TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2023/174 Esas 2023/403 Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 07/03/2023 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı ge…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1376 Esas 2026/467 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1376 KARAR NO : 2026/467 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2023/174 Esas 2023/403 Karar DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 07/03/2023 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, ..., ..., ..., ... ve ... tarafından 07.10.1999 tarihinde sicile tescil edilerek ortaklarının her biri eşit paya sahip bir anonim şirket olarak kurulduğunu, 2010 yılında şirket ortaklarından ...'in vefatı sonrasında murisin mirasçıları olan ..., ..., ..., ..., ... ve ... veraseten şirketin ortakları haline geldiğini, son olarak 2021 yılında müvekkillerinin miras bırakanı ...'in vefatıyla birlikte müvekilleri ... ve ... ile davada taraf sıfatları bulunmayan ..., ... ve ... veraseten iştirak halinde şirketin ortağı haline geldiğini, 24.02.2023 tarihinde müvekkillerine, herhangi bir tebligat yapılmaksızın bir genel kurul toplantısı yapıldığını ve yapılan toplantı neticesinde ... şirketi münferiden temsile yetkili kişi olarak atandığını, söz konusu toplantının yapılmasından sonra toplantıdan haberdar olan müvekkillerinden ...'in içerisinde bulunduğu bir kısım ortak yeni seçilen temsilci ve şirkete Ankara 22. Noterliği'nin 02.03.2023 Tarih ve 1767 yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek şirketin kazanılmış haklarının kaybedilmemesi ve şirket zararına hareket edilmemesi konusunda ikaz edildiğini, Ankara 22. Noterliği'nin 02.03.2023 Tarih ve 1767 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ikazda bulunulmasına rağmen şirketin yeni temsilcisi tarafından Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/371 Esas sayılı dosyası ile Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/180 Esas sayılı dosyalarında davalı şirket yararına tapu iptali ve tescil kararı alındığı halde bu davalardan feragat edildiği bilgisi alındığını, özellikle Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/371 Esas sayılı dosyasında açılan davanın niteliği gereği feragatin hüküm ve sonuç doğurmaya elverişli olmadığı açık olmakla birlikte yeni şirket temsilcisinin şirketi zarara uğratmaya yönelik amacını ortaya koyması bakımından feragat iradesinin son derece önemli olduğu düşünüldüğünü, müvekkillerinin, şirketin ortaklar pay defterine kaydının yapılıp yapılmadığı belli değilse de müvekkillerinin miras bırakanı şirketin kurucu ortağı olması nedeniyle ortaklar pay defterinde ortak olarak yazılı bulunmakta olduğunu, miras bırakanın vefatıyla birlikte tüm hakları mirasçılara geçeceğinden genel kurulun yapılacağı tarihin usulüne uygun bir şekilde iadeli taahhütlü mektupla müvekkillerine bildirilmesi gerektiğini, edindiği bilgiye göre dava dışı müvekkilleri ... ve ...'a genel kurul toplantısına ilişkin davetiye çıkarılmış olduğunu, buna karşılık; davacı müvekkillerinin genel kurul toplantısının gün ve saatinden haberdar edilmedikleri anlaşıldığını, buna karşılık, müvekkillerinden ... "..."; ... ise, "..." adresinde yerleşik olduğunu, kendilerine miras payı nedeniyle bu adreslerde yapıldığını, herhangi bir tebligat bulunmadığını, müvekkilleri adına başka adreslere tebligat yapılmışsa da bu tebligatlardan haberdar olmadıklarını, müvekkilleri adına başka adreslerde başka kişilerce tebligat kabul edilmişse bundan da müvekkillerinin sorumlu tutulmaları beklenemeyeceğini, Kanun'un emredici hükmüne uygun olarak şirketin geçerli bir internet sitesi olmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414/1 maddesinde şart olarak gösterilen internet sitesinde yapılmış bir ilan da bulunmadığını, müvekkillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414/1 maddesinde gösterilen şekilde genel kurul toplantısından haberdar edilmedikleri açık olduğunu, genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçilmesi ve şirkete temsilci atanmasına ilişkin kararının bu çerçevede butlanla sakat olduğunu, anonim şirketlerde genel kurul toplantılarının gündemine ilişkin hususların düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 413/2 maddesinde "Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır." düzenlemesine yer verildiğini, müvekkillerince, tarafına vekaletname verilmesinden sonra Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapmış oldukları araştırmada 08.02.2023 tarihinde genel kurul toplantısına ilişkin gündemin ilan edildiğini ve burada gündemin (3) numaralı başlığında "Yeni Yönetim Kurulu Üye veya Üyelerinin Seçilmesi ile Görev Sürelerinin Tespiti" şeklinde belirleme yapıldığının görüldüğünü, davalı şirketin daha önceden yapılan genel kurul toplantılarında "Temsil ve İlzam" genel kurul gündemlerinde ayrıca ilan edildiğini, oysa ki 24.02.2023 tarihli genel kurul toplantısında, 28.02.2023 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiş şekliyle şirkete sadece yönetim kurulu üyesi değil, şirkete temsilci de seçildiğini, genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin "Gündeme Sadakat İlkesi" ihlal edilmiş olduğunu, genel kurul kararının bu yönüyle de butlanla sakat olduğunu ve butlanla sakat olduğu kabul edilmese dahi iptali gerekeceğinin açık olduğunu, şirketin temsili ana sözleşmenin 8. maddesi gereğince yönetim kuruluna ait bir yetki olduğunu; yine ana sözleşmenin 7. maddesine göre yönetim kurulu asgari üç üyeden oluşmakta olduğunu, asgari üç kişilik bir kurula verilmiş olan temsil yetkisinin ana sözleşmede fiili değişiklik yapmak suretiyle tek kişiye verilmiş olması da hukuka uygun olmadığını, fiili ana sözleşme değişikliği niteliğindeki bu gündem ilan edilmiş gündem içerisinde yer alan bir gündem olmadığını, kararın bu yönüyle de butlanla sakat olduğunu, mahkememizce işlemin butlanla sakat olmadığı kabul edilecekse de iptaline karar verilmesi gerektiğini, izah edildiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447/1-c bendinde "...Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır." düzenlemesine yer verilerek şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırı genel kurul kararlarının butlanla sakat olacağı ifade edildiğini, şirkete temsilci atanmasına ilişkin kararın doğrudan şirketin sermayesinin korunması hükümlerine aykırılık oluşturmadığı düşünülebilirse de şirkete temsilci olarak atanan ...'in temsil yetkisi kapsamında yapmış olduğu ilk işin davalı şirketçe kazanılmış olan iki ayrı tapu iptali ve tescil davasından feragat etmek şeklinde cereyan etmesi karşısında, seçim ve atamanın doğrudan şirketin temel yapısını bozmaya ve sermayenin korunmasına ilişkin ilişkin hükümlere aykırılık teşkil ettiğinde duraksama olmamalı gerektiğini, alınan genel kurul kararı bu yönüyle de butlanla sakat olduğunu iddia ederek ...'nin 24.02.2023 tarihinde gerçekleştirilen ve 28.02.2023 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilen genel kurulunda ...'in şirkete yönetim kurulu üyesi ve temsilci olarak seçilmesi ve atanmasına ilişkin kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 447/1 maddesi kapsamında butlanla sakat olduğunun tespitine, bunun mümkün görülmemesi halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 445 ve 446. maddeleri kapsamında iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 07.10.1999 tarihinde tescil edilmek suretiyle beş kardeş (..., ..., ..., ... ve ...) tarafından kurulduğunu ve ortaklarının her biri eşit paya sahip bir anonim şirketi olduğunu, daha sonradan ortaklardan ...'in 2010 yılında vefatı sonrasında murisin mirasçıları olan ..., ..., ..., ..., ... ve ...; 2021 yılında şirket ortağı ...'in vefatıyla birlikte de ... ve ..., ..., ... ve ... veraseten şirketin ortağı haline geldiğini, ayrıca 07.11.2018 de yapılan toplantıda (ticaret sicil ilanı ekte sunulmakadır) ... ile ... yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduklarını, her iki yönetim kurulu üyesinin de yetkileri 22.10.2021 tarihinde bitmiş olduğunu, aynı zamanda sayın ... 11.11.2021 tarihinde vefat ettiğini, tüm süreç boyunca şirketi temsile yetkili bir kurul kuralamadığını, şirket faaliyetini dahi sağlıklı olarak sürdüremediğini, bunun üzere şirket hissedarlarından ... ve ...'in başvurusu ile Ticaret Mahkemesinden genel kurul çağrısı yapılması içi yetki verilmesi veya genel kurul çağrısı yapılması için bir kayım atanması talep edildiğini, bunun üzere Ankara 13.Asliye Ticaret Mahkemesi talebi kabul ederek 2022/788 Esas, 2023/61 Karar ve 30/01/2023 tarihli kararı ile genel kurul toplantısına çağrıya izin talebinin kabulü ile TTK 410/2 ve 412. Maddeleri uyarınca davalı ... Petrol İnşaat Turz. Oto. San. İç ve Dış. Tic. A.Ş.'nin yapılacak genel kurul toplantısı için gündemi düzenlemek ve çağrıyı yapmak üzere davalı temsil kayyumu ...'in kayyum olarak görevlendirilmesine karar verildiğini, iş bu atamaya istinaden usul ve yasaya uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesinde 08/02/20223 gün ve 10765 sayılı ilan ile Genel Kurul Toplantısına davet ilanı yapıldığını, ilanda belirtilen Genel Kurul çağrısına istinaden toplanan ortaklar tarafından kayyum eşliğinde ilanda da belirtildiği üzere Yeni Yönetim Kurulu Üyeleri ve Görev süreleri belirlendiğini ve buna ilişkin 28/02/2023 gün ve 10779 sayılı ilan da yapıldığını, 28/02/2023 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği şekliyle yönetim kuruluna 24/02/2023 tarihinden itibaren üç yıl süreyle ... seçildiğini, davacıların iddialarının aksine çağrı usulüne, gündeme sadakat ilkesine uyularak temsil kayyımı tarafından işlemler idare edildiğini ve gerçekleştirildiğini, tebligatların yapıldığını, şirketin temsil edilemediğini ve faaliyetini dahi eksiksiz olarak ifa edemediği dönemlerde davacıların hiçbir aksiyon almaması, gelinen aşamada huzurdaki davayı asılsız iddialarla ikame etmiş olmaları davacıların iyiniyetle hareket etmediğine ilişkin endişelerini arttırdığını, diğer taraftan davacıların Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/371 Esas sayılı dosyasından davalı şirket yararına tapu iptali ve tescil kararı alındığı halde bu davalardan feragat edildiğinini öğrenildiğini, şirketin ve sermayenin zararına hareket edildiğini iddia etmekte olduklarını, iddiaların akla ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkilinin lehine biten ve Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/371 Esas sırasına kayıtlı tapu iptal ve tescil dosyası şirket lehine neticelenmiş olsa da, bu taşınmazı zamanında satın alan ilgili davanın davalıları taşınmaz üzerine güncel değeri itibariyle dava konusu taşınmazın kıymetinin 4 veya 5 kat kıymetinde yapılar inşa etmiş olduklarını, bu taşınmazlara ilişkin değerleme raporlarının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/371 E. Sayılı dosyasında mevcut olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin şirket tapu iptal ve tescil davasını kazanmış olsa da; taşınmazın üzerine yapılan yapılar ve üretilen kıymetlerden dolayı; davalılara karşı sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında borçlu olma durumu ile karşı karşıya olduğunu, yine müvekkilinin aleyhine muhdesatın aidiyeti ve munzam zararların tazmini davalarının açılmasının kaçınılmaz olduğunu, bu durumda ilgili davadan feragatin, ancak sığ bir değerlendirme ve ilgisiz bir yaklaşım ile şirketin aleyhine olduğunu düşünmenin mümkün olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı şirketin 24/02/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin kararda butlan ve iptal sebebinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; usulünce yapılmış bir çağrı bulunmadığından genel kurul kararının iptalinin gerektiğini, başka adrese tebligat yapılmışsa da davacıların bundan haberdar olmadığını, internet sitesinde yapılan bir ilan bulunmadığını, etki kuralının uygulanmasının mümkün olmadığını, gündemde yer almayan konular hakkında karar verildiğini, mahkemece bu hususta gerekçe yazılmadığını, yeni seçilen temsilcinin sermayenin korunması ilkesine aykırı hareket ettiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; anonim şirket genel kurul kararının butlanının tespiti ve iptali talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ticaret sicil kayıtları, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, tebligatlar, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/320 Esas 2020/571 Karar sayılı kararı dosya arasında mevcuttur. Davalı şirketin ortağı olan davacılar, çağrının usulüne uygun yapılmadığı, gündeme bağlı kalınmadığı, 3 kişilik yerine tek yönetim kurulu üyesi seçildiği ve sermayenin korunmasına ilişkin hükümlere aykırı hareket edildiğini iddia ederek davalı şirketin 24.02.2023 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin kararın batıl olduğu ve iptali gerektiğini iddia ederek eldeki davayı açmışlardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun " Genel kurul kararlarının iptali" üst başlıklı 445. maddesinde;" 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." hükmü, Aynı Yasanın 446. maddesinde; " a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." hükmü, Yine aynı Yasanın 447.maddesinde; " (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. " hükmü düzenlenmiştir. Öte yandan, Türk Ticaret Kanunu'nun 414. maddesine göre; genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Dosya kapsamından, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2023 tarih 2022/788 Esas 2023/61 Karar sayılı kararına istinaden kayyım ... tarafından yeni yönetim kurulu üye ve/veya üyelerinin seçilmesiyle görev ve görev sürelerinin tespiti gündemiyle 24/02/2023 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantı çağrısının yapıldığı, çağrıların davacılara iadeli taahhütlü olarak 10/02/2023 ve 09/02/2023 tarihlerinde bildirildiği, 24/02/2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda ...'in şirketin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, toplantıya %60 oranında pay sahiplerinin katıldığı ve kararın oy birliğiyle alındığı, TTK 418 maddesine göre toplantı nisabının sağlandığı ve kararın kanuni nisaba uygun olarak alındığı, kayyım tarafından çağrının gönderildiği davacıların pay defterlerinde yazılı adreslerin farklı olduğu ispat edilemediği, kayyım tarafından çağrının yönetim kurulu üyesinin seçimine ilişkin olması ve iptali talep edilen kararın da yönetim kurulu üye seçimine yönelik olması dikkate alındığında, gündeme bağlılık ilkesinin ihlal edildiği iddiasının da yerinde olmadığı, yine davalı şirketin 17/03/2015 tarihinde yapılan genel kurulunda 10. madde ile yönetim kurulu süresi ve toplantılarına ilişkin esas sözleşme değişikliğinin yapıldığı ve yönetim kurulunun en az 1 üyeden oluşacağının kabul edildiği, bu nedenle kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunmadığı, davacılar tarafından yönetim kurulu üyesini şirketin taraf olduğu davadan feragat etmesini, sermayenin korunması hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden genel kurul kararının sakat olduğu belirtilmiş ise de, yönetim kurulu üyesinin yaptığı işlemin yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararının iptal veya butlanını gerektirmeyeceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraftan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan 269,85 TL harç peşin alındığından bakiye 462,15 TL'nin davacı taraftan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...