T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1180 - Karar No:2025/1131 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1180 KARAR NO : 2025/1131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2020/471 E-2023/421 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklan…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1180 - Karar No:2025/1131 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1180 KARAR NO : 2025/1131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2020/471 E-2023/421 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve itirazın iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili asıl davada; taraflar arasında Ahmetli Hes Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereğince müvekkili firmanın tüm yükümlülüklerini ifa ettiğini ve sözleşme konusu işi tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, işin eksiksiz ve başarı ile teslim edildiğine dair davalının 14.10.2016 tarihli yazısının ekli olduğunu, sözleşme konusu işlerin ve iş teslimlerinin yapıldığını, faturaların davalıya kesilip, davalı tarafça defterlerine işlendiğini, davalının müvekkiline bakiye ödenmemiş 245.161,81 TL borcunun olduğunu, bu borcunu ödemesinin talep edildiğini, ancak haksız ve mesnetsiz olarak davalı tarafından ödemeden kaçınıldığı için yasal işlem ve icra konusu olduğunu, davalı tarafça bu bakiye alacaklarının talep edildiği ihtarlara karşı, taraflarına gönderilen ve itiraz ettikleri 18.08.2017 tarihli ihtarda, işbu aralarındaki sözleşmeye göre teminat olarak kendilerinin uhdesinde olan ve müvekkil şirket yetkilisi ... tarafından kaşe üzerine ve kaşe dışına imza atılarak tanzim olunan ve bugüne kadar davalı tarafça haksız şekilde iade edilmeyen 06.03.2015 vade tarihli ve 200.000,00 TL tutarlı teminat bonosunun icra takibine konulacağının haksız ve kötü niyetle belirtildiğini, davalının noter yazısında ve yine taraflar arasındaki sözleşme metninde görüleceği üzere işbu icra konusu etmeye çalıştığı bononun teminat bonosu olduğunu, verilme sebebinin de taraflar arasındaki Ahmetli Hes Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi olup, bu sözleşme gereği tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi nedeniyle iadesi gereken, bedelsiz kalmış bir bono olduğunu, taraflar arası sözleşmeye göre geçici kabul tamamlandıktan ve borçsuzluk yazısı görüldükten sonra müvekkilin teminatlarının iade edileceğinin açık ve net olup, işbu sözleşmede davalıya irad kaydetme, teminatı iade etmeme, icraya konu etme gibi bir hak düzenlemesinin olmadığını ileri sürerek, 06.12.2014 tanzim, 06.03.2015 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli bonodan ötürü borçsuz olduklarının tespitine, bu bononun teminat senedi olduğuna ve senedin müvekkile iadesine, haksız ve kötüniyetli davalının dava konusu bononun %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili asıl davada; teslim belgesinin davacının, davaya konu işleri eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak imal edip teslim ettiğine ilişkin bir belge olmadığını, Ahmetli Hidroelektrik Santralinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde geçici kabulünün yapılması için yasa gereği sunulması gereken bir evrak olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça belirtildiği şekilde kesin kabul olmadığını, anılan faturalar ve içeriklerinin davaya konu sözleşmelerin 7. maddesinde belirtilen şekil şartına bağlanmış olup, davacı tarafın bu şekil şartına uymadığı ve buna göre tanzim ettiği faturalara dayanarak alacaklı olduğunu haksız şekilde iddia ettiğini, ancak davacının kestiği faturalar ile hak edişleri ve işin bittiği ana kadar harcadığı malzeme miktarının birbirini tutmadığını, sözleşmenin 12 ve 7/son ilgili maddeleri dahilinde ilgili işlemlerin yapılıp sigorta primlerinin ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini ve bu hususla alakalı SGK'dan alınan borçsuzluk yazısının getirilmediğini, taraflarca kesin kabulün yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin halen ayakta olup, davacının edimlerini tamamen yerine getirmediğinden dava konusu senetten ötürü borçsuzluğuna ilişkin dava açamayacağı gibi müvekkili şirketçe davacı şirket aleyhine açılan bir icra takibinin de olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen davada; taraflar arasında Ahmetli Hes Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereğince müvekkili firmanın tüm yükümlülüklerini ifa ettiğini ve sözleşme konusu işi tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, sözleşme konusu işlerin ve iş teslimlerinin yapıldığını, faturaların davalıya kesildiğini ve davalı tarafça faturaların defterlerine işlendiğini ve kesilen faturalara karşı herhangi bir itiraz da yapılmadığını, faturalar ve cari hesap gereğince davalının müvekkiline bakiye ödenmemiş 245.161,81 TL borcunun olduğunu, bu borcun ödenmesinin sayısız kez talep edildiğini, ancak haksız ve mesnetsiz olarak davalı tarafından ödemeden kaçınıldığı için Karaisalı İcra Müdürlüğü'nün 2017/18 Esas sayılı dosyası ile icra konusu yapıldığını, davalı borçlu tarafından icra dosyasına haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, bu nedenle takibin durduğunu, davalı 18.08.2017 tarihli ihtarında, davalının işi yapılan işyerinde alt yüklenici kodu açtırılmadığı ve SGK borçsuzluk yazısı sunulmadığı belirtilmekte ise de bu ifadelerin hukuka aykırı ve gerçek dışı olduğunu, davalıya Adana 17. Noterliği’nden 11.08.2017 tarihinde 43592 sayı ile keşide olan ihtarda ve daha öncesinde de noter kanalı ile borçsuzluk belgesi gönderildiğini, aynı zamanda alt yüklenici olarak davalı işyerinde yaptırılan kaydın da SGK'nın 7.991.114/22.06.2017 tarihli yazısı ile SGK tarafından iptal edildiğine dair yazı da gönderildiğini, davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olup, gerçekliği ve hukuka uygunluğunun olmadığını, ortada likit bir alacak söz konusu olup, haksız itirazların iptali ve %20 tazminatın davalıca müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, bakiye ödenmemiş alacakları olan 245.161,81 TL hakkındaki dava konusu icra takibine yapılan tüm itirazların iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu likit alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili birleşen davada; taraflar arasında akdedilen sözleşme şartları dahilinde davacının gerçekleştirmesi gereken işlerin tamamının gerçekleştirilmemiş olup, sözleşme gereğince davacının üzerine düşen yükümlülükleri ifa ettiği iddiasını ve sunulmuş belgeyi kabul etmediklerini, ilgili belgenin davacının davaya konu işlerini eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak imal edilip teslim edildiğine ilişkin bir belge olmayıp, Ahmetli Hidroelektrik Santrali'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde geçici kabulünün yapılması için yasa gereği bakanlığa sunulması gereken bir evrak olup, bu konunun davacının da bilgisi dahilinde olduğunu, davacı 245.161,81 TL alacaklı olduğu talebiyle icra takibine başlamış ve itiraz neticesi huzurdaki davayı ikame etmiş ise de davacının taraflarından talep edebileceği bir alacağın olmadığını, davacı tarafça işin yapımında kullanılmayan ekipmanlar ve gerçekleştirilmeyen ilgili imalatlar ve montajlar mevcut olup, yapılmayan işler ve kullanılmayan malzemeler de yapılmış ve kullanılmış gibi hesaplanarak, davacı tarafça taraflarına bir kısım fatura gönderildiğini, anılan ve davaya konu bu faturaların muhasebe birimince sehven işleme konulduğunu, davacının muaccel olmayan ve fazla miktarda alacağın tahsili için icra takibi işlemleri yaptığını ve sonrasında da huzurdaki davayı açtığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; asıl davanın davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen Ahmetli HES Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi gereğince davacı firmanın sözleşme konusu işi tamamlayarak davalı tarafa teslim ettiği ve davalının bu sözleşmeye göre teminat olarak uhdesinde bulunan ve bedelsiz kaldığı iddia edilen 06.03.2015 ödeme tarihli, 200.000,00 TL bedelli bonodan dolayı borçsuz olunduğunun tespitine, birleşen davanın ise; taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği iddia olunarak, faturalar ve cari hesap gereğince ödenmemiş bulunan bakiye alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, incelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; asıl davada çözümü gereken yönün, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı ... Ltd. Şti. tarafından davalı şirkete verilen ve ...'in yetkili temsilcisi olan ... tarafından da imzalanmış bulunan senedin teminat senedi olduğu, sözleşme gereğinin yerine getirildiği, bu nedenle iadesi gerektiği yönündeki iddianın yerinde olup olmadığının tespiti; birleşen davada çözümü gereken yön ise, davacı ... Ltd. Şti.'nin eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı olduğunun belirlenmesi halinde, bunun kapsam ve miktarının tayin ve tespiti noktasında olduğu, mahkemece asıl ve birleşen davalarda gerekli delillerin toplandığı, dosyanın SMMM, Nitelikli Hesap Uzmanı ve İnşaat Mühendisi bilirkişilere tevdi edildiği, bilirkişiler tarafından 01.03.2023 tarihli raporun düzenlendiği, rapora karşı tarafların beyan ve itirazlarda bulundukları, düzenlenen raporun gerekçeli, denetime elverişli, dosya içerisindeki bütün bilgi ve belgeler ile Karaisalı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 Değişik İş sayılı delil tespit dosyasına sunulan rapor da irdelenerek düzenlenmiş olduğu, davalı tarafın yerinde keşif yapılması yönündeki isteminin taraflar arasındaki sözleşmeye ilişkin iş teslim tutanağının 14.10.2016 tarihli olmasına göre, aradan geçen sürenin uzunluğu nazara alındığında yerinde yapılacak olan keşfin dosyaya bir katkı sağlamayacağı sonucuna varıldığı, bu durumda; asıl ve birleşen davalarda yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporlarına, taraflar arasındaki sözleşmeye ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davalarda taraf olan şirketler arasında Ahmetli Hes Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi akdedildiği, akdedilen bu sözleşmede davalı şirketin iş sahibi, davacı şirketin ise yüklenici olarak yer aldığı, davacı şirketçe sözleşme uyarınca tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği ve sözleşme konusu işin tamamlanarak davalıya teslim edildiğinin iddia olunduğu, davalı tarafça ise davacının iddialarının kabul edilmeyip, davacının sözleşme gereği üzerine düşen edim yükümlülüğünü yerine getirmediği, davaya konu işlerin eksiksiz ve sözleşmeye uygun olarak imal edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı savunularak, davaların reddinin istendiği, bilirkişilerce yapılan incelemede; davalı şirketin her bir iş kalemine tartı tutanağı olmadan imalatları kabul ettiği ve teslim almış olduğu, davacının düzenlediği 4 adet faturanın davalı tarafından her ne kadar muhasebe birimlerince sehven alındığını belirtmiş olsa da bu hususun yerinde olmadığı, dava dosyasında faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla davalı faturaları kabul etmiş olduğundan fatura kapsamındaki her bir iş kalemine ait birim miktarları da kabul etmiş olduğu, davalı ödemeye esas iş kalemi miktarlarının tartı sonucunda belirlenmesi gerektiğini iddia etmekte ise de sahaya getirilen iş kalemleri tartılmadan, montajının yapıldığı, bu aşamada sözleşme hükmünün yerine getirilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafından yapılan her bir iş kalemlerinin birim miktarları, işin projesine uygun olarak tahkikinin yapılması ile de belirlenmesinin mümkün olup, davalı şirketin bu yöntem ile de iş kalemlerine ait miktarları hesaplayacağı ve kesilen faturalardaki birim miktarlar ile arasındaki farkı müspet olarak ortaya koyması gerektiği, davalı şirketin SGK'dan borçsuzluk yazısının getirilmesi ile ilgili olarak yapılan incelemede ise; davacının bu iş yerinde alt işveren tescilinin iptal edilmesinin SGK'dan borçsuzluk yazısını alamayacağı sonucunu doğurduğundan, davalının davacıdan sözleşmenin bu hususla ilgili düzenlemeye göre işlem yapmasını talep etmesinin uygun olmadığı, Karaisalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/4 Değişik İş nolu delil tespiti dosyasına sunulan 16.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun işin bitirildiği tarih olan 14.10.2016 tarihi dikkate alınarak hazırlanmadığı, yani imalatların aradan geçen sürede kullanılması sonucunda mı hasarların oluştuğu, yoksa davacının ayıplı imalat mı yaptığı ortaya konmamış olduğundan, bu raporda belirlenmiş olan hususların uygun görülmediği, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında, birim fiyat esasına dayalı Ahmetli HES Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi kapsamında, davacı şirketin davalı şirkete kesmiş olduğu 4 (dört) adet fatura bedelleri ile bilirkişi kurulu tarafından sözleşme eki birim fiyatlara göre, davacının 4 (dört) faturadaki her bir iş kaleminin bedellerinin hesaplanması sonucu davacı şirkete göre alacağının 245.161,81 TL olduğu, bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamaya göre ise davacı alacağının 196.483,84 TL olduğunun tespit edildiği, buna göre; asıl davada, davacı teminat mektubunun iadesini talep etmekte olup, sözleşmenin 7. maddesinde geçici kabul tamamlandıktan ve yüklenicinin sigortadan alacağı borcu yoktur yazısını ibrazı üzerine teminat senedinin yükleniciye iade edileceğinin belirtildiği, davacı şirketin Ahmetli HES Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesi kapsamında işi bitirmiş olduğu, bu nedenle davacı şirket ve yetkilisi tarafından davalı şirkete verilen asıl dava konusu 200.000,00 TL teminat senedinin iade edilmesinin gerektiği, birleşen davada ise davacı şirket tarafından düzenlenen 4 adet faturaya göre davacının davalıdan bilirkişi kurulu tarafından hesaplanan miktar olan 196.483,94 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmakla, asıl davada; dava konusu 06.12.2014 tanzim tarihli, 06.03.2015 vade tarihli ve 200.000,00 TL bedelli bononun teminat senedi niteliğinde olduğunun tespiti ile davacıların söz konusu bonodan dolayı davalı tarafa borçlu bulunmadıklarının tespiti ile davalının elinde bulunan söz konusu bononun davacı tarafa iadesine, davaya konu bono hakkında başlatılan bir takip bulunmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin isteminin yasal koşullar bulunmadığından reddine, birleşen davada; birleşen davanın kısmen kabulü ile, davalının Karaisalı İcra Müdürlüğü’nün 2017/18 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 196.483,94 TL üzerinden iptali ile takibin, anılan miktar üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına, davacının fazlaya ilişkin alacak istemi ile takip konusu alacak eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle likit nitelikte bir alacak vasfında olmadığından davacının yasal koşulları bulunmayan icra inkar tazminatına ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava bakımından davalının elinde bulunan söz konusu bononun davacı tarafa iadesine, davaya konu bono hakkında başlatılan bir takip bulunmadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatına ilişkin isteminin yasal koşullar bulunmadığından bahisle kötü niyet tazminatı talebimizin reddine dair karar usul ve yasaya aykırı olduğu, dosyaya sunulu olan ve davalı tarafından müvekkile gönderilen Ankara 57. Noterliği'nin 18/08/2017 tarih ve 33860 yevmiye nolu ihtarnamesinde dava konusu teminat senedinin icraya konulacağının ihtar edildiği, davalının haksız ve hukuka aykırı bu icra tehdidinin kötü niyetli olup, kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulünün gerektiği, birleşen davaya yönelik olarak da müvekkil şirketin, davalı ile yapmış olduğu işler kapsamında müvekkil şirket tarafından işin seyri sırasında, bedeller ve işler hususunda mutabık kalınarak faturalar kesildiği, bu faturaların davalı tarafından defterlerine işlendiği ve itiraz edilmediği, bu durumların bilirkişi tarafından tespit edildiği, mahkemece müvekkil şirketin alacağının 196.483,84 TL olduğu belirtilmişse de karara reddedilen kısım yönünden katılmadıkları, taraflar arasındaki kayıtlar gereğince müvekkilinin 245.161,81 TL alacağı bulunduğu, nitekim dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda "Davalı şirket her bir iş kalemine tartı tutanağı olmadan imalatları kabul ettiği ve teslim almış olduğu, davacının düzenlediği 4 adet faturaya davalı tarafından her ne kadar muhasebe birimlerince sehven alındığını belirtmiş olsa da bu hususun verinde olmadığı, dava dosyasında faturalara ait itiraz edildiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla davalı faturaları kabul etmiş olduğundan fatura kapsamındaki her bir iş kalemine ait birim miktarlarını da kabul etmiş olduğu .... " şeklinde ki tespitin, fatura gereğince bakiye alacağın 245.161,81 TL olduğu yönündeki beyanlarını desteklediği, mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın 196.483,84 TL üzerinden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılması gerektiği, ortada likit alacak söz konu olduğundan icra inkara hükmedilmemesinin hatalı olduğu, zira sözleşme ve faturaların ortada olup, bu kapsamda işler yapıldığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında 07.01.2015 tarihinde Hidromekanik İmalat ve Montaj Sözleşmesinin imzalandığı, akdedilen sözleşme gereği davacı şirketin üzerine düşen edimleri gereği gibi ifa etmediği, bu nedenle kesin kabul yapılmadığı, karşı tarafça da her ne kadar sözleşmeye ilişkin kesin kabul hususu bir şart olmasına rağmen kesin kabulün yapılmasına ilişkin bir teklif ya da talep gelmediği, dosyada mübrez 14.10.2016 tarihli İş Teslim Tutanağı başlıklı evrakın , Ahmetli HES A.Ş. ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı nezdinde geçici kabul için yasalar uyarınca bakanlığa sunulması gereken bir belge olduğu, kesin kabul yönünden bir anlam ifade etmediği, ayrıca Enerji Bakanlığının da kesin kabulü halen yapmadığı, dava konusu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben iş sahibine SGK İl Müdürlüğünden açtırdığı işyeri hesabı altında yüklenici olarak alt hesap açtırılacağı ve işyeri bildiriminde bulunulacağı, bu işte çalıştırılacak tüm işçilerin bu işyeri dosyasından SGK bildirimlerinin yapılacağı, sigorta primlerinin bu dosyada süresinde ödeneceği ve yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinde iş sahibinin haklarının belirtildiği, ilgili madde ile belirtilen hususların hiçbirinin davacı tarafça yerine getirilmediği, ilgili kurumun barkodlu ve üzerinde e-borcu yoktur belgesi başlıklı yazısı ile ilişiksizlik belgesinin sunulması gerektiği, söz konusu belgelerin sunulmasından sonra davacının bir alacağı var ise kesin kabulün taraflar arasında yapılmasından sonra muaccel olacağı, ancak istenilen belgenin karşı tarafça sunulmadığı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E. 2010/1150, K. 2011/3293 ve T. 6.6.2011 kararında, "Yanlar arasındaki sözleşmenin kesin teminatın iadesi koşullarını düzenleyen 11. maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesi getirtilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kesin teminat yükleniciye iade edilecektir. Somut olayda davacı yüklenicinin Sosyal Sigortalar Kurumu’na prim borcu olup olmadığı araştırılmadan nakde çevrilen teminat tutarının tamamının hüküm altına alınması da doğru olmamış, kararın açıklanan bu nedenle de bozulması gerekmiştir." şeklinde belirleme yapıldığı, dosya içerisinde mevcut 12/07/2019 Tarihli Yüreğir SGM cevabında ise davacı tarafın ; 27.01.2019 tarihinde geçmişe dönük olarak 27.01.2015 tarihi itibari ile alt işverenlik dosyası açtırmak istediği ve davacı tarafın talebi neticesi SGK tarafından denetime başlandığı, denetim neticesinde SGK tarafından davacı tarafın başvurusunun reddedildiği ve taşeron kaydının iptal edildiğinin resmi kurum cevabında ifade edildiği, dosyaya gelen, Sosyal Güvenlik Müdürlüğü yazı cevabı içeriğinin, davacı tarafın taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin 7/son ve 12. maddesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediğini, taraflar arasında kesin kabulün olmadığını kanıtladığı, hal böyle iken davacının kusuru ve sözleşmeye aykırı tutumu neticesinde alt işveren tescilinin yapılamadığı ve borçsuzluk yazısı alınmadığının dikkate alınması gerektiği, davacının yükümlülüklerini tam ve gereği gibi yerine getirmediğinden kesin kabulün yapılamadığı, kesin kabulün yapılmamasında müvekkil şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığı, ancak gerekçeli karar incelendiğinde kesin kabule ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığı, karşı yanca yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin incelenmediği, bilirkişi raporunda 200.000,00 TL bedelli senedin davacıya iadesi yönündeki değerlendirmeye katılmadıkları, bu durumda davacının kusuru ile alt işveren tescili yapılmasa da ve yine davacı SGK' dan sözleşme gereği belge temin etmemiş olsa da ve davacı yükümlülüklerini yerine getirmese de senedin iadesine karar verilmesinin müvekkilinin zarara uğraması sonucunu doğurduğu, bu sonucun da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, ayrıca dava konusu senedin teslimine ilişkin davacı tarafların müvekkil şirketten dava açılmadan önce hiçbir talebi olmadığı, bu nedenle daha öncesinde talep edilmeyen senede ilişkin dava sonrasında müvekkil aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücreti yükletilmesinin hukuka aykırı olduğu, senedin elde tutulma amacının kesin kabulün yapılmaması, sözleşmedeki şartların yerine getirilmemesi ve SGK' dan alınması gereken ilişiksiz belgesinin ibrazının yapılmaması olduğu, mevcut durum incelendiğinde senedin geri teslimine ilişkin bahsedilen eksikliklerin hiçbirinin giderilmediği, müvekkilinin elinde bulunan senetle ilgili hiçbir işlem yapmadığı, müvekkilinin kötü niyetli olması halinde senedi icra takibine konu etmesi gerektiği, sözleşmede belirtilen bedelin ( 1.933.600,00 TL + 177.188,00 EURO ) sözleşmeye konu işin yapımı için başlangıçta tahmin edilen, imalat sırasında harcanabilecek tahmini malzeme miktarlarına ve tonajlara göre hazırlandığı, işin yapımı ve devamı sırasında kullanılan malzeme ve tonajın sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde taraflarca hesap edileceği ve ödemelerin bu hesaba göre yapılacağı, işin sonlandırılmasına kadar harcanabilecek malzemenin tam miktarının sözleşmenin başında taraflarca hesaplanabilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle, tahmini bir sarf hesabı üzerinden sözleşme akdedildiği, davacı şirket tarafından yapılan iş bakımından kullanılmayan ekipmanların, malzemelerin ve gerçekleştirilmeyen imalatlar ve montajların, kullanılmış ve gerçekleştirilmiş gibi fatura edildiği, bu faturaların sehven işleme konulduğu, Yargıtay kararlarında da yer aldığı üzere faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi ve faturanın deftere işlenmiş olmasının, işin tam ve gereği gibi yapıldığını veya malın teslim edildiğini ya da malın ayıpsız teslim edildiğini ispat etmeyeceği, uyuşmazlık halinde, işin tümüyle, eksiksiz şekilde yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiği, davacının bu hususu kanıtlayamadığı, bu nedenle ticari defterlerin delil niteliğini kazanmadığı, davacı tarafın yapılan-yapılmayan işlerin keşif icra edilmesi suretiyle incelenmesi ve defterlerin ona göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı tarafça kesilen faturalar ile hak edişler ve iş yapılırken harcanan malzeme miktarlarının birbirini tutmadığı, davacı tarafından belirtilen faturaların sözleşmenin 7. maddesine uygun olarak tanzim edilmediği, dolayısıyla ticari defterlerin delil niteliği kazanabilmesi için davacı tarafın sözleşme ile yükümlendiği işleri gereği gibi tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediğinin tespiti gerektiği, davacı şirketin kullanılmayan malzemeleri kullanılmış, yapılmayan işleri yapılmış gibi faturaya dökmesinin haksız kazanç elde etmesi dolayısıyla sebepsiz zenginleşmesi anlamına geldiği, aynı zamanda davacı tarafından hak ediş raporları ile, kantar fişleri ve irsaliyeleri, teslim tesellüm belgelerinin sözleşmenin 3. maddesinin 6. paragrafına uygun şekilde dava dosyasına da, taraflarına da sunulmadığı, bu belgelerin olmadığının dosyada mübrez raporda da belirtildiği, ancak tartı yapılmamasında taraflara eşit kusur atfedildiği, bu tespitin de kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3. maddesinde davacının tartım yapması zorunluluğunun , davacının tartımdan önce iş sahibine haber verme zorunluluğunun , tartım sonrası sahaya sevkiyat yapılacağının açıkça yazılı olduğu, gerçek rakama ancak inşaatın imalatı yapılınca tartım ile ulaşılacağı, ancak müvekkil şirkete tartı irsaliyelerinin sunulmadığı, bu nedenle haliyle müvekkil şirketin bir hesaplama yapamadığı ve ilk başta belirlenen rakam üzerinden de bir hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, sözleşmedeki rakamın tahmini olduğunun her iki tarafça da bilindiği, bu hususun ancak kesin kabul ile mutabakata varılabilecek bir husus olduğu, maalesef ki karşı taraf kesin kabulden imtina ettiği, davacının kötü niyetli , eksik, hatalı iş ve işlemlerinde müvekkiline yüklenecek kusur ve sorumluluk bulunmadığı, davacı şirket tarafından yükümlenen işlerin gereği gibi tam ve eksiksiz şekilde yerine getirilmediği, tüm ihtarlarına rağmen eksik ve ayıplı işlerini gelip tamamlamadığı, müvekkili tarafından, ... Yapı İnşaat Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye 2.166.730,00 TL ödeme yapıldığı, müvekkilinin ... Yapı İnşaat Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ye ait olan eksik ve ayıplı işler için ... Makine’ye 6.500,00 TL, ...’a 103.840,00 TL ve yine ...’a 17.700,00 TL ödendiği, tespit edilen eksik ve ayıplı işlere ait Karaisalı Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/4 Değişik İş sayılı dosyasından bilirkişi tespiti istendiği, bilirkişilerin 352.626,60 TL’lik eksik ve ayıp tespit ettiği, eksik ve ayıplı işler ile toplam 152.820,00 TL 3. kişilere ödeme yapıldığı, tespit edilen eksikliklerin ve hatalı yapılan işlerin yüklenici ... tarafından eksik ve hatalı yapıldığının açıkça belirlendiği, ancak dosyaya sunulan raporda 17.02.2021 tarihli rapordaki tespitlerin değerlendirilmediği, Karaisalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan tespit 2020 tarihinde yapılmış olsa da işin yapıldığı andan itibaren, geriye dönük olarak hata ve eksiklik olduğunun açıkça yazılı olduğu, bu tespitlerin dosyaya sunulan raporda, aleyhlerine olacak şekilde, dikkate alınmamasının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, ticari defterlerinin bulunduğu mahkemelerin bilirkişilere bildirildiği, fakat defterlerinin celp edilip incelenmediği, dosyaya ibraz olunan raporlara karşı sundukları itirazların da reddedildiği, dosyada mevcut raporlar arasında da çelişki bulunduğu, itirazlarının değerlendirilmesi ile birlikte çelişkinin de giderilmesi gerektiği, bu hususun dahi başlı başına bozma nedeni olduğu, dosya içerisinde mevcut itirazlar da dikkate alınarak ; yerinde inceleme yapılarak bunun sonucunda bilirkişi raporu alınması amacı ile keşif yapılması gerektiği, kesin kabulden karşı tarafça imtina edildiği, kesin hak ediş ve kesin hesap yapılmadığı, alacak ve vereceğin belirlenmediği, her ne kadar ara hak edişler yapılıp faturalar kesilmişse de bu husus kesin hesapla doğrulanmadıkça hangi tarafın haklı olduğu hususuna ne yazık ki ulaşılamayacağı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar erilmesi talep edilmiştir. Dava ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davacılardan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince asıl davada davalıdan alınması gereken 13.662,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.415,50 TL ve 269,85 TL olmak üzere toplam 3.685,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.976,65 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada davalıdan alınması gereken 13.421,81TL TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.355,45 TL ve 269,85 TL olmak üzere toplam 3.625,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.796,51 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca ödenen başvuru harcı ile taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 05.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır