11. Hukuk Dairesi 2008/10842 E. , 2010/1454 K. MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 17.04.2008 tarih ve 2006/329-2008/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı donatanın acentesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, l…
**11. Hukuk Dairesi 2008/10842 E. , 2010/1454 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 17.04.2008 tarih ve 2006/329-2008/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı donatanın acentesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı sacların davalıların donatan ve sigortacısı oldukları gemi ile taşınması sırasında yağmur nedeniyle hasarlandığını, hasar bedelinin müvekkilince sigorta ettirenine ödendiğini ileri sürerek, 50.632,36 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 37.057,68 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı donatanın acentesi vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, nakliyat sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Sıfat (husumet) kavramı, gerek doktrinde gerekse uygulamada dava konusu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkiyi ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Davanın taraflarına göre de, aktif husumet (davacı sıfatı) ve pasif husumet (davalı sıfatı) şeklinde ayrıma tabi tutulmaktadır. Bir davada davalı olma sıfatı (pasif husumet), bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Halefiyete dayalı rücu davası ise, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Dolayısıyla, dava, zarar sorumlusu veya sorumlularına karşı yöneltilmelidir. Somut olayda, davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın taşınması sırasında hasarlandığı ve hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, TTK’nın 1301. maddesi hükmüne göre zarar sorumlusu olduğu gerekçesi ile M/V GRİEND gemisi donatanı olduğunu iddia ettiği ANCORA SHİPPİNG BV firması hakkında işbu davayı açmış, donatanın temsilcisi sıfatıyla acente vekili davanın reddini istemiştir. Yargılama sırasında ise, taşımanın yapıldığı M/V GRİEND gemisinin donatanının ANCORA SHİPPİNG BV firması değil, C.V. SCHEEPVAARTONDERNEMİNG POLAR SNOW firması olduğunu iddia eden vekiller davaya katılmak istemiş, mahkemece bu istem reddedilmiştir. Taraf sıfatı yokluğu savunması temyiz dâhil yargılamanın her aşamasında davanın taraflarınca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Bu itibarla, mahkemece, davaya konu taşımanın yapıldığı geminin sicil kaydının getirtilerek, donatanın kim olduğunun ve gerektiğinde mümeyyiz davalı acentenin de defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle pasif husumetin belirlenerek oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.