İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Derdest dava dosyasında ilk olarak: 2024/1298 Esas, 2024/1216 Karar sayılı kararımız ile "Dava ve karşı dava; dava dışı şirketin eşit paylı ortağı (karşı davacı eşi ile birlikte) olan asıl ve karşı davanın konusu, münferit yetkili iki şirket müdürünün karşılıklı azli talebine ilişkindir. Davanın her iki tarafı diğer şirket müdürünün usulsüz işlemler yaparak şirketi ve diğer ortağı zarara uğrattığını ileri sürmektedir. Her ik…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1133 KARAR NO: 2026/570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/07/2025 (Ara Karar) NUMARASI: 2024/187 Esas DAVA: İhtiyati Tedbir BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2025/445 ESAS, 2025/465 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA: İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Derdest dava dosyasında ilk olarak: 2024/1298 Esas, 2024/1216 Karar sayılı kararımız ile "Dava ve karşı dava; dava dışı şirketin eşit paylı ortağı (karşı davacı eşi ile birlikte) olan asıl ve karşı davanın konusu, münferit yetkili iki şirket müdürünün karşılıklı azli talebine ilişkindir. Davanın her iki tarafı diğer şirket müdürünün usulsüz işlemler yaparak şirketi ve diğer ortağı zarara uğrattığını ileri sürmektedir. Her iki taraf bir kısım usulsüz işlemlerin varlığını kabul etmekle birlikte bu işlemlerin karşı yanın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini iddia etmektedir.Asıl davada mahkemece; 22.03.2024 tarihli tensip tutanağının 11.12.bendi ile davacı tarafın, "dava dışı ... ..... Şti. faaliyetleri kapsamında bankalar, finans kuruluşları ve resmi kurumlar nezdinde geçerli olmak kaydıyla tüm nakit, para, çek, sene (kambiyo taahhüdü dahil) düzenlenmesi, ödeme ve harcamaların münhasıran pay sahibi ve şirket müdür...’nun tek yetkili olacağı yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis" edilmesi talebinin reddine, Davacı tarafın dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren, sonrasında da kalıcı olmak üzere" dava dışı ... .... Şti. müdürü olan davalının özen ve bağlılık yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal etmiş olması ile şirketin yönetiminde gerekli basireti göstermeyerek şirketi zarara uğratması ve şirketin malvarlığını kendi malvarlığına aktarması, bu yönüyle şirketin yönetimi için gerekli niteliklere haiz olmaması sebebiyle davalının temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesi "ne ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne(tebliğden itibaren HMK 393 maddesi gereğince 1 hafta içinde mahkememize verilecek dilekçe ile HMK 394 maddesi gereğince 1 hafta içinde itiraz yolu açık olmak üzere ) 13.bent ile de "Mahkememiz tensip tutanağının ticaret sicil müdürlüğüne ve davacı tarafın bildireceği yerlere gönderilmesine" karar verilmiştir. Uyap kayıtlarında tensip tutanağının 27.03.2024 tarihli müzekkere ile doğrudan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince 22.03.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına davalı-karşı davacı tarafça 01.04.2024 tarihli dilekçe ile süresinde itiraz edilmiş, mahkemece verilen 03.04.2024 tarihli ara karar ile itirazın 23.05.2024 tarihinde duruşmalı incelenmesine karar verilmiştir. Bu aşamada davalı- karşı davacı vekilinin 06/05/2024 tarihli dilekçesi ile davacı tarafın uygulama talebi olmadan tensip ara kararı gereğince ticaret sicilinin işlem yaptığını bildirmesi nedeniyle, aynı tarihte bir ara kararı vermeden İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, müzekkere yazılarak tedbir kararının HMK 393 maddesi gereğince bir haftalık kesin süre içinde uygulanmasının talep edilmediği, kesinleşmiş bir tedbir kararı olmadığı, uygulanması talep edilmeyen ihtiyati tedbir ara kararın kendiliğinden kalkmış olduğunun tespiti konusunda işlem yaparak mahkemeye bilgi verilmesi talep edilmiştir. Esasen lehine tedbir kararı verilen asıl davada davacı tarafından ihtiyati tedbirin uygulanmasının tebliğ tarihinden itibaren talep edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, mahkemece verilen ara kararı gereği bu konuda başvuru yapılması gerekmediğini, mahkemece verilen ara kararı ile müzekkere yazılarak ihtiyati tedbirin uygulandığını ileri sürmüştür. Ne var ki ister infaz memuru atansın, isterse atanmasın ihtiyati tedbir talep eden taraf kanunun açık hükmü gereği kararın tebliğinden itibaren bir haftalık süre içinde mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbirin uygulanmasını talep etmek zorundadır. İlk derece mahkemesinin yeterli açıklıkta olmayan tensip tutanağı akabinde bir talep olmadan davada taraf olmayan İstanbul Ticaret Siciline müzekkere yazılması usulü işlemlerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine engel teşkil etmiştir. HMK nın 393/1 hükmü gereği kendiliğinden kalktığı anlaşılan ihtiyati tedbirin yeniden talep edilmesine veya incelenmesine yasal engel bulunmamaktadır. Böylelikle; itiraz inceleme duruşma tarihi itibariyle kendiliğinden kalktığı belirlenen ihtiyati tedbir kararına davalı-karşı davacının asıl davada verilen ihtiyati tedbir kararına itirazının konusu kalmamıştır. Davalı-karşı davacı tarafın itirazının incelenmesine karar verilen duruşmadan evvel davacı-karşı davalı vekili 10.05.2024 tarihli dilekçesi ile yeniden ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş ise de, mahkemece bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Karşı davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek her iki münferit şirket yetkilisinin temsil yetkisi kaldırılmış, şirketin bu halde organsız durumda kalmaması için yönetim kayyımı atanmış, bu kararın uygulanması ihtiyati tedbir talep eden tarafından süresinde talep edilmiş olmakla birlikte davalı-karşı davacının temsil yetkisinin kaldırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf kanun yoluna da başvurulmuştur. Davacı taraf ise, 10.05.2024 tarihli dilekçede ki yeniden ihtiyati tedbir taleplerinin değerlendirilmediğini, ihtiyati tedbir talebinin uygulanmasının talep edilmesi gerekmediğini ileri sürerek kayyım atama kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, "davacı vekilinin yenilenen ihtiyati tedbir talebinin karara bağlanmadığı anlaşılmakla, eldeki dava ve karşı davada her iki tarafın ihtiyati tedbir kararı birlikte incelenmesi gerekir. Yeni usulü sorunlara sebebiyet verilmemesi gerektiğinden davacının ihtiyati tedbir talebi karşı davacının ihtiyati tedbir talebi ile birlikte incelenmesi gerekmektedir. Davacı ve karşı davacının yaklaşık ispat bakımından ileri sürdükleri istinaf nedenleri bu aşamada incelenememiştir. Öncelikle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi de karara bağlanarak, ihtiyati tedbir kararının yeniden düzenlenmesi gerektiğin den esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeden 23.05.2024 tarihli duruşmada verilen itirazın reddi ve ihtiyati tedbir kararının her iki yanın talepleri birlikte karara bağlanmak üzere kaldırılmasına karar verilmiştir." İkinci olarak 2024/1967 Esas, 2024/1949 Karar ile "Somut olayda şirket müdürünün azli davasında her iki yan, davalı şirketin müdürü olan diğer ortağın, şirketi zararlandırıcı işlemler yaptığı ileri sürülerek karşı yanın temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmektedir. İddialarını delillendirmek adına somut vakıalar ortaya koymakla birlikte tüm iddiaları ve dayanakları bir tahkikat sürecini gerektirmektedir. İlk derece mahkemesince kaldırma kararından evvel her iki şirket müdürlerinin yetkileri kaldırılarak yönetim kayyımı atanmasına karar verilmiş ise de, kaldırma kararından sonra durum yeniden değerlendirilerek; yönetim kayyımı kararından dönülerek şirket müdürlerinin işlemlerinde denetim ve onay kayyımı olarak görevlendirilmesine karar verilmiştir. Denetim kayyımı atanması da geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Yargılama sürecinde şirketin ve ortaklarının hak ve menfaatlerinin korunması için bu aşamada denetim kayyımı atanmasına ilişkin ara karar uygun bulunmuştur. İhtilafın yoğunluğu bunu gerekli kılmaktadır. Her ne kadar davalı karşı davacı vekili; birlikte temsil yetkisi verilmesini talep etmekte ise de bu hal kilitlenmeye sebep olabileceğinden uygun değildir. Davanın bulunduğu bu aşamada her iki tarafın diğer tarafın yönetim yetkisinin kaldırılması gerektiğine ilişkin iddialarının haklılığı yönünden duraksamadan delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır. Toplanan deliller çerçevesinde yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmakla, her iki tarafın yönetim yetkisinin kaldırılması gerektiğine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararında isabetsizlik görülmemiştir." denilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davanın bulunduğu aşamada duraksamadan değerlendirme yapılamadığının belirtilmesinden sonra istinaf incelemesine konu birleşen dava açılmış ve hali hazırda yapılan tahkikat kapsamında kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştır. Asıl davada bir kez bilirkişi heyet raporu alınmış ise de ; asıl davada davacının en temel iddiası olan 42.202.886-TL bedelli 11 adet çekin... tarafından şirket dışına çıkartıldığı iddiasına ilişkin olarak mali incelemesi yapılmadan "çekler ile borçların ödendiği zimmet sözkonusu olmadığı " belirtilmesine rağmen bu durum dahi ticari defterlerde yapılan mali inceleme ile net bir şekilde ortaya konulmamıştır. Birleşen davada şirket ortağı ... vekili; asıl ve karşı davanın konusunu teşkil eden vakıalardan sonra ki vakıalara dayanarak; Karşı davanın açıldığı 22.04.2024 tarihinden sonra gelişen olayların asıl davayı aşan boyutta olduğu, davacı-karşı davalının Temmuz 2024 tarihinde ...'nın ingilizce karşılığı ... adında tek onrtaklı bir anonim şirketi kurduğunu, şirket fabrikasının çok yakınında bir fabrika kiraladığı, tanık...'ın duruşmada alınan bu beyanında bu fabrikanın davacı şirket müdürü adına kurulduğunu beyan ettiği,rekabet yasağını ihlal ettiği ileri sürüldükten sonra 24.10.2024 tarihinde tek ortak olarak aldığı yönetim kurulu kararıyla şirket yönetimine davalarda kendisini temsil eden avukatı seçtiğini, Ağustos ayında düzenlenen bir fatura ile uzun yıllardır müşterisi olan ... şirketine satış yapıldığını kanıtladığı, her ne kadar yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış görünmekte ise de şirketin yönetiminin fiilen kendisinde olduğu gerçeğini değiştirmediği, limited şirketin pazarlama şirketi olan anonim şirkete 02.12.2024 tarihinde yönetim kayyım heyeti atandığını, prim faturasının pazarlama şirketine de ödenmediğinin anlaşılması üzerine durum araştırıldığında limited şirkete ödenmesi gereken 2024 yılı prim faturasının ... şirketi adına düzenlendiğinin tesbit edildiğini, 31.12.2023 tarihi itibariyle 91.102.550-TL borcun ... ... AŞ nin tek yetkilisi olan davacı...'nun .......... şubesindeki şirket hesaplarından 06.05.2024 tarihine kadar yaklaşık 7 aylık bir süreçte 27.109.000-TL yi şahsi hesaplarına geçirdiği, 24.12.2024 tarihli kayyım heyeti raporunda belirtildiği üzere finans sorumlusu ... üzerinden 16.168.243-TL daha çektiğini, rakip şirketin yönetim kurulu üyesinin araba kira ücretini limited şirkete ödettiği, haricen satılan malların davacının oğlu ......adına ödendiği ileri sürülerek dava dilekçesi ekinde adına düzenlenen havale dekontları ibraz edilerek davacı şirket müdürünün yönetim yetkisinin ihtiyati tedbir kararı verilerek kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece asıl davanın geldiği aşama gözetilerek birleşen davada davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Ara karara karşı birleşen dosya davacısı ... vekili; Şirket müdürleri... ile... birbirlerine karşı ikame ettikleri azil talepli asıl ve karşı davalardan sonra, şirketin mahvına sebebiyet verecek ve kısa sürede tasfiyeye girmesine sebep olacak vakıalar peş peşe yaşanmış; kat'i azil sebepleri, maddi delilleriyle açığa çıkmıştır. Müdürler arasındaki azil davalarının ikamesinden sonra yaşanması ya da açığa çıkması, her davanın açıldığı tarihe göre ve dava konusu vakıalar temel alınarak karara bağlanması, dava tarihinden sonraki vakıaları derdest davaya ve hükme konu etmeye imkan olmaması dolayısıyla, önceki dosyada taraf sıfatını haiz olmayan, müdahil olarak dosyayı takip eden pay sahibi müvekkili ..., dava tarihinden sonra yaşanan ya da açığa çıkan ve azli kat'i şekilde zaruri kılan 8 vahim vakıayı İstanbul 2. ATM nin 2025/445 esas sayılı dosyasında dava konusu ettiği, rakip şirket sahibinin, ...'da müdür sıfatıyla bulunmasının limited şirkete zarar verebileceğinin açık olduğunu ,davalı şirket müdürünün Temmuz, 2024 tarihinde Davalı müdürün rakip şirket kurup şirketle rekabet ettiği hususu diğer müdür tarafından ileri sürüldükten bir süre sonra, 24.10.2024 tarihinde davalı, tek ortağı olduğu ... ...'da genel kurul yapıp tek başına aldığı kararlar ile farklı yönetim kurulu üyeleri atadığı, atanan üye ise, davalıyı farklı dava dosyalarında temsil eden avukatı olduğunu, hukuku dolandığını ... Grup vasıtasıyla ...... AŞ'ye sattığı mallar yönünden ...'nın tamamen devre dışı bırakıldığını, siparişlerin davalının Temmuz ayında kurduğu rakip ... ..... AŞ'ne kaydırıldığını, davalının bu suretle ve tek kalemde, tek bir satışta 4.215.676,54-TL (113.820 Euro) gelir kaybına sebep olduğunu ispat ettiğini, müdürünün şirkete sadık olmadığı ve şirketin içini oyduğu, müşterilerini peyderpey %100 pay sahibi olduğu rakip şirkete kaydırdığı ...'nın gelirleri tabii olarak azalmış; şirket epey müşteri kaybettiğini, ...'nın prim alacağının davalıya ait rakip şirkete ödetildiğini, .........AŞ, ...'nın 2006 yılından bu yana yüksek hacimle çalıştığı başlıca tedarikçi olduğunu, davalının, prim alacağının alacaklısı olan ... yerine, o tarih itibariyle yönetim yetkilerini tek başına elinde bulundurduğu ve dilediğinde banka hesaplarını boşaltabildiği ... Grup'tan kestirdiğini, bu suretle ...'nın 44.100 Euro ve 77.100 Euro prim alacağını ... Grup'a ödettiğini açığa çıkardığını İstanbul 20. ATM'nin 2024/712 E. sayılı dosyasında verilen 02.12.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile yönetim kayyımı heyeti atandığı, 2024 yılı prim faturasının bu şirkete de ödenmediği anlaşıldığından, prim faturasını rakip şirketten kestirmiş ve ...'nın prim alacağını kendi şirketine ödettiğini, başlıca faaliyeti ...'dan satın aldığı ürünleri birkaç müşteriye satmak olan bu şirketin banka hesaplarının boşaltılması demek, ...'ya olan ürün alım borcunu ödeyememesi anlamına geldiğini ... .....'un ...'ya 31.12.2023 itibariyle borcu, 91.102.550,28-TL olarak bildirildiği, 03.01.2025 tarihli kayyım raporunda davalının, ... finans personeli ... üzerinden banka hesaplarından 16.168.243,57-TL nakit daha çektiği, çeşitli tarihlerde rağmen alacağın 26.688.445,47-TL'lik kısmının hala tahsil edilemediğini, davalı müdürün şirket tarafından üretilen ürünleri depodan irsaliyesiz şekilde çıkarıp piyasada sattığını (direkt ya da vasıtalı olarak) ve bedelini kendisinin veya oğlu ...'nun hesabına ödettiğinin sundukları ödeme dekontlarıyla sabit olduğunu, dilekçe ekindeki 29 adet müşteri dekontu, (bunların arasında "branda" "çadır" veya plaka açıklamalı dekontlar da mevcuttur)nun durumu ispatladığı, Kayyım tarafından gönderilen 28.08.2024 tarihli e-posta, davalı müdürün haklı sebeple azledilen vekile 12 aylık vekalet ücreti ödemesini peşin yapmakla yetinmediğini, 2 sayfalık azil gerekçesi ihtiva eden ve mevcut delil durumu ve vekil beyanları dolayısıyla haksız addedilme ihtimali de olmayan .... Noterliği'nin 03.01.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihbarnamesinin tebliğinden 2 gün sonra azledilen vekil ile bir araya geldiğini, 10.01.2024 tarihinde şirketin haklı azlinin haksızlığını şirket adına beyan ettiğini ve şirketten 1.172.800-TL haksız fesih tazminatı ödemeyi taahhüt ettiğini, ... tarafından şirkete karşı yapılan icra takibinin tek dayanağı ve takip talebinin tek eki, davalının şirket kaşesiyle imzaladığı 10.01.2024 tarihli sözleşme olduğu, siparişlerin ... personeli ... tarafından davalı müdüre ait rakip şirkete kaydırıldığı, kayyım ...'ın döneminde yaşanmış ve açığa çıkmış; kayyım ..., maddi delile vakıf olmasına ve "... firmamıza kes ve aramızda kalsın konu" ibaresine rağmen haklı sebeple feshe mani olduğunu ,şirketteki denetim ve onay kayyımının müdür kararlarını "hukuka uygunluk" ve "şirket menfaati" denetiminden geçirmek yerine davalıya yarenlik ve nezaret ettiğini ve davalının emir eri vazifesi gördüğünü göstermektedir. Ancak, denklemden bu kayyımın çıkması ve görevini gereği gibi yerine getirecek bir kayyımın dahil edilmesi de, huzurdaki dava konusu vakıalar ve şirketin karşı karşıya olduğu ağır zarar tehlikesini, bilhassa orta vadede tamamen yok olma tehlikesini ortadan kaldırmamaktadır. Yoksa asıl sorun, bütün bu eylemleri icra eden rakip şirket müdürü davalının "şirket müdürü" sıfatını koruması, hem personele hem de ticari muhataplara bu sıfatla ulaşabilmesi olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davalı şirket müdürünün yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davadışı limited şirket davacı ve karşı davacı ile birleşen davada davacı eşin 50+50 oranda ortak oldukları limited şirketin üretici ,anonim şirketin ise yine davacı ve karşı davacı 50+50 oranda ortak oldukları, ancak yönetim yetkisinin Müdür...'nda iken Mayıs 2024 tarihinde görev süresinin bitmesi üzerine anonim şirkete kayyım heyeti atandığı ; 24.12.2024 tarihli (... AŞ) kayyım heyeti raporunda yönetim kurulu üyesi...'nun hesabına 18.500.000-TL, çalışanı olmayan kişiye iş avansı olarak 16.168.243-TL ödendiği bilgisine yer verilmiştir. Davalı şirket müdürünün yöneticisi olduğu anonim şirketin üretici limited şirketine 31.03.2024 tarihi itibariyle 88.359.785,79-TL borcu bulunduğu bilgisi de dosyadaki denetim kayyımı raporlarında yer verilmiştir. Bu halde şirket yetkilisi ve çalışana ödemeler yapıldığına ilişkin AŞ kayyım heyeti raporu dikkate alındığında üretici konumunda olan limited şirketin; pazarlama şirketi aracığıyla yaptığı satışlardan alacağını tahsil etmesi limited şirketin mali durumunu doğrudan etkiler durumdadır. Nakit akış bozulduğunda limited şirket işlevsiz kalacaktır. Elbette bu ödemelerin akıbeti halen derdest olan sorumluluk davalarında yapılacak yargılamalar sonucu kesin olarak karara bağlanacaktır. İhtiyati tedbir aşamasında kesin bir tesbit yapılması mümkün değil ise de, ... ... AŞ nin kayyım heyeti raporlarında yapılan tesbitlerin değerlendirilmesi gerekir. Yine asıl ve karşı davadan sonra; açılan birleşen davada dosya davacısı müdürün tek ortaklı bir anonim şirket olan ... şirketini kurduğu ileri sürülerek şirketin kuruluş ve sonra ki yönetim kurulu değişikliğine ilişkin ticaret sicil gazeteleri sunularak davalı müdürün haksız rekabette bulunduğu ileri sürülmüştür. Birleşen davada ileri sürülen vakıaların tamamının karşı dava tarihinden sonra ki tarihlere ilişkin olduğu,elde ki davanın yeni bir dava olduğu anlaşılmaktadır.Derdest davadan daha sonra kurulduğu anlaşılan bu şirketin (nace) kodları farklı ise de faaliyet alanlarının benzer olduğu görülmektedir. Bu durumun da davadışı şirketi şirket müdürünün zarara uğratma ihtimalinin üzerinde durulmalıdır. Birleşen davada ileri sürülen vakıaların asıl davadan farklı ve sonra tarihli vakıalar olduğu anlaşılmakla; İlk derece mahkemesince birleşen davaya ilişkin olarak sunulan deliller değerlendirilmeden ve gerekçesi yazılmadan "asıl davanın geldiği aşama dikkate alınarak ihtiyati tedbir isteminin" reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi, asıl davadan farklı vakıalara dayalı olduğundan belirlenen hususlarda inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, "asıl davada gelinen aşama" nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir talebi yeniden incelenmek üzere Dairemiz kararının ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul ... Asliye Ticaret 2024/... Esas sayılı dosya ile birleşen davaya ilişkin olan verdiği 07.07.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "İhtiyati tedbir talebi yeniden incelenmek üzere Dairemiz kararının ara kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının isteği halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/03/2026