Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/1919 E. , 2024/912 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/1919 Karar No:2024/912 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı hakkında ... Digital İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin kanunî temsilcisi olduğund
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/1919 E. , 2024/912 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/1919 Karar No:2024/912 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Sigorta Fonu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı hakkında ... Digital İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin kanunî temsilcisi olduğundan bahisle düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin 16/10/2019 tarih ve E:2014/3142, K:2019/3116 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; davacı hakkında, ... Digital İletişim Hizmetleri A.Ş.'de 04/03/1996 - 26/05/2004 tarihleri arasında kanunî temsilci olduğu gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin düzenlerek tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Digital İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin İktisat Bankası'ndan kullanılan kredileri ödemediği, İktisat Bankası'nın Fon'a devredilmesiyle de bankadan devir ve temlik alınan borçlu firma kredilerinden kaynaklanan alacağın Fon ve kamu alacağına dönüşerek kamu zararına yol açtığı, İktisat Bankası'nın Fon'a devredildiği 15/03/2001 tarihinden bugüne kadar borçlu şirketler aleyhinde yapılan takipler neticesinde mal varlıklarının Fon alacağını karşılayamayacağı ve Fon alacaklarının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine ... Digital İletişim Hizmetleri A.Ş.'de 04/03/1996 - 26/05/2004 tarihleri arasında A Grubu imza yetkisiyle yönetim kurulu üyeliğinde bulunan ve kanuni temsilci sıfatını haiz davacı hakkında 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kamu alacağının tahsiline ilişkin dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacının söz konusu şirkette 04/03/1996-26/05/2004 tarihleri arası dönemde kanunî temsilci olarak görev yaptığı göz önüne alındığında, 24/03/1997-30/06/2000 tarihleri arasında söz konusu şirkete kullandırılan kredilerden davacının sorumlu tutulabilmesi için dava konusu ödeme emrine konu borçla ilgili olarak davacının kanunî temsilci olarak görev yaptığı döneme ilişkin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının somut olarak ortaya konulması gerektiği; Davacının görev yaptığı dönemde sadece şirketin operasyon kısmında çalıştığı, mali işlere hiçbir zaman karışmadığı, kanuni temsilcilik sıfatının yönetim iradesine dayanmadığı, şirketin esas yönetiminin iradesiyle ve iş ilişkisinin devamlılığı için şart olması nedeniyle şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptığı iddiasına ilişkin olarak; davacının amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisi olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, mali işlere hiçbir zaman karışmadığı iddiasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, herhangi bir kişinin bir şirkette yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ve fakat kendi iradesi dışında çalışıyor olmasının düşünülemeyeceği, davacının söz konusu şirkette 04/03/1996-26/05/2004 tarihleri arasında kanuni temsilci olarak görev yaptığı göz önünde alındığında, davacının iddialarının “böyle bir borcun olmadığı" itirazı kapsamında ele alınmasının mümkün olmadığı, Davacının “ibra edilmiş olmak" veya “ibra kararlarının kesinleşmiş olması” iddialarına ilişkin olarak, ibra'nın Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre görülmekte olan bir davada ileri sürülebilecek bir itiraz olduğu, dava konusu ödeme emrinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 11'inci maddesinin atfıyla 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/3. maddesi ile 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35'inci maddesine göre düzenlendiği, dolayısıyla, ibranın, “böyle bir borcun olmadığı itirazı” kapsamında ele alınamayacağı, Davacının borcun zamanaşımına uğradığı itirazına ilişkin olarak; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 102'nci maddesindeki 5 yıllık sürenin, 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde yer alan “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” kuralı ve aynı Kanun'un Geçici 16'ncı maddesinde yer alan “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable samildir.” kuralı ile ilk kredinin 24/03/1997 tarihinde kullanıldığı dikkate alındığında, dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla söz konusu zamanaşımı itirazının 6183 sayılı Kanun'un 58'inci maddesi kapsamında ele alınmasının mümkün olmadığı; bu durumda, davacının, dava konusu işlemlerle takip edilen ve tahsili güvence altına alınmak istenilen Fon alacağının, kamu zararına neden olan kredilerin geri ödenmesi gereken süre zarfında yani şirket borcunun ödenmesi gerektiği tarihlerde şirketin kanuni temsilcisi olduğu, öte yandan, davacının yönetim kurulu üyesi olmadan önce söz konusu şirketin mevcut alacak ve borçlarını bildiği ve bu borçları göze alarak yönetim kurulu üyesi olduğu, bu itibarla, dava konusu ödeme emrine konu borçla ilgili olarak davacının kanunî temsilci olarak görev yaptığı döneme ilişkin sorumluluğunun bulunduğu açık olduğundan dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 3 ay yönetim kurulu üyeliği yaptığı, sonrasında kendi isteği ile görevinden istifa ettiği, görev yaptığı dönemde sadece operasyon kısmında çalıştığı, mali işlere hiçbir şekilde karışmadığı, şirketin organsız kalmaması ve üst yönetimin zorlamasıyla görevi kabul etmek zorunda kaldığı, şirketin genel kurulu tarafından ibra edildiği, görev yaptığı dönemle ilgili hiçbir kusurunun olmadığı, görevde bulunmadığı dönemlerde muaccel olan borçların kendisinden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin zamanaşımına ilişkin iptal kararı sonrasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, kanuni temsilcilikten kaynaklanan sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu, bakılan dava ile mali sorumluluk davasının farklı nitelikte davalar olduğu, ibranın şirketin iç ilişkisine ilişkin bir müessese olduğu ve iyi niyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ortadan kaldırmadığı, Anayasa Mahkemesi'nin 20 yıllık zamanaşımı süresini değil, zamanaşımının geriye yürürlüğünü sağlayan 5411 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinde yer alan "zamanaşımı ve" kelimelerini iptal ettiği, dolayısıyla hâlen takip edilen Fon alacaklarında zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu, Fon'un takip edeceği kanuni temsilcileri 5411 sayılı Kanun'un geçici 26. maddesine göre belirlediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 22/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.