T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1136 KARAR NO:2025/1901 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:23/12/2021 NUMARASI:2014/892 Esas - 2021/1388 Karar DAVANIN KONUSU :Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1136 KARAR NO:2025/1901 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:23/12/2021 NUMARASI:2014/892 Esas - 2021/1388 Karar DAVANIN KONUSU :Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı Banka... Şube Müdürü ...'nın, müvekkili ...'in hesabından 125.000.00TL ve yetkilisi olduğu Kafkametler... Tic. AŞ hesabından zimmetine para geçirdiğini, İstanbul Anadolu 3.ATM. 2009/1029 dosyasında verilen 22.05.2014 tarihli kararla, ... Şirketinin davalı bankadan 310.000USD alacaklı olduğu, ... Şti.'nin 30.700,00 TL ve 75.750.00TL kredi kullanmadığının tespit edildiğini, dava konusu 125.000.00TL'nin Kafkametler şirketine ait olduğu gerekçesiyle davacıdan istendiğini, ancak mahkemenin 125.000.00TL'nin dava dışı ...'in şahsi hesabından çekilen para olduğu, çekilen bu paranın davacı şirketlerin hesabına yatırılması için verilmiş bir yazılı talimatın varlığının kanıtlanmadığı ve bu parayla ilgili talep hakkının anılan şahsa ait olup davacıların davacı sıfatlarının (aktif dava ehliyetlerinin) bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın iptali talebinin aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedildiğini, davalı banka teftiş kurulu başkanlığınca hazırlanan raporda 125.000.00TL ile ilgili olarak “02.03.2009 tarihinde 125.000.00TL çekildiği, fiş üzerindeki imzanın davacının imzasına benzediği, hemen ardından 115.000.00TL'lık kısmının ... , 9,120.00TL'lık kısmının ise ...firması hesabına nakit olarak yatırıldığını, fiş üzerindeki imzaların ilgili firmaların imzasına benzemediğini...” yani paraların davacının hiçbir ilişkisi olmadığı şahısların hesaplarına aktarıldığını, ...'nin İstanbul 8.Ağır Ceza mahkemesi 2010/69E.sayılı dosyasına alınan bilirkişi raporunda hesabına aktarılan 115.000.00TL'yi kabul etmediğini, Grafolojik incelemeye dayalı kanaatlerin gerçeği tam olarak ortaya koyamayacağı durumların olabileceğini, dekont üzerindeki imzanın davacıya ait olmasının bu paranın davacı tarafından çekildiğini söylemenin gerçeği ifade etmeyeceğini, dekont üzerindeki imzanın davacıya ait olmasının banka müdürüne duyduğu güvenin neticesi olduğunu iddia ederek, 125.000.00TL'nin 21.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı bankanın eski ... şube müdürü ...a'nın müşterilerin bilgisi olmadan sahte imzalar ile kredi kullandırıldığı ve hesaplarından para çekildiğine dair zimmet suçundan İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi 2010/69E, dosyasında açılan davanın halen Yargıtay'da temyiz incelemesinde bulunması sebebiyle bekletici mesele yapılmasını, ...Ltd.Şti.nin müvekkili bankanın mevduat ve döviz hesap sahibi müşterileri olduğunu, davacı ...'in bu şirketlerin yetkilisi olduğunu, İstanbul Kriminal Polis Lab.Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanları tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda “... Davacıların taleplerinin haksız olduğu ve davacıların sözkonusu nakit çekim işlemleri ile birlikte dava konusu kredilerin şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde kullanıldığını, zimmet suçu kapsamında bulunmadığını...” BDDK Denetim 1.Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 11.08.2011 tarihli raporda “125.000.00TL çekiliş işleminin ...hesabından yapıldığı, bu hesaba 02.03.2009 tarihinde 69.899.362TL tutarında EFT geldiği ve aynı tarihte 55.000TL nakit yatırıldığı ve aynı tarihte 125.000TL'nin nakit çekildiğini, dekont üzerinde ...'in gerçek imzası yer aldığı dikkate alındığında söz konusu işlemin hesap sahibinin bilgisi dahilinde gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.” denildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının, davalı banka nezdinde bulunan ... sayılı hesabından hesabından, 02.03.2009 tarihinde ... fiş numarası ile 125.000,00 TL'nin çekildiği, dekonttaki imzanın davacının imzası olduğu hususunda bir uyuşmazlık yoktur.