6. Ceza Dairesi 2013/16922 E. , 2013/22920 K. Hırsızlık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 522, maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair, Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesinin 11/03/2003 tarihli ve 2002/821 esas, 2003/138 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 35/2, 62. maddeleri gereğince…
**6. Ceza Dairesi 2013/16922 E. , 2013/22920 K.** **"İçtihat Metni"** Hırsızlık suçundan sanık ...'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 522, maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair, Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesinin 11/03/2003 tarihli ve 2002/821 esas, 2003/138 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 35/2, 62. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesine 11/03/2003 tarihli ve 2002/821 esas, 2003/138 sayılı ilamıyla ilgili ihbarda bulunulmasına ilişkin, Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2008 tarihli ve 2007/43 esas, 2008/11 sayılı kararı üzerine, Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesinin 09/07/2010 tarih ve 2010/493 sayılı mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Tekirdağ Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi kararının kesinleşmesi sonrasında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasının sanık lehine olduğu değerlendirilerek sanık hakkındaki 4 ay hapis cezasının aynen infazı yönündeki, TEKİRDAĞ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2010 tarihli ve 2010/444-615 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 23/06/2011 gün ve 2011/8306/35675 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/08/2011 gün ve KYB/2011/240763 sayılı ihbar yazısı ve 23/05/2013 tarihli noksan ikmal edildiğine dair yazısı ile infaz dosyası yeniden Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Dosya kapsamına göre, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 95/2. maddesinin karşılığının 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesinde düzenlendiği, anılan maddede bir yıldan az üç yıldan fazla olmamak üzere denetim süresinin öngörüldüğü, erteli hükmün 04/04/2003 tarihinde kesinleşmesinden itibaren üç yıl geçtikten sonra, 28/10/2006 tarihinde ikinci suçun işlendiği de gözetildiğinde aynen infaz kararı verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir. CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesinin 11.03.2003 gün, 2002/821-2003/138 sayılı kararıyla sanık hakkında 765 sayılı TCY'nın 491/3, 522/1.maddesine göre hükmolunan 4 ay hapis cezasının 647 sayılı Yasanın 6.maddesine göre ertelenmesine karar verildiği, bu hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği, sanığın 28.10.2006 tarihinde yeniden suç işleyerek Tekirdağ 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 11.5.2010 tarihinde kesinleşen, 29.1.2008 gün, 2007/43-2008/11 sayılı kararıyla 5237 sayılı TCY'nın 81, 35/2, 62.maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis, 6136 sayılı Yasanın 13/1. 62.maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 lira adli para cezasıyla cezalandırıldığı ve Tekirdağ Sulh Ceza Mahkemesinin 11.03.2003 gün, 2002/821-2003/138 sayılı erteli kararıyla ilgili olarak karar örneğinin Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, bu Mahkemece 09.07.2010 tarih, 2010/493-525 sayılı kararla 5237 sayılı TCY göre karşılaştırma yapılarak lehe yasanın uygulanması ve 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231/5-14. maddeleri uyarınca değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle, 5235 sayılı Yasanın 10 ve 11.maddeleri gereğince Asliye Ceza mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, Tekirdağ 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2010 tarih, 2010/444-615 sayılı kararıyla 765 sayılı Yasaya göre kurulan hükmün sanık yararına olduğu ve hükümlünün deneme süresi içinde suç işlediği anlaşıldığından önceki hükmün 765 sayılı TCY'nın 95.maddesi uyarınca aynen infazına ilişkin karar verilmiş ve bu karara karşı yasa yararına bozma isteminde bulunulmuştur. Dairemizin 16.10.2012 gün, 2011/18138-2012/17489 sayılı kararıyla “Başka suçtan hükümlü olarak Tekirdağ Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığın duruşmada hazır edilmesi için yazıldığı, ancak hazır edilmediği ve yokluğunda 29.11.2010 tarihli hükmün verildiği, bu kararın 09.12.2010 tarihinde sanığın babası imzasına tebliğ edildiğinin anlaşılmasına göre; sanığın, kararın tebliğ edildiği 09.12.2010 tarihinde başka suçtan Tekirdağ Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda veya sevk edildi ise başka yer cezaevinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunup bulunmadığı araştırılıp, saptandıktan sonra, incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE” karar verilmiş ve Mahkemece UYAP sorgulaması yapılarak dosya geri gönderilmişse de; sanığın UYAP sorgulamasında adam öldürme, yağma gibi suçlardan 09.11.2006 giriş, 07.12.2011 çıkış olarak görüldüğü ve değişik suçlardan hala Tekirdağ Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle yapılan tebliğ işlemi usulsüz olup, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi gerekir. Yapılan tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından; 1-) Tekirdağ 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2010 tarih ve 2010/444-615 sayılı ek kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2-) Hükümlü ...'e anılan ek kararın, başvurulacak yasa yolu, temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendisine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağı, yöntemi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belgeler ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.