini, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davacıyı maddi ve manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve maddi, manevi tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamış ve bu şekilde davacının iddialarını inkar etmiş sayılmıştır. Dosya kapsamının incelenmesinden; Beyoğlu 31.Noterliğinin 25.11.2008 tarihli ... sayılı belgesi ile davalının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ''... (...)'' adlı projenin ilgili sıfatıyla davalıya ait olduğunun belirtildiği, noter ve davalı yanca imzalandığı, davalının, davacıya bu projesinden bahsetmek için tarafların 14.07.2009 tarihli gizlilik sözleşmesi imzaladıkları, davacının bu proje ile ilgilenmediği, bu konuda bir ticari ilişkinin taraflar arasında kurulduğuna dair belgenin bulunmadığı, davalı tarafından davacıya ve davacının yılbaşı bileti sattığı müşterileri ...ile ..., ... ile ...'a Beyoğlu 31.Noterliğinin 13.01.2011 tarihli, ... sayılı ihtarnamesi ile Beşiktaş 8. Noterliğini 28.12.2011 tarihli, ... sayılı ihtarnamesini düzenleyerek gönderdiği, ihtarnamelerde, davacının sattığı ... biletlerinin kendi buluşu olan sistem üzerinden satıldığını, davacının gizlilik sözleşmesine aykırı hareket ettiğini, davacının, kendisinin haklarını izinsiz kullandığını iddia ettiği, daha sonra eldeki davanın davalısı tarafından davacısı aleyhine 18.01.2012 tarihinde İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/845 Esas (Eski Esası; İstanbul 24.Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/13) sayılı dosyası ile ''davalı şirketin 2010 yılı yılbaşı çekilişinde kendisine ait ... adlı şans oyunları projesinin bir bir aynısını ... Bankasına pazarladığını, 2011-2012 yılbaşı çekilişinde ise ... AŞ'ye pazarladığını, gizlilik sözleşmesini ihlal ettiğini, kendi projesini hukuka aykırı şekilde kullandığını'' ileri sürerek ticari sırlarının izinsiz kullanımının hukuka aykırılığının tespiti ile maddi zararının tazmini için dava açıldığı, mahkemenin 04.04.2017 tarihli ve 2017/255 Karar sayılı kararı ile ''... 3 ayrı heyet raporu göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında gizlilik sözleşmesini konu edilen davacıya ait olduğu iddia edilen ticari sır niteliğindeki bilgilerin daha önce kullanılmış bilgi ve yöntemler olduğu münhasıran davacıya ait ve sır niteliğinde bilgiler olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla gizlilik sözleşmesine konu edilen hususların davalı yanca kullanılmış olması davacı yana tazminat hakkı doğurmaz. Ticari hayatta herkesçe bilinen ve kullanılagelen denenmiş yol ve yöntemlerin her ne kadar davalı yanın bilgisizliği nedeniyle gizllik sözleşmesine konu edilmiş ise de davacı yanca davaya konu bilgilerin ticari sır niteliğinde ve sadece tarafına ait bilgi ve yöntem gibi sunulmuş olması davaya konu bilgilerin daha önce bilinmeyen bir yöntem olduğunun kabulünü gerektirmez. Davalının dava konusu bilgileri kullanması hukuka aykırı olmadığından davacının tazminat talep etme hakkı bulunmamaktadır." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın anılan davanın davacısı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 27.06.2018 tarihli ve 2018/10 Esas, 2018/620 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2020 tarihli ve 2018/4411 Esas, 2020/1663 karar sayılı onanma ilamı ile kararın 18.02.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, davalı, proje konusu için 16.06.2009 tarihinde patent başvurusunda bulunduğunu belirtmekte olup dosya arasında bulunan Uluslararası Araştırma Raporu (...) başlıklı 01.06.2011 ve 07.06.2011 tarihli raporda, davalının kendisine ait olduğunu iddia ettiği şans oyunu (...) projesinin hiçbir yenilik taşımadığı, ...’ya ait patent başvurusuna konu edilen sistemin başvurunun yapıldığı 2008 tarihinden evvel bilinen bir sistem olduğu, buluş basamağı gerekliliğinin karşılanmadığı ifade edilmiştir. Mahkemece alınan 09.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise; davalının ispatlayamadığı iddialarına dayanarak üçüncü kişiler (potansiyel müşteri konumundaki bankalar) nezdinde beyanda bulunduğu, davalının dayandığı iddiaların gerçek olup olmadığının adli merciilerce kesin olarak tespit edilemeden bu tür beyanları bankalara ihtarname yolu ile göndermesinin haksız rekabet teşkil edebilecek bir faaliyet olabileceği, ilgili çevre olan bankalar nezdinde davalının proje üzerinde tek ve münhasıran hak sahibi olduğu, buna karşılık davacı tarafından haksız bir biçimde engellenmekte olduğu yönünde hatalı bir düşünce oluşabileceği, somut olay açısından dosyada davacının fiillerinin niteliğinin haksız rekabet mahiyetinde olduğu bir mahkeme kararı ile ispatlanamamış olup davalının ihtarnameleri bilgilendirme amacını aşar nitelikte bulunduğu, davalının ihtarnamesinde kullandığı beyanların üçüncü kişilerde (özellikle muhatap bankalarda) salt iddiasını duyurmakla sınırlı kalmayan, davacı tarafından söz konusu fiillerin gerçekten işlediği ve bunun ispat edildiği yönündeki yanlış bir kanıyı 3. kişilerde (muhatap bankalar nezdinde) uyandırmaya müsait davranışlar olduğu kanaati bildirilmiştir. Eldeki davada haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen ihtarname tarihleri ve davalı eylemlerinin gerçekleştiği tarihler nazara alındığında somut uyuşmazlığa 6762 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6762 sayılı TTK'nın 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olarak tanımlanmış, hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketle ise örnekleme yoluyla 57.maddede düzenlenmiştir. 57/1 ve 3.maddelerinde, başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek, kendi şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek hüsnüniyet kaidelerine aykırılık hallerinden olarak sayılmıştır. Somut olayda, gerek Uluslararası Araştırma Raporu (...) başlıklı raporu, gerek mahkemece alınan 09.11.2021 tarihli bilirkişi raporu, gerekse de İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen kararı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının kendisine ait olduğunu ve davacının izinsiz şekilde kullandığını iddia ederek davacının müşterilerine gönderdiği ihtarnamelerine konu ettiği şans oyunu (...) projesinin hiçbir yenilik taşımadığı, davalının patent başvurusuna konu yaptığı sistemin başvurunun yapıldığı 2008 tarihinden evvel bilinen bir sistem olduğu, buluş basamağı gerekliliğinin karşılanmadığı, buna göre davalının projesinin projenin daha önceden bilinip kullanılagelen bir proje olduğu, davacının ... İdaresi ile yaptığı anlaşma gereğince uyguladığı proje ile ... AŞ ve ...AŞ'nin daha önce uyguladığı projelerin arasında özellik veya yenilik arz eder seviyede farklılık bulunmadığı, aynı mantık ve aynı iş akış yapısına sahip oldukları, işleyişlerinde ufak tefek değişikliklerin olabileceği ancak bu değişikliklerin yeni bir fikir ve buluş olarak da değerlendirilecek nitelikte olmadığı, uygulamalar arasındaki bu değişikliklerin umumun bildiği teknik detaylar olup yenilik içermediği, buna göre davacı projesinin daha evvelden bilinip kullanılagelen proje olmasından ötürü davacı tarafından taraflar arasındaki gizlilik sözleşmesinin ihlali ve haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak başka firmalara pazarlandığı şeklinde değerlendirilecek nitelik taşımadığı, bilakis davalının aynı konuda davacı aleyhine açtığı davada projesinin davacı tarafından haksız kullanımının bulunmadığının tespit edildiği, böylelikle davalının davacı ve müşterilerine gönderdiği ihtarnamelere konu ettiği iddialarının doğru olmadığının, projesinin davacı yanca haksız kullanılmadığının kesin delil niteliğindeki kesinleşen karar ile ortaya konulduğu, dolayısyla davalının ihtarnamelere konu iddialarının doğrulanmadığı, aksine yargı kararı ile yerinde olmadığının tespit edildiği, bu hâli ile davalının davacıya yönelik eylemlerinin yukarıda yer verilen yasa hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeplere ve açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği yönündeki kararı usul ve yasaya aykırı görülmüş ve davacı vekilinin isitinaf başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve esas hakkında Dairemizce davacının davasının haksız rekabetin ve önlenmesi taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilmesinde: Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; ihtarnameler sonrasında davacının komisyon gelir kaybı yaşamadığı belirtilmekle birlikte davacı ile dava dışı bankalar arasındaki sözleşmesel ilişkilerin sona ermesinde davalı tarafından keşide edilen ihtarnamenin etkisinin olabileceği kanaatine varılması halinde, davacının 2012 yılı için (2011 yılında sağlanan komisyon geliri tutarında) : 109.729.52 TL-252 TL = 109.477.52 TL komisyon gelir kaybı olabileceği belirtilmiştir. Davalının eylemleri, davacı müşterilerine gönderdiği ihtarnamelerin içerikleri ile bazı bankaların davacı ile sözleşme ilişkilerini sona erdirdiği nazara alındığında, davacının maddi zarara uğradığı ancak miktarının tespit edilemediği anlaşılmaktadır. Eylem tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 42. maddesi ''Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder.'' hükmünü içermekte olup buna göre haksız rekabet sonucunda zarara uğrayan davacı, zarara uğradığını ve zararın varlığını ispatla yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zarar miktarının hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK50/2).Buna göre somut olayda, bilirkişi raporundaki mali tespitler, davacının ve davalının durumları, dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve davalının davacı müşterilerine gönderdiği ihtarname içerikleri nazara alınarak, Dairemizce davacının zararının 109.477.52 TL/2=54.738,76 TL olarak belirlenmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine ulaşılmış ve maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 54.738,76 TL'nin son haksız rekabet teşkil eden eylem (ihtarname) tarihi olan 28.12.2011 tarihinde işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacının, davalının haksız rekabet teşkil eden ihtarnameleri sebebiyle ticari itibarının zedelendiği de anlaşıldığından manevi tazminat isteminin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Zira davacının müşterilerine davalı tarafından gönderilen ve haksız rekabet teşkil eden ihtarname içerikleri, davacının ticari itibarına zarar verecek niteliktedir. Davacının manevi tazminat talebi, 818 sayılı BK'nın 49. maddesi uyarınca değerlendirilmiştir. Anılan maddede, ''Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.'' düzenlemesi içermekte olup, Dairemizce, davacının manevi tazminat tazminat istemi haklı bulunmakla birlikte, manevi tazminat yerine, BK'nın 49.maddesinin son fıkrası uyarınca takdiren kararın ilanıyla yetinilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil etiğinin tespitine, haksız rekabetin menine, 2-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 54.738,76 TL maddi tazminatın, 28.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 3-Manevi tazminat yerine 818 sayılı BK'nın 49. maddesinin son fıkrası uyarınca -ilan masrafları davalıya ait olmak üzere- iş bu kararın ilanına, 4-Alınması gereken 3.739,20 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan ve ıslah harcı olarak yatırılan harçların toplamı olan 7.133,50 TL'den mahsubu ile artan 3.404,30 TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 3.739,20 TL karar ve ilam harcı ile 21,15 TL başvurma harcı toplamı olan 3.760,35 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından harç dışında yapılan 568,50 TL tebligat/posta masrafı, 4.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.768,50 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına takdiren (2/3) belirlenen2.845 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davacı lehine haksız rekabetin tespiti ve men'i talebi yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10. maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Manevi tazminat yerine verilen ilan kararı bakımından, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran tarafa iadesine, 12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 215,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 435,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 13-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 14-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.02.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktı