Hukuk Genel Kurulu 2010/355 E. , 2010/379 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince ; Davacı dava dilekçesinde, kamuoyunda Bilim Araştırma Vakfı (BAV) davası olarak bilinen İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/339 Esas sayılı davanın sanıklarından olduğunu, davalıların ise bu mahkemenin başkan ve üyeleri olduklarını, yargılamanın 4422 …
**Hukuk Genel Kurulu 2010/355 E. , 2010/379 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince ; Davacı dava dilekçesinde, kamuoyunda Bilim Araştırma Vakfı (BAV) davası olarak bilinen İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/339 Esas sayılı davanın sanıklarından olduğunu, davalıların ise bu mahkemenin başkan ve üyeleri olduklarını, yargılamanın 4422 sayılı yasaya göre değil 765 sayılı yasanın 313.maddesine göre yapılması gerektiğini, 4422 sayılı yasanın muadili 5237 sayılı yasanın 220.maddesinin uygulama yerinin bulunmadığını, Yargıtay 5.Ceza Dairesinin bozma kararının da bu yönde olduğunu, davalı hakimlerin 24.11.2005 tarihi itibariyle davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmeleri gerekirken haksız yere davayı uzattıklarını, 5271 sayılı CMK’nun 148/4 maddesine göre işkence ile alınan ifadesinin hükme esas alınmaması gerektiğini buna rağmen emniyette sanıkların müdafisi olmadan baskı ile alınan ifadelerin hükme esas alındığını belirterek davalıların HUMK’nun 573/1,2 ve 5. maddelerine uyan eylemleri nedeniyle her bir davalıdan 3.000 YTL (toplam 9.000) manevi tazminatın tahsili isteminde bulunmuştur. Davalıların vekilleri tarafından verilen cevap dilekçeleri ile davacı ve arkadaşlarının davalı hakimler hakkında 09.05.2008 tarihli nihai karardan önce 29 adet dava açtıklarını, baskı ve yıldırma politikası izlendiğini, davalılar hakkında hakaret içeren iddialarını hukuk camiasına yaydıkları gibi gazetelere ilanlar verildiğini, HUMK’un 573 ve devamı maddelerindeki şartların bulunmadığını, bu davanın açıldığı tarihte henüz bir karar verilmediğini, davacı tarafından ileri sürülen nedenlerin temyiz nedeni olabileceğini, davanın duruşmaları ve kararlarının yasalara uygun bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Davacı ve davalılar açılan davaların birleştirilmesini ve derdest olduğunu ileri sürmüş iseler de davanın taraflarının aynı olmaması ve konularının farklı bulunması nedeniyle birleştirme ve derdestlik itirazları kabul edilmemiştir. Davacı vekili 31.07.2008 tarihli dilekçe ile bu dava ile kamuoyunda Ergenekon olarak bilinen dava arasında irtibat olduğu, o dosyadaki bilgi ve belgelerin bu dosyada incelenmesi gerektiği bildirilmiş ise de dairemizce bu iki dava arasında konusu ve tarafları açısından herhangi bir bağ görülemediğinden bu dosyanın getirtilip incelenmesi isteği yerinde görülmemiştir.