T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/296 - 2026/427 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/296 KARAR NO : 2026/427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/46 E. - 2023/382 K. DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Ha…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/296 - 2026/427 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/296 KARAR NO : 2026/427 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/46 E. - 2023/382 K. DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/46 E. - 2023/382 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 2021/035163 sayılı "..." ibareli markanın 29, 30 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili isteğine yönelik müvekkilinin "..." dayalı itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkiline ait "..." esas unsurlu markalar ile "..." ibareli marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerliği de nazara alındığında davaya konu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanma gayretinde olduğunu ve başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 2022-M-16377 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/035163 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin biçimde farklılaştıklarını, bu farklılıkların somut olayda benzerliklerin etkisini geri planda bıraktığını, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin anlamı itibariyle tek başına markasal ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve bu nedenlere bağlı olarak markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığından aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini ve kötü niyeti ortaya koyan somut olguların bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davaya konu marka itiraz gerekçesi markaların, ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte, görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırmaya yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını ve netice itibariyle müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında "..." ibaresi ortak unsur olarak yer alıyor ise de, dava konusu markanın sonunda yer alan "..." ekinin varlığı nedeniyle tüketicinin dava konusu ibareyi görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütüncül algılayacağı, "..." ibaresinin dava konusu mallar/hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayırt ediciliği zayıf ibareler küçük eklemelerle ortalama tüketici nezdinde farklılaşabileceğinden markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, markanın itibarına zarar verme ve markanın ayırt edici karakterini zedelemesinin ihtimal dahilinde olmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin somut olguların ortaya konulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibareli davaya konu markanın müvekkilinin markalarının asli unsuru olan ... ibaresini doğrudan içerdiğini, bu ibarenin ortaklığının markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer yaptığını, davaya konu markadaki "..." ibaresinin markaya herhangi bir ayırıcılık kazandırmadığını, başvuru kapsamına alınmak istenen 29, 30 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasında tescilli olduğunu, marka işaretleri ve emtia benzerliği nazara alındığında ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılması ve ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin markasının kullanım ve yoğun tanıtım faaliyetleri ile ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, davalı şirketin bu tanınmışlıktan haksız kazanç sağlamak amacıyla hareket ettiğini, markanın tescili halinde müvekkilinin markasının itibar ve ayırt ediciliğinin zarar göreceğini ve davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira başvuru markasının bütünsel bir algı oluşturduğu, vurgunun"..." ibaresi üzerinde toplanmadığı ve "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E.-2022/6319 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun vs. anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği, açıklanan nedenlerle dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının ayırt edicilik kazanmış ve tanınmış olmasının dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.