T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/974 - Karar No:2025/984 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/974 KARAR NO : 2025/984 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2019/161 E-2023/586 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)| KARAR TARİHİ : 01/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2025 Davacı vekili ta…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/974 - Karar No:2025/984 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/974 KARAR NO : 2025/984 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2019/161 E-2023/586 K DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)| KARAR TARİHİ : 01/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin asıl, tazminat istemine ilişkin birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı -birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında "İçişleri Bakanlığı Dış Cephe Restorasyon Projesi" kapsamında metal ... kaplama çatı işlerinin görülmesine ilişkin 16.05.2018 tarihli çatı sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin çatı işlerinin görülmesini taşeron (alt yüklenici) sıfatı ile üstlendiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşme uyarınca yapmakla yükümlü olduğu tüm edimlerin laikiyle ifa edildiğini, ancak mücbir sebep sayılacak şekilde yağmur yağması sebebiyle tüm önlem ve çabalara rağmen çatıdan akan su nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmamasına karşın davalının istemi üzerine işin tasfiye edilmesi ve müvekkilinin haklarının ödenmesi hususunda tarafların mutabık kaldıklarını, su sızıntısında müvekkilinin kusursuz olmasına karşın oluştuğu iddia edilen zarar nedeniyle müvekkilinin hak edişinden haksız yapılan kesintiyi dahi müvekkilinin kabul ettiğini, mevcut davada alacaklarının konusunu, yapılan kesintilerden sonra bakiye kalan ve davalıya bırakılan malzeme ile yapılan işin bedelinin toplamı olan 411.790,97 TL ana para alacağının oluşturduğunu, söz konusu işin davalı ve iş sahibi bakanlık tarafından herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan teslim alındığını, bu doğrultuda hak ediş faturalarının davalı şirkete gönderildiğini, kabul teslim tutanağının da şirket tarafından alındığını, müvekkili şirkete bir kısım ödemelerin yapıldığını fakat bakiye tutarın ödenmediğini, ayrıca müvekkilinin aldığı kısmi ödemelere ilişkin davalıya faturalar gönderdiğini, davalının kendi yaptığı ödemelere ilişkin faturaları dahi iade ettiğini, müvekkilinin bakiye tutar için faturaları elinde tuttuğunu, ödenmeyen bakiye alacağın tahsili amacıyla Ankara 28. İcra müdürlüğünün 2018/13016 esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin haksız itiraz nedeniyle durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, takip tutarının işlemiş faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasında 16.05.2018 tarihli "Çatı Sözleşmesi-İçişleri Bakanlığı Dış Çephe Restorasyon Projesi Metal ... Kaplama Çatı İşleri " imzalandığını, davacı taşeron şirkete sözleşmenin 7. maddesi gereğince avans ve çek ödemelerinin yapıldığını, davacı şirketin eksik ve hatalı imalat nedeniyle taahhütlerini yerine getiremediğini, sözlü ve yazılı olarak yapılan uyarılar ile sözleşme konusu işin imalat takvimine uygun olarak yürütülmesinin istenildiğini, davacı şirketin çatı üzeri yürüyüş platformunu tamamlamadığını, yapılan imalatların ise hatalı ve eksik yapıldığını, işin gecikmesinin müvekkili şirket ve ortakları yönünden yaratacağı sıkıntı dikkate alınarak davacı taşeron şirketin işine son verildiğini, işin özellik arz etmesi ve sürenin de kısıtlı olması nedeniyle aynı işin hatalarının düzeltilmesi ve tamamlanması için dava dışı ... Çatı ve Çephe Sistemleri San. Tic. A.Ş. ile yeni bir taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacı şirketin hatalı ve eksik yaptığı işler ile hiç yapılmayan işin kalan kısmının yeni taşeron şirket tarafından tamamlandığını, davacı şirket, aradan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra, 02.11.2018 tarihinde işbu davaya da konu olan Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13016 nolu dosyası ile ilamsız icra takibinde bulunarak 30.06.2018 tarihli 411.790,97 TL alacağın ödenmesini talep ettiği, söz konusu takibe davalı şirketin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle 24.11.2018 tarihinde itiraz edildiğini, davacı şirketin, itirazdan 4 ay geçtikten sonra itirazın iptali ve takibin devamı hususunda işbu davayı açtığını ancak davacı şirket, işbu davayı açmadan önce fakat icra takibinden sonra açılacak davada haksız duruma düşmemek için 6 ay önce yaptığını iddia ettiği işler için biri 300.000,00 TL, diğeri 17.290,54 TL bedelli ve 24.12.2018 tarihli faturaları düzenleyerek davalı şirkete gönderdiği, davalı şirket de yapılmayan işlere karşılık düzenlenen bu faturaları kabul etmeyerek iade ettiğini, davacı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ilişkinin tasfiye ile sona ermesinden 5 ay sonra icra takibi yapması, 6 ay sonra yapmadığı işler için fatura düzenlemesi kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin, yaptığını iddia ettiği işler için fatura kesmiş olmasına rağmen, icra takibine ve işbu davaya konu alacağı için hiçbir fatura düzenlememiş olduğunu, davacının en son işin tasfiyesinden 6 ay sonra düzenlediği 24.12.2018 tarihli faturalar kendisinin de dava dilekçesinde ikrar ve kabul ettiği gibi müvekkil şirket tarafından fazla yapılan ödemeler için olduğunu, halbuki davacı şirket gerçekten icra takibi ve dava konusu 411.790,97 TL alacak hakkı olsaydı, bunu da faturalandırması gerekeceğini, müvekkili tarafından davacıya sözleşme tarihinden sonra toplam tutarı 600.000,00 TL olan iki adet çek verilip 30.05.2018 tarihinde 600.000,00 TL havale yapıldığını, yapılan 1.200.000,00 TL ödemeye karşılık davacı tarafından sadece 30.06.2018 tarihli 900.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, 24.12.2018 tarihine kadar hiç bir fatura düzenlenmediğini, icra ve dava konusu yapılan alacağın tarihi 30.06.2018 olup, bu tarih aynı zamanda davacının ilk düzenlediği 900.000,00 TL bedelli faturanın da tarihi olduğunu, davacının gerçekten icra ve dava konusu edilen 30.06.2018 tarihli 411.790,97 TL tutarında alacağı olsa idi bu alacağın da faturalandırılmış olması gerekeceği davacı şirketin iddia ettiği gibi alacağı bulunmadığını, fazla ödeme dolayısıyla müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, VUK 231/5. maddesinde ise, faturanın malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiği, bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı hükme bağlanmış olduğunu, davacı tarafın, 411.790,97 TL alacağa ilişkin kendisi tarafından tek taraflı düzenlenmiş hak ediş özetleri başlıklı bir belge ile kendisi tarafından düzenlenen cari hesap dökümünü dayanak gösterdiğini, 411.790,97 TL alacağa ilişkin başka hiçbir belge bulunmadığını, davacı tarafından delil olarak gösterilen hak ediş özetleri ile cari hesap dökümünde hak ediş alacağının 900.000,00 TL ve 482.697,45 TL olup, toplam 1.382.697,45-TL tuttuğunu, 482.697,45 TL hakediş alacağı için 01.11.2018 tarihli hizmet faturasının dayanak gösterildiğini, halbuki davacı şirket tarafından böyle bir faturanın düzenlenmediğini, icra takibinde alacak gösterilen rakamı haklı göstermek ve ispat etmek için bu belgelerin davacı tarafça türetildiğini, yine davacının 01.11.2018 tarih itibariyle 482.697,45 TL hak ediş alacağı varsa 24.12.2018 tarihinde hakediş alacağı için 300.000,00 TL bedelli fatura düzenlenmesinin tek taraflı olarak hesabı tutturmaya yönelik türetildiğinin bilirkişi incelemesi ile de anlaşılabileceğini, haksız davanın reddi ile kötü niyetli olarak yapılan takip nedeniyle müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 2018/258193 İhale Kayıt Numaralı “İçişleri Bakanlığı Merkez Binalar 2. Etap Restorasyon” ihalesi müvekkil ... Mühendislik İnşaat Oto Emlak Yakıt Nakliye Turizm ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin uhdesinde kaldığı ve idare ile müvekkil arasında bu işe ait sözleşme imzalandığı, taraflar arasında ise 16.05.2018 tarihli "Çatı Sözleşmesi- İçişleri Bakanlığı Dış Cephe Restorasyon Projesi Metal ... Kaplama Çatı İşleri" imzalandığı, davalı taşerona sözleşmenin 7. maddesi gereğince avans ve çek ödemeleri yapıldığı, ancak davalı taşeron şirket, eksik ve hatalı imalat nedeni ile taahhütlerini yerine getiremediği, davalı taşeronun sözlü ve yazılı birçok defa uyarıldığı ve sözleşme konusu işi imalat takvimine uygun olarak yürütmesinin ihtar edildiği, davalının, çatı üzeri yürüyüş platformunu tamamlamadığı, yaptığı imalatları ise hatalı ve eksik yaptığı ve işin bu şirket tarafından tamamlanmasının şüpheli hal aldığı, açıklanan nedenlerle müvekkil şirketin, davalı taşeron şirketin işine karşılıklı anlaşarak son verdiği, davalıya 299.999,99 TL fazla ödeme yapıldığı, bu hususun her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu, davalı şirketin, tamamlayıp teslim ettiği işlerde ortaya çıkan ayıplar sebebiyle sorumlu olduğu, bu hususun davalı şirketin, 07.07.2018 tarihli İmalat Kontrol Kabul Teslim Tutanağı'nda da açıkça kabul ettiği, davalı şirket tarafından teslim edilen makam binası ve ana bina doğu EGM tarafında çatılarda su sızıntısı ve duvarlarda kabarmalar olduğu, ivedi olarak tamir ve tadilatının yapılmasının istendiği, bu hususun davalıya ihtar edilmesine rağmen davalı şirketin, 09.02.2021 tarihli cevabi ihtarnamesi ile sözleşmenin sona erdirildiği gerekçesi ile ayıpları gidermeyi kabul etmediği, ayıpların giderilmesi için ... Yapı İnşaat Restorasyon San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile tadilat sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında 106.200,00 TL ödeme yapıldığı, ayıpların giderilmesi için 106.200,00 TL ödeme yaparak zarara uğradıkları belirtilerek fazla ödenen 299.999,99 TL ile davalı şirketin yaptığı işlerle ilgili ayıplardan dolayı uğranılan 106.200,00 TL zarardan şimdilik 10.000,00 TL'nin en yüksek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.02.2021 tarihli talep açıklama dilekçesinde ise sözleşmenin feshi gerekçesi sonucu müvekkil şirketin davalı şirketten alacağı olan 299.999,99 TL’den şimdilik 7.385,00 TL’nin, davalı şirketin ayıba karşı tekeffül yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle uğranılan zarar karşılığı 106.200,00 TL’den şimdilik 2.615,00 TL’nin talep edildiğini beyan etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; müvekkili tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/161 esas sayılı dosyasında sözleşmeye dayalı yapılan işle ilgili bedelin tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın haksızlığı iddiasıyla dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı talebinin zaman aşımına uğradığını, müvekkilin yaptığı işlerin davalı şirket çalışanı inşaat mühendisi tarafından onaylanarak teslim alındığını, davacının ayıp ihbarının yerinde olmadığını, yapılan imalatların ayıplı olmadığını, ayrıca müvekkili tarafından alınan malzemelerin inşaat mahallinde kaldığını, bunun da bedellerinin ödenmesi gerektiğini beyan ederek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; asıl davanın, bakiye iş bedelinin ödenmesine yönelik başlatılan takibe itirazın haksızlığı iddiasıyla açılan itirazın iptali davası, birleşen davanın ise asıl yüklenici tarafından yapılan fazla ödeme ile ayıplı imalattan doğan zararın tazminine yönelik olduğu, celp edilen Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13016 esas sayılı dosyasının incelenmesinde asıl dosyanın davacısının 411.790,97 TL asıl alacak, 40.386,77 TL işlemiş faiz olmak üzere 452.177,74 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalının süresinde tüm borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, taraflar arasında 16/05/2018 tarihli İçişleri Bakanlığı Dış Cephe Restorasyon Projesi kapsamında metal ... kaplama çatı işlerinin yapılması hususunda sözleşme imzalandığı, davacının taşeron olarak bu işlerin bir kısmını yaptığı çekişme konusu olmayıp çekişme, davacının sözleşilen işin ne kadarını yaptığı, ne kadar iş bedeli hak ettiği, yaptığı işlerin ayıplı olup olmadığı, asıl dosyanın davacısına alt yüklenici tarafından fazla ödeme yapılıp yapılmadığı üzerinde toplandığı, asıl davaya ilişkin alınan UYAP'a yükleme tarihi 13/12/2021 olan raporda; davalının davacının yapmadığı ve eksik yaptığı işlerin ... Çatı ve Cephe Sistemleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'ne yaptırıldığını , davacıya borçlu olmayıp alacaklı konumda olduklarını belirttiği, ancak dikkat çeken hususun davacı ... Yapı... Ltd.Şti ve dava dışı ... Çatı ve Cephe Sistemleri San Tic AŞ ile aynı anda( 16.05.2018) tarihinde sözleşme yapılmış olması olduğu, diğer dikkat çeken hususun ise Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve koordinasyon Başkanlığı İçişleri Başkanlığı Merkez Binalar 2. Etap Restorasyon işi ihalesini 28.05.2018 tarihinde yapmış olup, 06.06.2018 tarihinde davalı ... Müh... Ltd Şti ile sözleşme imzalandığı, ancak ... Müh.... Ltd.Şti davacı ve ... Çatı ve Cephe sistemleri .... AŞ ile sözleşmelerinin ihale tarihi öncesinde imzalandığı, davacı davalı aleyhine 01.11.2018 tarihinde geçtiği takip tarihine kadar 30.06.2018 tarihli 900.000,00 TL bedelli fatura dışında fatura düzenlemediği, takip tarihinden sonra 24.12.2018 tarihinde ( dava açmadan önce) 17.290,54 TL bedelli ve 300.000,00 TL bedelli iki fatura düzenleyerek davalıya gönderdiği, davalı ... Müh... Ltd. Şti’nin 28.12.2018 tarihinde Sinop Noterliğinin 16739 yevmiye nosuyla davacı ... Yapı ....Ltd Şti’ye çektiği ihtarda, davacının düzenlemiş olduğu 24.12.2018 tarihli 17.290,54 TL bedelli ve 300.000,00 TL bedelli iki faturayı iade ettiği, dosya kapsamında sadece davacının takipten sonra düzenlediği faturalar ve açık hesap ilişkisi kapsamındaki kendi hazırladığı dökümün mevcut olduğu, müşterek imzalı hak edişler bulunmadığından davacının takibe konu alacağının mevcudiyetinin tespit edilemediği, kaldı ki davacının kendi lehine delil teşkil eden defter kayıtlarında dahi takip tarihi itibariyle davalıya borçlu görünmekte iken sonradan kestiği faturalar dikkate alındığında dahi 17.290,55 TL alacaklı göründüğünün bildirildiği, rapora karşı taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra aynı bilirkişilere tevdi edilerek asıl dosyanın davacısının itirazlarını karşılar ek rapor alınması için dosya aynı bilirkişilere tevdi edildiği, alınan 12/04/2022 tarihli ek raporda; teslim edilen malzemelerin bedelinin istenmiş ise de bu malzemelerle yapılan iş bedelinin dosyada mevcut belgelerle tespit edilemediğinden mali incelemeler nazara alınarak taraf beyanlarının değerlendirilmesinin zorunluluk arz ettiği ve bu nedenle kök raporlarındaki görüşün değişmediğinin bildirildiği, bu rapora karşı da taraf vekillerinin beyan ve itirazları alındıktan sonra 11/05/2022 tarihli duruşmada bazı belgelerin celp edilmesi istenildiği, daha sonra ise belirlenen tespitlere göre ek rapor alınmasına karar verildiği, bu nedenle ilgili yerlere müzekkereler yazıldığı, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/852 esasında kayıtlı aynı işle ilgili olarak bu defa alt yüklenicinin açtığı davanın mahkeme dosyasıyla birleştirildiği, bilirkişi kurulundan alınan 30/04/2023 tarihli ek raporda;"1-Dava konusu çatının taraflar arasında imzalanan 06.07.2018 tarihli, " Çatı Sözleşmesi" ile yapımına başlanıldığı, davacı/ karşı davalı yan tarafından işin tamamlanmadığı, tamamlanan kısmının 07.07.2018 tarihli " İmalat Kontrol Kabul Teslim Tutanağı " ile teslim edilmiş olduğu, ancak hangi imalatın ne miktarda teslim alındığına dair bir tespitin tutanakta yer almadığı, 2-Aşırı yağışlar sonrasında çatıda meydana gelen hasara ilişkin bir tespit yapılmamış olduğu, bu nedenle yapılan imalatın ne kadarının hasar görmüş olduğunun tespitinin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda belirlenmesinin mümkün olamadığı, 3-Davacı/ karşı davalı yan tarafından işin yarım bırakılması nedeniyle şantiyede bulunan bir kısım malzemenin işin devamını yapacak olan dava dışı şirkete 24.09.2018 tarihli "Malzeme Teklif Özeti" ile teslim edilmiş olduğu, davalı/ karşı davacı yanın bilgisi dahilinde bu teslimatın gerçekleştiği ve her üç şirketinde evrakta imzalarının bulunduğu, Malzeme Teklif Özetinde; teslim edilen malzemelerin bedeline ilişkin bir tutar belirlenmediği, sadece malzeme miktarlarının belirlendiği, söz konusu malzemelerin bedelinin hakediş raporunda 292.750,41 TL olarak talep edildiği, Malzeme bedellerinin, malzemelerin teslim edildiği tarih olan 2018 ve dava tarihi olan 2019 yılı için serbest piyasa fiyatları için araştırılmış, ancak serbest piyasada yapılan araştırma sonucunda fiyatların tespit edilmesinin mümkün olamadığı, bu nedenle malzeme fiyatlarının hesaplanabilmesi için dava dosyasına malzemelere ait faturaların sunulmasına ihtiyaç olduğu, 4-Yağmurlar sonucunda, çatıda meydana gelen hasarın alt katlara sirayet etmesi sonucunda bina içerisinde meydana gelen hasarların davalı/ davacı karşı taraf tarafından yaptırılması gerektiği, bu nedenle tadilatı yapmış olan ... Yapı ... Ltd Ştinin ... Müh... Ltd Ştine 20.09.2021 tarihinde 106.200,00 TL bedelli fatura düzenlendiğinin beyan edilmiş olduğu, ancak yapılan imalat kalemleri ve teklif fiyatlarına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı, yapılan imalat bedelinin uygun olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılamadığı.." yönünde görüş bildirildiği, asıl dosyanın davacısı takip talebinde asıl alacak yönünden harcı yatırdığı fakat faiz yönünden de itirazın iptalini istediğinden eksik harcın ikmal ettirildiği, asıl dosyanın davalısı İçişleri Bakanlığı Dış Cephe Restorasyon kapsamında kalan işleri üstlenmiş, davacı şirket ile de üstlenilen proje kapsamındaki metal ... kaplama çatı işlerinin görülmesine ilişkin 16/05/2018 tarihli sözleşme imzalandığı, işlerin belirli bir kısmı tamamlandıktan sonra iş davacı tarafından yarım bırakılıp başka şahıslar tarafından söz konusu iş tamamlandığı, sunulan delil ve belgelere göre davacının yaptığı işte eksik ve ayıplı iş bulunmadığı, davalının işleri yaptığı esnada işlerin geç yapıldığına yönelik herhangi bir ihtar ve yazı da bulunmadığı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik emsal içtihatlarına göre belirtilen iş asıl dosyanın davacısı tarafından üstlenildiğinden asıl dosyanın davacısının işi hangi tarihte bıraktığı, ne kadar iş yaptığı, işlerin ayıplı yapılıp yapılmadığı, yarım kalan işin kim tarafından yapıldığı ve ne kadar iş yapıldığı, ne kadar ödeme yapıldığı, yapılan işin eksik ve ayıplı olup olmadığının yüklenici tarafından ispat edilmesi gerektiği, alınan rapor ve ek raporlardan anlaşılacağı üzere davacının tam olarak yaptığı iş ve iş bedeli belirlenememesine rağmen davacının aldığı ödemeden sonra işin tamamlanması için talep edilen asıl alacaktan fazla ödemeler yapıldığı, o halde asıl dosyanın davacısı icra müdürlüğünde talep edilen asıl alacak miktarı kadar alacağı davalıdan talep edebileceği, asıl dosyanın davacısı bir kısım malzemeleri inşaat sahasında bıraktığını ve bu nedenle de bu belgelerin incelenmesi talep etmişse de yukarıda gösterilen gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda söz konusu belgelerin yeniden incelenmesine gerek olmadığı, asıl dosyanın davacısı işlemiş faiz talep etmişse de asıl dosyanın davalısının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge ibraz edilmediğinden asıl dosyanın davacısı ancak takip tarihinden itibaren avans faizi talep edebileceği, birleşen dosyanın davalısının fazla ödemenin iadesi ile ayıplı işlerden dolayı uğranılan zararın tazminini talep etmişse de alınan rapor ve ek raporlarda fazla ödeme olduğu ispat edilemediği gibi asıl dosyanın davacısının yapmış olduğu işlerin ayıplı olduğunu da ispat edemediği, toplanan delillere göre asıl dosyanın davalısının üstlendiği işin sözleşmede belirtilen kısımlarını yapmak üzere davacının bu işleri üstlendiği, belirli bir süre sonra işi bıraktığı ve sözleşmede belirtilen işin dava dışı şirket tarafından tamamlandığı, asıl dosyanın davacısının işi bıraktığı tarihte yaptığı iş miktarı, ödenen miktar, işlerin ayıplı olup olmadığı, işlerde gecikme olup olmadığı hususlarında herhangi bir tespitin yapılmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de sözleşmede belirtilen işin yarım bırakıldığının yapılan iş miktarının işlerin ayıplı olup olmadığının asıl dosyanın davalısı tarafından ispat edilmesi gerektiği, yapılan işin ayıplı olduğuna yönelik herhangi bir delil ve belge sunulmadığı, gecikme olduğu ve bu nedenle gecikme cezasının ödenmesi gerektiği yönünde de usulüne uygun delil sunulmadığı, asıl dosyanın davacısı sunduğu delil ve belgeler ve alınan bilirkişi raporuna göre bakiye alacak miktarı kesin ve net olarak belirlenememiş ise de yarım bırakılan işin dava dışı şirket tarafından yapıldığı, yapılan ödemeler göz önünde bulundurulduğunda davacının talebinden çok fazla bulunduğu, bu durumda da yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre davacının talep edilen miktar kadar işi yaptığının kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmakla asıl davanın kısmen kabulü ile, davalının 411.790,97 TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davacının işlemiş faiz ile şartları oluşmayan inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen davada fazla ödeme yapıldığı ve ayıplı iş bedeli talep edilmiş ise de ayıplı işin ve fazla ödemenin ispat edilmemesi nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konusunu itirazın iptali oluşturan asıl davada ispat yükü davacı/karşı davalıda olmasına, davacı/karşı davalı şirketin icra takibine konu ettiği alacak iddiasını ispat edememesine, hatta dosyadaki tüm deliller aksini ispat etmesine rağmen mahkemenin davacı/karşı davalı lehine verdiği kararın yerinde olmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” düzenlemesi olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunun düzenlendiği, davacı/karşı davalı şirketin, davaya da konu olan Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13016 nolu dosyası ile ilamsız icra takibinde bulunarak 30.06.2018 tarihli 411.790,97 TL alacağın ödenmesini talep ettiği, 02.11.2018 tarihinde davacı/karşı davalı tarafın ticari defterlerinde de, ticari belgelerinde de bu alacağı gösteren hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, icra takibi yapıldıktan sonra davacı/karşı davalı şirket, daha önce başlattığı icra takibindeki alacağı dayanak göstermek için biri 300.000,00 TL, diğeri 17.290,54 TL bedelli ve 24.12.2018 tarihli faturaları sonradan düzenlediği, dosyada 3 defa farklı bilirkişilerden raporlar alındığı, her 3 bilirkişi raporunda da tarafların ticari defter ve belgelerinde böyle bir alacağı doğrulayacak bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, hatta ticari defter ve belgelerde müvekkil şirketin davacı/karşı davalıdan 299.999,99 TL alacaklı göründüğünün tespit edildiği, buna rağmen mahkemece davacı/karşı davalı şirketin 411.790,97 TL alacaklı olduğunun kabul edildiği, dosyada 411.790,97 TL’nin nasıl hesaplanıp bulunduğuna ilişkin inceleme ve tespit bulunmadığı, mahkemenin gerekçeli kararında bu tespit ve hesaba ilişkin hiçbir açıklama olmadığı, gerçekten böyle bir alacağın olup olmadığının tartışılmadığı, dosyadaki tüm belgelerin mahkemenin karar gerekçesin aksini ispatladığı, mahkemenin, gerekçeli kararın 5. sayfasının başında kararına gerekçe gösterdiği bilirkişi raporunda; "her iki tarafın kendi lehine delil teşkil eden defter kayıtlarında davacının takip tarihi itibariyle alacaklı görünmediği; sadece davacının kestiği son iki fatura kabul edilse dahi takipten sonra davadan önce kesilen faturalar sonucu davacının 17.290,55 TL alacaklı göründüğü..."nün ifade edildiği, dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında davacı/karşı davalının icra konusu alacağının bulunmadığının kabul edildiği, raporların birinde davacı/karşı davalı şirketin kestiği faturalar kabul edilse dahi davacının 17.290,55 TL alacaklı göründüğü ifade edilmiş olmakla birlikte, sayın mahkemenin 411.790,97 TL alacağın varlığını kabul etmesinin hukuki bir dayanağı ve delili bulunmamakta olup, davacı/karşı davalının iddiasını ispat edememiş olmasına rağmen asıl dava yönünden davanın kabulünün olmadığı, tarafların karşılıklı sona erdirdikleri sözleşmeye dayalı olarak müvekkil şirket davalıya 299.999,99 TL fazla ödeme yaptığı, bu hususun her iki tarafın ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ilişkinin tasfiye ile sona ermesinden 5 ay sonra icra takibi yapması, 6 ay sonra yapmadığı işler için fatura düzenlemesinin kabul edilemeyeceği, davacı şirket tarafından düzenlenen 411.790,97 TL alacağı gösteren belgeler incelenecek olursa, söz konusu belgelerin davacı şirket tarafından aradaki ilişkinin tasfiyesinden sonra tek taraflı düzenlenmiş belgeler olduğu, 411.790,97 TL alacağın bulunduğuna dair müvekkil şirketin hiçbir kabul veya taahhüdünün bulunmadığı, davacı şirket tarafından ibraz edilen belgeler incelenecek olursa, müvekkil şirketin davacı taşeron şirkete sözleşme tarihinde toplamları 600.000,00 TL olan 2 adet çek verdiği ve 30.05.2018 tarihinde de 600.000,00 TL havale yaptığı, müvekkil şirketin toplamda 1.200.000,00 TL ödemesine karşılık, davacı şirket sadece 30.06.2018 tarihli 900.000,00 TL bedelli fatura düzenlediği, davacı şirketin, 24.12.2018 tarihine kadar da hiçbir fatura düzenlemediği, davacı şirketin icra ve dava konusu varlığı iddia edilen alacağa dikkat edilirse, söz konusu alacağın 30.06.2018 tarihli olduğu, bu tarihin aynı zamanda davacının ilk düzenlediği 900.000,00 TL bedelli faturanın da tarihi olduğu, davacının gerçekten icra ve dava konusu edilen 30.06.2018 tarihli ve 411.790,97 TL bir alacağı olsaydı, aynı tarihte bu alacağın da faturalandırılması gerektiği, halbuki davacı şirketin, iddia ettiği bu alacağa ilişkin hiçbir fatura düzenlemediği, dosyada alınan 3 ayrı bilirkişi raporunda müvekkil şirketin, davacı/karşı davalıya bir borcunun bulunmadığının açıkça ifade edildiği, dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında icra takip tarihi itibariyle davacı/karşı davalının müvekkil şirketten alacağının bulunmadığı açıkça tespit edilmişken, mahkemece hiçbir gerekçe göstermeksizin aksine karar verilmesinin hatalı olduğu, mahkeme kararının 6. sayfasında; "Sunulan delil ve belgelere göre davacının yaptığı işte eksik ve ayıplı iş bulunmamaktadır. Davalının işleri yaptığı esnada işlerin geç yapıldığına yönelik herhangi bir ihtar ve yazı da bulunmamaktadır." Denildiği, mahkeme davacı/karşı davalı şirketin dava konusu işi eksiksiz ve ayıpsız yaptığını kabul etmiş olmakla birlikte, buna dayanak hiçbir şey göstermediği, halbuki dava konusu sözleşmede davacı/karşı davalı şirket işi tamamlamadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı sona erdirildiği, kalan işin başka bir şirket tarafından tamamlandığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacı/karşı davalı şirketin asıl davaya ilişkin 03.04.2019 tarihli dava dilekçesinde de bu hususun kabul ve ikrar edildiği, mahkeme kararında davacı/karşı davalı şirketin yaptığı işte eksik ve ayıplı iş bulunmadığını kabul etmiş olmasına rağmen, mahkeme kararının aksine davacı/karşı davalı şirketin dava dilekçesinde inşaat halinde çatıdan su akmasının tüm önlem ve çabalarına rağmen önlenemediğini kendisinin kabul ve ikrar ettiği, mahkeme kararının yine 6. sayfasında; dava konusu alacağın davacı/karşı davalı yüklenici tarafından ispatlanması gerektiğini kabul ederek davacı/karşı davalı şirkete müvekkil şirketin talep edilenden daha fazla ödeme yaptığını kabul ettiği, mahkemece müvekkil şirketin bilirkişi raporlarında da ifade edildiği gibi talep edilenden daha fazla ödeme yaptığını kabul etmesine, ispat yükünün davacı/karşı davalı şirkette olmasına rağmen neden aksine karar verdiğinin anlaşılamadığı, alınan raporlarda davacı birleşen dosya davalısı şirketin her ne kadar icra takibinde 411.790,97 TL tutarında icra takibi başlatmışsa da davacının kendi defterlerinde 02.11.2018 takip tarihi itibariyle 299,999,99 TL borçlu gözüktüğünün edildiği, 30.04.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; "Davacı/ karşı davalı yan tarafından işin bir bölümünün bitirilerek 07.07.2018 tarihli " İmalat Kontrol Kabul Teslim Tutanağı " ile teslim edilmiş olduğu, İmalat Teslim Açıklaması incelendiğinde; "- Tamamlanan imalata ait son kontroller yapılmıştır. Kontrol neticesinde ürün/imalat sözleşme, proje ve müşteri taleplerine uygundur, ürün/imalat istenilen standartları sağlamaktadır.-İşin tesliminden sonra malzeme ve imalat kaynaklı hatalı uygulamalar garanti kapsamındadır.-Kullanım kaynaklı ( üzerinde kontrolsüz yürünmesi, üzerinde malzeme taşınması, çatıda ... Yapı'nın bilgisi olmadan lokal tamir veya başka bir imalat yapılması v.b. ) sorunlar garanti kapsamı dışındadır. ... Yapı'ya herhangi bir sorumluluk yüklenmeyecektir. Oluşabilecek sorunların çözümü için ... Yapı'dan destek alınmalıdır." şeklinde olduğu, ancak hangi imalatın ne miktarda teslim alındığına dair bir tespitin tutanakta yer almadığının belirtildiği, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere davacı/karşı davalı şirketin, tamamlayıp teslim ettiği işlerde ortaya çıkan ayıplar sebebiyle sorumlu olduğu, bu hususun davalı şirketin, 07.07.2018 tarihli İmalat Kontrol Kabul Teslim Tutanağı'nda da açıkça kabul ettiği, fakat sözleşmenin sonlandırılması nedeni ile ayıpların giderilmemesi üzerine, bu ayıpların giderilmesi için ... Yapı İnşaat Restorasyon San. Ve Tic. Ltd.Şti. ile tadilat sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında 106.200,00 TL ödeme yapıldığı, dolayısıyla davalı şirketin kendi yaptığı işlerde ortaya çıkan ayıpları gidermemesi sebebiyle, müvekkil şirket başka bir şirkete bu ayıpların giderilmesi için 106.200,00 TL ödeme yaparak zarara uğradığı, mahkeme ayıplı iş sebebiyle müvekkil şirketin hakkını ispat edemediğine karar verilmiş ise de, zararın taraflar arasında tutulan 07.07.2018 tarihli tutanak ile taraflar arasındaki ihtarnameler ve müvekkil şirketin ayıplı işin giderilmesi için yapmış olduğu ödeme ile ispat edildiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddeleri uyarınca taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yine, gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer. Bu kabul, adi karine niteliğindedir. Nitekim; Dairemizin ve Yargıtay’ın istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici tarafından ifa edilmiş ve gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bunun aksini ileri süren iş sahibi yüklenicinin işi bırakıp kalan işi başkalarına tamamlattığı ya da kendisinin tamamladığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2018 tarih, 2018/1098 Esas, 2018/2314 Karar numaralı ilamı.) Somut olay incelendiğinde; taraflar arasında, "İçişleri Bakanlığı Dış Cephe Restorasyon Projesi" kapsamında metal ... kaplama çatı işlerinin yapımını konu alan 3.200.000,00 TL+KDV götürü bedelle sözleşme imzalandığı ve sözleşme kapsamındaki iş tamamlanmadan işin tasfiye edilmesi hususunda taraflarca mutabık kalındığı anlaşılmıştır. Davacı birleşen dosya davalısı tarafından dava konusu alacağına esas olacak şekilde tek taraflı düzenlenip dosyaya sunulan ve davalının kaşe ve imzası bulunmayan bila tarihli "Hakediş Özetleri" başlıklı belgede ise, toplam hakediş tutarının 1.171.777,50 TL olarak gösterildiği, %18 KDV ile birlikte 1.382.697,45 TL'lik hakediş alacağı bulunduğu, bu bedele "Tutanaklı malzemeler ... Mühendislik sorumluluğunda olan ... ... Çatı firmasına verişen malzemeler, profil, trapez sarf malzemeler" açıklamalı malzeme bedeli 292.750,41 TL eklendiğinde genel hakediş toplamının 1.675.447,86 TL olarak gösterilerek alınan avans ödemesi 1.200.000,00 TL, sözleşme şartlarına göre asgari maaş ödemeleri 6.268,78 TL ve ceza tutanaklarındaki tutar 57.388,11 TL ile alınan ödeme ve cezalar 1.263.656,89 TL mahsup edildiğinde bakiye alacağın 411.790,97 TL olarak hesaplandığı, mahkemece ise bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, fakat bilirkişi raporundaki tespitler ve Dairemizin ve Yargıtay’ın istikrar bulmuş içtihatlarında kabul edildiği üzere, eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici tarafından ifa edilmiş ve gerçekleştirilmiş olduğu karinesi de dikkate alınıp değerlendirilmeden davacı birleşen dosya davalısınca tek taraflı düzenlenen "Hakediş Özetleri" başlıklı belge esas alınarak somut olaya uygun düşmeyen gerekçe ile eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 281/3 maddesi uyarınca taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, taraflarca birlikte düzenlenmiş hakedişler var ise bu hak edişler temin edilerek ve yine taraflarca sözleşmenin tasfiye edildiği tarih de belirlenerek dava dışı iş sahibi idareden dava konusu sözleşmeye ilişkin yapılan imalatları gösterir hakediş ve belgeler de temin edilerek yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan rapor alınarak eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici tarafından ifa edilmiş ve gerçekleştirilmiş olduğu karinesi de dikkate alınarak davacının davaya konu sözleşme kapsamında toplam talep edebileceği hakediş bedelinin olup olmadığı tespit edilip varsa bu bedel ve sözleşme sonrası bir kısım malzemelere yönelik 24.09.2018 tarihli "Malzeme Teklif Özeti" başlıklı tutanaktaki bedel de eklenmek suretiyle toplam alacağının belirlenmesi, belirlenen bedelden ispatlanan ödemenin mahsubu ile kesin hesabın çıkarır denetime elverişli rapor alınması, rapora itiraz edilirse taraf itirazlarını da giderir ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 gün ve 2019/161 E-2023/586 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı- birleşen davada davacı tarafça asıl dava için yatırılan 7.036,00 TL ile birleşen dava için yatırılan 269,85 TL istinaf karar harçlarının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı- birleşen davada davacı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 01.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip