12. Hukuk Dairesi 2015/17488 E. , 2015/29202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlu belediyenin icra mahkemesine başvurusunda hac
**12. Hukuk Dairesi 2015/17488 E. , 2015/29202 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlu belediyenin icra mahkemesine başvurusunda haczedilen hesabın maaş ve ödemeler hesabı olup, hesapta bulunan paraların kamu hizmetine tahsisli olduğu nedeniyle Ziraat Bankası ... Şubesinde bulunan hesaplarına konulan haczin kaldırılmasını istediği, mahkemece 5393 Sayılı Yasa’nın 15. maddesine 6552 Sayılı Yasanın 121. maddesi ile eklenen son fıkra ve geçici 8.maddeye dayalı olarak şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.29116 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasanın 121. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesine eklenen son fıkra uyarınca icra dairesince önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal göstermesinin istenmesi, on gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi halinde, alacak miktarını aşmayacak veya kamu hizmetlerini aksatmayacak şekilde haciz işlemlerinin yapılması gerekir. 6552 sayılı Yasa ile 123.maddesi ile 5393 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca yasanın yürürlük tarihinden önce konulan hacizlerin kaldırılabilmesi için borçlu belediye tarafından icra dairesine borç miktarını karşılar değerde mal bildirilmesi ve icra müdürlüğünce borçlu tarafından bildirilen malların değerleri belirlendikten sonra üzerlerinde haciz veya takyidat bulunup bulunmadığı hususları dikkate alınarak borç miktarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilerek sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekir. İcra müdürlüğü tarafından yapılacak işlem ve alınacak kararlara karşı İİK. nun 16. maddesi uyarınca icra mahkemesine başvurulması halinde ise, icra müdürlüğünce verilen karar veya yapılan işlemlerin 5393 Sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine uygun olup olmadığı mahkemece denetlenecektir.Somut olayda belediyeye ait banka hesabı üzerine 6552 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 11.09.2014 tarihinden önce haciz konulmuş olup, söz konusu haciz geçerlidir. Borçlunun icra mahkemesine başvurusu ise 6552 sayılı yasa ile 5393 sayılı yasanın 15.maddesindeki değişiklik tarihinden öncedir. Borçlunun şikayeti, 6552 Sayılı Kanun'un 121 ve 123. maddeleri ile getirilen 5393 Sayılı Kanun'un 15. maddesine (ek) son fıkrası ile geçici 8. maddesi gereğince haczin kaldırılması istemine ilişkin olmayıp; borçlu vekili bu değişiklikten önceki 5393 Sayılı Kanun'un 15/son ve İİK’nun 82. maddeleri gereğince haczedilemezlik şikayetinde bulunmuştur.6552 sayılı Yasa ile 123.maddesi ile 5393 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca yasanın yürürlük tarihinden önce konulan hacizlerin kaldırılabilmesi için borçlu belediye tarafından icra dairesine borç miktarını karşılar değerde mal bildirilmesi ve icra müdürlüğünce borçlu tarafından bildirilen malların değerleri belirlendikten sonra üzerlerinde haciz veya takyidat bulunup bulunmadığı hususları dikkate alınarak borç miktarını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilerek sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekir. İcra müdürlüğü tarafından yapılacak işlem ve alınacak kararlara karşı İİK. nun 16. maddesi uyarınca icra mahkemesine başvurulması halinde ise, icra müdürlüğünce verilen karar veya yapılan işlemlerin 5393 Sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine uygun olup olmadığı mahkemece denetlenecektir.Buna göre 5393 sayılı yasanın değişiklikten önceki 15/son maddesine dayalı olarak yapılan haczedilmezlik şikayetinin yargılaması sırasında borçlu, 6552 sayılı Yasa ile 123.maddesi ile 5393 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. Maddesine dayalı olarak doğrudan icra mahkemesinden haczin kaldırılmasını isteyemeyeceği gibi mahkemece de anılan hüküm re’sen nazara alınarak doğrudan uygulama yapılamaz. Zira 6552 sayılı Kanun ile getirilen bu hükümlerin birinci derece muhatabı ve uygulayıcısı, icra müdürlüğüdür.Kaldı ki yargılama sırasında Anayasa Mahkemesi’nin 17.06.2015 tarih ve 2014/194-2015/55 sayılı, Resmi Gazetenin 26.06.2015 tarih ve 29398 sayısında yayınlanan kararı ile yasa hükmü iptal edildiğinden iptal edilen yasa hükmüne göre de hüküm tesis edilemez.Buna göre haczedilmezlik şikayetinin 5393 sayılı Yasa'nın değişiklikten önceki 15/son ve İİK’nun 82. maddesi gereğince incelenmesi gerekir.5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinde; "Belediyenin kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile, belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim, harç gelirleri haczedilemez" düzenlemesine yer verilmiştir.Ayrıca, 5779 Sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun'un 7. maddesinde; bu Kanunda, belediyelere, genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından ayrılacak paylar ile diğer kanunlarda verilmesi öngörülen payların vergi hükmünde olduğu düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu ve takip hukuku ilkelerine göre, asıl olan alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak olduğundan, kural olarak borçluların tüm mallarının haczi mümkündür. Bir malın haczedilememesi için yasal düzenlemenin bulunması zorunludur. Haczedilmezlik istisnai bir durum olduğundan, bu yöndeki düzenlemelerin de dar yorumlanması gerekir. Ayrıca, bir üst norm olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90/4. maddesi ile de; usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklerin düzenlendiği milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğu ve uyuşmazlıklarda gözetilmesi gerektiği kuralına yer verilmiştir. Buna göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinde; " ... Her gerçek ve tüzel kişi, maliki olduğu şeyleri barışçıl bir biçimde kullanma hakkına sahiptir. Kamu yararı gerektirmedikçe ve Uluslararası Hukukun genel ilkeleri ile hukukun aradığı koşullara uyulmadıkça, bir kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz ... " hükmü yer almaktadır.Ek protokol'ün mülkiyet hakkı ile ilgili 1. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce onaylanmış ve onaylayan yasada; " ... Her hakiki veya hükmü şahıs malların masuniyetine (dokunulmazlığına) riayet edilmesi hakkına maliktir. Herhangi bir kimse ancak amme menfaati icabı olarak ve kanunun derpiş eylediği şartlar ve devletler hukukunun umumi prensipleri dahilinde mülkiyetinden mahrum edilebilir ... " ilkelerine yer verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 16 Ocak 2007 tarih ve 31277/03 sayılı, ...-Türkiye davası hakkındaki kararında, davacının lehine alınan yargı kararının altı yıldır uygulanmaması, bir diğer anlatımla ilama konu borcun borçlu belediyece ödenmemesi nedeniyle, AİHM'nin AİHS'nin 6 § 1. ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddelerinin ihlal edildiği sonucuna vararak tazminata hükmetmiş, yine 17 Ocak 2006 tarih ve 13062/03 sayılı, ... - Türkiye davası ve 18 EKİM 2005 tarih ve 74405/01 sayılı ... Ve Diğerleri - Türkiye davası hakkındaki kararında da aynı sonuca varmıştır.Bütün bu açıklamalar ışığında, 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 15/son maddesinin dar yorumlanması gerektiği sonucuna varılmalıdır. Maddede açıkça haczedilmezlik için vergi, resim, harç geliri olma ya da "fiilen kamu hizmetinde kullanılma" koşullarının kabul edilmesi karşısında, belediyeye ait bir paranın haczedilmezliği ancak fiili durumunun tespiti ile belirlenmelidir. Bu konuda ispat yükü ise borçluya düşmektedir. Bir diğer anlatımla, haczedilen paraların vergi, resim, harç geliri olduğunu ya da fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını borçlu belediye ispatlamalıdır. Aksi halde şikayetin reddi gerekecektir.Haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraları karıştırmak suretiyle havuz hesabı oluşturan borçlu belediyenin, iddiasını ispat imkanını kendisinin kaldırdığının kabulü zorunludur. Borçlu belediyenin haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralarını ayrı hesaplarda tutması yerine, havuz hesabı oluşturmasının da iyi niyetle bağdaşmayacağı tartışmasızdır. Böyle bir davranış AİHM'nin AİHS'nin 6 § 1. ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddelerinin ihlali sonucunu doğuracağı gibi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunmakla, hukukça korunamayacağı muhakkaktır. Buna göre borçlu belediyenin, hesaplardaki paraların haczedilmezliğini ispatlayamadığının kabulü gerekir.Öte yandan borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması, haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmelidir.O halde mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesinde haczedilen paraların havuz hesabında olduğu belirlendiğine göre haczin kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile haczin kaldırılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.