4. Ceza Dairesi 2014/13211 E. , 2014/31206 K. "İçtihat Metni" Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair... Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 15.01.2008 tarih ve 2007/938 Esas 2008/11 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 30.01.2014 gün ve 2012/12265 Esas 2014/2695 Karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, temyiz isteminin reddi karar
**4. Ceza Dairesi 2014/13211 E. , 2014/31206 K.** **"İçtihat Metni"** Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair... Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 15.01.2008 tarih ve 2007/938 Esas 2008/11 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 30.01.2014 gün ve 2012/12265 Esas 2014/2695 Karar sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, temyiz isteminin reddi kararının sanığa tebliğ edildiğine dair belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, ancak 14.05.2009 tarihli dilekçe içeriğinden sanığın red kararından haberdar olduğu, asıl karar yönünden ise hüküm fıkrasında kanun yoluna başvuru şekli ve temyiz süresinin başlangıcının 1412 sayılı CMUK'nın 310/1. maddesindeki yönteme uygun olarak gösterilmemesi karşısında, temyizin süresinde yapıldığı kabul edilerek, dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda, sanığın, cezaevinde görevli memura yönelik sarfettiği ''siz külhanbeyi misiniz, buranın külhanbeyi benim, gidin sorunlu müdürünüz mü var başgardiyanınız mı var onu çağırın o gereğini yapmazsa ben gereğini yaparım'' şeklindeki sözlerinin, katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici davranış niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi, 2-Kabule göre de; a)Hakaret suçuna özgü tahrik hükmü olan TCK'nın 129. maddesi yerine, genel nitelikli 29. maddesinin uygulanması, b)5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi, Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA" oy birliği ile karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2014 tarih ve 2010/80266 sayılı yazısı ile; “Hakaret suçunda korunan hukuki değer kişilerin, şeref haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı ve diğer kişiler nezdinde varolan saygınlığıdır. Hakaret suçunun düzenlendiği bölümün başlığı "şerefe karşı işlenen suçlar" dır. Bu bölümde yer alan suçlar bireylerin toplum nezdindeki değerlerini ve kendi iç dünyasında varolan değerleri korumayı amaçlamaktadır. hukuk düzeni her insanın ve diğer varlıkların, saygın ve onur sahibi olduğunu kabul etmektedir. Şeref kavramı sözü edilen kişinin hem iç hemde toplumda varolan değerlere herkesin saygı göstermesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir Hakaret suçunun maddi unsurunu belirleyen seçimlik hareketlerin, Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırma şeklinde tanımlanmaktır Maddi olayda, sanık ...'ın ... Kapalı Ceza Evinde hükümlü olarak kaldığı sırada, ayrı kurumda görevli memur şikayetçilerin akşam yemeğinin dağıtımı sırasında sanığın, anlaşılmaz bir tavırla infaz koruma memurlardan...’ı itekleyip elindeki yemek tabağını yere atarak ve diğer infaz koruma memuru Nusret’in yakasından tutarak “ siz külhanbeyi misiniz, buranın külhanbeyi benim” diyerek devamla “gidin sorumlu müdürünüz mü var , başgardiyanınız mı var, onu çağırın, o gereğini yapmazsa ben gereğini yaparım “ diyerek yüksek sesle bağırarak memurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek şekilde sözler sarf ettiği, Sanığın, ...Kapalı Cezaevinde hükümlü olarak tek kişilik hücrede kaldığı ve görevli infaz memuru... ve ...'in yemek dağıttıkları sırada, sanığın bulunduğu hücrenin kapısı açılarak sanığın, yemek almasının kendisine söylendiği, sanığın hücrenin kapısından çıkarken görevlilere" kapını neden tam açmıyorsun, bana psikolojik baskı mı yapıyorsun, " diyerek elindeki tabağı yere vurdu ve bana "Sen buranın külhanbeyi misin, buranın külhanbeyi benim, sen git müdürün gelsin gereğini yapmazsa ben yapacağım," şeklinde sözler söylemekten ibaret eyleminde, sanığın kapının tam açılmamasına duyduğu tepki üzerine yemek tabağını yere atarak kırmak şeklindeki eyleminin fiili hakaret suçunu oluşturduğu, bu fiili hakaret eyleminden sonra görevlilere karşı gelerek külhanbeyi sıfatına yakıştırarak kendisi üzerine hiçbir etkisi olmadığını katılanları önemsemediğini ve sen git müdürün gelsin" şeklinde sözlerinin hiçe sayarak görevlileri aşağılayan ve tahkir edici ve bulunduğu kurumda görev yapamaz ve saygınlığını ve itibarını sarsıcı nitelikte olduğu ve tüm eylemleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanık ...'ın üzerine atılı bulunan hakaret suçunu işlediği kabul edilmelidir. Yüksek Dairece, sanığın katılanlara sarf ettiği sözlerin katılanların onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmayıp rahatsız edici davranış niteliğinde olduğu kabul edilerek hakaret suçunun esastan oluşmadığına yönelik bir nolu bozma kararının hüküm fıkrasından çıkartılması gerekmektedir. Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30/01/2014 gün ve 2012/12265 Esas, 2014/2695 Karar sayılı bozma kararının hukuka aykırı olduğu nedenle, bir nolu bozmasının hüküm fıkrasından çıkartılması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre, 1-İtirazımızın KABULÜNE, 2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30/01/2014 gün ve 2012/12265 Esas, 2014/2695 Karar sayılı sanık hakkında hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına yönelik bir nolu bozma kararının KALDIRILMASINA, 3-... Sulh Ceza Mahkemesince 15/01/2008 tarih ve 2007/938 E-2008/11 K sayılı ilamında, sanığın, yemek almasının kendisine söylendiği sırada, sanığın hücrenin kapısından çıkarken görevlilere "kapını neden tam açmıyorsun, bana psikolojik baskı mı yapıyorsun" diyerek elindeki tabağı yere vurduğu ve görevliye "Sen buranın külhanbeyi misin, buranın külhanbeyi benim, sen git müdürün gelsin gereğini yapmazsa ben yapacağım" şeklinde sözler söylemekten ibaret eyleminin, hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanık hakkında Yüksek Dairece verilen ve hakaret suçunun oluşmadığına yönelik bir nolu kararın hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle hükmün BOZULMASINA karar verilmesi, 4-İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, hakaret suçundan, sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 30/01/2014 tarihli kararına ilişkindir. III- KARAR 5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “ Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. İnceleme konusu somut olayda; olay günü müşteki infaz koruma memurunun yemek dağıtımı yaptığı, yemek alması için sanığın bulunduğu hücrenin kapısını açtığı, kapının tam açılmaması nedeniyle müşteki ile sanık arasında tartışma başladığı, bu tartışma sırasında sanığın, cezaevinde görevli memura yönelik sarfettiği ''siz külhanbeyi misiniz, buranın külhanbeyi benim, gidin sorunlu müdürünüz mü var başgardiyanınız mı var onu çağırın o gereğini yapmazsa ben gereğini yaparım'' şeklindeki sözlerinin rahatsız edici olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak söylenen bu sözlerin somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde olmadığı gibi, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulü de suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum olacaktır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ifade özgürlüğüne ilişkin Sözleşmenin 10. maddesini yorumlarken, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirliliğin demokratik toplumunun karakteristik özelliklerinden olduğunu, bu değerlere sahip olmayan sistemin demokratik toplum olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların bu değerlere aykırı düşmemesi ve meşru amaçla orantılı olması gerektiğini, sadece zararsız ve lehte olan düşünceler değil, devlet veya toplumun bir bölümü için rahatsız edici, saldırgan veya şok edici düşüncelerin de maddenin korumasına gireceğini belirtmektedir. (Handyside v Birleşik Krallık A 24 (1976); 1 EHRR 737 para: 49 PC.) Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, yargı kararı ve açıklamalar ışığında, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek; Dairemizin 30.01.2014 tarih ve 2012/12265 Esas 2014/2695 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.