T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/08/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:17/08/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalıdan sıfır model olarak aldığı aracın sürekli arıza yaptığını, servise gitmesine rağmen sorunun bir türlü çözülemediğini, aracın ayıplı olduğunu bu haliyle araçtan beklenen faydayı elde edemediklerini beyan ederek, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, aracın ayıplı olmadığını, ayıplı olduğu varsayılsa bile davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını ve onarım hakkını kullandığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...aracın gizli ayıplı olduğu, araçtaki arızanın bir ayıp niteliğinde olduğunun ise ancak bir süreç sonunda anlaşılabildiği, bu sebeple servise ilk gidilen tarihin öğrenme olarak kabul edilemeyeceği, davacının ayıbı süresinde ihbar ettiği, kaldı ki davalı bir araç satış bayisi olmakla TBK'nın 225/2. maddesi gereğince davacının ihbar yükümlülüğünün de olmadığı anlaşılmakla davalının bu itirazının yerinde olmadığı, aracın ayıplı olmakla ayıp hükümlerinin işletilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. TBK'nın 227. maddesi ise alıcının seçimlik haklarını düzenlemiş olup davacı bu haklardan ayıpsız misli ile değişim hakkını kullanmıştır. Araçtaki ayıbın niteliği, rapora göre tamiratın çok yüksek meblağlı oluşu ve araçtan mahrum kalınacak olması göz önüne alınarak seç m 227/3'ün uygulanmasına gerek görülmemiş ve davanın kabulüne" gerekçesiyle davanın kabulü ile; davaya konu ... marka Master model ... şasi numaralı 15/06/2021 tescil tarihli aracın ayıplı olduğundan davalıya iadesi ile tüm masrafları davalı tarafından karşılanarak ücretsiz olarak misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçta ayıp bulunmadığını, denetime elverişsiz rapora karşı itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davacının Ticaret Kanunu'nda belirlenen ayıp ihbarı sürelerine uymadığını, müvekkili şirkete ayıp ihbarını aracı aldıktan 8 ay sonra gerçekleştirdiğini, aracın iddia edilen arızaları için dahi dava konusu aracın hiçbir zaman müvekkili şirketin servisine getirilmediğini, başka alelade servislerde onarıma sokulduğundan bilirkişi raporunda mevcut olduğu iddia edilen ayıbın kullanıcı hatasından ya da yetkisiz serviste yapılan hatalı işlemlerden kaynaklanma ihtimalinin değerlendirilmediğini, bu sebeple de hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, davaya konu araçta var olduğu iddia edilen ayıpların müvekkili şirket tarafından TBK'nın 225/2. maddesi uygulamasına göre "bilinmesi gereken ayıplar" kapsamında yer almasının mümkün olmadığını, davacı taraf seçimlilik haklarından ücretsiz onarım hakkını kullanmış olduğundan ayıpsız olanı ile değişim hakkını kullanamayacağını, aracın ayıpsız misli ile değişimi konusunda müvekkili şirketin herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, bu kapsamdaki talebin ihbar olunan ... Motorlu Araçlar...A.Ş.'ye yöneltilmesi gerekirken müvekkili şirkete yöneltilmesinin de yerinde olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ayıplı satış iddiasına dayalı aracın ayıpsız misli ile değişimi istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 28/07/2020 tarih ve 31199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun basit yargılama usulüne ilişkin 4. maddesi gereğince uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabidir. Hemen bu noktada uyuşmazlığın çözümü için basit yargılama usulünün özellikleri üzerinde durulmasında yarar vardır: 6100 sayılı HMK’da iki temel yargılama usulü düzenlenmiştir. Bunlar; yazılı (m. 118- 186) ve basit (m. 316-322) yargılama usulleridir. Davanın açıldığı mahkemeye veya uyuşmazlığın niteliğine göre uygulanacak yargılama usulü farklılık göstermektedir. Örneğin asliye hukuk mahkemelerinde kural olarak yazılı yargılama usulü uygulanırken, sulh hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. 6100 sayılı HMK’nın “Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler” başlıklı 316. maddesinin (g) bendi düzenlemesi uyarınca; “Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler” basit yargılama usulüne tabidir. 6100 sayılı HMK’da yazılı yargılama usulü ayrıntılı olarak düzenlenmiş, basit yargılama usulü ise temel özellikleri ve farklı noktalarıyla belirtilmiş olup, hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı ifade edilmiştir (m. 322/1). Basit yargılama usulü, daha çabuk sonuçlandırılması gereken, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş daha basit, daha seri bir yargılama usulüdür. Basit yargılama usulünde, dava ve davaya cevap verilmesi yazılı yargılama usulünde olduğu gibi dilekçe ile olur (m. 317/1). Ancak dava ve cevap dilekçeleri, yönetmelikte belirlenecek formun doldurulması suretiyle de verilebilir (m. 317/4). Burada amaç, basit işlerde avukat tutamayanlara kolaylık ve böyle bir durumda dahi dava ve cevap dilekçelerinin bir düzen içinde mahkemeye verilmesini sağlamak, ayrıca hak kayıplarının önüne geçmektir. Basit yargılama usulünde cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, mahkeme duruma göre, bu sürede cevap dilekçesi verilmesi zor ise, bu süre içinde başvurulmak kaydıyla bir defaya mahsus olarak ve iki haftayı geçmeyecek ek bir süre verebilir (m. 317/2). 6100 sayılı HMK'nın 317. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, basit yargılama usulünde, dava ve cevap dilekçesi dışında cevaba cevap (replik) ve ikinci cevap (düplik) dilekçesi verilemez. Bu çerçevede, taraflar dilekçeleriyle birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de, bunların bulunabilmesini sağlayacak bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadırlar. Dilekçe sayısı, bu usulde görülecek işlerin basit olması ve kısa sürede karara bağlanmasını sağlamak amacıyla sınırlandırıldığından, birer defa dilekçe vermek durumunda olan tarafların daha dikkatli davranmaları gerekmektedir. Basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı, yazılı yargılama usulünden farklı olarak dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar (m. 319). 6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulünde “Ön inceleme ve tahkikat” başlıklı 320. maddesi uyarınca; “Mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Daha önce karar verilemeyen hallerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.” Görüldüğü üzere, basit yargılama usulünde, yazılı yargılama usulünden farklı olarak ön inceleme ve tahkikat işlemleri de basitleştirilmiştir. Bu kapsamda eğer, dosya üzerinden karar verilmesi mümkünse (örneğin, geçici hukuki korumalarda), taraflar duruşmaya çağrılmadan sadece dilekçe ve delilleri dikkate alınarak karar verilebilir. Buna göre; HMK’nın 320. maddesinin açık düzenlemesi karşısında mahkeme, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde, dava şartları yoksa davayı usulden reddedebilir; ilk itirazlar hakkında ya da dilekçelere eklenen deliller yeterli görülürse davanın esası hakkında karar da verebilir. Dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra, tarafların dilekçelerine ekledikleri ya da ilgili yerlerden getirtilmesini istedikleri delillerin toplanması ile mahkemece tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri incelenmiş olacaktır. Bu nedenle ön inceleme duruşması yapılmadan dosya üzerinden, mevcut deliller ile dava şartları ve ilk itirazlardan başka, davanın esası hakkında da karar verilmesi mümkündür. Bu şekilde dosya üzerinden karar verildiğinde, taraflara dava ve cevap dilekçesinin tebliği ile bu dilekçelerinde bildirdikleri deliller toplanmış olacağından, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyecektir. Yukarıda açıklandığı üzere, dosya üzerinden karar verilemiyorsa, bu durumda mahkeme ön inceleme yapar. Burada da, mahkeme dava şartları ve ilk itirazların varlığını inceleyerek, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri hakkında tarafları dinler. Bundan sonra hakim, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek, tarafları sulhe teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları; sulh olmamışlarsa anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılır ve tutanak hazır bulunanlarca imzalanır. Tahkikat bu tutanağa göre yürütülür (m. 320/2). Yukarıda belirtilen ön incelemeden sonra mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikatın yürütülmesi için en fazla iki duruşmada yargılamayı tamamlamak zorundadır ve duruşmaların arası da en fazla bir ay olmalıdır (m. 320/3-c.1). Basit yargılama usulünde tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılama için ayrı bir kesit öngörülmemiştir. Hakim tahkikatın tamamlandığı duruşmada, tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini belirterek hükmünü tefhim eder (m. 321/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/03/2014 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 26/06/2013 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 30/04/2014 tarihli ve ...-... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Bu düzenlemeler yanında savunma hakkı aslen Anayasa ile de güvence altına alınmış haklardandır. Buna göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir (1982 Anayasası m. 36). Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 27. maddesi hükmüne göre, davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda hakim, tarafları dinlemeden, açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için onları kanuna uygun biçimde duruşmaya davet etmeden karar veremez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/52 Esas - 2009/105 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlığın incelenmesine gelince; mahkemece, tensip zaptının taraflara, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden sonra bilirkişi raporu alınarak, ön inceleme duruşması yapılmadan duruşma günü tayin edilerek, davalının bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden davanın esasına yönelik karar verildiği, bu şekilde tarafların hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece; dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlandıktan sonra, öncelikle dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazların incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi; dosya üzerinden karar verilemeyen dava şartları ile ilk itirazlar hakkında karar verilmek ve diğer ön inceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesi, ön inceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra gerekli görülmesi halinde tahkikat duruşmasına geçilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bu hususlar göz ardı edilmek suretiyle tarafların hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek ve ön inceleme duruşması yapılmadan yazılı şekilde talebin esasına yönelik karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Ayrıca araç başında keşif yapılmaksızın alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiği, itirazların karşılanmadığı, raporun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, mahkemece, araç başında keşif yapılarak üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulundan iddia, savunmalar ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek (aracın km'sine, bakım ve varsa hasara ilişkin nihai durumda tespit edilip değerlendirilerek), itirazları da karşılar nitelikte ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre esas hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2014/19843 Esas - 2015/15623 Karar emsal ilamı). Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine, bu aşamada sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/08/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 07/09/2022 tarihli ve ... numaralı, 30.370,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatırana İADESİNE, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...