11. Hukuk Dairesi 2011/11729 E. , 2012/17869 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/06/2011 tarih ve 2009/386-2011/342 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2011/11729 E. , 2012/17869 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kars 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/06/2011 tarih ve 2009/386-2011/342 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’un sağlığında Garanti Bankası'ndan kullandığı tüketici kredisi sebebiyle davalı tarafından 07.07.2008 başlangıç tarihli yıllık kredi hayat sigortası ile sigorta ettirildiğini, murisinin 23.04.2009 tarihinde vefatı üzerine talebe rağmen davalı şirketin ödeme yapmadığı ileri sürerek, şimdilik 7.500,00 TL’nın ihbar tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir Davalı vekili, sigorta teminatının Garanti Bankası’ndan kullanılan krediye bağlı olarak verildiğini, sigorta teminatından öncelikle dain-i mürtein sıfatıyla Garanti Bankası A.Ş’nin hak ve menfaat sahibi olduğunu, murisin kroner arter hastalığı, diabettes mellitus ve kronik böbrek yetmezliğinden vefat ettiğini, ancak sigortalının 2006 yılında teşhis konulan bu hastalıkları olduğu halde sözleşme akdedilirken düzenlenen sağlık beyan formunda sağlık sorunu olmadığını beyan ettiğini, poliçenin hükümsüz hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların muris bırakanının sigorta poliçesi düzenlenirken herhangi bir hastalığı olmadığını beyan ettiği, ancak davalı sigorta şirketinin riziko gerçekleştikten sonra davacıların muris bırakanın mevcut hastalığından dolayı rizikonun gerçekleştiğini iddia ettiği, ispat yükümlülüğünün davalı şirkette olduğu ve bu hususta delil bildirmediği, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle 7.500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Davalı davada diğer savunmalarının yanı sıra vefat tazminatına ilişkin poliçe bedelinden öncelikle dain-i mürtehin dava dışı Garanti Bankasının yararlanacağını, ayrıca davacıların murisinin beyan yükümlülüğünü kasten ihlal etmesi nedeniyle rizikonun teminat harici olduğunu savunmuştur. Dosya içerisinde bulunan poliçe ve eklerinden poliçenin dava dışı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle dava dışı bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacıların bunu istemesi mümkündür. Mahkemece re’sen nazara alınması gereken bu husus araştırılmadan, kredi borcunun ödenip ödenmediği ve davacıların isteyebileceği bir tutar kalıp kalmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere beyan yükümlülüğüne kasten aykırı hareket edilmesi halinde rizikonun gerçekleşmesinden sonra da davalının sözleşmeden cayabileceği düzenlenmiştir. Gerçekten de, beyan yükümlülüğüne kasten aykırılık durumunda rizikonun gizlenen hastalık nedeniyle meydana gelmesi halinde riziko teminat haricidir. Davalı taraf bu yönde savunmada bulunduğuna göre mahkemece rizikonun saklanan hastalık nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda uzman tabip bilirkişilerden rapor alınıp, öncelikle illiyet bağının bulunup bulunmadığı tespit edilip, illiyet bağı var ise davacıların murisinin daha önce Başkent Üniversitesi Hastanesinde gördüğü tedavi sonrasında hastalığını bildirmemesinin kasta dayanıp dayanmadığı belirlenip, buna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.