İhtilaf, davacının çekim yönünde bir talimatı olup olmadığı, imzanın güvene dayalı olarak boş dekont üzerine atılıp atılmadığı hususundadır.Olaya ilişkin, İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi 2010/69 Esas, 2014/25 Karar sayılı kesinleşen kararında, zimmet iddiaları yönünden, 'Her ne kadar mahkememize kamu davası açan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/24473 sayılı iddianamesinde müşteki-mağdur olarak gösterilen ..., ...,..., ... Şti, ... Aş., ... haklarında sanıklar tarafından hesaplarından para çekilişi, usulsüz işlem veya kredi kullandırmak yoluyla zimmet suçunun işlendiği iddia edilmemiş olduğundan, söz konusu işlemlerin hesap sahiplerine bilgileri dahilinde olduğundan sanıkların üzerlerine zimmet suçunun isnad edilmediği, iddianamenin anlatım kısmında sanıkların eylemlerinin zimmet olarak belirtilmediği anlaşıldığından bu eylemlerin zimmet olayında hariç tutulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. ' cihetinde karar verilmiştir.Bu kapsamda, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, 02.03.2009 Tarihinde ...'in ... sayılı hesabından... fiş numarası ile 125.000,00 TL'nin çekildiği, çekme dekontu üzerindeki için yapılan imza kontrolünde imzanın ...'e ait olduğu, daha önce de bu tür işlemlerin yapıldığı, imzalı boş dekontların şube müdürüne teslim edildiği, işlemlerin bu şekilde yürütüldüğü dolayısıyla Davacı ...'in bilgisi dâhilinde yapıldığının anlaşıldığı,bankanın sorumluluğunun müşterinin onayı olmadan işlem yapılması halinde doğacağı, ancak dosya kapsamında davacının daha öncesinde de bu tür işlemlerin yapılmış olması nedeniyle çekim işleminden Davacı ...'in bilgisinin olduğu ..."gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;2009 yılında müvekkili ve yetkilisi olduğu şirketlerin banka hesaplarından davalı banka müdürünün usulsüz işlemleri ile çekilen paraların tazmini için açılan iş bu davanın yıllar süren yargılamaları sonucunda yetersiz bir inceleme neticesinde karara çıktığını, davanın reddedildiğini, eksik araştırma ile karar verildiğini, soruşturma raporunda ayrıntılara yer verilmiş olduğunu, müvekkilinin hesabından alınarak tanımadığı kişi ve firma hesabına gönderilen para ile ilgili ceza mahkemesinde bu kişilerin dinlendiğini, hesaplarına bu paralardan bilgilerinin olmadığını, imzaların kendilerine ait olmadığını, müvekkilini tanımadıklarını ve ticari ilişkilerinin olmadığını beyan ettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/5028 Esas, 2016/1896 Karar sayılı kararında rıza dışında çekildiği iddia edilen paranın akıbetinin araştırılması gerektiğine vurgu yapıldığını, bu açıdan bakıldığında müvekkilli hesabından çıkan paranın müvekkili ile alakası olmayan kişiler adına yatırıldığı daha doğrusu yatırılmış olduğunun ortada olduğunu, müvekkili hesabından fiilen çekilmiş gibi gösterilen paranın tanımadığı iki farklı hesaba fiilen yatırılmış gibi gösterildiğini, tüm dekontların birbirine ilişik şekilde müdürün çekmecesinde bulunmuş olmasının para yatırma fişlerindeki imzaların sahte olması gerçeğinin ne olduğunu ortaya koyduğunu, davalı banka müdürünün müvekkili ve şirketlerinin hesaplarından çekilenler gibi başka bir çok mudinin hesaplarından da usulsüz işlemler yaptığını, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/69 Esas sayılı dosyasında ceza aldığını, fakat ceza dosyasında önceden alınmış boş dekontlarına istinaden yapılan işlemler için imza incelemesi dışında hiçbir araştırma yapılmadan sırf imza hesap sahibine ait olduğu için zımmet olayına dahil edilmediğini, müvekkili aleyhine işlenen tek eylemin bu olmadığını, ortağı olduğu şirketler... AŞ ile... Ltd Şirketi hesaplarından usulsüz 310.000,00 USD çalındığını, ayrıca sahte imzalı teminat çekleri ile bu şirketlere kredi çekilmiş gibi gösterilip şirketlerin bankaya borçlu kılındığını, İstanbul Anadolu 3. ATM'nin dosyasının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1176 Esas sayılı dosyasında temyiz incelenmesinde olduğunu, bilirkişi raporlarına bakıldığında eksik bankacılık bilgisi içermeyen niçin böyle yapıldığını anlamadım gibi cümleler içeren oldukça özensiz raporlar olduğunu, heyet incelemesi talep edilmesine rağmen mahkeme tarafından yetersiz şekilde tek bilirkişi atandığını, dosyaya sunulan tüm Yargıtay kararlarının dava konusu ile aynı olduğunu, emsal kararlara hiç değinilmediğini, yerel mahkemenin teknik konuları gereği gibi irdelemediğini, emsal ilamların dosyaya sunulduğunu, müvekkili hesabından çekilen 125.000,00 TL'nin dakika dakika kimlerin hesaplarına aktarıldığının bizzat bankanın kendi teftiş kurulu raporunda açıklandığını, müvekkilinin bankada bir çok işleminin mevcut olduğunu, ancak müvekkillerinin sadece usulsüz olanlara itiraz ettiklerini, gerçekten kendilerinin kullandığı kredilerde olduğunu ancak bunlara dair bir taleplerinin olmadığını, güven ilişkisi kurarak insanları kandıran ve paralarını çalan kişinin davalı bankanın şube müdürü olduğunu, müvekkilinin dışarıda tanıdığı sıradan bir vatandaşa güvenmediğini öncelikle davalı bankaya güvendiğini, müdürün o bankanın şubedeki en üst düzey temsilcisi olduğunu, bankanın şubeyi idare etmesi için emanet ettiği milyonluk hesaplarda teknik olarak işlem yapabilen yetkilerle donatılmış kişi olduğunu, müdürün tüm işlemlerinden istihdam edenin sorumluluğu bulunduğunu, TBK gereğince bankanın sorumluluğunun olduğunu, müvekkilinin parasını...'ya değil bankaya emanet ettiğini, banka müdürünün bulunduğu makbuzlara müdüre güvenerek imza atmasının normal olduğunu, o tarihte henüz internet bankacılığı gelişmiş olmadığını, işlemlerin bu şekilde ilerlediğini, dolayısıyla davalı bankanın müvekkilinin çalınan parasını iade etmekle mükellef olduğunu, kimsenin müvekkiline 125.000,00 TL'yi sen çekmiş diyemeyeceğini çünkü işlem günü bankada öyle bir paranın olmadığını, olmayan paranın müvekkili tarafından çekilmesinin iddia edilemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, banka hesabından usulsüz olarak çekildiği iddia edilen paranın bankadan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalı bankanın ... Şubesi mudisi olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının hesabından usulsüz olarak para çekiminin gerçekleşip gerçekleşmediği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının yeterli olup olmadığı, delillerin isabetli olarak değerlendirilip değerlendirilmediği ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının yetkilisi olduğu dava dışı ... Şirketi'nin vekili vasıtasıyla davalı bankaya Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen 15.05.2009 tarihli ihtarnameyi gönderdiği, söz konusu ihtarnamede İstanbul ... Şubesinde bulunan mevduat hesaplarından şube müdürünün çeşitli tarihlerde para çekerek ve kredi kullanmak suretiyle borçlandırarak kendi hesabına para aktarımı yaptığı ve toplam bu meblağın 231.450,00 TL ile 310.000,00 USD olduğu, şirketlerden habersizce gerçekleştirilen bu işlemler karşısında müvekkillerinin mağdur olduğu belirtilerek şubenin müdürü tarafından gerçekleştirilen işlemlerden bankanın sorumlu olması nedeniyle ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren hesaplardan çekilen paranın ödenmesinin talep edildiği, ...bank ... Kurulu Başkanlığının 16.06.2009 tarihli soruşturma ön raporunda ... Şubesi ve bankanın genel müdürlüğüne hitaben 08.05.2009 ile 04.06.2009 tarihleri arasında 22 adet müşteri tarafından düzenlenen dilekçelerin incelendiği, yapılan incelemede ...'nın akrabası ...'nın imzasını taklit etmesi suretiyle vadeli hesabından 176.492,00 TL çekmesi ve söz konusu tutarın...Ltd Şirketi tarafından kullanıldığının tespiti üzerine 10.04.2009 tarihli soruşturma raporunun düzenlendiği, soruşturma raporu içeriğinde şube personelinden alınan bilgilere göre ...'nın portföyünde yer alan müşteriler için imzaları daha sonra tamamlatılmak üzere işlemler gerçekleştirildiği ve müşterilerden imzalı boş dekont temin etmek suretiyle işlem yapılabildiğinin belirtildiği, 28.04.2009 tarihli disiplin kurulu kararı ile ...'nın iş akdinin fesih edildiği, ilişiğinin kesilmesinin ardından bir çok müşterinin banka şubesine başvurmak suretiyle hesaplarına ilişkin şikayetlerini dile getirdiği, 22 adet müşteriye ait bilgilerin belirtildiği ve ayrıntılara yer verilen 16.000,00 TL ve 14.000,00 TL'lik iki adet işleme ait fiş üzerindeki ... imzasının imza beyannamesi ve şikayet dilekçesindeki imza ile uyumlu olmadığı, 125.000,00 TL'lik fiş üzerindeki imzanın ise müşterinin gerçek imzasına benzediği kanaati edildiği, müşterinin hesabından gerçekleştirilen 125.000,00 TL tutarlı nakit çekim işleminin hemen ardından gerçekleşen 115.000,00 TL nakit yatan işlemine ait fiş üzerindeki... ve 9.120,00 TL tutarlı nakit yatan işleme ait fiş üzerindeki ... imzalarının şahısların gerçek imzalarına benzemediğini kanaat edinildiğini ayrıca nakit çekimi ve yatan dekontların birbirine iliştirildiği ve ilgili dönemdeki şube müdürü ...'nın düzenlediği, nota istinaden işlemlerin yapıldığının görüldüğü, sonuç olarak her üç müşteri ( ..., ..., ...) hesabından da gerçekleştirilen işlemlere ilişkin dekontların imzaların genelde uyumlu olduğu, fakat bazı işlemlere ilişkin dekontlardaki imzaların uyumsuz olduğunun görüldüğü ancak söz konusu incelemelerin gözle yapıldığı, net bir sonuç ve kanaate varılmasının mümkün olmadığı bununla birlikte firmanın ortağı olan ...'in ...'nın çocukluk arkadaşı olması aralarındaki ilişkinin sorgulanması gerekliliğinin ortaya konulduğunun belirtildiği, dava dışı şirketler tarafından gerçekleştirilen ihtarname neticesinde talep edilen 310.000,00 USD'nin tahsili amacı ile söz konusu şirketler tarafından davalı banka aleyhine ... nolu dosyasında 17.06.2009 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, bankanın icra takibine itirazı üzerine İstanbu Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/1029 Esas, 2014/155 Karar ve 22.05.2014 tarihli kararı ile asıl ve birleşen davalar yönünden davacı ... Ltd Şirketinin dava konusu alacakla ilgisi olmadığından aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, davacı ... AŞ yönünden 310.000,00 USD alacağa dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, birleşen davada itirazın iptali talebine konu olan 125.000,00 TL'nin dava dışı ...'in şahsi hesabından çekilen para olduğu, çekilen bu paranın davacı şirketlerin hesabına yatırılması için verilmiş bir yazılı talimatın varlığının kanıtlanamadığı, bu para ile ilgili talep hakkının anılan şahsa ait olduğu, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle husumet yönünden reddine dair hüküm tesis edildiği, gerekçede dava dışı ...'in vadesiz TL mevduat hesabından 02.03.2009 tarihinde kasa ödeme tediye fişiyle 125.000,00 TL çekildiği, kasa fişinde ...'in imzasının bulunduğu, bu imzaya itiraz edilmediği, bu tutarla ilgili 16.06.2009 tarihli müfettiş ön raporunda paranın saat 15:32'de çekildiği ve 115.000,00 TL'lik bölümünün ... hesabına, 9.120,00 TL'lik bölümün... Firması hesabına yatırıldığı, yatış fişlerindeki imzaların hesap sahiplerinin gerçek imzalarına benzemediği, imzaların ve işlemlerin müdür...'nın fişlere ilişkin notuna istinaden yapılmış olduğu, bu şekilde mudilerin hesapları arasında giriş çıkış yapılarak zimmet olayının gerçekleştirildiği, hesap sahibi ...'in 125.000,00 TL tutarındaki para ile ilgili olarak hesap sahibi olarak şahsen talepte bulunması gerektiğinin belirtildiği, davacı tarafça mahkeme kararı sonrasında alacak davasını açmış olduğu, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/69 Esas, 2014/25 Karar nolu karar ve 21.04.2014 tarihli dosyasında çok sayıda müştekinin yer aldığı, davacı ...'in ceza yargılamasında katılan olduğu, sanığın ... olduğu, suçun ise 5411 sayılı Kanuna aykırılık, nitelikli zimmet olarak belirtildiği, suç tarihinin ise 16.05.2005 - 27.07.2009 tarihleri arası olarak gösterildiği, mahkeme gerekçesinde davacı ...'in itirazı ile ilgili olarak 53.sayfada; itiraz konusu 125.000,00 TL tutarlı tediye işleminin ... adına açılan hesaptan yapıldığı, bu hesaba 02.03.2009'da 69.899,62 TL tutarında EFT yapıldığı ve aynı hesaba aynı gün 55.000,00 TL nakit yatırma işleminin yapıldığı, aynı tarihte 125.000,00 TL'nin nakden çekildiği, 02.03.2009 tarihli ve 125.000,00 TL tutarlı para çekme dekontu üzerindeki ...'e atfen atılan imza ile dosyadaki örnek imzanın benzediği gibi İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen 27.06.2009 günlü rapora göre de 02.03.2009 tarihli ve 125.000,00 TL nakit çekimi belgesindeki atılı imzanın ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bütün maddi tespitler nazara alındığında söz konusu işlemin ...'in izni ve bilgisi ile yapılmış olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'ya sorumluluk atfedilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı sonucuna ulaşıldığına yer verildiği, mahkemenin mahkumiyet kararının temyiz aşamasında 30.10.2019 tarihli Yargıtay ilamı ile düzeltilerek onandığı, beraat kararlarında yine temyiz aşamasında onandığı anlaşılmıştır. Tarafların delilerini dosyaya ibraz etmesi ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır. 26.02.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, davalı Bankanın ... Şubesindeki mevduat hesabındaki 125.000,00 TL'nin hesaptan çıkışının davacının yazılı talimatı ile olup olmadığı, hesaptan çıkış işlemine ait dekont üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı, bu kapsamda, davacının hesabından yapılan çıkıştan dolayı davalıya atfı kabil bir kusurun bulunup bulunmadığı, varsa ne şekilde gerçekleştiği, davacının dava konusu hesabında bulunan 125.000,00 TL mevduatı davalıdan talep etme koşullarının taraflar arasındaki mevduat sözleşmesi kapsamında mümkün bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı, huzurdaki davada, dava dosyasına sunulan iddia, savunma, belgeler, dava konusu ile ilgili ...bank Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişliğince düzenlenen 31.08.2009 tarih ve 71 Sayılı Soruşturma Raporu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Kaçakçılık Bürosu 2010/24473 Esas No ve İddianame No: ... No'lu İddianamesi, İstanbul 8.Ağır Ceza Mhk.2010/69 Esas Sayılı Dosyasına sunulan Bilirkişi Raporu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Yeminli Murakıbı. tarafından düzenlenen 05.07.2010/ R-8 Sayılı İnceleme Raporu, Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanları tarafından hazırlanan 27 ve 28.08.2009 tarihli bilirkişi raporu ve İstanbul 8.Ağır Ceza Mahkemesi 2010/69 Esas No'lu dosyası bilirkişi raporlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; Ceza Mahkemesi tarafından düzenlettirilmiş bilirkişi raporuna paralel olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu denetim Daire Başkanlığı Bankalar yeminli Murakıplığı tarafından düzenlenmiş bulunan 05.07.2010 tarih ve R-8 sayılı raporda ”... İtiraz konusu olan işlemlerden 125.000.00 TL tutarındaki nakit çekiliş işleminin ... (şirket yetkilisi) adına açılmış hesaptan yapıldığının anlaşıldığı. dekont üzerinde ...'in gerçek imzasının yer aldığı dikkate alındığında söz konusu işlemin hesap sahibinin bilgisi dahilinde gerçekleştiği kanaatine varılmıştır." tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, tüm raporların bir bütün halinde değerlendirilmesi ve yukarıda yapılan belirlemeler ışığında söz konusu nakit çekim işleminde bir usulsüzlük veya sahteciliğe rastlanılmadığı gibi, para çekme dekontunda bulunan imzanın davacının eli mahsulü olması, hesaptan 02.03.2009 tarihinden sonrasında da işlemler yapılması nedenleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiği ve alacağın varlığının şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir.Davalı vekili 02.06.2016 tarihli dilekçesi ile; emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/5027 Esas, 2016/2086 Karar ve 25.02.2016 tarihli bozma ilamını ibraz ederek, bozma ilamında ceza mahkeme kararının araştırılması gerektiğine vurgu yapıldığını belirtmek suretiyle itirazları ve belirtilen hususlar konusunda yeniden inceleme yapılmasını ve ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesini talep etmiştir.Mahkemece, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/69 Esas nolu dosyasının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ederek, banka müfettişlerinden oluşan yeni bir heyetten rapor alınmasını talep ederek, emsal Yargıtay ilam örneklerini dosya içerisine ibraz etmiştir. 09.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda; 02.03.2009 tarihinde ...'in hesabından 125.000,00 TL'nin çekildiği, çekme dekontu üzerinde yapılan imza kontrolünde imzanın ...'e ait olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği, daha önce de bu tür işlemlerin yapıldığı, imzalı boş dekontların Şube Müdürü'ne teslim edildiği, işlemlerin bu şekilde yürütüldüğü, dolayısıyla davacı ...'in bilgisi dâhilinde yapıldığının anlaşıldığı, her ne kadar kesinlikle yapılmaması gerektiği halde güvene dayalı olarak Banka çalışanına boş dekontların teslim edilmesi nedeniyle sorumluluğun Banka'da olduğu yönünde Yargıtay Kararları bulunsa da,Yargıtay Kararlarında önemli olan hususun müşterinin “onayı olmadan" işlem yapılmasından Banka'nın sorumlu olabileceği, ancak “daha öncesinde de bu tür işlemlerin yapılmış olması” nedeniyle, ...'in bilgisinin olduğu, Banka'nın sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. 12.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ..."in şube nezdindeki hesabından 02.03.2009 tarihinde 125.000.00TL çekildiği ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanlarınca fiş üzerindeki imzanın ...'in imzası olduğu kesin olarak tespit edildiği, davacı vekili tarafından bu fişin daha önce verildiği iddia edilmekle birlikte, davacının daha öncede boş fiş imzalayarak talep ettiği işlemlerini yaptırdığı gerçeği dikkate alındığında, işlemlere davacının onayının olduğu, Yargıtay kararlarında esas alınan eylemlerde “hesap sahibinin bilgisi dahilinde yapılmadığı” yönünde olduğu, ancak dava konusu işlemde davacının hesaplarından yapılan çekilişlerin “hesap sahibinin bilgisi dahilinde yapılmış olabileceği” yönünde kanaatinde olduğumdan Yargıtay kararlarında belirtilen gerekçelerin bu davanın gerçeğiyle örtüşmediği, bu nedenle dava konusu işlemden bankanın sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Taraflar arasında, bankanın teftiş kurulu raporu ile tespit edilen dava dışı bankanın müdürü tarafından işlemlerin gerçekleştirildiği ,eski müdür ...'nın Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı, ceza dosyasında çok sayıda müşteki ve katılanın yer aldığı, davacının katılanlar arasında ve ceza mahkemesince verilen kararların Yargıtay aşamasında düzeltilerek veya onanarak kesinleşmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/69 Esas, 2014/25 Karar sayılı kararının 53.sayfasında; davacının hesabından 02.03.2009 tarihinde 125.000,00 TL tutarlı para çekme işleminin gerçekleştirildiği, işleme dair dekont üzerindeki imzanın bilirkişi raporu ile davacı eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve söz konusu işlemin davacının izni ve bilgisi ile yapıldığının anlaşıldığı, sanığa sorumluluk akdedilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesine yer verilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 53.maddesinde; Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk arasında münasebet başlığı ile; " Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." düzenlemesi mevcuttur. Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/4-1008 Esas, 2014/490 Karar ve 09.04.2014 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararı ile maddi olaylar, söz konusu işlemin davacının izni ve bilgisi ile yapıldığına dair tespit sonucunda davalının sorumluluğu bulunmayacağına dair tespitler hukuk hâkimini bağlayıcı niteliktedir. Mahkemenin söz konusu kararındaki tespitler taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacaktır. Bu nedenle davacı vekilinin kesinleşen mahkeme kararı karşısında aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.