İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 15/01/2026 YAZIM TARİHİ : 16/01/2026 Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada 18/09/2025 tarihinde tesis edilen karara karşı davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacılar vekili, davalının müvekkilleri ........ ve ........'nın babası, diğer müvekkili ........'nin ise, e…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/09/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACILAR : 1-........ 2-........ 3-........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ DAVA : Hisse Devrinin İptali ve Tescil İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 15/01/2026 YAZIM TARİHİ : 16/01/2026 Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada 18/09/2025 tarihinde tesis edilen karara karşı davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacılar vekili, davalının müvekkilleri ........ ve ........'nın babası, diğer müvekkili ........'nin ise, eşi olup, tarafların ........ A.Ş. 'nin ortakları olduğunu, davalının yaşlı bir insan olduğunu ve son zamanlarda ortadan kaybolduğunu, bu hususta savcılığa suç duyurusunda da bulunulduğunu ayrıca, vesayet davaları da devam etmekte olup, vesayete dair kararlar verildiğini, işbu davanın sahte imza ve belgeyle davalıya devredilen şirket hisselerinin müvekkili davacılara iadesi ve pay defterine tescili istemine ilişkin olduğunu, ortaklık pay defterinin 16.11.2021 tarih, .....nolu kararı ile müvekkilli ........'nın 3.750 adet hissesinin, müvekkili ........'ın 3.750 adet hissenin ve müvekkili ........'ın 3.750 adet hissesinin, davalıya devredildiğini tespit ettiklerini, bu devirlere esas ve dayanak olarak gösterilen hisse devir sözleşme ve belgelerindeki imzaların hiçbirinin müvekkillerine ait olmadığını, dolayısıyla söz konusu hisse devirleri sahte ve hukuken geçersiz olmaları nedeniyle bu hisselerin müvekkilleri adına dönmesi ve ortaklık pay durumunun eskisi gibi olduğunun tespiti gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile ........ A.Ş. ortaklar kurulunun 16.11.2021 tarih, 12 nolu kararı ile devredilmiş bulunan 3.750'şer adet müvekkillerine ait şirket hisselerinin davalı ........'dan geri alınarak aynı oranlarda müvekkillerine ayrı ayrı devredilmesine, ortaklık pay defterine bu şekilde tesciline ve ortaklık durumunun önceki hali gibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı, davacıların kızları ve eşi olup, şirketin aile şirketi olduğunu, şirket paylarından 900.000 payın adına kayıtlı olduğunu, sahip olduğu paylardan 75.000 payın eşi davacı ........, 37.500 payın davacı kızı ........, 37.500 payın ise, davacı kızı ........ adına tescil edilmesini kabul ettiğini, açılan davayı bu şekilde kabul ettiğini ve bu şekilde karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "Dava, şirket hisse devri iptali, davacılar adına tescili davasıdır. Davacılar vekili 27/05/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir. Tine davacılar vekili 28/08/2025 tarihli beyan dilekçesi ile sehven feragat dilekçesi sunduklarını, sözde feragat içeren dilekçenin işleme alınmaması talep etmiştir. Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK 307. md.) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafından ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. (HMK 309. md.) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (HMK 310. md.) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. 6100 Sayılı HMK yönetmeliğinin Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler başlığının 57. maddesi ile Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 215. maddesi ve (HMK 311. md.) Feragat ve kabul, beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (HMK 312 md.) Vekilin davadan feragat edebilmesi için vekaletnamede buna ilişkin özel yetki bulunması gerekir. (HMK 74/1. md.) Dâvadan feragat veya dâvayı kabul veya sulh muhakemesinin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilâm harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır. (Harçlar Kanunu 22/1. md.) Anlaşmazlık, feragat nedeniyle ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. (AAÜT 6. md.) Feragat edilmiş olmasından dolayı davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden genel kurallardan farklı uygulamayı gerektiren davacı lehine bir beyanı olduğu takdirde bu beyana göre işlem yapılmalıdır. Ayrıca feragat halinde alınacak harç ise; Davadan feragat halinde nispi değil maktu harç alınır. Yargıtay 6. HD.'nin 2013/11938 Esas, 2014/3620 K. Sayılı 25/03/2014 tarihli kararı ile davadan feragat edilmesi halinde davacıdan nispi değil maktu karar ve ilam harcının 2/3 üne hükmedilmesi gerekir. Feragat beyanı belirtilen kurallarla birlikte değerlendirildiğinde ve Yargıtay HGK 25/01/1984, 4/57-29, 7 HD'nin 14/12/2010 tarihli 2010/5006-7212 sayılı ve 4. HD'nin 10/02/2005, 2004/7279-2005/1128 sayılı ilamlarının da aynı doğrultuda olduğu anlaşıldığından davacı yanın davadan feragat ettiği, feragatin sehven yapıldığı beyan edilmiş ise de; davadan feragat ile dava konusu uyuşmazlık sona erer. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311. maddesi uyarınca feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragatten dönülemez. Bu nedenlerle davanın feragat nedeni ile davanın reddine karar vermek gerekmiş...." gerekçesiyle, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, taraflarınca işbu dava dosyasına 27.05.2025 tarihli dilekçe ibraz ettikten sonra davadan feragat iradelerinin olmaması nedeniyle bu durumu fark eder etmez 28.05.2025 tarihli dilekçe ibraz ederek sözde feragat dilekçesinin işleme alınmamasını talep ettiklerini, buna rağmen mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davalının cevap dilekçesindeki beyanlarının da nazara alınmadığını, müvekkillerinin davadan feragat etmeleri için hiçbir nedenlerinin bulunmadığını, feragat dilekçesinin yanlışlıkla gönderildiğini ve bu durumu açıklayan dilekçenin de mahkemeye ibraz edildiğini, bu hususlara ilişkin davalının beyanının dahi alınmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafça, dava konusu şirket ortaklar kurulunun 16.11.2021 tarih, 12 nolu kararı ile davalıya devredilen davacılara ait hisselerin iptali ile davacılar adına tescili istemi ile açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK m. 74). Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usuli işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçer. Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olup, yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. HMK'nın 311. maddesinde irade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptalinin istenebileceği de düzenlenmiştir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.2023 tarih, 2021/(14)7-462 Esas- 2023/247 Karar sayılı ilamında da "... Davadan feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Diğer bir anlatımla, davadan feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona ermiş olur. Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez; feragati ile bağlıdır. Belirtmek gerekir ki feragat, ıslah yolu ile de hükümsüz kılınamaz. Ancak irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir (6100 sayılı Kanun md. 311). Çünkü bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. İrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı Kanun'un 30 ilâ 39 uncu maddeleri arasında “Yanılma, Aldatma ve Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiş olup, irade bozukluğu sadece sözleşmelere özgü bir sakatlık hâli olmayıp, tek taraflı hukuki işlemler için de geçerlidir. Türk hukukunda irade bozukluğuna bağlanan yaptırım ise bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli olmayıp, 6100 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinde de açıkça belirtildiği gibi iptal hakkıdır. Çünkü, bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Davadan feragatin; yanılma, aldatna ve korkutma nedenleriyle iptali ayrı bir dava açılarak ileri sürülebileceği gibi irade bozukluğu nedenleriyle feragatin geçersiz olduğu aynı dava içinde de ileri sürülebilir. Bu durumda mahkemece iddiaya ilişkin deliller toplanarak, feragat beyanının hukuki bir sonuç doğurup doğurmayacağı hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, böyle bir inceleme yapılıp karar verilebilmesi için öncelikle feragat beyanının irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürülmesi gerekmekte olup, bu konuda mahkemece kendiliğinden inceleme yapılması olanaklı değildir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2022 tarihli ve 2021/8-284 Esas, 2022/1371 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Kanun'da esaslı yanılma (hatanın) tanımı yapılmamış, 31 inci maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan yanılmanın (hatanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur (Fikret Eren, Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, C.1., s. 844). Diğer bir anlatımla (beyanda-açıklamada) yanılma (hata); iç irade ile beyan arasında istemeyerek meydana gelen bir uygunsuzluk hâlidir. İradesini beyan etmek isteyen kimse, kendi dalgınlığı veya yanlış anlaması sonucunda gerçek iradesini istemediği bir şekilde açığa vurmuş olabileceği gibi; yanılma, beyanda bulunan kişinin dışında ortaya çıkan bir takım nedenlerden ötürü de olabilir. Böylelikle kişi, gerçek iradesine uymayan bir beyanda bulunarak iradesini sakatlamaktadır. Yanılgıya düşen kişi karşı tarafın bir etkisi veya kusuru olmaksızın iradesine uygun olmayan bildirimde bulunmaktadır. Beyanda (açıklamada) yanılma iki şekilde ortaya çıkabilir. Bunlar beyan fiilinde yanılma ve beyan içeriğinde yanılmadır. Beyan fiilinde yanılma, beyan sahibi, beyan fiilinde, başka bir deyişle beyan fiilini oluşturan araçlarda, söz, yazı ve işaretlerde yanılmaktadır. Beyan sahibi, beyan fiilini oluşturan söz, yazı ve işaretleri kullanmak istememekte, dolayısıyla beyan fiili, yani söz, yazı ve işaretler gerçek iradeye uymamaktadır. Burada yanlış söyleme, yanlış yazma söz konusu olmaktadır. Beyan içeriğinde yanılma ise, beyan sahibinin gerçekte (beyan fiilini beyan söz, yazı ve işaretlerini) istemesine rağmen, ona doğru bir yorum sonunda verilecek anlamdan başka bir anlam vermesi hâlinde ortaya çıkar (Eren, Dönmez, s. 845)....." hususu belirtilmiş ve 25.10.2022 tarih, 2021/8-284 Esas- 2022/1371 Karar sayılı ilamında da benzer açıklamalara yer verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Her ne kadar mahkemece, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça feragat beyanının yanlışlıkla verildiği belirtilerek bu hususta dilekçe de verildiği anlaşılmakla, HMK'nın 311. maddesinde irade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptalinin istenebileceği de düzenlendiğinden, mahkemece anılan yasa maddesinin somut uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerektiği gibi, davalının cevap dilekçesindeki beyanları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2025 tarih, ... Esas-... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır .....