T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/801 Esas KARAR NO : 2026/47 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/180 Esas- 2023/41 Karar TARİH: 18/01/2023 DAVA: Ticari Ünvanın Korunması KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/801 Esas KARAR NO : 2026/47 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2022/180 Esas- 2023/41 Karar TARİH: 18/01/2023 DAVA: Ticari Ünvanın Korunması KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tarımsal girdi, alnında Türkiye’nin en büyük özel kuruluşu olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır kendi faaliyetleri ile iştiraklerinin faaliyetlerinde “...” ibaresi ile faaliyet gösterdiğini,30.04.1974 tarihinde tescil edilmiş olan müvekkili şirketin o tarihten itibaren aynı unvanla faaliyet gösterdiğini, bütün yatırımlarını bu adla ve markalarla gerçekleştirdiğini, www...com.tr adlı web sitesini kullandığı bu web sitesi içinde müvekkilinin geçmişine yer verildiğini, odağında tarımsal faaliyetlerin yer aldığını, ...Grubunun bir parçası olduğunu müvekkilinin başta gübre üreticiliği olmak üzere limancılık faaliyetleri ile Türkiye, Ukrayna ve Rusya’da yatırımlar yaptığını, aktif 9 şubesinin bulunduğunu, 1985 tarihinden bu yana şubelerinin açıldığını, ... isminin başkalarınca kullanılmasının müvekkilinin tanınmışlığına zarar vereceğini, markaların ayırt edici özelliğini ortadan kaldıracağını, sosyal sorumluluk projelerinde yaptırılan okullarda dahi ... ibaresinin bulunduğunu, TPMK nezdinde tescilli pek çok (27 adet) markaları bulunduğunu, ... markasının T/... no.su ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, ayrıca seri marka özelliği taşıdığını, davalının tescil ettirdiği unvanın müvekkilinin marka gücünü zayıflatacağını, tüketici nezdinde ayırt edicilik işlevini kaybetmesine neden olacağını, davalının 2021 yılında unvanı tescil ettirdiğini, iltibas oluşturacak unvanın sicilden terkinin gerektiğini, davalının müvekkili ile benzer sektörlerde faaliyet gösterdiğini, davalının unvanında ... ibaresinden sonra gelen ibarelerin ayırt edicilik taşımadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, Mersin’de faaliyet gösteren davalının müvekkilinin en çok iş yaptığı yerde olduğunu, müşteriler tarafından karıştırılma ihtimali olduğunu belirterek haksız rekabetin önlenmesi ve davalının ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 02.11.2021 tarihinde kurulmuş olduğunu, ... unvanının Akdeniz bölgesinin simgesi olan ... Dağları nedeniyle yaygın kullanıldığını, müvekkili şirketin kurucusunun da memleketi olduğu için bu ismi kullandığını, 28913 sayılı Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ kapsamında çalışmalar yapıldığını, herhangi bir engel olmadığı için bu unvanın alındığını, mersis kayıtlarına göre ... unvanlı 1823 adet şirket tespit edildiğini, bu ismin coğrafi bir yer olması sebebiyle kimseye özgülenemeyeceğini, müvekkilinin unvanda ekler taşıdığını, işletme konusunu gösteren ilk ibarenin farklı olduğunu, bu nedenle bir tecavüz veya haksız rekabet olmadığını, müvekkili şirketin İstanbul’da kurulduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/01/2023 tarih ve 2022/180 Esas- 2023/41 Karar sayılı kararında;"....İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı şirketin 1974 yılından itibaren ticaret ünvanında "..." ibaresini kullandığı, gübre ve tarım alanında faaliyet gösterdiği, davalı şirketin 03/11/2021 tescil tarihinden itibaren ticaret unvanında "..." ibaresini kullandığı, faaliyet alanının tarım ve endüstriyel makineler olduğu, eldeki davanın makul süre içinde 22/02/2022 tarihinde açıldığı yine davalı şirketin ticaret unvanında kullandığı "Impex" ibaresinin Türk Dil Kurumuna göre herhangi bir karşılığının olmadığı ve ayırt edici özelliğinin bulunmadığı anlaşılmakla davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresini kullanmasının haksız olduğunun tespiti ile davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkinine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''Davanın kabulü ile davalı ticaret ünvanında "..." ibaresinin terkinine,Karar kesinleştiğinde ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine ve TTK 52/2 maddesi uyarınca masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilan yapılmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tarafların ünvanlarının çekirdek kısımlarının tamamen birbirinden farklı olduğu, iltibasa yol açtığı iddia edilen “...” kelimesinin ünvanın ek kısmını oluşturduğunu ve davalının "..." ibaresinin yanında ayrıt edici olan “...” ibaresinin mevcut olduğunu, Mahkemece “...” kelimesinin TDK sözlüğünde karşılığı ve anlamı olmadığı gerekçesiyle ayırt edici özellikte olmadığının kabulünün hatalı olduğunu, ünvana ek olarak alınacak sözcüklerin TDK ve/veya yabancı dil sözlüklerinde bir karşılığının olması hatta bir anlamının olması zorunluluğunun olmadığı tamamen hayali adlarla/kelimelerle ek yapılabileceğinin hüküm altına alındığını, faaliyet konusu Dış Ticaret (ithalat-ihracat) olan bir şirketin ünvanında, tamamen yabancılardan oluşan müşterilerinin anlayabileceği şekilde ... (İthalat) - ... (İhracat) kelimelelerinin yaygın olarak kullanılan kısaltmasından ibaret olan "..." ibaresinin kullanılamayacağını ya da ayyırt edici ek olarak nitelenemeyeceğini kabul etmenin mümkün olmadığını, Resmi Gazete'nin 14/02/2014 tarih ve 28913 sayılı nüshasında yayınlanan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ başlıklı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliği; "Daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebilir. şeklinde olduğunu, ilgili tebliğde iltibas oluşturacak ya da oluşturmayacak unvanların örneklendirildiğini, davacının ünvanı ... olduğunu, müvekkilin ünvanının ... olduğunu, işletme konusunu gösteren ilk ibaresi (hatta tamamı) farklı olduğundan hiç bir şekilde iltibas niteliğinde benzerlik olmamakla birlikte, müvekkil ünvanındaki ... ibaresinin de ayırt edici ek niteliğinde olduğunu, bu nedenle; TTK 50,51,52. maddeleri ve Resmi Gazate'nin 14/02/2014 tarih ve 28913 sayılı nüshasında yayınlanan Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ başlıklı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliğine aykırı bir iltibas, Ticaret ünvanına tecavüz ve haksız rekabet durumu sözkonusu olmadığını, bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirme ve tespit esas alınarak verilen mahkeme kararının açıkça kanuna, ilgili yönetmelik ve tebliğlere dolayısıyla hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanı ile iltibas yaratacak şekilde ticaret ünvanı kullanması sebebiyle davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkini ve ilanı talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 43. maddesinde anonim şirket ve limited şirket ünvanının çekirdek kısmında hangi unsurların bulunacağı düzenlemiş olup, ünvana ek almak kural olarak serbestir. Ancak alınacak ek kısmın TTK'nın 46/1. maddesi uyarınca tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. Bunun yanında TTK'nın 45. maddesine uyarınca bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılmasının zorunlu olduğunu düzenlemiştir. Somut uyuşmazlıkta TTK'nın 43.maddesi dikkate alındığında davacının ticaret ünvanındaki "...A.Ş." kısmı ile davalının ticaret ünvanındaki " ... Ltd. Şti." kısmı ünvanın çekirdek kısmını, davacının ünvanındaki "..." kelimesi ile davalının ünvanındaki "..." kısmı ek kısmını oluşturmaktadır. Davacı "..." ibaresinin bulunduğu ticaret ünvanını 30/04/1974 tarihinde, davalı ise 03/11/2021 tarihinde tescil ettirmiştir. Davacı kuruluş tarihinden bu yana uzun zamandır Türkiye genelinde bu ibare ile başlayan bir çok iştiraki, tescil edilmiş markaları ve sosyal projeleri ile faaliyet gösterdiği dikkate alındığında tanınmış bir şirket olduğu, davalının ise dava tarihi itibariyle henüz yeni kurulmuş bir şirket olduğu anlaşılmıştır. Davacının ana faaliyet konusu hayvansal ve bitkisel gübrelerin imalatı ve ithalat ve ihracatı, ticareti vb., davalının iştigal konusu ise aralarında "Tarım" başlığı aldı altında hayvan yemi, gıda ve tarımsal ürün, organik ve kimyasal gübre, tohum...vb bulunduğu ürünlerin ve amaç ve konu adı altında yer alan tüm ürünlerin imalatı, ithalatı ve ihracatı olduğu, her iki şirketin ortak iştigal alanının bulunduğu, TTK'nın 50. maddesi uyarınca davacının davalıdan önce tescil ettirdiği ve kullanım hakkına sahip olduğu ayırt edici ek niteliğinde olan "..." kelimesinin davalı tarafından birebir aynı şekilde kullanmasının davacının tanınırlığı dikkate alındığında Türkiye'de bulunan tüketiciler nezdinde iltibasa sebep olacak nitelikte olduğu, davalı tarafından "..." kelimesinin yanında "..." kelimesinin kullanıldığı ve iltibasın söz konusu olmadığı ileri sürülmüş ise de, ticaret ünvanının tescilinin Türkiye'de koruma sağladığı dikkate alındığında söz konusu kelimenin davalının iştigal konusunu birebir ifade edecek anlaşılır nitelikte ve ayırt edici özellikte olmadığı, bu haliyle Tebliğe de uygun olmadığı, söz konusu kelimenin yabancı müşteriler tarafından anlaşılabilir olmasının Türkiye'de koruma sağlayan ünvan açısından sonuca bir etkisinin bulunmadığı ve tarafların ünvanındaki benzerliğin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olacak ve en azından aynı grup şirketler içerisinde yer aldığı intiba yaratabilecek nitelikte olduğu ve davanın tescilden kısa süre sonra açıldığı gözetilerek TTK'nın 52 maddesi uyarınca terkin kararı verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.