İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2025 Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/323 KARAR NO : 2025/1544 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/10/2021 NUMARASI : 2020/829 Esas - 2021/920 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2025 Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin satış sözleşmesi ile ... plaka sayılı aracı davalı şirketten aldığını , araç alındıktan hemen çıkan arıza nedeni ile satıcı firma tarafından müvekkilinin oyalandığını , ekspertiz raporunun verilmediğini , fiat ın yetkili servisine arabayı götürdüklerinde araçta gizli ayıp olarak nitelendirilebilecek bir çok değişikliğin yapıldığının görüldüğü bu sebeplerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirket tarafından müvekkiline satılan aracın ayıplı çıkmış olması nedeni ile satılanı geri alınması ile ödenen paranın iadesi, aksi halde satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ayıp iddiasını kabul etmediklerini, böyle bir ayıp varsa bile aracı davacıya sattıktan sonra gerçekleşmiş olabileceğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dava konusu aracın satış bedelinin ne kadar olduğu hususunda, davacı tarafça araç-bedel iadesi talebinden vazgeçilerek terditli olarak talep edilen semen indirimi talebine devam edilmesi nedeni ile aracın satış bedelinin ne kadar olduğu hususu neticeye müessir olmadığından bu husus mahkememizce değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Davalı tarafça, 3 aylık garanti süresinin dolduğu bildirilmiş ise de; garanti hükümleri, aracın ayıplı olsun ya da olmasın, garanti süresi içerisinde arızalanması durumlarında ücretsiz giderilmesine yönelik hükümler olup, ayıplı mal satışı durumunda satıcı, garanti süresinin geçtiğinden bahisle sorumluluktan kurtulamamaz. Davalı tarafça, ayıba ilişkin yasal ihbar sürelerine uyulmadığını bildirmiş ise de aracın ... ünitesinin açılarak oynandığına ilişkin ayıbın yaptırılan delil tespiti ile öğrenildiği, delil tespit bilirkişi raporunun davalıya tebliği gerektiği ve bu nedenle davacının gizli ayıplar için uygulanması gereken TBK'nun 223.maddesinde öngörülen bildirim süresi içerisinde ayıbı davalıya bildirmiş olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Yine davalı tarafça, söz konusu beyinde (...:... Control Unit) oynanma yapılmışsa bunun kendilerinden önce yapılmış olabileceği ve bu nedenle sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş iseler de, satıcının kendisi tarafından bilinmeyen ayıplardan da sorumlu olacağı, kaldı ki davalının tacir olup lojistik sektöründe hizmet vermesi nedeni ile bu ayıbı bilmemesinin hayatın olağan akışına da aykırı olacağı kanaatine varılarak bu yöndeki savunmaya da itibar edilmemiştir. Görevsiz mahkememce alınan ve mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda, aracın halk arasında beyin olarak tabir edilen fakat teknik olarak ... (... Control Unit) yani tüm araç motor fonksiyonlarının kontrolünü ve kayıtlarının saklanmasını sağlayan elektronik kontrol ünitesinin açılarak oynanmış olduğu ve silikonla tekrar kapatılmış olduğu teknik olarak tespit edilmiş olup, bu ayıbın kullanıcı tarafından araç alımında kolaylıkla tespit edilemeyen satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılamayacak ve çok detaylı teknik inceleme sonucu anlaşılabilecek bir ayıp olması nedeni ile gizli ayıp niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmış, araçtaki diğer ayıplı görülen kısımların ise (katalizör, EGR, yakıt enjektörü ve vites kutusu kelepçeleri) aracın mevcut kilometresi de dikkate alındığında davacının aracı satın almasından sonraki kullanımının da etkisi ile kendiliğinden eskiyen ve değişmesi gereken parçalar olması nedeni ile ayıp olarak nitelendirilemeyeceği, dolayısıyla giderilmesi gereken ayıbın sadece ... (... Control Unit) değişimi ve yazılımın yeniden yüklenmesi olduğu, bunun için de KDV ve işçilik dahil olmak üzere 12.500 TL masraf gerekeceğinin teknik bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, işbu nedenle sadece bu meblağın satış bedeli indirim miktarı olarak kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ve fazlaya ilişkin talebin reddine..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ikinci el araç alım satım işi ile iştigal etmekte olup, bu hususta ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesine de haiz olduğunu, dava konusu ... plakalı araç, Bakırköy 53. Noterliğinin 25.09.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı araç satış sözleşmesiyle davacı ...’ye 46.000-TL bedelle satıldığını, ikinci el motorlu kara taşıtlarının ticareti hakkındaki yönetmeliğin 13.02.2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğini, anılan Yönetmelik uyarınca da ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapan müvekkili şirketin 3 aylık garanti süresinin geçmiş olduğunu, keza davacı tarafın bu araçla 5000 kmden fazla yol yaptığını, dolayısıyla dava konusu araç ile ilgili müvekkilinin sorumluluğu bulunmamakta olup, huzurdaki davanın reddi gerektiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, dolayısıyla alıcının artık satılanı bu haliyle kabul etmiş sayılması hasebiyle reddedilmesi gerekirken kısmen kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerin, dava konusu aracın kilometresinin geri çekilmiş olması hasebiyle gizli ayıplı olduğunu tespit ettiklerini, bu rapora taraflarınca itiraz edildiğini, bir an için bilirkişilerin ayıplı mal belirlemesi kabul edilse dahi bilirkişilerin, aracın beyniyle hangi kilometrede oynandığına dair bir tespit yapmadıklarını, İlk derece mahkemesinde semen indirim miktarının tespitine yönelik bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, Semen indirimi olarak belirlenen tutarın fahiş olduğunu, mahkemenin rapora itirazlarını değerlendirmeden eksik inceleme ile rapor tanzim ettiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde yargılama, harç ve vekalet ücreti talebinde bulunmadığını, mahkemenin talebi aşar şekilde müvekkili aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki dava önce Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmış, anılan mahkeme tensiple görevsizlik kararı verdiğini, dosyanın görevsizlikle Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesine geldiğini , anılan mahkeme de görev itirazlarını kabul ettiğini , neticede Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davayı kısmen kabul ettiğini, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görevsizlik kararı sebebiyle taraflarına vekalet ücreti takdir edilmemiş olup, kararın bu yönüyle de usule aykırı olduğunu, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının 2020/829 E, 2021/920 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesi kaldırılarak neticeten davanın reddine, yargılama gideri harç, masraf ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 2019/45D. İş. Nolu delil tespiti talepli dosyada alınan rapor dikkate alınmayarak mahkeme kararının ikinci bilirkişi raporuna göre kurulduğunu, mahkemenin bu kanaatinin eksik ve hatalı olduğunu, şöyle ki, mahkemece değerlendirilen raporlardan ilki yani Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesince alınan rapor dikkatle incelendiğinde aracın ayıplı olduğuna dair tespit ve bilirkişi raporu ... Beylikdüzü şubesinde yani araç konusunda uzman yetkili serviste yapıldığını, burada araç lifte kaldırılarak yetkili servis uzman personeli ile bilirkişi tarafından mahkeme heyeti huzurunda ayıplı parçalar tek tek fotoğraflanmış ve taraflarınca da ayrıca dosyaya ibraz edildiğini, mahkemenin eksik inceleme sonucunda hatalı değerlendirme ile kararında çelişkiye düştüğünü, mahkemenin kararında ‘tespit bilirkişi raporuna göre daha ayrıntılı ve gerekçeli olduğu’ kanaatine vardığı 21/04/2020 tarihli rapor, dava konusu aracın o gün park halinde olduğu müvekkilinin evinin olduğu adreste yapıldığını, mahkeme kararı kendi içerisinde çelişkili olup kararın bozulması gerektiğini, mahkeme ikinci bilirkişi raporunu kabul eden kararını kabul etmemek kaydıyla, ikinci bilirkişi raporu bile dikkate alınarak karar verilecek olsa, mahkeme tarafından parça ve işçilik fiyatıyla kdv sinin güncel değerlerinin tespit edilerek güncel fiyatları üzerinden karar verilmesi gerekmekte iken bu şekilde hatalı bir karar verdiğini, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile eksik inceleme sonucunda hatalı bir değerlendirme ve isabetsiz bir kanaat sonucunda oluşturulmuş mahkeme kararının talepleri ve istinaf nedenleri dikkate alınarak bozulmasını ve talepleri gibi karar verilmesini, aksi kanaatte olunması durumunda kararın talepleri ve istinaf nedenleri doğrultusunda bozularak yeniden incelenmek ve değerlendirilmek üzere, mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. İhbar olunun ... ... Tur. Tic. ve San. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından tesis edilen hükmün gerekçesinde; görevsiz mahkeme olan Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesi'nin 2019/1410 Esas, 2020/999 Karar Sayılı dosyasından tanzim edilen bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve bu sebeple işbu bilirkişi raporuna itibar edilerek yeniden rapor alınmasına gerek görülmediğinin belirtildiğini, yargılama safahatı sırasında yeniden bilirkişi raporu tanzim edilmek üzere dosya farklı bir bilirkişi heyetine tevdi edilmediğini ve görevsiz mahkemece aldırılan bilirkişi raporu esas alınarak mahkeme tarafından usul ve esas yasalarına aykırı karar tesis edildiğini, bilirkişi raporunun taraflara tebliği sırasında davanın müvekkili şirkete ihbar olunmadığından taraflarınca bilirkişi raporuna ilişkin beyan ve itirazda bulunulamadığını, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporuna ilişkin beyan ve itirazlarını dosya muhteviyatına sunamadıklarından 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca sahip oldukları hukuki dinlenilme hakkını yerel mahkeme tarafından ihlal edildiğini, uyuşmazlık konusu araç müvekkili şirket tarafından 30.05.2018 tarihinde ... ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'den 48.000,00 TL bedel ile satın alındığını, aracın satın alınmasından evvel müvekkili şirket tarafından aracın basit ekspertiz incelemesi yapıldığını , tanzim edilen ekspertiz raporu ise cevap dilekçeleri ekinde dosya muhteviyatına sunulduğunu, anılan ekspertiz raporu ile müvekkili şirket tarafından satın alınan uyuşmazlık konusu aracın satın alındığı tarihte kilometresinin 95.272 olduğunun sabit olduğunu, ekspertiz raporu ile kilometresi belirlenen araç müvekkili şirket tarafından satın alındıktan sonra satışa sunulmak üzere müvekkili şirkete ait işyerine getirildiğini ve davalı şirkete satılana kadar hiçbir şekilde kullanılmadığını, ... ... İnş. San. ve Tic, A.Ş.'den satın alınan dava konusu aracın davacının iddia ettiği gibi kilometresi ile oynanmış olması ve gizli ayıplı hale getirilmiş olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından süresinde yapılmayan ayıp ihbarı nedeniyle davanın reddine ilişkin hüküm tesis edilmesi gerekirken mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin somut gerçeklere, usul ve esas yasalarına aykırı şekilde hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından uyuşmazlık konusu araç 08.04.2019 tarihinde Birmot yetkili servisine götürüldüğünü ve araçta var olduğu iddia edilen ayıpların tespiti işbu tarihte yapıldığını, ancak davacı, araçta var olduğunu iddia ettiği ayıbı öğrenmesinden 2 aydan fazla bir süre geçtikten sonra davalı şirkete durumu bildirdiğini, mahkeme tarafından tesis edilen davanın kısmen kabulü ile 12.500,00 TL semen indirimi bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin kararda belirtilen semen indirim tutarının günümüz ekonomik koşullarının değerlendirilmesi halinde fahiş bir tutar olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında davalı şirket tarafından satılan uyuşmazlık konusu aracın geri alınması ile ödenen tutarın iadesini, aksi halde satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim kararı verilmesini talep etttiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından herhangi bir talepte bulunmadığını, Ancak mahkeme 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde hüküm kurmuş ve davacı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmettiğini, açıklanan nedenlerle mahkemece tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı tarafa tahmiline yönelik karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satış sözleşmesi kapsamında ayıp iddiasına dayalı satış bedelinin iadesi olmadığı takdirde ayıp oranında satış bedelinden indirim istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Öncelikli somut olayda ihbar olunanın durumunun değerlendirilmesi gerekir. Dava kendisine ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. 6100 sayılı HMK'nın 64 maddesi yollaması ile HMK'nın 69. maddesi uyarınca bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı sadece davada taraf olan kişilere aittir.Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı temyiz etme hakkı yoktur. Somut olayda; istinaf yasa yoluna başvuran davada ihbar olunan olarak yer almakta olup,davaya herhangi bir şekilde müdahil olmadığından ihbar olunanın istinaf hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla ihbar olunan vekilinin istinaf dilekçesinin reddi gerekir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı, ayıbın ispatlanıp ispatlanmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olup olmadığı noktasındadır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.Türk Borçlar Kanunu 219/2.maddesi uyarınca satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile, ayıptan dolayı sorumlu olup, Borçlar Kanunu 223.maddesi uyarınca da alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Aksi halde satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, ticari satımlarda satılanı incelemek veya inceletmekle, adi satışlarda ise satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Dönmenin sonuçları ise TBK'nın 229. Maddesinde düzenlenmiştir.TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir. Somut olayda davacı tarafından 25.09.2018 tarihinde satın alınan aracın vites değişim aralıklarında siyah duman atması şikayetiyle 08.04.2019 tarihinde Fiat markasının yetkili servisine götürüldüğü, aynı tarihli arıza formunda, aracın enjektörlerinin yapılan testlerinde sağlanması gereken basınç ve yakıt değerlerini sağlamadığı, enjektörlerin göz kontrolünde iç yapısında bulunan enjektör memesi ve valf kısımları parçalarında aşınma, kirlilik ve renk değişimi gözlendiği, bunun oluşmasının nedenlerinin, belirli süreç içinde kullanılan uygunsuz yakıt kullanımı, araca yakıt katkı maddesi ilave edilmesi, eksik filtreleme olduğu, beyin üzerinde yapılan kontrolde odometre ile oynanarak km'nin geri çekildiği, dizel partikül filtresinin (DPF) içinin boşaltıldığı, araca komple yeni beyin takılması gerektiği, ayrıca DPF ve 4 adet enjektörün de yenisinin takılması gerektiği belirtilmiştir. Davacının 30.04.2019 tarihinde başvurusu üzerine Büyükçekmece2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/45 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu aracın üzerinde 09.05.2019 tarihinde yapılan keşifte 108.923 km'de olduğu, 101.644 km olarak aracın km.sinin aracın beyni ile oynandıktan sonra en az 51.936 km yaptığının gösterildiği, test programındaki kayıtta,'Yenilenen Kayıt Sayısı" başlıklı bölümün 0 olması gerekirken, tespit yapılan araçta "1" numarasının yazılı olduğu, cihazın tespitine göre aracın beyninin 1 defa yenilendiğini oynandığını gösterdiği, aracın en az 40.000-60.000 km daha çekildiği kanaati oluştuğu, aracın DPF olarak tabir edilen katalizörünün iptal edildiğinin tespit edildiği, davaya konu olan aracın beyni olarak adlandırılan parçanın kenarlarının dış müdahale ile açıldığı daha sonrasında silikonla kapanmaya çalışıldığının gözlemlendiği, aracın ayıplı olduğu , ayıbın giderilmesi için beyin paneli, katalizör, EGR, yakıt enjektörü ve vites kutusu kelepçelerinin değişimi gerektiği ve toplam KDV ve işçilik dahil olmak üzere 27.500 TL masraf olacağı belirtilmiş ve davalı beyanına göre bilirkişi raporunun 12.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunda delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda da değinildiği gibi dava konusu aracın ... (... Control Unit) yani tüm araç motor fonksiyonlarının kontrolünü ve kayıtların saklanmasını sağlayan Elektronik Kontrol Ünitesinin açılarak oynanmış olduğu ve silikonla tekrar kapatılmış olduğu , kullanıcı tarafından araç alımında kolaylıkla tespit edilemeyen, satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılamayacak ve çok detaylı teknik inceleme sonucu anlaşılabilen bir durum olması nedeniyle araçtan beklenen faydayı, performansı ve kullanım konforunu azaltması sebebiyle aracın ayıplı olduğu, ayıbın giderilmesi için Elektronik Kontrol Ünitesi değişimi ve yazılımın yeniden yüklenmesinin yeterli olacağı, değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporunda belirtilen katalizör, EGR, yakıt enjektörü ve vites kutusu kelepçelerinin aracın davacı tarafça 99.000 km olarak satın alınmasından sonra davacı beyanına göre 10.000 km. daha kullanıldığı dikkate alındığında bu parçaların kullanımdan kaynaklı parçalar olarak değerlendirilmesi gerektiği ve değişimi gerekmediği, elektronik kontrol ünitesi değişimi ve yazılımın yeniden yüklenmesi için KDV ve işçilik dahil olmak üzere 12.500 TL masraf olacağı, bu bedel üzerinden satış bedelinden indirim bedeli istenebileceği belirtilmiştir. Dosyaya sunulu 08.04.2019 tarihli servis arıza formunda odometre ile oynanarak aracın km'nin geri çekildiği tespiti yazılı ise de davacı tarafça, aracın tüm araç motor fonksiyonlarının kontrolünü ve kayıtların saklanmasını sağlayan elektronik kontrol ünitesinin açılarak oynandığı hususu delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu ile öğrenilmiş olup, davalı beyanından delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunun 12.06.2019 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılmasına göre ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı vekilince ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı defii ve savunması yerinde görülmemiştir. Davalı satıcının TBK'nun 219/2.maddesi uyarınca ayıpların varlığını bilmese bile ayıptan dolayı sorumlu olduğu gözetildiğinde davalının İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince 3 aylık garanti süresinin dolduğu savunmasına da itibar edilmemiştir. Davacı vekili 22.02.2021 tarihli duruşmada aracın değerinin çok altında hasarlı bir şekilde satmak zorunda kalındığını, dava dilekçesi ile terditli olarak ilk önce talep ettikleri satış bedelinin iadesi talebinden vazgeçtiklerini beyan etmiş olup, satış bedelinde indirim talebine yönelik olarak davaya devam etmiştir.TBK'nın 228/2.maddesinde satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep yüzünden yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse ya da biçimini değiştirmişse alıcı, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış ilamlarına göre satış bedelinden indirim miktarının, "nisbi metot" yöntemi ile bilirkişiler tarafından ayıplı aracın satış tarihi itibarıyla gerçek ayıpsız rayiç değeri ile mevcut ayıplı haldeki rayiç değerinin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilen oran, satış bedeline uygulanmak suretiyle belirlenmesi gerekir.Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller ışığında dava konusu aracın tüm araç motor fonksiyonlarının kontrolünü ve kayıtların saklanmasını sağlayan elektronik kontrol ünitesinin açılarak oynanmış olduğu, kullanıcı tarafından araç alımında kolaylıkla tespit edilemeyen, satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre inceleme ile anlaşılamayacak ve çok detaylı teknik inceleme sonucu anlaşılabilen bir durum olması nedeniyle aracın gizli ayıplı olduğu tespit edilmekle davalının ayıp nedeniyle sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu aracın elektronik kontrol ünitesi değişimi ve yazılımın yeniden yüklenmesi için 12.500 TL masraf olacağı belirtilmiş ve mahkemece bu bedel esas alınarak karar verilmiş ise de davaya konu aracın satış bedelinden ayıp oranında indirim talebi konusunda usulüne uygun bir hesaplama yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmak suretiyle araçta ayıp nedeniyle meydana gelen satış bedelindeki azalmanın bilirkişiden rapor alınmak suretiyle tespiti ile aracın ayıplı değeri belirlenirken, katalizörün iptal edildiğini gösteren kaydın ve davacının katalizör, egzoz gazı devirdaimi/geriçevirimi, yakıt enjektörü ve vites kutusu kelepçeleri konusundaki bilirkişi raporunda belirtilen tespitlere karşı itirazları da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ihbar olunan ... ... Tur. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin istinaf talebinin, istinaf yoluna başvuru hakkı olmaması nedeniyle usulden reddine, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmediğinden davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin kaldırma sebebine göre şimdilik değerlendirilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1- İhbar olunan ... ... Tur. Tic. ve San. A.Ş. vekilinin istinaf talebinin, istinaf yoluna başvuru hakkı olmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 352/1. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,3-Taraflar vekillerince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,5- İstinaf talebinin esası incelenmediğinden ihbar olunan vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/10/2025