T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2285 - 2025/2544 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2285 KARAR NO : 2025/2544 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2022/497 E. - 2023/306 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2285 - 2025/2544 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2285 KARAR NO : 2025/2544 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2022/497 E. - 2023/306 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/09/2023 tarih ve 2022/497 E. - 2023/306 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, bunun yanı sıra 2001/04564 ve 2006/54547 sayılı "..." ibareli markalarının da bulunduğunu, müvekkili markalarının 09,12,16 ve 28. sınıf mallarda tescilli olduğunu, anılan ibarenin, müvekkilinin tanınmış "..." marka otomobillerinde kullanılan araç içi iletişim, eğlence, bilgi ve navigasyon işlemlerinin kontrolü için kullanılan sistemin adı bulunduğunu, davalı Şirketin 2020/128700 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının, müvekkili markasını birebir taklit ettiğini, başvuruya yönelik itirazlarına karşı davalı yanın kullanım ispatı talebinde bulunduğunu, müvekkilinin buna dair belgeleri işlem dosyasına sunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından sunulan delillerin kullanım açısından yeterli görülmediğini, bilahare YİDK aşamasında ise sunulan delillerin "otomatik otomobil sürüş yazılımları" yönünden kullanımı ispatlar deliller olarak kabul edildiğini, buna karşın itirazlarının yine de reddedildiğini, bu itibarla verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış bulunduğunu, müvekkili markalarının kullanımının Kurum tarafından da kabul edildiğini, ancak bu kullanımların yalnızca otomatik sürüş yazılımı olarak kabul edilmemesi gerektiğini, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalı yanın filo–araç kiralama üzerine faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkili markalarından haberdar olduğunu, müvekkilinin "..." markasının, 2001 yılından bu yana "..." model otomobillerde kullanıldığını, müvekkili markalarının kullanımının yalnızca 09. sınıfta değerlendirmeye tabi tutulmasının hatalı olduğunu, ...'ın bütün olarak yazılımı kontrol etmeye yarayan arayüzün genel adı bulunduğunu, davalı başvurusunun SMK m.6/1 uyarınca reddi gerektiğini, dava konusu markadaki 39. sınıf hizmetlerin özellikle 09. ve 12. sınıf mallar ile benzer ya da bağlantılı olduğunu, müvekkilinin ana faaliyet sahasının motorlu kara taşıtlarının üretimi ve satışı olmakla birlikte araç kiralama hizmeti de sunduğunu, kaldı ki müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, davalı markasının tesciline izin verilmesinin müvekkili markasının tanınırlığını sulandıracağını, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-13110 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, SMK'nın 6/1 maddesinde öngörülen şartların somut olayda bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, süresi içinde davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yanın, işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def’i karşısında, 2001/04564 sayılı markasını 12. sınıf kapsamındaki motorlu kara taşıtlarına yönelik araçlarda kullandığı, hükümsüzlük talepli dava dosyasında davalı tarafça aynı savunmaya zaten dayanılmadığı, gerek işlem gerek dava dosyası bakımından, dava konusu marka ile davacı markası arasında ayniyet düzeyindeki benzerliğin, başvuruda yer alan 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri" yönünden taraf markaları arasında iktisadi–idari anlamda ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline yol açabileceği, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 12.10.2022 tarih 2022-M-13110 sayılı kararının 39. sınıf "kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması" hizmetleri bakımından iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, yeni bir rapor alınması taleplerinin ise reddedildiğini, müvekkili markası ile dava konusu başvurunun ayniyet derecesinde benzer olduğunu, müvekkili markasının kapsamındaki mallarla dava konusu başvuru kapsamındaki hizmetlerin bağlantılı bulunduğunu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı markasının itiraza konu mal ve hizmetler açısından kullanımının ispat edilemediğini, mahkeme tarafından YİDK kararında davacı kullanımlarının kapsamının "otomatik otomobil sürüş yazılımları" olarak tespit edilmesinden yola çıkılarak farazi bağlantılar kurulduğunu, kullanımı kabul edilen "otomatik otomobil sürüş yazılımları" mallarının 12.sınıfta yer alan "motorlu kara taşıtlarına" sirayet ettirildiğini ve nihai olarak yazılımlar üzerinde kabul edilen kullanımın 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri" açısından tescil engeli oluşturduğu sonucuna varıldığını, ancak bu tespitin hukuka aykırı olup kabulünün mümkün bulunmadığını, davacının kullanımını ispatladığı "otomatik otomobil sürüş yazılımları" ile davalı markasının kapsamında bulunan hizmetlerin benzer veya ilişkili olmadığını, başvuru kapsamındaki 39. sınıf hizmetler yönünden kullanımı ispat edilemeyen markanın, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında incelemeye konu edilmesinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, dosyadaki mübrez bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı yanın 2001/04564 sayılı markasının 12. sınıf kapsamındaki motorlu kara taşıtlarına yönelik araçlarda kullanıldığını, müvekkilinin ise markasını 39. sınıf hizmetlerde tescil ettirdiğini, müvekkili tarafından davacı yanın itirazına karşı kullanım ispatı talebinde bulunulması neticesinde davacı yanın, sunacağı delillerle itiraza konu markayı Türkiye'de tescilin talep edildiği mal veya hizmetler bakımından kullandığını ispat etmesi gerektiğini, ancak davaya konu YİDK kararında da açıkça belirtildiği üzere bu kullanımların kapsamının "otomatik otomobil sürüş yazılımları" olduğunu, ancak müvekkili tarafından tescili talep edilen markanın 39. sınıftaki hizmetleri kapsadığını, anılan mal ve hizmetlerin farklı bulunduğunu, müvekkilinin otomobil sürüş yazılımları ile herhangi bir alakasının olmayıp filo/araç kiralama hizmeti verdiğini, araç kiralama hizmetinin, dava dilekçesinde belirtilen "araç içi iletişim, eğlence, bilgi ve navigasyon işlevlerini kontrol etmek için kullanılan teknoloji sistemi ve mekanizması" hizmetiyle de alakası bulunmadığını, ortalama bir tüketicinin tamamen farklı sınıflarda hizmet veren iki markayı karıştırma ihtimalinin olmadığını, markaların tertip tarzlarının da birbirinden oldukça farklı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça adına tescilli "..." ibareli marka ile dava konusu başvuru arasında SMK'nın T/asarım, 6769 sayılı maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığı ve başvurunun kötü niyetli yapılması nedeniyle de dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığı ileri sürülerek eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince ise dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek, marka işlem dosyasında davalı Şirketin kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davacının 2001/04564 sayılı markasının 12. sınıf kapsamındaki motorlu kara taşıtlarına yönelik araçlarda kullanıldığı, bu mallarla başvuru kapsamında yer alan 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri" arasında arasında benzerlik bulunduğu, belirtilen hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin doğacağı, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, söz konusu raporda yapılan emtia benzerliğine ilişkin değerlendirmeye, davacı ile davalı Şirket tarafından ayrıntılı ve gerekçeli ciddi itirazlarda bulunulmasına rağmen, mahkemece tarafların bu itirazları karşılanmamış, gerekçeli kararda da buna ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince, taraflarca hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan gerekçeli ve ciddi itirazların değerlendirilmesi amacıyla içinde sektör ve otomotiv alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Somut uyuşmazlığın çözümünde, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, yeni bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılmak suretiyle anılan hususlar değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/09/2023 gün ve 2022/497 E. - 2023/306 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.