T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/9 Esas KARAR NO : 2025/1608 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/260 Esas- 2022/596 Karar TARİHİ: 04/10/2022 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/9 Esas KARAR NO : 2025/1608 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/260 Esas- 2022/596 Karar TARİHİ: 04/10/2022 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketle davalı şirket arasında 02.03.2018 tarihinde 1 yıl süreli taşımacı ile sözleşmeli taşımacı arasında yapılan servis taşımacılığı sözleşmesi akdedildiğini, taraflar yapılan taşıma hizmetinin bedeli olarak günlük 595,00 TL+KDV'ye anlaştıklarını, sözleşmenin imzalanmasından sonra 55 gün boyunca müvekkili şirket sözleşmeye uygun olarak gerektiği gibi görevini ifa etmesine rağmen davalı tarafından ücret ödeme borcu yerine getirilmediğini, akdedilen sözleşmeye uygun olarak 26.04.2018 tarihinde ... seri ve sıra nolu 30.672,06 TL tutarında personel taşıma servis bedeline ilişkin fatura kesildiğini, faturanın ödenmemesi üzerine davalıya 27.04.2018 tarihinde Bakırköy 42. Noterliğinden ... yevmiye nolu ihtarname çekildiğini, ihtarnameye rağmen fatura ödenmediği içinde davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, icra takip dosyasına itiraz eden davalı şirket, müvekkilinin 16.652,49 TL hak edişi olduğunu, bunun 13.426,73 TLsiyle yakıt kullanıldığını ve bu yakıt kullanımını karşıladığını söyleyerek sadece 3.225,76 TL ödeme yaptığını, yakıt kullandığı söylenilen araçların bu yakıt miktarı çıkarıldığında sadece 3.225,76 TL hak ettiği iddiasının ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmamakta olduğunu, bu miktar bırakın aracın masraflarını, bir şoförün çalışmış olduğu 55 günlük süreye ilişkin maaşını dahi karşılamamakta olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından sağlanan 3 farklı araç (...) ve 2 farklı şoför çalıştığını, sözleşmeye uygun olarak kesilen fatura tutarı 30.672,06 TL olduğunu, kullanılan yakıt miktarı olan 13.426,73 TL'yi ve tarafına ödenen 3.225,76 tl'yi fatura tutarından çıkarttığımızda davalının ödemesi gereken 14.019,57 TL'yi ödemediği ortaya çıkmakta olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında müvekkili servis hizmetini sözleşme içeriğine uygun şekilde eksiksiz ifa ettiğini, sözleşmenin eksiksiz ifa edildiği çalışan araçların GPRS kayıtlarından da açıkça görülmekte olduğunu, bu kapsamda bakıldığında ... plakalı araç toplamda 266 tek sefer, ... plakalı araç 108 tek sefer, ... plakalı araç ise 10 tek sefer yaptığını, bu hizmetin karşılığında sözleşmenin ifası için personel taşımacılığı yapan araçlar toplamda 13.426,73 TL yakıt kullandığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile, müvekkilin ticari sözleşmeden kaynaklanan 14.019,57 TL alacağın ve 10 TL temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz ile davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafça, tarafların aralarındaki sözleşme uyarınca davacı şirketin sözleşmeye uygun olarak gerektiği gibi görevini yerine getirdiği fakat müvekkili şirketçe ücret ödeme borcunun yerine getirilmediği iddiasında bulunulduğunu, söz konusu ileri sürülmüş bu iddialar hukuki dayanaktan yoksun ve asılsız olduğunu, davacı tarafça dayanak olarak mahkemenize sunmuş olduğu 013140 sıra nolu 30.672,06 TL tutarındaki fatura müvekkili şirketin cari hesap kayıtları ile örtüşmemekte olduğunu, davacı şirketin mahkemenize sunmuş olduğu fatura müvekkili şirketin kayıtlarındaki çalışılmış olan gün sayısı ile uyuşmuyor olduğundan ortaya fahiş bir meblağ çıktığını, sunduğu belgeler de incelendiği zaman davacı şirketin Mart ayından 10.184,09 TL Nisan ayından 6.468,40 TL olmak üzere toplamda 16.652,49 TL hakedişi bulunmakta olduğunu, tüm bu hakedişler müvekkili şirketin muhasebe bölümü tarafından kalem kalem inceleniyor ve hesaplanıyor olup toplamda 16.652,49 TL'lik hakediş bakımından tereddüte mahal verecek bir durum olmadığını, davacı, müvekkili şirkete ihtarname çektiğini fakat ihtarnameye rağmen müvekkili şirketçe ödeme yapılmadığını beyan ettiğini, taraflarına ihtarnamenin çekilmiş olduğu hususunu kabul etmekle beraber müvekkili şirketi cari hesap kayıtları ile fatura örtüşmediğinden dolayı noter kanalı ile davacı şirkete iade edildiğini, muhasebe kayıtlarına da söz konusu fatura işlenmediğini, ayrıca şirketi resmi kayıtlarına göre sunduğu belgelerde de görüldüğü üzere davacı şirketçe, Mart ayında 1504,64 litreye tekabül eden 7.800 TL; Nisan ayında ise 1028,11 litreye tekabül eden 5.626,73 TL olmak üzere toplamda 13.426,73 TL yakıt kullanımında bulunulduğunu, icra dosyasında 30.672,06 TL üzerinden takip başlatılmış olduğunu, müvekkilinin resmi kayıtlarında toplamda 16.652,76 TL olan hak edişten yakıt kullanımı düşülerek bakiye kalan 3.225,76 TL bakiye borcun müvekkili şirketçe ödenmiş olduğunu, buna rağmen fazla meblağ gösterilerek iş bu davanın açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bunların yanı sıra davacı tarafça icra dosyasına ve bu davaya sunulan sözleşmenin müvekkili şirket yetkililerince imzalanmamış olduğunu ileri sürerek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/10/2022 tarih ve 2020/260 Esas- 2022/596 Karar sayılı kararında;"....Taraflar arasında 02.03.2018 tarihinde"Taşımacı ile Sözleşmeli Taşımacı Arasında Yapılan Servis Taşımacılığı Tip Sözleşmesi” imzalandığı, sözleşmenin 3 (1) maddesi uyarınca “Yapılan taşıma hizmetinin bedeli günlük/aylık 595 TL + KDV” olarak, sözleşmenin 3 (3) maddesinde... bedelin hizmet verilen ayın bitiminden itibaren en geç 30 gün içinde düzenli olarak fatura karşılığı banka yoluyla ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından hizmet verildiği iddia olunan 02.03.2018/25.04.2018 tarihleri arasındaki 55 gün için 26.04.2018 tarihinde 30.672,06 TL bedelli faturanın düzenlendiği, düzenlenen faturanın davalı tarafça kayıtlarına alınmayarak iade edildiği anlaşılmıştır.Davacı tarafça, sözleşme kapsamında hizmetin verildiği 02.03.2018/25.04.2018 tarihleri arasındaki 55 gün için 26.04.2018 tarihinde 30.672,06 TL bedelli faturanın düzenlendiği, bu fatura bedelinden kullanılan yakıt miktarı olan 13.426,73 TL ve taraflarına ödenen 3.225,76 TL çıkarıldığında davalının ödemesi gereken bakiye fatura bedelinin 14.019,57 TL olduğu ileri sürülerek bu bakiye fatura bedelinin talep edildiği; Davalı tarafça ise Mart ve Nisan aylarında davacının hak ediş alacağının bulunduğunun kabul edildiği ancak kendi kayıtlarına göre davacının 16.652,49 TL hak ediş alacağı olduğu, bu bedelden kullanılan yakıt miktarı olan 13.426,73 TL ve taraflarınca ödenen 3.225,76 TL çıkarıldığında borçlarının olmadığının savunulduğu; Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporuna göre, davacı tarafça, 02.03.2018/25.04.2018 tarihleri arasındaki 55 gün için sözleşme kapsamında hizmetin verildiği, 55 gün için sözleme kapsamında KDV hariç 32.725,00 TL talep edilebileceği, davacının 26.04.2018 tarihinde 30.672,06 TL bedelli fatura düzenlendiği, bu fatura bedelinden kullanılan yakıt miktarı olan 13.426,73 TL ve taraflarına ödenen 3.225,76 TL çıkarıldığında davalının ödemesi gereken bakiye fatura bedelinin 14.019,57 TL olduğu anlaşılmakla, davacının bakiye fatura alacağı nedeniyle 14.019,57 TL talep edebileceği, bilirkişi heyetince temerrütün 01.06.2018 tarihinde oluştuğu belirlenmiş ise de, davacı tarafça dava dilekçesinde 27.04.2019 ihtarname tarihinden itibaren temerrüt faizi talep ettiği anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihinin 27.04.2019 tarihi olduğu, 14.019,57 TL'ye 27.04.2019 tarihinden itibaren avans faizi talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Davacı tarafça ayrıca, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak sözleşmenin tamamen yerine getirilmediğinden bahisle 10,00 TL müspet zarar ve kar kaybı taleplerinde bulunulmuş ise de, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarına göre, müspet zarar ve kar kaybı taleplerinin ispatlanamadığı anlaşıldığından bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Tüm bu nedenler ile, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafça açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE, 14.019,57 TL'nin 27.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,Davacının fazlaya dair 10,00 TL'lik müspet zarar ve kar kaybı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi incelemesine konu sözleşmede müvekkil şirket yetkilisinin imzasının yer almadığını, bu hususta itirazları olmasına ve bilirkişi tarafından "sözleşmedeki imzanın davalının yetkilisinin el ürünü olup olmadığının değerlendirilmesi uzmanlık alanımıza girmediği" şeklinde beyanda bulunulmasına rağmen taraflar arasında akdedilmiş geçerli bir sözleşmenin varlığı araştırılmaksızın davacı tarafça dosyaya sunulmuş olan sadece son sayfasında imzaların mevcut olduğu sözleşme çerçevesinde bilirkişinin değerlendirme yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikli olarak sözleşmenin aslının sunulması, sonrasında ise şirket yetkililerine ait imza incelemesi yapılması gerektiğini, yerel mahkemece esas alınmış olan sözleşmeye itiraz ettiklerini, müvekkil şirketin tüm tedarikçilerle dosyaya sunmuş oldukları tedarik sözleşmesini imzalamakta olduğunu, söz konusu sözleşmenin müvekkil şirket tarafından imzalanmış olduğu iddiasının asılsız olduğunu, ilgili sözleşmenin müvekkil şirket tarafından imzalanmış olduğunun ispatlanması gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu madde 46/1 “ Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.” hükmüne yer verildiğini, müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış/onanmamış bir anlaşmanın müvekkil şirketi bağlamasının hukuka aykırı olduğunu, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin tespit edilmesi, akabinde de sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak bir hesaplama yapılması gerektiğini, işbu kabul etmedikleri geçerlilik hususunda yeterli araştırma yapılmamış olan sözleşmenin esas alınması suretiyle hazırlanmış olan eksik incelemeli bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasına itiraz ettiklerini, Dosyaya sunulan olduğumuz belgeler de incelendiği zaman görüleceği üzere davacı şirketin Mart ayından 10.184,09 TL, Nisan ayından 6.468,40 TL olmak üzere toplamda 16.652,49 TL hakedişinin bulunduğunu, tüm bu hakedişlerin müvekkil şirketin muhasebe bölümü tarafından kalem kalem inceleniyor ve hesaplanıyor olduğunu, toplamda 16.652,49 TL'lik hakediş bakımından tereddüte mahal verecek bir durum olmadığını, Ayrıca müvekkil şirketin resmi kayıtlarına göre dosyada yer alan belgelerde de görüldüğü üzere, davacı şirketçe Mart ayında 1504,64 litreye tekabül eden 7.800 TL, Nisan ayında ise 1028,11 litreye tekabül eden 5.626,73 TL olmak üzere toplamda 13.426,73 TL yakıt kullanımında bulunulduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; yapılan taşıma hizmetinin bedeli günlük/aylık 595 TL + KDV ücret isteme hakkı bulunduğunu ve uygulanan mahsuplar ile bakiyenin 14.020,11 TL olduğunu belirtse de, müvekkil şirketin ücret konusunda yapılan sözleşmelerde “kilometre başına ücret” esas alarak sözleşme kurduğunu, aksini ispat eder nitelikte şirket yetkileri tarafından imzalanmış olan sözleşmenin de dosyada mevcut olmadığını, bu sebeple teamül gereği ücreti sabit bir ücret olarak belirlemenin doğru olmadığını, az mesafe katedilen durumlarda ücreti sabit tutmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ne kadar mesafe katedildiyse ona göre bir ücret tespiti yapılmasının hukuka uygun olacağını, müvekkil şirketin cari hesap kayıtlarına bakıldığında “km hesabına” göre ücret tahsis edildiğini, bugün "Ukome Servis Taşımacılığı" ücret tarifelerine bakıldığında “km başına ücret” esas alınarak hesaplama yapıldığını, bu sebeple dava konusu alacağa yönelik hak ediş hesaplamasının km başına ücret hesaplaması olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkil şirket yetkililerine ait imza taşımayan sözleşmeye bağlı kalınarak verilmiş olan karara itiraz ettiklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı bakiye fatura alacağı ile müspet zarar ve kar kaybı alacağından kaynaklı alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut olayda, taraflar arasında “Taşımacı ile Sözleşmeli Taşımacı arasında Yapılan Servis Taşımacılığı TİP SÖZLEŞMESİ imzalandığı, sözleşmenin 01/03/2018 ile 01/03/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 1 yıl süreli yapıldığı, sözleşmenin 3.1. Maddesi uyarınca yapılan taşıma hizmeti bedelinin günlük 595,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığı, davacı taraf, 55 gün boyunca çalışıldığı halde ödemelerin hizmet verilen ayın bitiminden itibaren en geç 30 gün içerisinde düzenli olarak fatura karşılığı Banka yolu ile ödeneceği belirlenmesine rağmen, personel taşıma servis bedeline ilişkin düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalıya Bakırköy 42.Noterliğinden gönderilen 27/04/2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname çekildiğini, buna rağmen fatura bedeli ödenmediği için davalı hakkında İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün dosyası ile icra takibi başlatıldığını belirttiği, söz konusu İcra takip dosyasına itiraz eden davalı tarafça verilen itiraz dilekçesi ile; Davacı alacaklının 16.652,49 TL Hakedişi olduğu,13.426,73 TL. Yakıt borcu bulunduğu, hak edişten yakıt borcu mahsup edildiğinde bakiye 3.225,76 TL. alacaklı olduğunu belirtip borca kısmen itiraz edildiği, davalı borçlu tarafından kabul edilen 3.225,76 TL. lik borcun davacı tarafa ödendiği, davacı alacaklı 30.672,06 TL. Fatura miktarından, davalı borçlunun itiraz dilekçesinde belirttiği 13.426,73 TL. yakıt bedeli ve yapılan 3.225,76 TL. lik ödeme düşüldükten sonra davalının bakiye 14.019,57 TL yi ödemediği iddiasıyla bakiye bedelin tahsili ile müspet zarar ve kar kaybı alacağının tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmak suretiyle bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesinde; Davacı tarafça ibraz edilen sözleşmedeki davalı şirket kaşesi üzerine atılan imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, bu nedenle sözleşmenin davalı müvekkilini bağlamadığını, geçersiz sözleşme hükmüne göre davacı tarafın talep ettiği ücretin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de; Davalı taraf, sözleşme ilişkisi kapsamında davacının kendi resmi kayıtlarında toplamda 16.652,76 TL olan hak ediş alacağı bulunduğunu kabul ederek, bu bedelden yakıt kullanımını düşerek bakiye kalan 3.225,76 TL. borcu icra dosyasına ödemiş olması dikkate alındığında, davalı tarafından açıkça taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin inkar edilmediği, davalı vekili yargılama aşamasında davacı tarafından ibraz edilen sözleşme dışında tarafları bağlayan başka bir sözleşmenin ibraz edilmediği gibi bilakis davalı vekili tarafından ibraz edilen delil listesi ekinde, taraflar arasındaki servis taşımacılığı sözleşmesini sunduğunu belirtip davacı tarafından dosyaya ibraz edilen aynı sözleşmenin sunulduğu, sözleşme sonunda tarafların kaşe ve imzasının bulunduğu, davalı şirket kaşesi üzerine atılı imzanında davalının kabul etmediği aynı imza olduğu, ayrıca delil listesi ekinde davalı tarafça ibraz edilen davacı şirket tarafından kullanılan servis araçlarını plakaları, çalışma saatleri ve yakıtları gösteren belge altında da davacı ve davalı şirketin kaşesi ve kaşe üzerinde imza bulunduğu, bu belge altındaki davalı şirketin kaşesi üzerine atılan imzanın yine sözleşmedeki davalı şirket adına atılan imza ile aynı olduğu, dolayısıyla imzalanan sözleşmedeki güzergahlara göre servis araçları çalışmış, davalı tarafından yakıt ödemesi yapılmış, davalı tüm bu süreçlerde sözleşmeyle bağlı kalmıştır. Davalı taraf 02.03.2018-25.04.2018 tarih aralığına ilişkin yapmış olduğu yakıt ödemesi kayıtlarını kendisi mahkemeye sunarak davacı araçlarının sözleşmede belirtilen tarih aralığında çalıştığını kabul ettiği, aksi halde davalı şirketin belirtilen tarih aralığında davacı araçlarına yakıt ödemesi yapması mümkün değildir. Bu durumda her iki tarafında dosyaya ibraz ettiği aynı sözleşmedeki davalı şirket kaşesi üzerine atılan imza davalı şirket yetkilisine ait olmayıp yetkisiz temsil durumu söz konusu olsa bile sözleşme ilişkisinin davalı tarafça kabullenildiği, sözleşmenin onandığı, bu hali ile sözleşme davalı açısından bağlayıcı hale gelmiştir. Bu tespitler ile mahkemece verilen hüküm gerekçesine göre de davalı vekilinin sözleşmenin geçerli olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bilirkişi ek raporunda araçların Gprs kayıtlarının(Araçların hareket ve seferleri, kalkış varış güzergahları) incelendiği, davacı şirketin hizmetini sözleşmeye uygun ifa ettiği bilirkişi ek raporundaki tespitlerle sabit olduğu, davalı taraf 02.03.2018-25.04.2018 tarih aralığına ilişkin yapmış olduğu yakıt ödemesi kayıtlarını kendisi mahkemeye sunarak davacı araçlarının sözleşmede belirtilen tarih aralığında çalıştığını zımmen kabul ettiği, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen taşıma sözleşmesinin 3.1. maddesinde; “Yapılan taşıma hizmetinin bedeli günlük/aylık 595 TL. + KDV” şeklinde'' ödeneceğinin düzenlendiği, bu sözleşme dışında davalı tarafça aksi hüküm içeren yazılı bir sözleşmenin dosyaya ibraz edilmediği gibi davalı tarafından delil dilekçesi ekinde sunulan sözleşmenin de aynı sözleşme olduğu, yukarıda açıklandığı üzere bu sözleşmenin davalı tarafı bağladığı, buna göre davacının verdiği hizmet karşılığında dosyada mevcut sözleşmenin 3.1. maddesine göre hesap edilecek ücreti isteyebilecektir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen cevap ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek rapor içeriğindeki tespitlere göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 957,68 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 239,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 718,18 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.