11. Hukuk Dairesi 2011/4217 E. , 2012/12115 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2010 tarih ve 2008/560-2010/798 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2011/4217 E. , 2012/12115 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.12.2010 tarih ve 2008/560-2010/798 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan hesaplarından 22.11.2006 tarihinde, yetkisiz erişim sonucu toplam 82.950.00 TL'nın çekilerek değişik hesaplara gönderildiği ve gönderilen hesaplardan da çekildiğini ileri sürerek, toplam 82.950.00 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu olayda müvekkili bankanın kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davacının hesabından usulsüz olarak parasının çekildiği ve başka hesaplara aktarıldığı, her ne kadar bilirkişi raporu ile dava konusu olayda davacının % 15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, davacının hesabına başkalarınca girildiğini anlaması mümkün olmadığından bu tespite itibar edilmediği, davalı bankanın yapılan işlemleri sistem olarak uyarıcı verilerle fark edemediği, gerekli güvenlik önlemlerini almadığı ve zararın oluşumuna tamamen sebebiyet verdiği, davacının hesabından başka hesaplara gönderilen ve son anda bloke edilen toplam 8.302.00 TL'nın davacıya iade edilmediği, davacının hesabının müşterek olmasına rağmen, müşterek hesaplarda hesap sahiplerinin her birinin paranın tamamı üzerinde tasarruf etme yetkisinin bulunduğundan davacının zararın tamamını talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 82.950.00 TL olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, internet bankacılığından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı tarafından, dava dışı Lütfiye Türe ile olan müşterek hesabından, internet bankacılığı yoluyla toplam 82.950.00 TL'nın başka hesaplara aktarıldığı iddia edilerek açılan davada, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemenin kabulünün aksine, müşterek hesap bir tasarruf kaydını içermiyorsa ve hesap açtıranlar hesaptaki paradan tasarruf yetkisini birlikte veya münferiden kullanacaklarını belirtmeden hesap açtırmışlar ise bu durumda bölünebilir hesaptan sözedilir ve hesap sahiplerinin eşit oranda pay sahibi olduklarının kabulü gerekir. Davacı ve dava dışı Lütfiye Türe ile davalı banka arasında 12.04.2005 tarihinde düzenlenen ve davacının, davalı bankanın sunduğu internet bankacılığı hizmetlerinden yararlanmasını sağlayan Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin Müşterek Hesaplar İle İlgili Hükümler başlıklı, 26-31. maddelerine göre, müşterek hesapların TMK'nun müşterek mülkiyete ilişkin hükümleri doğrultusunda iki veya daha fazla kişinin birlikte açtırdığı hesaplar olduğu ve aksi belirtilmedikçe hissedarlardan her birinin hissesinin eşit kabul edileceği, müşterek hesaptan ödemenin mudilerin vereceği talimatla müşterek hesap sahiplerinin birlikte imzası veya her birinin tek başına atacağı imza ya da sadece tek bir müşterek mudinin atacağı imza ile yapılabileceği, müşterek hesap sahiplerinin hesap üzerinde nasıl tasarruf edeceklerini açıklamamaları halinde, bankanın her birinin hissesini eşit sayarak her birinin bu hisseler üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ilkesine göre hareket edip, talimatlarını uygulayacağı, bu halde müşterek hesap sahipleri hisselerini belirtmiş, ancak tasarruf yetkisi için bankaya bir bildirimde bulunmamışlarsa, bankanın her bir ortağın belirtilen hisseleri oranında tasarruf yetkisi bulunduğu ilkesine göre hareket edeceği, müşterek hesap sahiplerinin hesapla ilgili her türlü işlem eylem ve tasarruflarda birbirlerini kayıtsız şartsız temsil edeceği, hesap sahiplerinin hesaptaki payları ve tasarruf yetkilerinin hesabın tümüne şamil olduğu, ortakların iştirak halindeki bu hesaptan ancak birlikte müracaat veya diğerlerinin rıza veya muvafakatını almak suretiyle, bankaca talep edilmesi halinde vekaletname ibraz edilerek içlerinden biri vasıtasıyla tasarruf edebileceği, müşterek hesaptan müşterek imza ile tediye yapılacağına dair talimatın bulunmaması halinde bankaca tek imza ile tediye yapılması durumunda bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Buna göre, davacı ile dava dışı Lütfiye Türe'nin, davaya konu hesaptaki meblağ üzerinde eşit miktarlar için hak sahibi olduklarından ve tek imza ile ancak bu meblağ kadar para çekebileceklerinden, davacının somut olayda ancak internet bankacılığı yoluyla gönderilen paranın yarısını talep edebileceğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Davalı banka vekili, temyiz dilekçesine eklediği müşteri hareketleri listesinde görüldüğü üzere, dava konusu edilen meblağın bir kısmının 06.09.2007 ve 25.10.2010 tarihlerinde davacının hesabına iade edildiğini beyan etmiş olup, mahkemece bu husus üzerinde durularak ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılıp, ödeme yapılmışsa bu kısım için ödeme tarihine göre davanın reddi veya davanın konusuz kaldığı gözetilerek karar verilmek üzere de hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.