İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 07/04/2026 YAZIM TARİHİ : 07/04/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 06/02/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/01/1950 doğumlu ilkokul mezunu ev…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI: ... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 07/04/2026 YAZIM TARİHİ : 07/04/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 06/02/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/01/1950 doğumlu ilkokul mezunu ev hanımı iken yeğeni ......'nın ısrarı ile ..... adı altında okul formaları imalat ve satış şeklinde 2010 yılında bir iş yeri açtığını, açılan iş yerinin Milli Eğitim Bakanlığı'na ait okullarda okuyan öğrencilerin okul formalarını fason imal edilip satış yapılmasına ilişkin olduğunu, ilerlemiş yaşı nedeniyle iş yerini idaresi için yeğeni ......'ya genel vekaletname verdiğini, davacı yönünden kamu haczi tatbik edilince davacının vergi dairesi ve SGK kurumuna giderek borç durumunu sorguladığını, ..... adı altında kamu haczi olduğunu öğrenince vekalet verdiği yeğeni ......'ye durumu sorduğunu, ......'yi vekaletten azlettiğini ve ..... adı altına açtığı iş yerini kapattığını, davalının müvekkili aleyhine Konya ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattığını, takip dayanağı senedin 01/01/2016 keşide tarihli 20/05/2020 vade tarihli 850.000,00 TL tutarlı senet olduğunu, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususta Konya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... imza itirazı davasında takip dayanağı senedin ...... tarafından imzalandığının tespit edildiğin, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin takip dayanağı senette imza bulunmadığından borca ve ferilerine ayrıca ve açıkça itiraz ettiğini beyan ederek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının aleyhine % 20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip çıkışı üzerinden harç yatırılmadığından harçta eksiklik bulunduğunu, önceleri vekaleten atılan imzayı da inkar eden davacı tarafın eldeki davada vekaleti ve vekaleten atılan imzayı da ikrar ettiğini, takibe dayanak senedin bu vekaletnameye istinaden imzalandığını beyan ederek davanın reddine, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; uyuşmazlık; davacı tarafından dava dışı ......'ya verilen vekâletnameye göre “kambiyo senetlerini düzenlemeye, kambiyo taahhüdünde bulunmaya” açık yetkisinin bulunup bulunmadığı, bu yetkiyle vekilin bir kambiyo senedi olan bono keşide edip edemeyeceği, ayrıca dava dışı kişinin ticarî temsilci olarak kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre dava konusu bonodan dolayı vekâlet veren davacının sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi öncelikle bir kişinin ticarî vekil mi, yoksa ticarî mümessil mi olduğunun çekişmeli bulunduğu hâllerde, o kişiye işletme sahibi (veya işletmeyi temsile yetkili kişi) tarafından verilen yetkilerin içerik ve kapsamları dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Eğer verilen yetkiler, işletmenin hem olağan ve hem de olağanüstü nitelikteki bütün işlerinin idare edilmesine olanak tanıyan bir içerik ve genişlikte ise, ortada ticarî mümessilin bulunduğu; buna karşılık, sadece olağan işlerle sınırlı bir yetki verilmiş ise, ticarî vekilden söz edilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu aşamada şu husus da belirtilmelidir ki; olağan işlerin neler olduğunun belirlenmesinde, hem işletmenin niteliği, iş hacmi gibi unsurlar, hem de yapılacak işlemlerin türü ve değeri göz önüne alınmalıdır. ticarî temsilci ile ticarî vekil arasında; atanması, temsil yetkisinin kapsamı, mahiyeti, niteliği vs. açılarından farklılıklar vardır. Ticarî temsilcinin temsil yetkisi, iyiniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı sınır ve kapsam bakımından emredici hükümlerle tanzim edilmişken; ticarî vekillerde, vekilin temsil yetkisini düzenleyen hükümler daha ziyade tamamlayıcı mahiyettedir. Ticarî vekilin temsil yetkisinin sınır verilen hizmetin niteliğinden doğar; temsil yetkisinin sınırı ve kapsamı da dış ilişkideki görünüşe göre belirlenir. Ticarî vekil, ticarî işletmenin olağan işlerini görmek amacıyla tayin edildiğinden, temsil yetkisi de bu çerçevede olacaktır. Konya ... Noterliği'nin ...... yevmiye numaralı 02/10/2010 tarihli vekaletnamede; ''Adıma işyerleri açmaya, ruhsatlarını almaya, açılmış ve açılacak işyerlerimle ilgili her türlü ticari işleri yürütmeye, namıma ticari mal almaya, satmaya, siparişler vermeye, siparişleri kabule, yazılı ve sözlü anlaşmalar yapmaya, taahhütlerde bulunmaya şeklinde verilen yetkiler, işletmenin hem olağan ve hem de olağanüstü nitelikteki bütün işlerinin idare edilmesine olanak tanıyan bir içerik ve genişlikte olduğundan ortada ticarî mümessilin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Borçlar Kanunu’nun 449. maddesi gereğince dava dışı ...... yukarıda belirtilen vekâletname uyarınca tanınan yetkiler kapsamında davacının ticarî mümessili olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca, BK’nın 450. maddesinde belirtildiği üzere ticarî mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olduğundan, davacı ticarî mümessil olan dava dışı ...... tarafından düzenlenen bonodan dolayı borçlu olmadığını ileri süremez. Zira, ticarî mümessil iyi niyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisine sahip olacağından davanın reddine karar vermek gerekmiş, yasal şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin de reddine karar verilerek ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine ve davalı tarafından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlıkta dava konusu takip dayanağı senetteki imzanın müvekkile ait olmadığı noktasında çekişme bulunmadığını, çekişmenin vekilin sınırlı yetki ile imzaladığı senet ile müvekkilinin borçlu olup olmadığı, vekaletnamede verilen yetki kapsamında mal ve hizmet satışı karşılığında senet düzenleneceğini davalının bildiği ve müvekkiline bu senet karşılığında mal ve hizmet satışı yapılıp yapmadığı, müvekkilin dava konusu senetten borçlu olup olmadığı noktasında toplandığını, müvekkilinin verdiği vekaletnamede kambiyo senedi düzenleme yetkisinin ancak kendisine mal satışı yapılması halinde düzenleme yetkisi bulunduğundan sınırlı yetki verilen vekaletname ile düzenlenen senette müvekkilinin borçlu olmadığını, mahkemece bu noktada dava dışı vekilin müvekkilinin ticari mümessili olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu, davalı tarafından müvekkiline mal ve hizmet satışı yapıldığı kanıtlanamadığını, mahkemece Konya Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma dosyası dosyasının celbini sağlamak suretiyle davalı ve dava dışı şüpheli ......' verdiği ifadeleri ve vergi dairesi kayıtları, öte yandan davalının sosyal mali içtimai durum araştırılması yaparak mevcut duruma göre karar vermesi gerekirken, sınırlı yetki verilen vekil ......'yi ticari mümessil olarak kabul etmesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK m. 74). Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçer. Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olup, yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen karara karşı yukarıda yazılı gerekçelerle davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de; davacı asilin 26/03/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği, davacının kimlik tespitinin yapıldığı, dosyanın henüz karara bağlanmadığı anlaşıldığından; HMK'nın 310 maddesi gereğince karar kesinleşinceye kadar davadan feragat mümkün olduğundan ve dairemizce henüz davacının istinaf sebepleri esastan incelenip karara bağlanmadığından, davacının feragat beyanı nazara alınarak ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması ve HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurularak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)Davacının davadan feragat beyanı nazara alınarak istinaf talebine ilişkin dilekçesinin REDDİNE, 1-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)Davacının davadan feragat beyanı nazara alınarak, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2025 tarih ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davanın FERAGAT nedeniyle REDDİNE, 2-Peşin alınan 14.515,88 TL harçtan, alınması gereken 732,00 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 13.783,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, E) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 07/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...