Hukuk Genel Kurulu 2020/248 E. , 2020/480 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 30. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.09.2014 tarihli ve 2013/516 E., 2014/385 K. sayılı karar davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.01.2016 tarihli ve 2014/35779 E., 2016/54 K. sayılı kararıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda m…
**Hukuk Genel Kurulu 2020/248 E. , 2020/480 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 30. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.09.2014 tarihli ve 2013/516 E., 2014/385 K. sayılı karar davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.01.2016 tarihli ve 2014/35779 E., 2016/54 K. sayılı kararıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonunda gereği görüşüldü: 4. Mahkemenin ilk kararının Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılamanın 14.07.2016 tarihli celsesinde verilen ara kararı ile bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra 07.09.2016 tarihinde yapılan celsede bozma kararına uyulmasına ilişkin ara karardan dönülerek önceki kararda direnilmesine karar verilmiş olup aynı tarihli duruşmada da direnmeye ilişkin hüküm kurulmuştur. 5. Burada usul hukuku ile ilgili olarak ortaya çıkan sorun bozma kararının taraflara tebliği ile duruşmada mahkemece “bozma ilamına uyulmasına” ilişkin ara kararı oluşturulmasına karşın, bu hukuki sonucun tam aksine bir karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 6. Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usulü kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. 7. "Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki Usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.