İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın ilgili çeki kaybetmesinden …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/453 KARAR NO : 2025/1972 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/12/2024 NUMARASI : 2024/365 Esas - 2024/847 Karar DAVA: İtirazın iptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın ilgili çeki kaybetmesinden dolayı haksız fiil hükümleri kapsamında sorumluluğu doğduğunu, davalı hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiğini, icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, icra takibinin durması sonucu arabuluculuk görüşmesinden bir sonuç alınamadığını, takip talebine konu olan icra takibinin davalı tarafından yapıldığını, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, bankanın sorumluluğu altında olan evrak aslının banka tarafından kaybedildiğini, davacı tarafından ilgili banka tarafından çekin takasa verilip verilmediğinin bilinmediği gibi çekin karşılığı olup olmadığının bilinmemekte olduğunu, davacı tarafından bankaya defalarca sözlü ve yazılı olarak başvurulduğunu, banka tarafından çekin iadesi yönünden bir karar alınmadığını, davalı bankanın sorumluluğu olan çekin kaybolmasından dolayı çekin bedelince tahsil edilmesini zararlarının karşılanmasını talep ettikleri belirterek davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir zararı olabileceğini kabul etmemekle birlikte, kesinleşmiş bir zararının da bulunmaması nedeniyle bu davayı açması mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı şirketin bir zararı olsa dahi diğer tahsil yöntemleri tüketilmeden, çekin borçlularına başvurulmadan müvekkil banka tarafından ödenmesinin mümkün olmadığını, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde hiçbir belge sunmadığı ve dilekçesinde bu yönde bir beyanda bulunmadığı göz önüne alındığında çek cirantalarına yöneltilen bir icra takibi ve sonucunda alınmış bir aciz vesikasının mevcut olmadığı anlaşıldığını, davacı şirketin henüz tahsilata ilişkin yolların tümünü tüketmemesine rağmen müvekkil banka aleyhine icra takibi başlatılması ve huzurdaki davanın açılmasında menfaat bulunmadığını, yapılan takip hukuken erken başlatılan bir takip olup, huzurdaki dava da erken açılan dava vasfında olduğundan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, müvekkili banka lehine %20 oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...davacı çek borçlularına başvurmaksızın davalı bankadan kaybolan çekin bedelini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafça takibe dayanak çek sebebiyle keşideciye yahut cirantalara karşı ilamsız icra yolu ile takip veya alacak davası açılmadığı, keşideci ve diğer borçlulara karşı hukuk yollarını tüketmesi gerektiği halde henüz bu yola başvurduğuna dair delil olmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine, davanın reddine karar verildiğinden İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatının yasal koşulları oluşmadığından reddine, davacının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığından yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından açılan davada ilk duruşmasına mahkemenin hakimi izinli olması sebebi ile yapılamadığını, basit yargılama usulüne tabi olmadığından ön inceleme duruşmasının, duruşma zaptının duruşmaya katılmayan taraflara tebliğ edilmesi gerektiğini, basit yargılama tabi olmayan davalarda taraflara son savunmaları sunması için sözlü yargılama için gün verilmesi gerektiğinden bu nedenle mahkemenin HMK hükümlerine göre usul hatası nedeni dava dosyasının usul yönünden iade edilmesi gerektiğini, mahkeme davalarının konusu bankanın kaybettiği çek ile ilgili olarak sorumluluğu ile ilgili olduğunu, davalı tarafından müvekkiline herhangi bir şekilde yazılı veya sözlü bilgi verilmediğini, müvekkili tarafından davalı aleyhine 20/05/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını ve davalı tarafın, takibe itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili tarafından itirazın iptali davası açıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, görüldüğü üzere davalı tarafın hiçbir hukuki sorumluluğunu yerine getirmediğini, müvekkili tarafın kendi çabası ile çekin kaybedildiğini öğrendiğini, mahkeme tarafından hukuken asıl meselenin yanlış anlaşıldığını, davalı tarafın çeki takasa vermediğini, çekin karşılığı olmadığının bilinmediğini, çekin vade ödeme gününden önce kaybedildiğini, bu durumdan müvekkiline herhangi bilgi verilmediği gibi müvekkili tarafından davalı tarafa yazılı olarak başvuru yapılması ile davalı tarafından hemen çek iptal davası açıldığını, öncesinde davalı banka tarafından herhangi bir başvurunun bulunmadığını, kusurlu tarafın müvekkili değil, davalının kendisi olduğunu, mahkemenin dosyayı bilirkişiye vermesi halinde davalının kusurunun ortaya çıkacağını beyanla istinaf başvurusunun esastan ve usul yönünden kabul edilmesine karar verilmesini, istinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise çek iptal kararından müvekkiline davalı tarafından haber verilmemesi üzerine iş bu davadan kusuru olmadığından ötürü karşı vekalet ücretinin kaldırılmasına, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, davalı bankaya takas için ibraz edildiği iddia olunan çekin davalı uhdesindeyken kaybolması sebebiyle çek bedelinin tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tahsil amacıyla davacı hamil tarafından bankaya ibraz olunan çekin kaybolması ve çek bedelinin ödenmemiş olması nedeniyle davalı bankanın çek bedelinden sorumlu tutulup tutulamayacağı ve davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafından, davalı banka hakkında, İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasında, "takasa verilen 15.11.2022 tarihli ... seri nolu 265.000 TL bedelli çek beledinin ödenmesi" sebebine dayalı olarak 265.000 TL asıl alacak, 105.600 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 370.600 TL alacağın tahsili istemiyle 21.05.2024 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. Maddesinde miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. 2024 yılı itibariyle bu sınır, 1.586.600 TL olup, eldeki dava, basit yargılama usulüne tabidir. 6100 sayılı HMK'nun 320. maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere basit yargılama usulünde, yargılamanın daha kısa sürede tamamlanabilmesi için ön inceleme ve tahkikat aşamaları birlikte düzenlenmiş, işlemler yazılı yargılama usulüne nazaran basitleştirilmiş ve süreler daha kısa tutulmuştur.Eldeki davada davacı vekilinin mazeret sunduğu ve davalı vekilinin hazır bulunduğu ön inceleme duruşmasında, davacı vekilinin mazeretli sayılması talebinin reddine karar verilerek ön inceleme yapılmış ve tahkikat aşamasına geçilerek uyuşmazlık hakkında karar verilmiştir. Davacı vekilince ön inceleme duruşma zaptının, duruşmaya katılmayan taraflara tebliğ edilmesi gerektiği ileri sürmüş ise de basit yargılama usulüne ilişkin düzenlemelerin ihdas amacı dikkate alındığında davalı vekilinin hazır bulunduğu duruşmada mahkemece ön inceleme ve tahkikat aşamasının tamamlanmış olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Ayrıca basit yargılama usulünde HMK'nın 186. maddesinde düzenlenen sözlü yargılama aşamasına yer verilmediğinden sözlü yargılama için gün verilmesine de gerek yoktur. Bu nedenlerle davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından dava dışı ... .... Gıda İnş. Tekstik San ve Tic Ltd. Şti. adına açılmış bulunan çek hesabından keşide edilen, lehdarı .... Day. Tük. Mal.A.Ş., keşide tarihi 15.11.2022 olan 265.000 TL bedelli ... no'lu çekin davacı tarafından ciro yoluyla iktisap edilerek 12.10.2022 tarihinde davalı bankaya ibraz edildiği , bu hususta çek teslim bordrosunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 818/1-f maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunu'nun 688.maddesinde “ciro, “bedeli tahsil içindir”, “vekâleten” veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir” düzenlemesi yer almaktadır.Bu hükme göre banka ile hamil arasındaki hukuki ilişki vekalet akdi olup, bankanın sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi hükümlerine tabidir. Bu itibarla vekil hamil durumunda bulunan bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 17/12/2020 tarihli 2020/2913 E.2020/5948 K.; 11/12/2017 tarihli 2016/5194 E. 2017/7082 K.; 17/04/2014 tarihli 2013/18254 E.2014/7640 K.) Çek nedeniyle alacaklının, çek bedelini çek borçlularından tahsil edemediği halde davalı bankaya başvurabilmesi için öncelikle çek borçlularına müracaat etmesi gerektiği yerleşik yargı uygulamasıdır. (Yargıtay 11 HD nin 2014/19128 Esas 2016/6001 Karar sayılı 31.5.2016 tarihli ilamı)Somut olayda davalı bankaca bahse konu çekle ilgili İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/160-2023/545 Esas ve Karar sayılı kararı ile zayi nedeniyle iptal kararı alınmıştır. TTK'nın 652. maddesi gereğince çek iptali kararı alan kişi, bu karara istinaden iptal edilmiş senetteki hakkını dermeyan edebilir. Davalı banka, TTK'nın 688. maddesi kapsamında vekil hamil olarak hareket ettiğinden, davacının, çekin zayi nedeniyle iptal kararı ile birlikte çekin keşidecisine müracaat etme hakkı bulunmaktadır. Yine çek hamilinin çeki almasına dayanak asıl ilişkiye dayalı olarak ilgililer aleyhine yasal yollara başvurması mümkündür.Eldeki uyuşmazlıkta davacı, davalı bankadan, kaybolan çekin bedelini talep etmekte olup, bu davanın görülebilmesi için zararın gerçekleşmesi gerekir. Davacının zararının gerçekleşmesi için ise öncelikle çekte imzaları bulunan keşideci ve cirantalara karşı yasal yollara başvurması, bir sonuç alamaması halinde davalı bankanın kusuruna dayalı olarak davalıya başvurması gerekir. Ancak davacının henüz çek sorumlularına karşı bütün müracaat yollarını tüketmediği anlaşılmakla davalı bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir. Bu durumda eldeki dava, erken açılan dava niteliğinde olup, davanın açılmasında davacının henüz hukuki yarar bulunmadığı gözetildiğinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2.maddesinde “davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi bulunmakta olup, anılan düzenleme gereğince davanın usulden reddine ilişkin kararda, vekalet ücreti, nispi tarifeye göre takdir edilir; ancak, bu nispi vekalet ücretinin miktarı, maktu vekalet ücretini geçemez. Bu durumda eldeki davada davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş olup, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın USULDEN REDDİNE 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 4.475,93-TL peşin harcın mahsubu ile artan 3860,53-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600 TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8- HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı tarifesinin 5.maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesin olduğundan ilgilisine iadesine, 9-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL, posta ve tebligat gideri 295,00 TL olmak üzere toplam 1.978,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025