T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/426 - 2026/952 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/426 KARAR NO : 2026/952 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2024 NUMARASI : 2022/392 Esas, 2024/941 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebeb…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/426 - 2026/952 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/426 KARAR NO : 2026/952 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2024 NUMARASI : 2022/392 Esas, 2024/941 Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 30/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2024 tarih ve 2022/392 Esas, 2024/941 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/10/2020 tarihinde trafik kazasının meydana geldiğini, ... plakalı motosiklet sürücüsü ..., müvekkili ... yaya geçidinden geçerken ehliyetsiz motosiklet sürücüsü tarafından ağır şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, ... hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/343 E. Sayılı dosyasında ceza yargılamasının devam ettiğini, ... plakalı motosiklet sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacı müvekkili kaza sonrasında Güvence Hesabı ile ... Sigorta Şirketine başvuruda bulunduğunu, her iki taraftan olumsuz yanıt aldığını, Güvence Hesabına karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/911 Esas sayılı tazminat davası açıldığını, pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, dava konusu aracın ZMMS ile 31/08/2020-31/08/2021 tarihleri arasında ... Sigorta A.Ş tarafından yapıldığını, araç sigortası fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerliliğini koruduğundan ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunun devam ettiğini, müvekkilinin bedensel zarara uğradığını, zorunlu olarak arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşmanın sağlanamadığını belirterek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1000,00 TL maddi tazminatın (500,00TL geçici iş göremezlik, 500,00TL sürekli iş göremezlik kaybı) davalı ... Sigorta A.Ş aleyhine müracaat tarihi 13/07/2021 tarihinden itibarin işletilecek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihinde müvekkili şirkete ait sigorta poliçesi tespit edilemediğinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalı aracın kusuru oranında olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamı dışında olduğunu, davacının müvekkili şirkete başvuru tarihinden itibaren ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete usule uygun başvuru olmadığından müvekkili şirket dava tarihi ile temerrüde düşmüş olduğunu, şirkete başvuru tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesinini hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacının 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 409.500,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 410.000,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin temerrüt tarihi olan 23/07/2021 tarihinden, 409.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 31/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; kaza tarihinde müvekkili şirkete ait sigorta poliçesi tespit edilemediğinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsamadığını, hükme esas alınan raporda davacının maluliyetinin bulunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun denetime elverişli olmadığı gibi somut verilere dayanmadığını, kusur raporu düzenlemeye yetkili mercinin ATK Trafik ihtisas dairesi olduğunu, hükme esas alınan aktüer raporunda hesaplamanın hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı kalıcı iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacının 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 409.500,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 410.000,00 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin temerrüt tarihi olan 23/07/2021 tarihinden, 409.000,00 TL'nin ıslah tarihi olan 31/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilinin husumete yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacının yaralanmasına neden olan trafik kazasının 09.10.2020 gününde meydana geldiği kaza tespit tutanağı, hastane kayıtları ve tüm soruşturma evrakından anlaşılmaktadır. Aynı şekilde davacının yaralanmasına neden olan aracın tescil tarihleri dikkate alındığında söz konusu aracın kaza tarihi ile aynı gün devredildiği, aracın 08.10.2020 gününde dava dışı 3. kişiye satıldığı görülmüştür. Davacının yaralanmasına neden olan kaza tarihinde geçerli olan 2918 sayılı yasanın 94.maddesine göre sigortalı aracın işletinin değişmesi halinde devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesine durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden 15 gün sonrasında kadar geçerlidir hükmü bulunmaktadır. Dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından 31.08.2020 ve 31.08.2021 tarihleri arasında geçerli olarak düzenlenen ZMMS poliçesinin kaza tarihi olan 09.10.2020 günü itibarı ile iptal edilmiş olduğu belli ise de, iptal tarihinden itibaren 15 gün süre ile poliçenin geçerliliğini koruduğu, kaza tarihinde geçerli olan 2918 sayılı yasanın 94.maddesinin amir hükmü gereğincedir. Her ne kadar, anılan kanun hükmü Anayasa Mahkemesinin 23.12.2024 günlü kararı ile iptal edilmiş ise de, bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürümezliği ilkesi bulunmaktadır. Bu kapsamda anılan 2918 sayılı yasanın 94.maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması ve fakat iptalin kaza tarihinde değil, daha sonraki bir tarihte yapılmış olması dikkate alındığında Anayasanın 153. Maddesi gereğince söz konusu iptali kararının eldeki dosyada uygulanması mümkün değildir. Buna göre, kaza tarihinde geçerli olan mevzuat hükümleri gereğince iptalden itibaren 15 günlük süre ile davalı tarafından düzenlenen ZMMS poliçesinin geçerli olduğu kanaatine varılmış ve davalıya husumet yöneltilmiş olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalının husumete ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin sair istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede ise; Davalı vekili her ne kadar, hükme esas alınan maluliyet raporunun, kusur raporunun ve hesap raporunun hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihi olan 09.10.2020 tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olması, kazadan hemen sonra düzenlenen kaza tespit tutanağı ve dosya içerisinde bulunan kusur bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda davalı sürücünün yayalara ilk geçiş hakkını vermemesi nedeni ile asli ve tam kusurlu kabulünde bir yanlışlık bulunmaması, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda kalıcı iş göremezlik zararının Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile yapılmış olması dikkate alındığında mahkemece verilen kararda usul ve esas yönünden herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin maluliyet raporuna, kusur raporuna ve hesap raporuna yönelik istinaf başvurularının reddine karar karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2024 tarih ve 2022/392 Esas, 2022/395 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 28.007,10 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 7.002,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 21.005,10 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.30.03.2026 Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır