11. Hukuk Dairesi 2011/12099 E. , 2012/18616 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2011 tarih ve 2010/282-2011/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/12099 E. , 2012/18616 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2011 tarih ve 2010/282-2011/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Mahkemenin 2009/42 Esas -162 Karar sayılı kararı ile iflasına karar verilen, halen hakkında 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/1 sayılı iflas takibi bulunan müvekkilinin 19.07.2008 tarihinde yapılan 2007 yılı Olağan Genel Kurulu'nda "sermayesinin 1.250.000 TL’den 2.500.000 TL’ye çıkarılmasına" karar verildiğini, kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nin 19.08.2008 tarihli sayısında ilan edildiğini, artırılan 1.237.500 TL’lik kısmın ortaklarca ödenmediğini, davalının ödenmeyen 25.000 TL sermaye borcu bulunduğunu iddia ederek, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin, sermaye artırımına ilişkin taahhütname imzalamadığını, böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin sermaye artırımı kararının alındığı genel kurul toplantısına katılmadığını, hazirun cetvelinde imzasının bulunmadığını, genel kurul kararının iptali konusunda dava açmadıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırım kararı alınan toplantıya davalının katılmadığı, hazirun cetvelinde imzasının bulunmadığı belirtilmiş ise de, toplantının ya da alınan kararların bu gerekçe ile iptali konusunda açmış oldukları bir dava bulunmadığı, davacı müflis şirketin 19.07.2008 tarihli toplantıda almış olduğu “sermaye ve hisse senetlerinin nevi” başlıklı sermaye artırımına ilişkin 6 numaralı kararın tescil edilerek, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği, ilan metninde her bir pay sahibinin ne miktar sermaye koyma taahhüdünde bulunduklarının açıkça belirtildiği, gerek “sermaye artışına” ilişkin kararın, gerekse “toplantı tutanağının imzalanması için divan heyetine yetki verilmesine” ilişkin kararın oy birliği ile alındığı, sermaye artışına ilişkin tüm yasal prosedürün tamamlanmış olduğu, alınan ve tescil edilen karara rağmen, davalının 25.000,00 TL sermaye koyma taahhüdünü yerine getirmediği, 5.471,01 TL’si temerrüt faizi olmak üzere, davalının, davacı müflis şirkete takip tarihi itibari ile toplam 30.471,01 TL borcunun bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın bu miktar yönünden kabulü ile davalının 25.000 TL borca ve 5.471,01 TL faize itirazının iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, sermaye artırım borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklandığı gibi, sermaye artırım kararının oybirliğiyle alındığı gerekçesiyle davalının sermaye taahhüt borcunun bulunduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar, şirket sermaye artırım kararı oybirliğiyle alınmış ise de, genel kurulda hem sermayenin artırılmasına karar verilmesi hem de sermayenin tamamının taahhüt edilip gerekli ödemelerin yapılması yoluyla kısa yoldan esas sermaye artırımı söz konusu olmadığı gibi, davalının davacı şirkete verdiği bir iştirak taahhütnamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. İştirak taahhüdü kural olarak, ortaklığa yöneltilmiş bir icap niteliğindedir. Taahhüdün bu niteliği, TTK'nun 283.maddesinde açıkca, "sermaye iştirak talebinden" söz edilmek suretiyle belirtilmiştir. İştirak taahhüdünde bulunan ortak, belli bir miktar pay veya pay senedi bedeli olan esas sermaye kısmını ödemeyi taahhüt ederek, ortaklığa katılmak istediğini açıklar. Buna göre, payların veya pay senetlerinin satın alınması için, ortaklıkça yapılan ilan veya çağrı kural olarak icaba davet niteliğindedir. TTK'nun 283/2.maddesine göre arttırılan sermayeye katılma, iki nüsha iştirak taahhütnamesinin düzenlenip, imzalanması suretiyle olur. Bu hususları içermesi geçerlilik koşuludur. Öte yandan, sermaye artırımına katılan ortakların, iştirak taahhütnamesinde yazılı hususlar ile ana sözleşme içeriğine vakıf olduklarını bildiren ve imzası noterce onanmış bir mektupla ortaklığa yapacakları bir başvuru da, katılma taahhütnamesi hükmündedir. Pay sahipleri bir hak olarak yeni pay alma hakkını kullanıp kullanmamakta özgürdürler. Pay sahiplerinin yeni pay alma haklarını kullanmalarının ihtiyari olmasının doğal sonucu, iştirak taahhüdünde bulunmalarının da ihtiyari olmasıdır. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlıkta, yasanın aradığı şekilde gerçekleştirilmiş bir sermaye taahhüdü bulunmadığı anlaşılmış ve dosyada mevcut yönetim kurulu üyelerinin imzasını taşıyan listenin ortakların imzasını yukarıda açıklanan şekil koşullarını taşımaması nedeniyle sermaye taahhüdü olarak kabul edilemeyeceğinden davalının artırılan sermayeye katılma borcunun bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davalı tarafça usulüne uygun olarak yapılmış bir sermaye taahhüdü bulunmadığına göre, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.