T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/986 KARAR NO : 2025/729 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVANIN İLK AÇILDIĞI TARİH: 14/03/2022 MAHKEMEMİZE TEVZİ TARİHİ: 26/12/2022 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 -----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas ------ Karar sayılı YETKİSİZLİK kararı üzerine mahkememize tevzi edilen Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili d…
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/986 KARAR NO : 2025/729 DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVANIN İLK AÇILDIĞI TARİH: 14/03/2022 MAHKEMEMİZE TEVZİ TARİHİ: 26/12/2022 KARAR TARİHİ : 30/09/2025 -----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas ------ Karar sayılı YETKİSİZLİK kararı üzerine mahkememize tevzi edilen Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi, Bağlantı Anlaşması ve Karşı Taraflarca düzenlenen faturalar uyarınca: ---- İşletmelerine ait ----- tesisat/ sayaç numaralı;----- ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere; ----- İşletmelerine ait ----- tesisat/ sayaç numaralı ;------ ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere; -------- ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere; elektrik aboneliğine ilişkin olarak 2011 Ekim (Ekim ayı dahil) - 2015 Aralık (Aralık ayı dahil) yıllarına ait tüm faturalar kapsamında; Danıştay'ın ilgili iptal kararları gereğince ve tarafların anlaşmalarına, 4628 sayılı ve 6446 sayılı yasa ve bağlı mevzuatına, EPDK Kurul kararlarına aykırı şekilde hatalı, fazla ve haksız tahsil edilen Perakende Satış Hizmet Bedelinin (farklı tarife bileşenleri ve/veya aktif enerji bedeli ve/veya diğer fatura kalemleri içerisinde yer alan PSHB dahil olmak üzere) ve bu bedel üzerinden tahakkuk ettirilen KDV tutarın" dâhil toplam alacak tutarının; her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile (her bir tarafın sözleşmesinde düzenleme esas alınarak ticari avans ve amme alacaklarına uygulanacak faiz) beraber, davalı tarafların her birinin için ilgili oldukları dönem ve faturalarla sınırlı olmak üzere ve birlikte tahsil ettikleri dönemlerle ilgili müştereken ve müteselsilen olacak şekilde fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, iadesi karar verilmesini talep ve dava etmiştir.-------vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu bedeller Kurul tarafından düzenlenen, yasal mevzuat uyarınca elektrik tedarikçisi şirket tarafından elektrik enerjisi kullanan müşterilerinden tahsili zorunlu olan bir bedel olduğunu, Faturadaki kalemlerin neredeyse tamamının Kurul Kararları çerçevesinde elektrik enerjisi kullananlara yansıtıldığını, Elektrik Piyasası Kanunu'nda, elektrik tarifelerinin belirlenmesi konusunda EPDK'ya düzenleme yetkisi verilmiş olmasının yanında bu düzenlemelerin dışına çıkılması halinde idari para cezası gibi ciddi müeyyidelerin öngörüldüğünü, Kanunun 17/4 maddesi; “Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartları, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bir gerçek veya tüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülen ödemelerden herhangi birisini yapmaması halinde, söz konusu hizmetin durdurulmasını da içeren usul ve esaslar amir olduğunu, EPDK tarafından düzenlenmiş tarife kalemleri yönetmelikle düzenlenir.” hükmü dışında bir unsur tüketiciye yansıtılamayacağı gibi EPDK tarafından belirlenmiş bir tarife kaleminin uygulanmaması seçeneği de olmadığını, Ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında Kurul'a ihlalin devamı halinde lisans iptali yaptırımını uygulama yetkisi de verildiğini, Belirtmek gerekir ki EPDK Müvekkil şirketin üye olduğu bir üst örgütlenme, bir çatı örgütü, bir sektör birliği yahut alelade dernek olmadığını, Görüldüğü üzere davalı şirket ile müvekkil şirket faaliyette bulunabilmek için lisans aldığı ilgili bağımsız idari otorite olan EPDK'nın kararlarına ve talimatlarına aykırı hareket edemeyeceğini, Ayrıca mevzuattaki kanun ve ikincil mevzuat hükümleri ile de bağlı olduğunu, Tüm bu gerçekler ortadayken müvekkil şirketin idarenin düzenleyici işlemlerine dayanarak tahsil ettiği bedellerin hukuksuz olduğunu iddia etmenin temelsiz olduğunu, Bahsedilen hususlar doğrultusunda eldeki davanın idari yargıda açılmasının gerektiğinin açık olduğunu, Davacının, davasını dayandırdığı Danıştay kararının 2015 yılında verilmiş olduğunu, zamanaşımı üresinin bu tarihten itibaren hesaplanmasının gerektiğini, Dava konusuna ilişkin zamanaşımı resinin dolduğunu, Davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, Kabul anlamına Ge memek kaydıyla, bir an için sözleşmeden doğan zamanaşımı uygulanacak olsa bile dava tarihiOla 12.03.2022’den geriye 10 yıl gidildikten sonra bulunan 12.03.2012’den önceki taleplerin Zaman aşımına uğradığını, 2011 Ekim-2012 Mart dönemi her halükârda zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davacının haksız taleplerinin reddinin gerektiğini, faturaların şeffaf ve denetime açık olduğunu, basiretli bir tacir olarak davranması gereken davacı, faturaları inceleyecek yetiye sahip olmadığını ileri süremeyeceğini, faturalara itiraz edilmeyrek kesinleştiğini, Fatura bedelleri, fatura bedelinin içeriği ve hangi alacak kalemlerinden Oluştuğun, EPDK kararlarına uygun şekilde belirtildiğini, ödeme yaparken de herhangi bir ihtirazi kayıt düşmediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası konuya ilişkin şu hükmü getirmektedir: “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” Davacının dayanak gösterdiği 211 yılındaki değişikliğe ilişkin talebini 11 yıl sonra 2022 yılında dava konusu etmiş olmasının hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını, Davanın dayanağını oluşturan ve Danıştay tarafından iptaline karar verilen 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, İptal edilen kısım ise sadece 01.01.2011 ve 01.04.2011 tarihi arasında düzenlenen bir tarife tablosuna kadar olan dönem için olduğunu, Davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde geniş bir zaman aralığı bulunmadığını, EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığı’nın 21.01.2014 tarih ve ------ sayılı yazısı (EK-1) ile 25.09.2014 tarih ve ---- sayı yazısında (EK-2), Danıştay ----. Dairesinin ----- sayılı Kurul kararının ekinde yer alan EK 2’sini teşki eden 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisi’nin II. ölümü’nün “Perakende Satış Hizmeti tarifesinin hesaplanması değişikliği” bendini iptal ettiğini ancak dağıtım şirketlerinin tüketicilerden perakende satış hizmet bedelini kWh üzerinden tahsil et esinin esas dayanaklarının Danıştay tarafından iptal edilen düzenleme ile aynı düzeyde düzenleyici işlemler olan elektrik faturalarındaki perakende satış hizmet bedeli de dahil bedellerin yer aldı fonsuz elektrik tarifelerinin onaylandığı EPDK kararları olduğunu, faturalarda yer alan diğer bedeller gibi perakende satış hizmet bedellerinin de bu Kurul kararları çerçevesinde tahsil edildiğini, bu Kurul kararlarının hiçbirine yönelik Danıştay tarafından verilen bir iptal kararı olmadığını ve kararların tümünün yürürlükte oldukları dönemde uygulandıkları, perakende satış hizmet bedelini tüketicilerden tahsilinin dayanağının fonsuz elektrik tarifelerinin onaylandığı Kurul kararları oluğundan Tarife Metodolojisinin söz konusu hükmünün Danıştay tarafından iptali sonrasında alınan bedellerin hukuka aykırı olduğunun saptanmasının yanlış olduğunun ifade edildiğini, Yazı ayrıca, dava konusu dönemde kWh üzerinden uygulanmış PSH bedelinin geçmişe yönelik sabit bir bedel olarak uygulanmasının ancak Tarifeler Metodolojisinin iptal edilen söz konusu hükmü ile birlikte aynı dönemde yürürlükte olan Kurul kararlarının da iptali ile mümkün olabileceğini, mezkûr Kurul kararlarına ilişkin herhangi bir iptal kararı olmadığından Danıştay kararının geçmişe yönelik uygulanmasının da söz konusu olmayacağının belirtildiğini, Davacı tarafından işaret edilen Danıştay -----. Dairesinin kararı ile iptal edilmiş olan; yukarıda açıklanan 28.12.2010 tarih ve ------ sayılı Kurul kararı olduğunu, Ancak dağıtım şirketlerinin tüketicilerden perakende satış hizmet bedelini kwh üzerinden tahsil etmelerinin esas dayanakları normlar hiyerarşisinde Danıştay tarafından iptal edilen düzenleme ile aynı düzeyde düzenleyici işlemler olan elektrik faturalarındaki perakende satış hizmet bedeli de dahil bedellerin yer aldığı fonsuz elektrik tarifelerinin onaylandığı EPDK kararları olduğunu, Yukarıda yer verilen Kurul Kararları çerçevesinde fonsuz elektrik tarifelerin uygulandığını, Söz konusu dönemlerde faturalarda yer alan diğer bedeller gibi perakende satış hizmeti bedellerinin sayılan Kurul Kararları çerçevesinde tahsil edildiğini, İşaret edilen Kurul Kararlarından hiçbirisi hakkında Danıştay tarafından verilmiş bir iptal kararı bulunmadığını ve kararların tamamının yürürlükte oldukları dönemde uygulandığını, Perakende satış hizmet bedelinin tahsilinin dayanağı olan ve yukarıda işaret edilen kurul kararları mevcut olduğundan Tarife Metodolojisinin söz konusu hükmünün Danıştay tarafından iptali sonrasında ilgili dönemde alınan bedellerin hukuka aykırı hale geldiğinin kabul edilemez olduğunu, Dava konusu edilen dönemde kwh üzerinden uygulanmış olan perakende satış hizmeti bedelinin geçmişe yönelik olarak sabit bir bedel şeklinde uygulanmasının ancak Tarife Metodolojisinin iptal edilen söz konusu hükmü ile birlikte aynı dönemde yürürlükte olan kurul kararlarının da iptali ile mümkün olabileceğini, Söz konusu dönemlerde uygulanmış olan kurul kararlarına ilişkin verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından huzurdaki davanın reddinin gerektiğinin açık olduğunu, Müşterilerin perakende satış hizmeti bedeli ödememelerinin hukuka uygun olmadığını, Söz konusu dönemde perakende satış hizmet bedellerinin iadesi yönünde karar verilmesi halinde ilgili tüketiciler o döneme ilişkin perakende satış hizmet bedeli ödememiş olacaklarını, Perakende satış hizmet bedeli; sayaç okuma, faturalama, müşteri hizmetleri karşılığında dava konusu dönemde tüm tüketicilerden alınan bir bedel olduğunu, Tüketicilerin söz konusu dönemde perakende satış hizmet bedeli ödememeleri hukuka uygun olmadığını, İptal edilen düzenlemenin uygulandığı dönem için hesaplanmış olan perakende satış hizmet bedelinin bugün uygulanan ve sadece sayaç okumaya ilişkin sabit ücret ile aynı kabul edilmesi mümkün olmadığını, Dava konusu dönemde uygulanan perakende satış hizmet bedeli ile bugün uygulanan sayaç okuma bedeli birbirinin aynısı olmadığını, bu bedeller biririnin yerine geçen bedeller olmadığını, Danıştay kararı sadece serbest tüketiciler açısından verildiğini, Davacının serbest tüketici olmadığını, Davacının serbest tüketici olduğu dönem varsa da ------- müzekkere yazılarak sorulmasını talep ettiklerini, Davacının huzurdaki davanın dayanağı olarak gösterdiği Danıştay ------. Dairesinin temyiz incelemesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen -------- sayılı kararında "kararın serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanacağı" nın belirtildiğini, Söz konusu dönemde serbest tüketici olmayanların bu iptal kararına dayanarak dava açamayacağının açıkça ortada olduğunu, Yukarıda izah edilen sebepler ve resen öngörülecek nedenlerle,Davanın öncelikle müvekkil şirket yönünden tefrik edilerek yetki yönünden usulden reddine ve ---- mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlenmesine,dava dilekçesinde açık şekilde talep sonucu belirtilmediği için dava dilekçesinin reddedilmesini ve davanın açılmamış ayılmasına, aksi kanaatte olunursa davacıya bu hususların açıklanması için kesin süre verilmesine, bu süre zarfında açıklama yapılmaz ise davanın açılmamış sayılmasına,geçerli ve yürünlükte olan ilgili epdk kararları karşısında idari yargıda açılması gereken davanın yargı yolunu caiz olmaması nedeniyle reddini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,davanın dayanağıolarak gösterilen danıştay kararı sadece serbest tüketiciler bakımından uygulam alanı bulduğundan ve davacı ikili anlaşma akdetmiş serbest tüketici konumunda olmadığıdan huzurdaki davanın hukuki yarar ve aktif taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddini talep etmiştir. Davalı ------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte açılan davada söz konusu alacağın müvekkil şirket yönünden zamanaşımına uğradığını, Müvekkil şirkete davanın izafe edildiği dönemlerin Ekim,Kasım,Aralık 2011 yıllarına ait 3 aylık fatura ve dönemleri olduğunu, Türk Borçlar Kanunu m.146 “..Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir... şeklinde olduğunu, Müvekkil şirkete ait fatura tarihleri 31/10/2011, 30/10/2011 ve 31/12/2011 olduğunu, Davanın açıldığı tarihin 05/01/2022 olduğunu, Dolayısıyla en geç fatura tarihi olan 31/12/2011 tarihinden itibaren 10 yıllık süreyi hesapladığımızda dahi alacağın zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, bu anlatımların alacağı ve davayı kabul ettikleri anlamına gelmediğini, Kaldı ki davaya konu alacak sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu m.82 gereği “..Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar...” şeklinde olduğunu, Sürelerin başlangıcı tarihine ait iki farklı zaman dilimini dahi dikkate alarak hesap yapıldığında dahi alacağın (kabul anlamına gelmemekle birlikte) zamanaşımına uğradığı net bir şekilde görüldüğünü, Davanın ------ ve EPDK'ya ihbarını talep ettiklerini, Davaya konu alacak kalemleri müvekkil şirket ---- ve ------ ödediğinden ve söz konusu iptale konu kararların ve yönetmelik in hükümleri EPDK'ya ait olduğundan cevap ve savunmalarının alınması için açılan davanın, yukarıda zikredilen tüzel kişilere ihbarını talep ettiklerini------İle imzalanan Sistem Kullanım Sözleşmesinin ekte sunulduğunu, Anılan sözleşme davaya konu alacak kalemlerinin dağıtım şirketine ödendiğini gösterdiğini, Yine dava konusu yapılan alacak kalemleri iptal kararı öncesinde yasal bir hükme dayanması sebebiyle alındığından işbu davanın açılmasında müvekkil şirkete atfı kabil kusur söz konusu olmadığını, Bu sebeple davanın kabulü halinde dahi müvekkil şirketin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, Aksi durum hakkaniyet ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı düşeceğini, Davacının açmış olduğu dava husumet yokluğundan reddedilmesinin gerektiğini, Şöyle ki; Müvekkil şirketin mevzuat gereği perakende satış hizmeti-sayaç okuma bedelini ihbar ettikleri dağıtım şirketine ödendiğini, müvekkil şirket yalnızca elektriğin tedariğinden sorumlu olmakta ve perakende satış hizmet bedeli/sayaç okuma bedelini aboneden dağıtım/iletim firması adına tahsil etmekte ve mevzuat gereği tahsilatın hemen ardından hiçbir komisyon, bedel kesintisi yapılmadan dağıtım şirketine ödediğini, Dolayısıyla davaya konu alacak kaleminin iadesi konusunda hiçbir kar ve fayda elde etmemiş müvekkil şirket muhatap alınarak dava açılamayacağının aşikar olduğunu, Dava konusu uyuşmazlık hakkında yargı yolu itirazında bulunduklarını, Dava konusu PSH bedelinin iadesi istemine dayanak teşkil eden kararların EPDK'nın düzenleyici işlem niteliğindeki kararlar olduğunu, EPDK'nın düzenleyici işlem niteliğindeki kararlarına karşı idari yargıda dava açılmasının gerektiğini, bu yönüyle adli yargıda açılan dava nedeniyle yargı yolu itirazında bulunduklarını, Yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek sebepler ışığında; 1-) Öncelikle yargı yolu itirazların kabulüne 2-) Sayın mahkeme aksi kanatteyse yetki itirazlarının kabulüne karar verilerek dosyanın ------ Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, 3-) Açılan davanın ------ve EPDK'ya ihbarına, 4-) Davanın yukarıda açıkladıkları ve resen gözetilecek hususlar ışığında usul ve/veya esastan reddine, 5-) Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep edilmiştir. Davacı vekili 21.04.2025 tarihli bedel arttırım dilekçesinde özetle; Dava miktarına ilişkin olarak dönem ve miktarlar için işbu davada tarafların sorumluluk dönemleri ve miktarları kapsamında dava miktarının ayrıştırılması ve bedel artırım taleplerinin kabulü ile------Şirketi yönünden 1.000 TL olarak ayrıştırılan dava miktarını 2.067,01 TL artırarak toplam KDV dahil 3067,01 TL, -------. Yönünden 8.000 TL olarak ayrıştırılan dava miktarını KDV dahil 1.431.221,50 TL artırarak toplam KDV dahil 1.439.221,50 TL, -------. Yönünden 1.000 TL'nin her bir davalı için ayrı olarak ve tanzim edilen her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber iadesine, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin ve sair tüm masrafların davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar --------vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde özetle; Bu davanın belirsiz alacak davası olarak açabilmesinin ve bu doğrultuda talep artırım talebinde bulunabilmesi mümkün olmadığını, geçerli yürürlükte olan ilgili EPDK kararları karşısında idari yargıda açılması gereken davanın huzurdaki yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle reddini, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığından davanın hukuki menfaat yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davanın dayanağı olarak gösterilen Danıştay kararı sadece serbest tüketiciler bakımından uygulama alanı bulduğundan ve davacı şirketin serbest tüketici konumunda olmadığı açık olduğundan huzurdaki davanın hukuki yarar ve aktif taraf ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirket -------tarafından perakende satış hizmet bedeli tahsil edilmemiş olmasına rağmen açılan haksız davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inin göz önünde bulundurulmasını beyan ederek davanın reddine, tüm yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ------- vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde özetle; 30.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda taraflarınca yapılan zamanaşımı def'ileri dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, cevap dilekçelerinde detaylıca bahsedildiği üzere davacı tarafından talep edilen alacaklar müvekkili şirket yönünden zamanaşımına uğradığını, sürelerin başlangıç tarihine ait iki farklı zaman dilimi dahi dikkate alınarak hesap yapıldığında alacakların zamanaşımına uğradığının net bir şekilde görüleceğini, davacı taraf her ne kadar ıslah dilekçesine dayanak olarak 30.01.2025 tarihli bilirkişi raporunu göstermiş olsa da söz konusu bilirkişi raporunun birçok yönden eksik ve hatalı tespit ve incelemeler ile düzenlendiğini, öncelikle belirsiz alacak davası olarak ikame ettirilemeyecek davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise serbest tüketici konumunda olduğunu dahi ispat edemeyen davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. SAFAHAT ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin ------- esas sayılı dosyasının 30.06.2022 tarihli celsesinde, karar başlığında belirtilen üç davalı yönünden davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydına karar verilmiş olup, yeni esas numarası üzerinden, ------- Karar sayılı yetkisizlik kararı ile dosya mahkememizin iş bu esasına kaydedilmiştir. Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.-------yazılan müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Elektrik elektronik mühendisi bilirkişi kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Dava, davacının davalılar ile arasındaki elektrik aboneliği sözleşmelerinden kaynaklı olarak davalılara 2011 yılı Ekim ayından 2015 yılı Aralık ayına kadar bu ay dahil ödemiş olduğu faturalardaki perakende satış hizmet bedeli sayaç okuma ve PSH bedelinin kwh bazında elektrik miktarına göre tahsil edilen bedelde idari yargıda iptal edilen yönetmelik ve EPDK kurul kararları hükmüne göre hukuka uyarlık bulunmadığı iddiasına dayalı şimdilik 10.000,00 TL'nin iadesine karar verilip verilip verilemeyeceğine dair davadır. Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, gelen müzekkere cevapları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Dosyada, davalı tarafların zaman aşımı itirazlarının yapılacak tahkikata bağlı olarak bilahare değerlendirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dosya, elektrik elektronik mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş; 21.07.2024 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, müzekkere cevapları ışığında, serbest tüketicinin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzel kişi olduğu, davacı tarafın serbest tüketici şartlarını sağlamasına rağmen, bazı dönemlerde tedarikçisini seçmediği, tedarikçisini seçmemiş olsa bile serbest tüketici şartlarını sağlamış olması nedeniyle, serbest tüketici kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan faturalarda, Yargıtay'ın benzer olaylar sebebiyle verdiği kararlarda; "Hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında idari yargı yerlerince verilen iptal kararları; iptal edilen karara istinat eden, onunla doğrudan doğruya alakalı tasarruflara da etkilidir. Bu suretle iptal hükmü; iptal edilen karara dayanan, onunla bağlı bir mahiyet arzeden sonuç işlemleri de ortadan kaldırmak suretiyle geçmişe yürümektedir. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmaktadır. Dosya kapsamına göre; davalı şirketin, EPDK'nın, Danıştay tarafından iptal edilen düzenleyici işlemi esas alarak 01/09/2006 ila 31/12/2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten, tüketilen enerji miktarı (kWh) üzerinden PSH bedeli tahsil ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince; EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edildiği, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından geçiş döneminde tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği gözetilerek, tarafların delil ve karşı delillerinin değerlendirilmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hukuki nitelendirmede hata yapılarak EPDK'nın halen yürürlükte olan düzenleyici işlemleri hakkında yapılan yasa değişiklikleri nedeniyle istemin tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Y----.HD., 30.03.2021, ------ifadelerine yer verildiği, sözleşme dönemi boyunca faturalara yansıtılan PSH (Perakende Satış Hizmet) bedelleri ve KDV bedellerinin hesaplandığı, -----faturalardaki PSH bedellerinin 0 TL olduğu, ------- faturalardaki PSH bedellerinin 1.438.258,28 TL olduğu, -------faturalardaki PSH bedellerinin 978,69 TL olduğu rapor edilmiş olup, rapora karşı itirazların değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişiden ek rapor alınmış, itirazlar irdelenerek ve maddi hatalar düzeltilerek sunulan ek rapora göre, ------ faturalardaki PSH bedellerinin 3.067,01 TL olduğu, ------faturalardaki PSH bedellerinin 1.439.221,50 TL olduğu------ faturalardaki PSH bedellerinin 0 TL olduğu rapor edilmiştir. Davacı tarafça sunulan 21.04.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile talep artırımında bulunulmuştur. Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle gerekçeli, denetime elverişli ve hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu, alınan ek rapor ile hesaba ilişkin maddi hatanın giderilmiş olduğu, EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edilmesine bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalılar tarafından geçiş döneminde tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği anlaşıldığından, her ne kadar davalılarca zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, alacağın zaman aşımına uğramadığının tespitiyle beraber, yine her ne kadar davacı tarafça faturaların ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davadan önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, bu hali ile temerrüdün dava ile birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, bu tarihten itibaren faize hükmedilebileceği, 3095 sayılı yasa uyarınca taraflar arasındaki işin ticari iş olmasına bağlı olarak avans faiz istenebileceği tespitiyle beraber, davalı ------ile davalı ------ aleyhine açılan davaların kabulüne, davalı -------- aleyhine açılan davanın ise, davacının iş bu davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığının tespit edilmesi üzerine reddine karar vermek gerekmiş, netice olarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 3.067,01 TL'nin 14.03.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı -------tahsili ile davacıya verilmesine, 1.439.221,50 TL'nin 14.03.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ---- tahsili ile davacıya verilmesine, davalı -------aleyhine açılan 1.000,00 TL'lik davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, - 3.067,01 TL'nin 14.03.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ------- tahsili ile davacıya verilmesine, - 1.439.221,50 TL'nin 14.03.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ------tahsili ile davacıya verilmesine, - Davalı -------aleyhine açılan 1.000,00 TL'lik davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 98.522,73 TL harçtan, peşin alınan 170,78 TL ile ıslah harcı olarak alınan 24.495,00 TL harcın toplamı olan 24.665,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 73.856,925 TL harcın davalı ------ müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 170,78 TL ile ıslah harcı olarak alınan 24.495,00 TL harcın toplamı olan 24.665,78 TL harç gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 375,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 26.540,00 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 26.274,60 TL'sinin davalı ----- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 3.168,00 TL'sinin davalı -------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile, 32,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 5-Davalı------- yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.067,01 TL vekalet ücretinin davalı ----- tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı -------. yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 213.491,01 TL vekalet ücretinin davalı ------tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı ------. kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 1,000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile -------verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı vekillerinin ve davalı ------ vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. E-duruşmaya son verildi.