T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1757 KARAR NO:2026/462 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/09/2025 NUMARASI:2023/789 Esas 2025/944 Karar DAVANIN KONUSU:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAV…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1757 KARAR NO:2026/462 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/09/2025 NUMARASI:2023/789 Esas 2025/944 Karar DAVANIN KONUSU:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, sonrasında takip iflas yoluna çevrilerek borçluya iflas ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu tarafça borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup kaldırılması gerektiğini, icra dosyasında dayanak belge olarak gösterdiğimiz 07.11.2019 tarihli ... dosya numaralı Arabuluculuk Anlaşma Tutanağına istinaden açılmış olup işbu anlaşma tutanağına sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi de alındığını, takibe dayanak gösterilen anlaşma tutanağı madde 68 kapsamındaki belgelere uygun olup borçlu/davalı taraf belgedeki borcun ödendiğine dair herhangi bir belge sunamadığını ve haksız şekilde borca itiraz ettiğini beyanla karşı tarafın (borçlunun) Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası kapsamında yapmış olduğu borca itirazın kesin olarak kaldırılmasına, karşı tarafın takibi uzatmaya yönelik kötü niyetli itirazı sebebiyle, alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile ; davacı tarafından da bilindiği üzere müvekkil şirket yetkililerinin her türlü zorluğa ve olumsuzluğa rağmen, şirketin çalışanlarının birikmiş alacaklarına öncelik vererek, şirket borçlarını ödemek için yoğun şekilde çaba harcadıklarını, bu kapsamda, alacaklılarla varılan anlaşmalar çerçevesinde, icra ve dava dosyalarına konu borçlar parça parça ödendiğini, davalar ve takiplerin sonlandırılmasının sağlandığını, müvekkil şirket yetkilileri, takipte alacaklı görünen Köksal Karakaya'ya hiçbir borcun olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Gelen kapak hesabına göre; İİK.nun 158.maddesine göre 80.123,23 TL takipte kesinleşen alacak, 36.937,20 TL takip öncesi faiz, 108.489,60 TL takip sonrası faiz, 18.729,67 TL vekalet ücreti, 10.652,50 TL tahsil harcı, 156,94 TL masraflar olmak üzere Toplam 255.089,14 TL Miktarın tebliğden itibaren 7 günlük kesin süre içerisinde davacıya ödenmesi veya bu meblağın mahkeme veznesine depo edilmesine karar verilmiştir.Böylece; İİK'nın 158/2 maddesi uyarınca borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir. Şu halde, davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcu da ödenmediği gözetildiğinde iflasın yasal koşulların oluştuğu kanaatine varılmıştır. " gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf talebinde; İtirazlarımız göz önüne alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edildiğini, müvekkilin fazla ödeme yapmasına neden olacak şekilde fazla miktar üzerinden depo emri çıkarıldığını bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak bilirkişi raporuna itirazlarımızın karşılanması, depo emrine esas tutarın yeniden belirlenmesi ve müvekkile yeniden depo emri çıkarılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;Dava, İİK'nun 154 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, İİK 43/2 maddesi gereğince değiştirilen iflas yolu ile adi takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlu şirketin iflasının istemine ilişkindir.2004 Sayılı İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir.156/4 fıkrada ise, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süresinde açılmayan dava reddedilir.Ayrıca, iflas ödeme emri tebliğ edilmeden açılan takipli iflas davası dinlenemeyeceğininden, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve diğer şartlarının re’sen incelenmesi gerekecektir.İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir.Somut olayda, davacı, İİK 43/2 maddesi uyarınca haciz veya iflas yollarından birini seçen alacaklının bir defaya mahsus haciz yolunu değiştirmesi mümkün olup davacı tarafından açılan ilam niteliğindeki alacağa istinaden ilamlı icra takip başlatıldıktan sonra, takip yolu değiştirilerek iflas yolu ile adi takibe geçilmiştir. Dosya kapsamına göre; davacı tarafça işçilik alacaklarına ilişkin Arabulucu Av. ...- ... Arabuluculuk Merkezi'nin ... (Dosya) esas ve ... karar sayılı 07/11/2019 karar tarihli kararına istinaden 20/10/2022 tarihinde davalı aleyhine Bakırköy 6. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile toplam 127.635,56 TL alacağın alacağın tahsili amacıyla ilamı icra takibi başlatıldığı, alacaklı vekili İİK 43/2 maddesi uyarınca sunmuş olduğu 10/05/2023 tarihli dilekçe ile takip yolunun değiştirilerek, takip yoluna ''iflas'' olarak devam etmek istediğini bildirirek, borçluya iflas ödeme emri gönderilmesini talep etmesi üzerine, bu talebe ilişkin olarak iflas yolu ile adi takibe ilişkin ödeme emrinin 17/05/2023 tarihinde davalı borçlu vekiline tebliğ edildiği, davalı borçlu vekilince yasal süresi içinde 22/05/2023 tarihinde takibe, tüm fer'ileriyle birlikte borca, işlemiş ve işleyecek faize itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın hak düşürücü süresi içinde, davalı borçlunun sicil adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı, İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırıldığı anlaşılmıştır.İİK'nın 158.maddesinde "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.Takibe itiraz edildiğinden, mahkemece öncelikle itirazın kaldırılması talebi yönünden genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı, muaccel hale gelip gelmediği hususları incelenerek değerlendirilme yapılması gerekmektedir. "İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şatlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, HMK’nın genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir.İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz.Yapılan inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir. Bu halde iflas takibi kesinleşeceğinden iflas talebini İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilan edilir. Akabinde davalı borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır. Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2). Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir." ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/12/2021 tarih 2019/(15)6-574 E., 2021/1710 K. Sayılı ilamı)Dosya kapsamına göre; dava iflas yolu ile adi takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile iflas istemine ilişkin olup borçlu takibe itiraz etmişse mahkemece öncelikle itirazın kaldırılması talebi yönünden genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı, muaccel hale gelip gelmediği hususları incelenerek değerlendirilme yapılması gerekmektedir. Her ne kadar gerekçeli kararda davalı borçlunun takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcu da ödenmediği gözetildiğinde iflasın yasal koşulların oluştuğuna karar verilmiş ise de davalı borçlunun takibe yasal süresinde itiraz ettiği, takibinin henüz kesinleşmediği görülmüştür. Nitekim 11/09/2025 tarihli duruşmanın ara kararında davaya konu Bakırköy 6. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 127.635,56 TL asıl alacak üzerinden kesin olarak kaldırılmasına karar verildiğine göre gerekçeli kararda öncelikle davacının, davalı borçlunun itirazın kaldırılması talebi yönünden değerlendirme yapılması, diğer bir anlatımla dayanak yapılan belge incelenerek davacının mevcut bir alacağı bulunup bulunmadığı ve depo emrine esas alacak miktarının nasıl hesaplandığı konusunda gerekçeli şekilde karar oluşturulmalıdır.6100 sayılı HMK 297. Maddesinin birinci fıkrasında; "mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler, hüküm sonucu, varsa kanun yolları ve süresi, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzaları ve gerekçeli kararın yazıldığı tarihin yer alması; ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi", ikinci fıkrasında ise "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi" gerektiği düzenlemesi yer almaktadır.Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi ve mahkemelerce taleplerden her biri hakkında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmekte olup bu husus kamu düzenine ilişkindir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 141. Maddesinde; bütün mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini,kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Bu bakımdan; yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek usulünce düzenlenmiş gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir.O halde, mahkemece yapılacak iş; iddia, savunma ve deliller birlikte değerlendirilerek,özellikle Anayasanın 141/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 27. ve 297. maddeleri kapsamında gerekçe oluşturularak, vardığı yargıyı içerir ve denetlenebilir hüküm kurmak olmalıdır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kamu düzeni yönünden "ortada denetlenebilir gerekçeli karar yazılmamış olması”ve "taleplerden her biri hakkında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulmamış olması"nedeniyle kabulü ile, diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada incelenmeksizin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ve 355/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 297 maddesine uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu, yargısal denetime elverişli şekilde ve yukarıda belirtilen hususlara riayet edilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/09/2025 tarihli ve 2023/789 Esas 2025/944 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, 4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/04/2026