T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/571 Esas KARAR NO : 2025/2031 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/776 Esas - 2022/743 Karar TARİHİ: 01/12/2022 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istina…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/571 Esas KARAR NO : 2025/2031 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/776 Esas - 2022/743 Karar TARİHİ: 01/12/2022 DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin davalı şirketin 16.05.2018 tarihli Genel Kurul toplantısına asaleten iştirak etiğini, muhalif kaldıkları hususları gerek toplantı tutanağına gerekse bazirun cetveline şerh ettirdiklerini, davalı şirketin eski ortaklarından ...'ın 16.07.2015 tarihinde öldüğünü, müteveffanın, şirket ortaklarından davacı ...'in eşi, diğer davacı ..., dava dışı ... ve ...'ın da babası olduğunu, Müteveffanın, sağlığında davalı şirketin sermayesinin yaklaşık olarak %45'ine sahip bulunduğunu, 13.05.2015 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısına ait Hazirun cetvelinde pay oranları aşağıdaki gibi olduğunu; ... : 32.250 %43, ...:7.875 %10,5,...: 7500 %10, ... : 11250 %15, ... : 11250 %15, ... İnşaat A.Ş.: 4875 %6,5, olmak üzere toplam: 75.000,00TL olduğu, Bodrum 2. Sulh Matıkemesi'nin 11.09.2015 tarih ve 2015/765 E. 2015/87 K. sayılı veraset ilamında müteveffanın mirası 4 pay itibar edilerek; payı davacı eşi ...'e, birer paydan toplam 3 pay ise, eşit oranda evlatlarına intikal ettiğini, ancak Muris ...'ın miras ortaklığı dava konusu ettiğimiz genel kurul toplantısı tarihinde ve işbu dava tarihi itibariyle paylaşılamadığını, dolayısıyla murisin sahip olduğu davalı şirket payları, halen ve terekenin taksimine değin elbirliğiyle mülkiyet konusu olduğunu, murisin ölümü ile davalı şirkette maliki olduğu 32.250 adet pay, TMK'nın 640. maddesi uyarınca el birliği mülkiyeti şeklinde bütün mirasçılarına intikal etmiş olup, miras ortaklığı henüz paylaşılmadığından elbirliği ile mülkiyet rejimi gerek dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı 16.05.2018 tarihinde gerekse huzurdaki dava tarihi itibariyle halen devam etmekte olduğunu, TMK'nın 702/2 maddesi uyarmca miras ortaklığına dahil mal ve haklar tüm mirasçıların oy birliği ile verecekleri kararlara göre yönetileceğini, oy birliği'nin sağlanamadığı hallerde bu yetki, TMK 640/3 uyarınca atanan tereke temsilcisine ait olduğunu, Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14.11.2017 tarihli kararıyla Av. ..., murisin terekesine temsilçi tayin edildiğini, ancak dava dışı ortaklar ... ve ...'ın mensubu oldukları davalı şirket yönetim kurulunca hukuksuz şekilde alınan 07.02.2016 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla, davalı şirkette murisin sahip olduğu paylar haksız ve mesnetsiz bir şekilde mirasçılarına taksim edilmiş ve yapılan taksimat sonucu oluşan yeni ortaklık yapısı davalı şirketin pay defterine kaydedildiğini, davalı şirket yönetim kurulunca alhnan kararın hukuksuz olmasının sebebi, yönetim kurulu kararı gereğince yapılan şirket paylarının taksimatının yukarıda anılan murisin veraset ilamındaki pay dağılımına aykırı olması olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu, murisin geçerli veraset ilamına aykırı şekilde ve fakat tarafımızca İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/45 esas sayılı dosyası üzerinden iptali talep olunan, murisin henüz tenfizi kabil olmayan vasiyetnamesi uyarınca murisin sahip olduğu şirket paylarının mirasçısı olanı diğer ortaklara intikalini keyfi bir şekilde yaptığını, söz konusu vasiyetnamenin iptali talepli davanın halen derdest olduğunu, netice itibarıyla, davalı şirket yönetim kurulu, henüz tenfiz edilmemiş ve dolayısıyla uygulanması mümkün olmayan bir vasiyetname uyarınca murisin sahip olduğu payları, mirasçılarına dağıtma ve şirket pay defterine kayıt etme kararı aldığını, tarafımızca bu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine yönelik açılan dava, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/213 esasında görülmüş olup, anılan mahkeme davalı şirket tarafından alıman yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitite karar verdiğini, bu durumda İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/213 esas dosyasının sonuçlarması ile murisin hükümsüzlüğüne karar verilen yönetim kurulu kararı doğrultusunda hukuksuz şekilde taksim edilen payların murisin terekesine iade olunacağı ve işbu dava konusu genel kurul toplantısı esnasında davalı şirket ortaklarınca temsil edilen adetleri ile bu paylardan doğan oy haklarının tamamen değişeceğinin muhakkak olduğunu, yukarıda izahına çalışılan uyuşmazlıklar nazara alındığında murisin paylarından oy haklarının, aralarında husumet bulunan mirasçı davalı şirket ortaklarınca oybirliği ile verilecek kararlarla kullanılmasının mümkün olmadığı aşikar olduğunu, ancak murisin paylarının, yukarıda anılan MK ve TTK'nın amir hükümleri gereği miras ortaklığının taksimine kadar tereke temsilcisi tarafından temsil edilmesini ve bu paylardan doğan oy haklarının da tereke temsilcisi tarafından kullanılmasını gerektirmekte olduğunu, zira Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli kararıyla Av. ... murisin terekesine temsilci olarak tayin edildiğini, Haklı davamızın kabulü ile davalı şirketin 16.05.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlar, yoklukla malul olup hükümsüzlüğünün tespitine, şayet mahkeme hukuki niteleme olarak aynı görüşte değilse iptaline, açıklanan zaruret hali gereğince dava konusu genel Kurul Kararlarının yürütülmesinin mahkeme kararı kesinleşinceye kadar yürütülmesinin geri bırakılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle belirtmek isteriz ki dava dilekçesi, genel kurulda alınan kararların iptali talep editmiş ise de iptali talep edilen ve genel kurulda alınan tüm kararların tek tek numarası yazılmamış olduğundan HMK'ya uygun olarak düzenlenmediğini, müvekkili firmanın dava konusu Genel Kurulu bakanlık temsilcisi ... gözetiminde yapıldığını, davacıların toplantı açılmasından sanra ilk olarak, " toplantıda hazır bulunanlar listesi ile paydaşlık yapısı, pay adet ve oranları ile toplantı nisabına" itiraz ettiğini, toplantıda pay oranlarına ilişkin bir husus görüşülmemiş olup, toplantı gündeminde olan konuların görüşüldüğünü, Yine davacıların sözünü ettiği İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1109 nolu kararı kesinleşmediği gibi uygulansa dahi toplantı nisabı etkilenmediğini, davacının paylara ilişkin itirazları (pay oranları) şirket genel kurulunun ya da işbu davanın konusu olmadığını, davacının Muristen kaları paylar “ölüme bağlı tasarruflar bir mahkeme kararı ile iptal edilip o mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçerlidir ilkesi” çerçevesinde, murisin vasiyetnamesinde uygun olarak pay defterine kaydedildiğini, ... terekenin tespiti istemi ile bir dava açtığını, mahkeme Av. ...'ü tereke memuru olarak atadığını, Mahkeme, tereke memurunun şirket genel kurul toplarıtılarında terekeyi temsil etmesi, tereke yararlarına oy kullanması ve organlarımda görev alması hususunda bir karar vermediğini, mahkeme bu hususu görülmekte olan davalar kesinleştikten sonra değerlendireceğini, bir başka ifade ile genel kurullara tüm pay sahipleri katılmış bulunmakta olduğunu, hisselerin temsili hususunda, tereke memurunun genel kurul tarihleri itibariyle ve halen bir yetkisi bulunmadığını, tereke memuru 12.01.2018 tarihli raporunda aynen şu talepte bulunmuştur:"müteveffanın sağlığında Yönetim Kurulu Başkant ya da başkanvekili olduğu anılan şirketlerin yapılacak olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etmek, tereke yararına oy kullanmak ve organlarında görev almak üzere yetkili kılmamızı..". Bodrum Sulh Hukuk Mahkemesi 29.05.2018 tarihli celsede şu şekilde karar vermiştir: “davacı tarafın teminatsız tedbire ilişkin ve yine pay defterlerinin düzeltilmesi ve hisselerin tereke idare memuru tarafından temsil edilmesi talebinin İstanbul 2.ASTM'nin kararının kesinleşmesinden sonra değerlendirilmesine,..". Dolayısıyla tüm pay sahipleri genel kurula davet edilmiş durumda olduğunu, hisselerin temsili hususunda, tereke memurunun genel kurul tarihleri itibariyle ve halen bir yetkisi bulunmadığını, bilindiği gibi " yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmalarının sonucu etkili olup olmadığı üzerinde durularak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekmekte olup, sonuca etkisi değerlendirilmeden karar verilmesi" gerekmektedir. Zira daha önce de müvekkilim dava dışı ... A.Ş.'nin yine aynı davacı tarafından açılan bir davasmda yerel mahkeme ibra oylaması ile ilgili kararı iptal etmesine rağmen, Yargıtay tarafından bu karar bozularak, finansal tabloların gerçeği yansıtttığından ibra oylamasının kabul anlamına gelmemek kaydıyla yani şekli geçersizliğin sonuca etkili olmadığı vurgulandığını, Türk Ticaret yasasının 424, maddesine göre bilançonun tasdikine dair olan genel kurul kararları, aksine açıklık olmadığı takdirde yönetim kurulu üyeleri ile, müdürler ve denetçilerin ibrasını kapsayacağını, aynı maddenin devamında finansal tablolarda bazı hususların bilinçli bir şekilde gerçek duruma aykırı gösterilmesinin ibraya engel olacağı düzenlendiğini, bilirkişi incelemesi sonucunda finansal tabloların gerçeği yansıttığı hususu açıkça tespit edileceğini, dolayısıyla bu durumda ibranın gerçekleşmediğini savunmak abesle iştigal etmek olacağını, açıklanan tüm nedenlerle ibra oylaması da geçerli olup davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davacının iş bu davayı haksız ve kötü niyetli olarak ikame etmiş olup davacının asıl amacının müvekkili şirkete zarar vermek olduğunu, nitekim davacının şirket ortakları aleyhine açmış olduğu miras hukukundan kaynaklı davalar ile haksız şikayetlerinin de bulunmakta olduğunu, bu nedenle HMK m.329'un tatbiki ile davacının yargılama giderlerinden başka müvekkili ile kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı ile aynı maddenin 2. fıkrası mucibince 5000 Türk lirası disiplin cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 21/02/2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "Huzurdaki davanın terditli ilk talebimiz olan genel kurulda alınan tüm kararların dava dilekçemizde yok hükmünde sayılması veya iptali gerektiği kanaatinde değil ise; dava konusu genel kurul toplantısında davacıların finansal tablolar ve buna bağlı konuların müzakeresinin ertelenmesine yönelik talebi reddedilerek, diğer gündem maddelerinin müzakeresine geçildiğinden eğer gündem maddelerinin müzakeresine geçildiğinden ıslah telebimiz nazara alınarak, genel kurulda alınan finansal tabloların ve yıllık faaliyet raporunun onaylandığı 2 gündem numaralı ve finansal tablolarla birebir bağlantılı konu niteliğinde olmalarından ötürü, 3 gündem numaralı yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve 4 gündem numaralı dağıtılacak kar tutarının belirlenmesi kararlarının iptalini talep ediyoruz. Öncelikle, toplantıya iştirak ve oy hakkı bulunmayan kişilerce toplanılıp, alınan 16.05.2018 tarihli tüm genel kurul kararlarının, toplantı ve karar nisaplarına ilişkin aykırılıktan ötürü yok hükmünde sayılmalarına veya iptaline; olmazsa ıslah talebimiz nazara alınarak, 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2,3 ve 4 numaralı kararların iptaline; yargılama gideri ve ücret-i vekâletin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/12/2022 tarih ve 2018/776 Esas - 2022/743 Karar sayılı kararında;"Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan işbu dava, davacı şirket ortaklarının davalı şirketin 16/05/2018 günü genel kuruluna asaletin iştirak ettikleri ve muhalif kaldıkları ve muhalefet şerhini tutanağa geçirttikleri, Genel Kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti veya mümkün olmadığında iptali istemine ilişkindir. Mahkememiz tarafından taraf delilleri toplandıktan sonra , dava konusu Genel Kurul'a ilişkin tüm bilgi ve belgeler dosya içerisinde bulunduğu tespit edilerek , konusunda uzman tarafların sundukları delil ve iddiaları değerlendirmek ve Genel Kurul'un gerek toplanışı , gerekse alınan kararları niteliği itibari ile hükümsüzlüğü veya iptalini gerektirir bir husus bulunup bulunmadığı varsa hükümsüzlüğü veya iptali gereken Genel Kurulda alınan kararların tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Mahkememiz tarafından dosya kendilerine tevdi edilen Bilirkişilerce tanzim edilen raporlarda özetle; a-Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 22/03/2019 tarihli bilirkişi raporunda;Yukarıda yapılan inceleme sonucunda, Davalı ... Tur A.Ş.'nin 16.05.2018 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan 1. Faliyet raporu ile finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 2, nolu kararın, hükümsüzlüğünü ve iptalini gerektiren bir eksikliğe rastlanmadığı,2. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olarak alınan ibra kararında, yönetim kurulu başkanı, .... TTK m. 436/2 uyarınca oydan yoksun olmasina rağmen, kendisinin ve diğer üyelerin ibrasında oy kullanmıştır. Ancak, bu oylar kendi ibrası ile üyelerden ...'ın ibrasında etkili olmamıştır. Bu ne dehile TTK m. 446/2 gereğince alınan ibra kararları anılan üyeler için geçerli olmakla birlikte; üyelerden..."nun ibrasında etkili olmuştur. Bu nedenle, oydan yoksun yk üyesi ... 23.343,75 adet oyu ile alınan ibra kararının iptali şartları mevcut bulunmaktadır. Genel kurulun üyelerden...'nun ibrası kararı kanuna aykırı olup iptalinin gerekeceği, genel kurulun 4 numaralı 2017 yılı faaliyet karının dağıtılmaması kararı, TTK m.519/2-c hükmüne aykırı olup, genel kurulun bu konuda karar alma yetkisi bulunmadığı için anılan kararın geçersizliği şartının oluştuğuna dair ulaşılan sonuçları, takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile sunarız."şeklinde mütalaada bulunmuşlardır. b-Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 09/05/2019 tarihli ek raporda; "Rapora yapılan itirazlar üzerine yeniden yapılan incelemede, kök rapordaki sonuçları değiştirecek bir eksikliğe rastlanmamıştır. " şeklinde mütalaada bulunmuşlardır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Dava, 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı şirketin genel kurulunca 16/05/2018 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararların yoklukla malul olup hükümsüzlüğünün tespitine ilişkindir. Anonim şirketlerinin Genel Kurulların yokluk ve iptaline ilişkin düzenleme 6102 sayılı TTK' nın , iptale ilişkin TTK 445 , 446 ve butlan sebebine ilişkin 447 maddelerinde ve yargılama hususuna ilişkin esaslar ile kararın sonuçlarına ilişkin düzenlemeler TTK 448 , 449 , 450 ve 451.maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Genel Kurul kararlarının yokluk müeyyidesine ilişkin 6102 sayılı TTK'da hangi hallerde ve neye göre söz konusu olacağına ilişkin hiçbir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu sebeple yokluk müeyyidesi ile ilgili olarak genel hukuk kaideleri ile doktrin ve uygulamadaki görüşlere ve yerleşik yargı içtihatlarına göre, kararların hukuke iş doğmamış yani yok hükmünde olup olmadığının değerlendirilmesi, her olayın niteliğine ve alınan kararın alınış şekli ve usul kurallarına uygun olarak oluşup oluşmadığına göre mahkemelerce takdir edilmektedir. Mahkememizce alınan asıl ve ek raporlarda; davacı iddiaları ile davalı savunmaları tek tek değerlendirilmiştir. Genel Kurul kararlarının , davacının Genel Kurul kararının yokluğuna ilişkin iddiasını , davalı şirketin ölümünden önce 32.250 adet 1.000,00 TL itibar değerli %43 oranında payına sahip muris ...'ı sağlığında yaptığı Bodrum 9. Noterliği'nin 24/07/2014 gün ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile, murisin şirketteki paylarını davacıyı mağdur edecek şekilde hisselerin varisleri adına pay defterine davacı ... . 2/8 paya karşılık 8.062,50 hisse , davacı ... 'ın 1/8 paya karşılık 4.031,25 hisse, diğer mirasçılar ... 'a 2/8 pay karşılığı 8.062,50 hisse ve ...'a karşılık 3/8 paya karşılık 12.093,75 hisse olarak kaydedildiği ve bu vasiyetin iptali için İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/45 Esas sayılı dosyasında kayıtlı vasiyetnamenin iptali davası ve vasiyetnamenin gereğini yerine getiren yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/213 Esas sayılı dosyasında 07/02/2016 tarihli yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verildiği iddiası ile mahkememizin dava konusu 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısının yoklukta malul olduğunun dayanağı gösterildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantısına davacı dahi tüm pay sahiplerinin katıldığı, öte yandan payların intikaline ilişkin 07/02/2016 tarihli yönetim kurulu kararı hükümsüzlüğünü tespit eden İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/213 Esas ve 21/06/2018 tarihli kararının henüz kesinleşmediği, bu nedenle genel kurulun yapıldığı 16/05/2018 tarihi itibari ile genel kurul kararlarının yokluğunu gerektirecek bir sebep tespit edilememiştir. bu nedenle davacı yanın, genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğuna ilişkin iddialarına itibar edilememiş ve bu talep yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı yanın 16/05/2018 tarihli genel kurul kararlarının iptali yönünden taleplerinin incelenmesinde; davanın TTK 445 maddesine göre 3 aylık yasal süre içerisinde açılması gerektiği, genel kurul toplantısının 16/05/2018 tarihinde yapılmış olup, davanın 15/08/2018 tarihinde süresinde açıldığı tartışmasızdır. Davayı açanın şirketin pay sahibi olup, genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara olumsuz oy vererek muhalefeti toplantı tutanağına eklettiği anlaşılmakla, davacının dava açma yönünden usulen yapılması gerekenleri yaptığı ve usulü bir eksiklik bulunmadığı tespit edilmektedir. Davacı esasen 16/05/2018 günlü genel kurulun ikinci gündem maddesinde belirtilen finansal tabloların ve yıllık faaliyetlerin onaylanması, üçüncü gündem maddesinde belirtilen yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve dördüncü gündem maddesinde belirtilen dağıtılacak kar tutarının belirlenmesine ilişkin genel kurul kararlarının iptalini talep etmektedir. Dava konusu 16/05/2018 tarihli genel kurulun, 02/04/2018 pazartesi günü saat 10:30'da yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurulu toplantısını davacının talebi üzerine TTK 420.maddesi hükümleri gereğince bir ay ertelenmesi nedeni ile yapılan ve ilk toplantıda görüşülmemiş olan 2017 yılı olağan faaliyetlerine ilişkin gündemde belirtilen konuların görüşülmesi için yapılan birincinin devamı niteliğinde ki ikinci toplantı niteliğinde olduğu dosya kapsamında sabittir. Dava konusu genel kurul kararlarının iptaline karar verebilmek için, TTKnın 445.maddesine göre kararın , kanun , esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun tespitini gerektirir. Dava konusu edilen genel kurul kararlarının toplantı ve alınış niteliği itibari ile kanunun aradığı toplantı ve karar yeter sayısının sağlandığı, davacı tarafından faaliyet raporunun ve finansal raporların genel kurul ertelenmesi ile , bir ay süre ile incelendiği, bu raporların ve tabloların hangi sebeple iptalinin gerektiğine ilişkin davacı tarafından bir sebep gösterilmediği, bu nedenle özellikle gündemin iki numaralı bendindeki 2017 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tablolarının iptaline ilişkin talebin yerinde olmadığı bilirkişi kurulu ve mahkememizce tespit edilmiştir. Ancak dava konusu gündemin 3 ve 4 nolu maddelerinde alınan kararların incelenmesinde; bilirkişi kurulunca da raporlarda isabetli tespit edildiği gibi gündemin 3.maddesinde alınan ibra kararında yönetim kurulu başkanı ...'ı TTK 436/2 maddesi uyarınca oydan yoksun olmasına rağmen kendisinin ve diğer üyelerin ibrasında oy kullandığı, ancak bu oyları kendi ibrası ile üyelerden ...'ın ibrasında etkili olmadığı, bu nedenle TTK 446/2 maddesi gereğince işbu yönetim kurulu başkanı ve üyesi yönünden ibra kararlarının geçerli olmakla birlikte üyelerden...'nun ibrasında şirket yönetim kurulu başkanı şirketin 23.343,75 adet payına sahip olması ve her.....n 27.468,75 adet olumsuz oyuna karşılık diğer tüm ortakların 47.531,25 olumlu oyu ve oy çokluğu ile ibra edildiğinden, bu ibra lehine oy kullanılan 47.531,25 adet oyla yönetim kurulu başkanı ...'ın 23.343,75 adet oyu çıkarıldığında geriye ibra yönünden 24.187,50 olumlu oy kalmakta olup, olumsuz oy miktarı 27.468,75 adetten az olduğundan, TTK 436/2 hükmüne göre ; oydan yoksun olan yönetim kurulu başkanının oyu geçersiz sayılarak , ...un ibrasının kanuna aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılarak işbu yönetim kurulu üyesi yönünden ibranın iptali gerektiği anlaşılmıştır. Ayrıca gündemin dördüncü maddesinin konusu olan 2017 yılı faaliyet karının dağıtılmasına ilişkin esasları belirleyen kararları 6102 sayılı TTKın 519/2-c hükmüne aykırı olduğu , genel kurulun bu konuda karar alma yetkisi bulunmadığı için alınan kararın da geçersiz olması için iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Çünkü TTK 519 . Maddesine göre ; anonim şirketler, "yıllık karının %5'ini ödenmiş sermayenin %20 sine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe" olarak ayırmak zorundadır. Davalı şirketin kanuni yedek akçesinin ödenmiş esas sermayenin %20sinin 15.000,00 TL yi aştığı, 20.370,58 TL olduğu, bu nedenle kardan kanuni yedek akçenin ayrılmasının yapılmasına gerek bulunmadığı , ancak anonim şirketlerin elde etmiş ise , elde ettiği dönem karından pay sahiplerine ödenmiş esas sermayenin %5i oranında ilk temettü (temel kar payının) ödenmek zorunda olduğu, bu ilk temettü , 6102 sayılı TTK nın 519/2-c bendine göre pay sahibinin vazgeçilmez haklarında bulunduğuna ilişkin düzenlemeye aykırı temel kar payı dağıtımını engelleyen kar payı dağıtmama kararının geçerli olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle ; iptal istemine ilişkin davanın aşağıdaki şekilde kısmen kabulünün gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak TTK 445 , 446 ve 459/2-c maddeleri gereğince karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."gerekçesi ile, '' 1-Davacıların dava konusu 16/05/2018 tarihli 2017 yılına ait davalı şirket Genel Kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti veya iptaline ilişkin açılan davada; A) Genel Kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkin talebinin REDDİNE, B) Alınan Genel Kurul Kararlarının kanun ve ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı yapıldığı iddiası ile Genel Kurul kararlarının iptal talebinin KISMEN KABULÜ ile; aa) 16/05/2018 Genel Kurulun yönetim kurulu üyelerinden...'nun ibrasına ilişkin kararın TTK 436/2 md.si gereğince İPTALİNE, bb) 16/05/2018 günlü Genel Kurulun 4.gündem maddesinde alınan kararın 6102 sayılı TTK'nın 19/2-c maddesinde düzenlenen emredici hukuk kurallarına aykırı bulunması nedeniyle butlanla sakat olduğunun tespit ve İPTALİNE, C) Fazlaya ilişkin iptal taleplerinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'ın birden çok mirasçısı bulunması nedeniyle mirasçılar arasında TMK'nın 640. maddesi uyarınca miras ortaklığı meydana geldiği, her bir mirasçının terekeye elbirliği ile sahip olup, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edebileceklerinin yasanın buyruğu olduğunu, TMK'nın 702/2. maddesi uyarınca elbirliği halinde malik olanların gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için oybirliği ile karar vermeleri gerektiğini, Birlikte mülkiyet konusu mal veya hakların elbirliği ile yönetilmesi ilkesinin Anonim Şirketler hukukundaki bir yansıması olarak TMK'nın 432/1. maddesinde birden çok kişinin ortak mülkiyetinde bulunan şirket paylarına ilişkin hakların genel kurulda kullanılması için temsilci atanabileceği; TMK'nın 477/1. maddesinde de bir payın birden fazla sahibi bulunduğu takdirde bu payın sahiplerinin şirkete karşı haklarını ancak ortak bir temsilci aracılığı ile kullanabileceklerinin hükme bağlandığını, Anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve esasları ile bu toplantılarda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 18/6. maddesinin de şu düzenlemeyi havi olduğunu:“(6) Bir pay birden çok kişinin ortak mülkiyetinde ise, bunlar ancak kendi içlerinden veya dışarıdan seçecekleri bir temsilci vasıtasıyla genel kurula katılıp oy kullanabilirler.”Mirasbırakanın son ikametgahının bulunduğu Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli kararıyla murisin terekesine temsilci olarak Av. ...'ÜN atandığını; oysa dava konusu Genel Kurul Toplantısı öncesinde davalı şirket Yönetim Kurulu’nca yapılan toplantıya çağrı merasimi incelendiğinde, tereke temsilcisine herhangi bir çağrıda bulunulmadığı, tereke temsilcisinin dava konusu Genel Kurul toplantısına davet edilmediği, kendisine murisin paylarını temsilen oy kullanma imkânı tanınmadığının anlaşılmakta olduğunu; bunun sonucu olarak da tereke temsilcisi ...'ün, toplantıda hazır bulunamadığını, murisin paylarını temsil edemediğini; murisin davalı şirket sermayesinin yaklaşık %45’ine sahip olduğu düşünüldüğünde, tereke temsilcisinin toplantıda alınan kararların akıbetini kendi başına olumlu veya olumsuz yönde değiştirebilecek oy hakkına sahip olduğunu; tereke temsilcisinin toplantıda görüşülüp karara bağlanan kararların tümüne olumlu oy verme gibi bir zorunluluğu olmadığına göre, tereke temsilcisinin toplantıya katılmayıp, murisin paylarından doğan oy hakkını kullananmış olması; toplantıda alınan her bir kararla ilgili oylama sonucunu açık bir şekilde etkilediğini; diğer bir söylemle, usulüne uygun çağrı yapılmamış olması sebebiyle tereke temsilcisinin toplantıya katılamadığını ve murisin paylarından doğan oy haklarını kullananmış olması, toplantıda yapılan oylamaların sonucunu doğrudan doğruya etkilediğini, toplantıda alınan kararlarının alınmasında etkili olduğunu, Doktrinde birçok görüş ve yerleşik Yargıtay İnançları, bu gibi kurucu ve şekli noksanlıklar sonucu alınan Genel Kurul Kararlarının hiçbir etki ve sonuç doğurmayacağı ve dolayısıyla “yok” hükmünde sayılması gerektiğini benimsemekte olduğunu; bir genel kurul kararının alınabilmesi için, mutlak usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılmasının şart olduğunu, (..., Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Sh. 892). Şu halde, somut olayda çoğunluk hissedar konumundaki murisin paylarını temsil eden tereke temsilcisinin dava konusu genel kurula çağrılmaması ve böylece murisin henüz paylaşılmamış miras ortaklığı konusu paylarının toplantıda tereke temsilcisi tarafından temsil edilemeyerek, bu paylardan doğan oy haklarının elbirliği mülkiyeti rejimine aykırı şekilde oy birliği olmaksızın yetkisiz kişilerce münferiden kullanılmış olmasının, dava konusu Genel Kurul ve Genel Kurulda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunu ortaya koymakta olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi somut olayla benzer bir uyuşmazlıkta şirkette %50 paya sahip olan bir ortağın toplantıya çağrılmamasının yaptırımını - anılan ortağın paylarından doğan oy hakkının toplantıda alınan kararlara etki edecek nitelikte olduğu gerekçesiyle - kararların hükümsüzlüğü olarak öngördüğünü; anılan kararda aynen şu ifadelere yer verildiğini:"Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılara çıkarılan toplantı çağrı davetiyelerinin usulsüz olduğu, davacı ...'e çıkarılan tebligatın bilinen adresine gönderilmediği ve tebligatın şirket çalışanı.... tarafından alındığı, bu adresin davacının şirkete bildirdiği adres olmayıp ayrıca... davalı şirketin ortağı olduğu, posta tevdi listesindeki adres ile tebligatın yapıldığı adresin başka olduğu, davacı şirkete yapılan tebligatın da davalı şirket ortağı olan...verildiği, bu şahsın davacıların çalışanı olmadığı, davacıların iptal davası açma hakları olduğu, ayrıca alınan kararların, kanuna, ana sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da kanıtlanması gerektiği, DAVACILARIN ŞİRKETTEKİ PAYLARININ %50 OLDUĞU, EĞER DAVACILAR TOPLANTIYA KATILSAYDI ALINACAK KARARLARA ETKİ EDEBİLECEK OLDUĞU, ÇAĞRIDAKİ USULSÜZLÜĞÜN DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRI OLDUĞU GEREKÇESİYLE DAVANIN KABULÜNE, davalı şirketin 27/02/2012 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmiştir." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2016/7058 K. 2018/1185 T.19.2.2018) Yerel Mahkemenin bu hususu gözden kaçırdığını ve hatta vermiş oldukları kararda hiçbir şekilde bu hususa değinmeksizin hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini; sırf bu nedenle dahi anılan kararın bozulması gerekmekte ve taraflarınca talep edilmekte olduğunu, Öte yandan mirasın paylaşılmasının bütün mirasçıların oybirliğiyle yapacakları bir anlaşma ile ya da açılacak paylaşma davası sonucu mahkeme kararı ile geçekleşebileceğinin tartışmasız olduğunu, Bu durumda bir Anonim Şirket Yönetim Kurulu'nun, ortada ne sözleşmesel ne de yargısal bir paylaşma olmadığı halde kendisini mahkeme yerine koyarak, ölen bir pay sahibinin paylarını mirasçılar arasında bölüştürmesinin hiçbir hukuki dayanağı ve geçerliliği bulunmadığını,Davacı müvekkili ... tarafından Davalı ... Tur AŞ aleyhine açılan Yönetim Kurulu Kararının Hükümsüzlüğünün Tespiti Davası sonucunda kurulan 21.06.2018 Tarih ve 2017/213 E- 2018/686 Sayılı hükümde Davalı Şirketin 07.02.2016 tarihli 1 nolu Yönetim Kurulu Kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verildiğini; Davalı Şirketin istinaf talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2020 Tarihli ilamı ile reddedilmiş ve temyiz istemi sonucu Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.06.2022 tarihli ilamı ile hükmün onandığını; onanma üzerine işbu kararın kesinleştiğinin tasdikine ilişkin kesinleşme şerhinin dosyada mübrez olduğunu,Yerel Mahkeme gerekçe olarak sadece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarına atıfta bulunduğu cihetle ...'dan kalan şirket hisselerinin mirasçıları arasında paylaştırılıp pay sahipleri defterine yazılmasına ilişkin 07.02.2016 Tarihli Yönetim Kurulu Kararının hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin mahkeme kararının dava konusu Genel Kurul Toplantısının yapıldığı 16.05.2018 tarihi itibariyle kesinleşmediği, bu nedenle Genel Kurul Toplantısı tarihinde henüz geçersizliği tespit edilmemiş bir yönetim kurulu kararına dayalı paylaştırma sonucu oluşan yeni payların ve bunlara ilişkin oy haklarının geçerli sayıldığı sonucuna vardığını, Oysa yukarıda sözü edilen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/213 Esas sayılı dosyasında açtıkları davada 07.02.2016 tarihli Yönetim Kurulu Kararının batıl olduğunun tespiti ile birlikte batıl yönetim kurulu kararına göre yapılan pay defteri kayıtlarının eski hale getirilmesini talep etmelerine karşı Yerel Mahkeme'nin aynen, "bu tespit hükmü bütün ilgililer hakkında geçmişe etkili olarak etki edeceğinden ve bağlayıcı olacağından pay defterine işlenen kayıtlar hukuken geçersiz hale geleceğinden davacının pay defterinin önceki duruma getirilmesine ilişkin talebi hakkında ayrıca karar verilmesine gerek görülmemiştir" ifadesiyle ölen ortağın şirket hisselerinin mirasçıları arasında paylaştırılmasına ilişkin Yönetim Kurulu Kararının hükümsüzlüğünün tespitine karar verdiğini ve bu hükümsüzlüğün Yönetim Kurulu Kararının alındığı tarihten itibaren geçmişe etkili olduğunu vurguladığını, Öğretide de Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının butlanının tespitine ilişkin hükümlerin geçmişe etkili olduğu, yani hükümsüzlüğün tespiti hükümlerinin Yönetim Kurulu Kararının alındığı tarihten itibaren ortadan kaldırdığının belirtildiğini; (İsmail Kırcı- Feyzan H. Şehiraliçelik-Çağlar Manavgat/ Anonim Şirketler Hukuku Cilt:1, 2013, sh:522; ÜnalTekinalp/ Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 5. Baskı, 2020,sh:283) Mahkemece de bilindiği üzere Yönetim Kurulu Kararlarının butlanla sakat olduğunun tespit edilmesi, Yönetim Kurulu Kararının alındığı tarihten itibaren geçersiz sayılması ve bu karara dayanılarak yapılan işlem ve uygulamaların da kural olarak geriye etkili olarak geçersiz olması sonucunu doğurduğnu; böyle bir yönetim kurulu kararının, ne ortaklığa ne pay sahiplerine ne de alacaklılara karşı hüküm ifade edeceğini, (Türk Hukuku'nda Anonim Şirket Yönetim Kurulu Kararlarının Sakatlığı konusunda getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi, Prof. Dr. H. Güzin ÜÇIŞIK, sh.57, https://....org.tr/tr/.../article-file/3981, Erişim Tarihi 23.01.2021 )Açıklanan nedenlerle dava konusu Genel Kurul Toplantısında davalı şirket ortaklarınca temsil edilen pay adetleri ile bu paylardan doğan oy haklarının tamamen geçersiz olacağının izahtan vareste olduğunu; Yerel Mahkemenin bu hususlarda hatalı değerlendirmede bulunarak bu talepleri yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna vardığını, Yerel Mahkeme, Faaliyet Raporlarının ve Finansal tabloların hangi sebeple iptalinin gerektiğine ilişkin davacı müvekkili tarafından sebep gösterilmediğinden ve yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların iptaline ilişkin taleplerinin yerinde olmadığının tespit edildiğinden bahisle taleplerinin reddine karar verdiğini, Yerel Mahkemenin bu tespitine de katılmalarının mümkün olmadığını; 21.02.2019 tarihli beyan dilekçelerinde finansal tabloların ve buna bağlı konuların hangi sebeple iptalinin talep edildiğinin ayrıntılı bir şekilde ifade edildiğini, TTK'nın 420/2. Madde hükmü; azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzekkeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesini, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından dürüst hesap verme ilkesi uyarınca cevap verilmemiş olması şartına bağlamıştır. Taraflarca karşılıklı keşide edilen ihtarnamelerden, davacı müvekkilce noter huzurunda tutturulan tespit tutanaklarından ve dosyaya sunmuş olduğumuz diğer tüm tutanaklardan görüleceği üzere finansal tabloların müvekkilince itiraza uğrayan kısımlarının tutanak altına alınmış olmasına rağmen, davalı şirketin; her defasında varit bir açıklama getirmeksizin müvekkilin bu taleplerini reddettiğini; sırf bu husus bile, davalı şirketçe müvekkilinin taleplerine dürüst hesap verme ilkesi uyarınca cevap verilmemiş olduğunun açık bir göstergesi olduğunu; bu bakımdan anılan Genel Kurul toplantısının finansal tabloların görüşülüp kabulüne karar verilen 2 numaralı maddesinin esasen yukarıda anılan gerekçeler ve TTK'nın 420/2. Maddesinin açık hükmü karşısında görüşülmeyip, müzakeresinin ertelenmesi gerekirken, Genel Kurulca görüşülüp karara bağlanması hukuka aykırı olup, anılan Genel Kurul Kararının iptali gerektiğini, Yerel Mahkeme, hüküm kurarken sadece eksik ve hatalı inceleme sonucu tanzim edilen Bilirkişi Raporunu dikkate aldığını, yukarıda açıklanan hususları gözetmeden ve tamamen eksik incelemeye dayalı olarak taleplerini reddettiğini, Yerel Mahkeme tarafından verilen kısmen red kararının açıkça usul ve yasaya aykırı olup, 16.05.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısında Finansal Tablo ve Faaliyet Raporlarının onaylanmasına ilişkin 2 nolu gündem maddesinin iptali taleplerinin reddine dair verilen kararın kaldırılması gerekmekte ve talep edilmekte olduğunu, Mahkemece de bilindiği üzere TTK'nın 436/2 maddesi "(2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." hükmünü içermekte olduğunu, Oysa, davalı şirketin16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu başkanı ..., yasanın açık hükmü hilafına kendisi ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullandığını; kullandığı olumlu oylar ibra kararının alınmasında etkili olması, bu haliyle TTK'nın 436/2 maddesinin ihlal edildiğinin açık olması nedeniyle işbu karar her ne kadar... yönünden isabetli bir karar olsa da hukuka aykırılık nedeniyle tamamen iptale mahkum olduğunu, Açıklanan nedenlerle hiçbir yetkisi bulunmadığı halde Anonim Şirket Yönetim Kurulunun ölen ortaklardan birininin şirket hisselerini mirasçılarına paylaştırması sonucu oluşturulan pay sahipliği ve oy tutarlarına göre yapılan Genel Kurul Toplantısında alınan kararlar nisap yokluğu nedeniyle tümüyle yoklukla malul olduğunu; 75.000 hisseye bölünmüş şirket sermayesinin ölen ortak ...'a ait 32.500 adedi hala miras ortaklığı ve elbirliği mülkiyeti konusu olup, bu miktarın payın yetkili bir temsilci tarafından ve davacıların oy hakları ile birikte öneriler aleyhine kullanılması halinde bu gibi kararların alınamayacağının kuşkusuz olduğunu; diğer bir deyişle somut olayda alınan Genel Kurul Kararları gerekli karar yeter sayısını sağlamadığı cihetle yok hükmünde olduğunu,İzahına çalışılan ve re’sen ele alınacak sebepler dairesinde, Yerel Mahkeme tarafından verilen kısmen red kararının açıkça usul ve yasaya aykırı olup, Yerel Mahkeme iptal sebeplerini inceleme ve değerlendirme konusu yapmaksızın davanın kısmen reddine karar verdiğini; oysa bu itirazları değerlendirilip sadece eksik ve hatalı düzenlenen Bilirkiiş Raporuna bağlı kalınmaksızın hüküm kurulsaydı davanın tümden kabulüne karar verilmesi icap etmekte olduğunu, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve mahkemece re'sen ele alınacak sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/776 E. 2022/743 K. Sayılı 01.12.2022 tarihli yerel mahkeme kararının redde ilişkin kısmının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf incelemesine konu 16/05/2018 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde genel kurulun gündem maddelerine geçmeden önce davacılardan ...'ın, davacı ...'ın muhalefet şerhine ithafen "Hisselerin taksimi yönünden muhalefet şerhine iştirak ediyorum." şeklinde şerhi bulunmakta olduğunu; ancak istinaf incelemesine konu genel kurulda gündem maddeleri görüşülürken davacı ... tarafından herhangi bir muhalefet şerhi beyan edilmediğini; bir başka deyişle davacı ... istinaf incelemesine konu genel kurul gündeminin müzakeresi sırasında herhangi bir muhalefet şerhi beyan etmediğini; TTK m.446/1-a "Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten," kişilerin genel kurul kararları ile ilgili iptal davası açabileceğini düzenlemişken bu hükme aykırı olarak davacı ... tarafından açılan davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 04/02/2021 tarihli 2020/1528 E. 2021/880 K. Sayılı ilamı)Davacılar her ne kadar 16/05/2018 tarihli genel kurulda alınan 2 numaralı kararın iptalini talep etmişse de ilk derece mahkemesi tarafından bu hususta davanın reddine karar verilmiş olup ilk derece mahkemesi tarafından verilen söz konusu karara bu yönü ile herhangi bir itirazlarının bulunmamakta olduğunu, Davacı ... yönünden yukarıda belirttikleri usule ilişkin itirazları baki kalmak kaydı ile, ilk derece mahkemesi müvekkili şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 16/05/2018 tarihli genel kurulda alınan 3 numaralı kararla ilgili olarak yönetim kurulu üyelerinden dava dışı ...'ın TTK m.436/2 uyarınca oydan yoksun olduğunu, yönetim kurulu başkanı ...'ın oyları hariç tutulduğundan kendisinin ve dava dışı ...'ın ibra edilmelerine ilişkin olarak alınan kararın geçerliliğinin etkilenmediğini ve bu sebeple geçerli olduklarını; ancak dava dışı yönetim kurulu üyesi...'nun ibrasında yönetim kurulu başkanı ve şirket ortağı ...'ın oylamada etkili olduğunu ve bu sebeple alınan kararın kanuna aykırı olduğundan bahisle işbu yönetim kurulu üyesi yönünden alınan kararın TTK m.436/2 gereğince iptaline karar verdiğini; ancak söz konusu bu gerekçenin hatalı değerlendirmeler içermekte olduğunu; TTK m.436/2 "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." şeklinde düzenlendiğini; anılan düzenleme lafzi olarak yorumlandığında "yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlar"dan bahsetmekte olduğunu; yani kanun yönetim kurulunun külli olarak ibrasına ilişkin alınacak bir karardan bahsetmekte olduğunu ancak istinaf incelemesine konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olarak tüm yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı oylandığını; bu itibarla yönetim kurulu başkanının kendi oylaması dışında bir başka yönetim kurulu üyesinin ibra edilmesine ilişkin oylamada oy kullanmasının önüne geçen/ engelleyen kanuni bir düzenleme bulunmamakta olduğunu; bu itibarla kanuni yorumun ilk derece mahkemesi tarafından hatalı olarak yorumlanması neticesinde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, Davacılar her ne kadar müvekkili şirket yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'ın ibrasına ilişkin alınan kararın da iptalini talep etmişlerse de ilk derece mahkemesi bu talep yönünden davanın reddine karar verdiğini; söz konusu kararın gerekçesi olarak müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın paylarından doğan oy hakkının alınan kararlara etkisi olmadığının gösterildiğini; söz konusu gerekçenin taraflarınca kabul edilmesi mümkün değilse de bu talep yönünden davanın reddine karar verildiğinden neticesi itibari ile bu yönden hükme itirazlarının bulunmamakta olduğunu, Davacıların istinaf incelemesine konu dava ile ayrıca 16/05/2018 tarihli genel kurulun 4.gündem maddesi ile alınan kararın iptalini talep ettiklerini; ilk derece mahkemesi söz konusu talebe ilişkin olarak 16/05/2018 tarihli genel kurulun 4.maddesinde alınan kararın TTK m.519/2-c'de düzenlenen emredici hukuk kuralına aykırı bulunduğu gerekçesi ile butlanla sakat olduğunun tespit ve iptaline karar verdiğini; söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu; ilk derece mahkemesi "Dördüncü maddesinin konusu olan 2017 yılı faaliyet karının dağıtılmasına ilişkin esasları belirleyen kararları 6102 sayılı TTKın 519/2-c hükmüne aykırı olduğu , genel kurulun bu konuda karar alma yetkisi bulunmadığı için alınan kararın da geçersiz olması için iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Çünkü TTK 519 . Maddesine göre ; anonim şirketler, "yıllık karının %5'ini ödenmiş sermayenin %20 sine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe" olarak ayırmak zorundadır." şeklinde hükme gerekçe gösterdiğini ancak ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararın iptaline gerekçe olarak göstermiş olduğu kanun hükmü şirket paydaşlarına kar payı dağıtılmasının veya ödenmesinin zorunlu olduğu şeklinde bir düzenleme içermemekte olduğunu, Konu ile ilgili "..Türk hukukunda anonim şirketlerin her yıl belirli oranda kâr payı dağıtmakla yükümlü olduğu görüşünü savunan yazarların dayandığı asıl düzenleme TK 519/2-(c) hükmüdür. Anılan hüküm uyarınca “pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra”, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu genel kanuni yedek akçeye eklenecektir. Hemen belirtmek gerekir ki anılan hükmün hem lafzi hem de sistematik yorumu, bu hükümden bir “kâr payı dağıtım zorunluluğu” çıkarılmasına engeldir. Bir kere hükmün “C) Yedek akçeler, I- Kanuni yedek akçe, 1. Genel kanuni yedek akçe” şeklindeki kenar başlığının tereddütsüz biçimde ortaya koyduğu üzere, bu düzenleme esasen kâr payı dağıtımı ile değil, kanuni yedek akçe ayırımı ile ilgilidir. Nitekim tartışmaya esas oluşturan bendin lafzı da kenar başlığının çizdiği çerçevenin dışına çıkacak bir ifade içermemekte, yalnızca ikinci tertip kanuni yedek akçenin hangi durumda ayrılmak zorunda olduğunu hükme bağlarken asgari bir şart olarak “pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı” ödenmiş olmasını aramaktadır. Buna göre bir kere pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı dağıtılmış ise, bu oranın üzerine çıkan dağıtımın – ister pay sahiplerine isterse kârdan pay alacak diğer kimselere yapılsın-%10’luk kısmı da ikinci tertip kanuni yedek akçe olarak ayrılmak zorundadır. Şu halde bahsi geçen %5’lik kâr dağıtımı, ikinci tertip kanuni yedek akçe ayrılması zorunluluğunun ne zaman ortaya çıkacağını tespite yarayan bir anahtardan ibarettir. Bu hükümden doğrudan çıkarılabilecek yegâne hukuki sonuç, tespit edilen bu oranda kârın dağıtılmaması halinde ikinci tertip kanuni yedek akçe ayırma zorunluluğunun da gündeme gelmeyeceğidir. Yoksa sistematik açıdan kâr dağıtımı ile herhangi bir ilgisi olmayan bu maddeden %5’lik kâr dağıtımı zorunluluğu çıkarılması isabetli olmayacaktır. (Dr. M. Halil Çonkar, Halka Açık Anonim Ortaklıklarda Kâr Payı Hakkına İlişkin Bazı Meseleler, İÜHFM C. LXXV, 2017, S.2, sf. 663)" şeklinde ve buna benzer çok sayıda doktrinsel görüş bulunmakta olduğunu; bu çerçevede yalnız davacı ... tarafından olumsuz oy kullanılan, diğer tüm ortakların olumlu oyları ile alınan 2017 yılı karının dağıtılmamasına ilişkin kararın butlanla sakat olduğu yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Tüm doktrinsel yorumlar dışında TTK'nın kar payı kenar başlıklı m.509/2 "Kar payı ancak net dönem karından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir." şeklinde düzenlendiğini; kanun yolucu şayet anonim şirketlerde kar payı dağıtılmasının zorunlu olduğu arzusunda olsa idi kar payı kenar başlıklı maddede ki "dağıtılabilir" ifadesi yerine "dağıtılır" veya "ödenir" şeklinde ifade kullanacağını ancak kanun koyucu söz konusu düzenlemede "dağıtılabilir" şeklinde kullandığı ifade ile kar dağıtımı konusundaki takdiri şirketin kendisine bıraktığını; anonim şirketin karına ilişkin tasarruf şirketin genel kurulunda olduğunu; şirket genel kurulunun karın kullanımına ilişkin çoğunluk ile aldığı kararın mahkeme tarafından iptaline karar verilmesinin müvekkili şirketin mülkiyet hakkına ağır bir müdahale olup ilk derece mahkemesi tarafından iptale ilişkin gerekçenin de bu sebeple kabul edilmesinin mümkün olmadığını, İstinaf incelemesine konu davada 21/02/2019 tarihli ıslah talebi mahkemenin 16/05/2019 tarihli duruşmasında reddedildiğini; bu sebeple davacıların talepleri yönünden dava dilekçesinin esas alınması gerektiğini; davacıların dava dilekçesindeki taleplerinin "...davalı şirketin 16.05.2018 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararlar, YOKLUKLA MALUL OLUP HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜN TESPİTİNE, Şayet Sayın Mahkeme, hukuki niteleme olarak aynı görüşte değilse İPTALİNE" şeklinde olduğunu; davacıların tüm taleplerinin yukarıda izah edilen sebeplerle reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından davacıların bir kısım taleplerinin kabul edildiğini ve 16/05/2018 tarihli Genel Kurulun yönetim kurulu üyelerinden...'nun ibrasına ilişkin kararın ve 4.gündem maddesinde alınan kararın iptaline, fazlaya ilişkin iptal talebinin ise reddine karar verildiğini; bu itibarla davanın reddi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte iken ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili lehine herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; söz konusu sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak ayrıca müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, İş bu arz ve izah edilen sebeplerle, İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2022 tarih 2018/776 E. 2022/743 K. Sayılı davanın kısmen kabulüne ilişkin ilamının davanın kısmen kabulü yönünden usul, yasa ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olması sebebiyle istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak yukarıda belirttilen ve resen dikkate alınacak sebeplerle davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı şirketin 16/05/2018 tarihli 2017 olağan genel kurul toplantısı 2, 3 ve 4 numaralı maddelerinde alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 307. maddesi ile feragat düzenlenmiş olup feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine de bağlı değildir. Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Bu nedenle istinaf aşamasında davadan feragat edilmesi mümkündür. Davacı ... tarafından verilen 28/02/2023 tarihli feragat dilekçesi ile davadan ve istinaf başvurusundan feragat ettiğini anlaşılmakla bu davacı tarafından açılan davanın ve istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacıların murisi davalı şirketin ortaklarından ...'ın 16/07/2015 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacılar, dava dışı ... ve ...'ı bıraktığı, Bodrum 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11/09/2015 tarih, 2015/765 esas ve 2015/87 karar sayılı veraset ilamına göre murisin mirası 4 pay kabul edilerek 1 payı davacı eşi ...’e birer paydan toplam 3 payın ise, eşit oranda çocukları davacı ..., dava dışı ... ve ...’a intikal ettiği, davalı şirket tarafından 07/02/2016 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile murisin hisselerinin mirasçılarına murisin bıraktığı vasiyetname uyarınca intikalinin sağlandığı ve pay defterine kaydının yapıldığı, vasiyetnamenin iptaline ilişkin davacı ... tarafından vasiyetnamenin iptali davası açıldığı, Bodrum 3.Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/406 esas ve 2021/44 karar sayılı ilamı davanın reddine karar verildiği, ancak kararın kesinleşmediği, Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2017 tarihli kararı ile Av. ...'ün murisin tereke temsilcisi olarak atandığı, davacılar tarafından 07/02/2016 tarihli Yönetim Kurulu kararının iptali için İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/213 esas ve 2018/686 karar sayılı dosyasında dava açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda 21/06/2018 tarihinde davanın kabulüne, yönetim kurulu kararının hükümsüz olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 13/06/2022 tarihinde kesinleştiği, davalı şirketin sermayesi 75.000,00 adet paya bölünmüş, 75.000,00.-TL itibari değerli paydan oluştuğu, murisin davalı şirketteki pay adedinin 32.250,00 olduğu, iptali talep edilen vasiyetnameye göre pay defterine kayıt işlemi yapılmadan önce 32.250,00 adet payın murise, geri kalan payların 7.875,00 adedinin davacı ...'a, 7.500,00 adedinin diğer davacı ...'a, 11.250,00 adedinin dava dışı ...’a, 11.250,00 adedinin dava dışı ...’a, 4.875,00 adedinin ise dava dışı tüzel ortak ... İnşaat Turizm Tarım Sanayii ve Ticaret A.Ş.’ye ait olduğu, iptali talep edilen vasiyetnameye göre yönetim kurulu kararı ile yapılan pay dağılımına göre 15.937,50 adedinin davacı ...'a, 11.531,25 adedinin diğer davacı ...'a, 19.312,50 adedinin dava dışı ...’a, 23.345,75 adedinin dava dışı ...’a, 4.875,00 adedinin ise dava dışı tüzel ortak ... İnşaat Turizm Tarım Sanayii ve Ticaret A.Ş.’ye ait olduğunun anlaşıldığı, dava konusu olağan genel kurul toplantısının iptali talep edilen vasiyetnameye göre yönetim kurulu kararı ile yapılan pay dağılımı dikkate alınarak yapıldığı anlaşılmıştır. Davacılar tarafından murisin terekesinin henüz paylaşılmadığınu ve elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, vasiyetnamenin iptali hakkında dava açıldığınu, veraset ilamına aykırı olarak vasiyetnameye göre pay dağılımı yapan yönetim kurulu kararının batıl olduğunu, bu sebeple murisin terekesine ait payların genel kurulda temsil edilmediğini ve tereke temsilcisinin toplantıya davet edilmediğini, ibra kararının usulsüz olduğunu, ıslah dilekçesi ile TTK 420 maddesi uyarınca ilk erteleme talebi üzerine ertelenen bu toplantıda da talep edilen bilgiler hakkında dürüst hesap verme ölçüsüne göre cevap verilmediğini ve ikinci kez toplantının ertelenmesi gerektiğini, buna ilişkin talebin mevzuata ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, bu sebeplerle alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürmüş, davalı vekili, henüz iptal edilmemiş vasiyetnameye göre yapılan pay dağılımının usulüne uygun olduğunu, tüm payların toplantıda temsil edildiğini, yönetim kurulu üyesinin kendi ibrasında oy kullanmadığını, davacıya bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırıldığını, toplantının ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2018 tarih, 2017/213 esas ve 2018/686 karar sayılı ilamı ile vasiyetnameye göre pay dağılımı yapan yönetim kurulu kararının hükümsüz olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 13/06/2022 tarihinde kesinleştiği, söz konusu karar ile davalı şirket ortağı muris ...'ın paylarının mirasçıları olan şirket ortakları adına pay defterine kaydedilmesine dair yönetim kurulu kararının iptal edildiği, dolayısıyla dava konusu genel kurul toplantısında muris ...'ın sahip olduğu 32.250,00 adet payın temsil edilmediği, toplantı ve karar yeter sayısı yönünden toplantıya katılan diğer ortakların yalnızca kendilerine ait olan pay adedinin nazara alınacağı, 7.875,00 adedinin davacı ...'a, 7.500,00 adedinin diğer davacı ...'a, 11.250,00 adedinin dava dışı ...’a, 11.250,00 adedinin dava dışı ...’a, 4.875,00 adedinin ise dava dışı tüzel ortak ... İnşaat Turizm Tarım Sanayii ve Ticaret A.Ş.’ye ait olduğu, davalı şirketin toplam 75.000,00 adet payının bulunduğu, adı geçen tüm ortakların dava konusu genel kurul toplantısına katıldıkları, TTK'nın 418. maddesi uyarınca genel kurulların, bu kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanacağı ve kararların toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile alınacağı, dava konusu 16/05/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 2 numaralı gündem maddesinde davalı şirketin 2017 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakere edildiği ve davacı ...'ın olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun kabul edildiği, 3 numaralı gündem maddesinde yönetim kurulu üyelerinin ibralarının görüşüldüğü, tüm yönetim kurulu üyelerinin ibralarına davacı ...'ın, yönetim kurulu üyelerinden davacı ...'ın da olumsuz oy kullandığı, tüm yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibra edildiği, 4 numaralı gündem maddesinde 2017 yılı karın dağıtılmayarak şirket bünyesinde bırakılmasına davacı ...'ın olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar verildiği, davacı ... tarafından kararların alınmasından sonra muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiği, alınan bu kararlara ilişkin TTK'da ve davalı şirketin esas sözleşmesinde ağırlaştırılmış nisaba ilişkin bir düzenleme olmadığı, buna göre dava konusu genel kurul toplantısında toplam 42.750,00 adet payın hazır bulunduğu ve toplantı yeter sayısının oluştuğu, 2017 yılı yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu ve finansal tabloların müzakeresine ve faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun kabulüne ilişkin kararın davacı ...'ın 7.500,00 adet olumsuz oyuna karşılık 35.250,00 adet olumlu oy ile yani oy çokluğu ile alındığı, kararın yok hükmünde olmadığı, 2017 yılı karın dağıtılmayarak şirket bünyesinde bırakılmasına ilişkin kararın davacı ...'ın 7.500,00 adet olumsuz oyuna karşılık 35.250,00 adet olumlu oy ile yani oy çokluğu ile alındığı, kararın yok hükmünde olmadığı, yönetim kurulu üyesi ...'ın ve ...'ın ibrasına ilişkin kararda ...'ın kendisinin oy kullanmadığı, ayrıca diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında da oy kullanamayacağı dikkate alındığında davacı ...'ın 7.500,00 adet olumsuz oyu ve ...'ın oyu dışlandığında 24.000,00 adet olumlu oy ile yani oy çokluğu ile alındığı ve yok hükmünde olmadığı, yönetim kurulu üyesi...'nun ibrasına ilişkin kararın davacılar ... ve ...'ın toplam 15.375,00 adet olumsuz oyu ve yönetim kurulu üyesinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacağı dikkate alındığında ...'ın 11.250,00 paya isabet eden oyu dışlandığında 16.125,00 adet olumlu oy ile alındığının ve yok hükmünde olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece bekletici mesele yapılmasına karar verilen ve kesinleşmesi beklenen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/06/2018 tarih, 2017/213 esas ve 2018/686 karar sayılı ilamına göre murisin payının genel kurulda temsil edilmediği ve ortakların önceki pay oranları dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve yönetim kurulu üyesi...'nun ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi yerinde olmamıştır. Davacılar vekili tarafından verilen 21/02/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu 16/05/2018 tarihli genel kurul esnasında da TTK’nın 420/2. maddesinin hilafına davacıya bilgi edinme hakkı kullandırılmadığından kararların yok hükmünde olduğuna karar verilmemesi halinde dava konusu 2, 3 ve 4 numaralı gündem maddelerinde alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın 420 maddesi; "(1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.(2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır." hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlıkta, davalı şirketin 2017 olağan genel kurul toplantısının 02/04/2018 tarihinde yapılmasına karar verildiği, davacı ...'ın TTK'nın 420 maddesi uyarınca erteleme talebinde bulunması üzerine toplantının dava konusu 16/05/2018 tarihine ertelendiği, bu toplantıda da davacı ...'ın finansal tablolara ilişkin ek bilgi istediği noktalar hakkında dürüst hesap verme ölçüsüne göre cevap verilmediği gerekçesiyle erteleme talebinde bulunulduğu ve talebin reddedildiği görülmüştür. Taraflar arasında benzer şekilde yargıya intikal etmiş bir çok uyuşmazlığın bulunduğu, söz konusu uyuşmazlıklara ilişkin davacıya talep edilen bilgi ve belgelerin incelenmesi yönünde karar verildiği ve davalı tarafından hazır edildiği, yine genel kurul toplantısından önce davalının incelemeye hazır etmekle yükümlü olduğu belgeleri incelemeye hazır ettiği, bu hususta davacıya noter ihtarnamesi gönderdiği, davacının bu davetlere itibar etmediği ve bu hususun noter ihtarnamesi ile tespit edildiği, davacının dava konusu ertelenen toplantıdan sonra bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırtılmadığına ilişkin İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne 2018/456 esas ve 2018/689 karar sayılı dosyasında dava açıldığı, Mahkemece "... davacının, ertelenen 02/04/2018 tarihli genel kurulda bir kısım belgelerin kendisine verilmesini istediği, davalı tarafça belgelerin incelemeye hazır bulundurulduğunun noter aracılığıyla bildirildiği ancak belirlenen 10.05.2018'de incelemeye gitmediği, sonraki aşamada(10.05.2018'de) istenen belgelerin CD ortamında hazırlanıp, şirketin toplantı salonunda bulunan TV ekranında yansıtılması suretiyle inceleme önerisinde bulunulduğu, davacı tarafça bu durumun kabul edilmediği, böylece davacıya bilgi alma ve inceleme hakkının tanındığı ancak davacının haklı bir sebep göstermeksizin incelemeden kaçındığı.." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, buna göre davacının kendisinin hazır edilen bilgileri incelemekten kaçındığı ve dürüstlük kuralına aykırı olarak bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırtılmadığını ileri sürdüğü, ilgililer tarafından dürüst hesap verme ölçüsü ilkesine aykırı davranıldığından söz edilemeyeceği ve toplantının ikinci kez erteleme talebinin reddinin yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu iddia ile toplantıda alınan kararların iptali talebi yerinde görülmemiştir. TTK'nun 507/1. Maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır. TTK'nın 523/1. Maddesinde, kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payının belirlenemeyeceği; ikinci fıkrada ise genel kurulun, aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Kâr payının dağıtılıp dağıtılmaması hususu genel kurulun münhasır yetkisinde olmakla birlikte bu yetkinin bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde kaçınamayacağı, şirketin mali yapısının güçlendirilmesi, ortaklığın gelişmesi ve şirketin finansmanının sağlanması gibi haklı sebeplerle kârın dağıtılmayarak, olağanüstü yedek akçeye ayrılmasının mümkün olduğu açıktır. Davalı şirket tarafından kârın dağıtılmamasına ilişkin bu şekilde kabul edilebilir bir gerekçe belirtilmediği, bilirkişi heyeti tarafından davalı şirketin mali durumuna göre kârın dağıtılmamasının yasaya uygun olmadığının tespit edildiği dikkate alındığında kârın dağıtılmamasına ilişkin kararın dürüstlük kuralı ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu yönde alınan kararın iptaline karar verilmesi yerindedir. HMK'nın 326/2 maddesine göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine karar verilmesine rağmen davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmemesi ve haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin paylaştırılmaması da isabetli olmamıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacı ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2 maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine, davacı ...'ın ve davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2 maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine, 2-Davacı ...'ın ve davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2022 tarih ve 2018/776 Esas- 2022/743 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davacı ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 4-Davacı ... tarafından açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE, -Davalı şirketin 16/05/2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının 3 numaralı gündem maddesinde...'nun ibrasına ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, -Davalı şirketin 16/05/2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının 4 numaralı gündem maddesinde 2017 yılı karının dağıtılmayarak şirket bünyesinde bırakılmasına ilişkin kararın iptaline, -Fazlaya ilişkin talebin reddine İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken karar ve ilam harcı olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile 579,50 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-Davacı tarafından 35,90 TL peşin harç ve 35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 71,80 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-Davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Davacı ... tarafından yapılan 2.143,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.428,66 TL'sinin (talebin 2/3'nün kabul edildiği dikkate alınarak) davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,9-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 11-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalıya verilmesine,12-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalıya verilmesine,13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 14-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 15-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı ... tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın bu davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 16-Davacı ... ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,17-Davacı ... tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 18-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve tebligat gideri 200,00-TL toplamı 692,00-TL'nin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,19-Davacı ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve tebligat gideri 122,00-TL toplamı 614,00-TL'nin davalıdan tahsili ile bu davacıya verilmesine,20-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.