Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1003 E. , 2024/4487 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/1003 Karar No:2024/4487 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... Petrol Ürünleri Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Bayilik l
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/1003 E. , 2024/4487 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/1003 Karar No:2024/4487 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... Petrol Ürünleri Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) :... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 06-08/07/12/2013 tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali yapıldığından bahisle 70.000,00-TL; otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiği tespit edildiğinden bahisle 70.000,00-TL olmak üzere toplam 140.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin...tarih... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirkete ait istasyonda 06-08/07/2017 tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde, otomasyon sisteminin arızalı olduğu, yazar kasalardan lisans tarihinden itibaren alınan raporlarda 144,956 litre motorin, 9462 litre benzin satışının yapıldığı, ancak dağıtıcı firmadan alınan faturaların toplamının 46,904 litre (motorin), 2975 litre benzin alışı olduğu, alıştan fazla akaryakıt satışı olduğu, vaziyet planında bulunan 45.000 litre olması gereken motorin tankının 110.000 litre olduğu, istasyon sahasında yasal tankların altında yasal tanklarla çevrili çekvalf (kelebek) sistemiyle bağlı bulunan 2 adet yasal olmayan tank olduğu ve pompalara giden yakıt borularına sahip olduğu ve üzerinde dalgıç pompasına sahip olduğu, yasal olmayan tankların birinde toplam 3650 litre motorin olduğu ve yapılan marker tespitinde "geçersiz" olduğu, tesiste kaçak akaryakıt satışı yapıldığının tespit edilmesi üzerine istasyonun mühürlenerek piyasa faaliyetine son verildiği, vaziyet planında yer almayan tanktan alınan motorin numunesinin yeterli şart ve seviyede ulusal marker içermediği ve ilgili teknik düzenlemere aykırı olduğu yanı sıra yüksek kükürt içerikli, madeni yağ-solvent karışımı ve/veya ağır petrol fraksiyonu (beyaz ürün) solvent karışımı ile tağşiş edilmiş olduğunun ... Tekik Üniversitesi Prof. Dr. ... Yakıt Uygulama Araştırma Merkezinin E... sayılı analiz raporu ile tespit edildiği, diğer taraftan, davacı şirket için Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığına gönderilen yazıyla, anılan bayiye ait lisans başlangıç tarihi ve sonrasındaki 4 (dört) aylık süreyi kapsayan döneme ilişkin otomasyon sistemi verilerinin gönderilmesi ile anılan bayinin dağıtım firması tarafından söz konusu bayide kurulu istasyon otomasyon sisteminde mutabakatsızlık, sisteme bayi tarafından izinsiz müdahale, vb. konularda kuruma herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığına dair Başkanlığa bilgi verilmesinin istenildiği, verilen cevabi yazıda, söz konusu bayinin dağıtıcısı olan Molaver Akaryakıt Dağıtım Taşımacılık İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Molaver) tarafından kuruma sağlanan otomasyon verilerinin bir örneğinin gönderildiği, ayrıca dağıtıcı firma tarafından elektronik belge yönetim sisteminde ve diğer elektronik bildirimlerde ilgili bayiye ilişkin herhangi bir mutabakatsızlık, sisteme izinsiz müdahale konularında bildirimde bulunmadığı, M. Ş. adlı mükellefin, aralarında davacı şirketin de bulunduğu bir kısım değişik ünvanlı akaryakıt istasyonlarını yönetmekte ve bu firmalarda belgesiz akaryakıt alım ve satımı yapmakta olduğu, mükellef sahibi ve işleticisi olduğu istasyonlarda satmış olduğu akaryakıtın bir kısmını, firmaların bayisi olduğu Molaver'den değil de başka bayilerden belgesiz olarak aldığı, söz konusu istasyonlarca genellikle muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeye, sahte belgeye dayalı ya da hayali kayıtlarla ödeme çıkmayacak şekilde KDV beyanları verilmekte ya da hiç verilmediği diğer bir ifade ile başka bayilerin akaryakıtlarını belgesiz almasından kaynaklandığının anlaşıldığı tespitlerine yer verildiği, Bu durumda; davacı şirketin gerek gerçekleştirilen denetimler, gerekse Vergi Tekniği Raporu ve yaptırılan analiz sonuçlarına göre menşei belli olmayan akaryakıt bulundurduğunun ve bu sebeple dağıtıcı dışı akaryakıt ikmal ettiğinin sübuta erdiği, diğer taraftan istasyon otomasyon sistemine müdahalede edildiğinin somut olarak ortaya koyulduğu anlaşıldığından, davacı şirkete 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Mahkeme kararının, dava konusu Kurul kararının, otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiği gerekçesiyle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden; dava konusu işlemin bayilik lisansı ile "... Köyü, ... Mevkii no:... .../..." adresinde faaliyet gösteren davacı şirkete ait istasyonda 06-08/07/2013 tarihleri arasında yapılan denetimlerde; otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyona müdahale edilmesi nedeniyle 5015 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrası ile petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 18. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına aykırı olduğundan bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 70.000- TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmının reddine ilişkin karar usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulunü gerektiren bir neden bulunmadığından, kararın anılan kısmına ilişkin davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği, Mahkeme kararının, dava konusu Kurul kararının, davacı şirkete "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden; davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin yedinci fıkrasının anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; Öte yandan, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiili 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinde düzenlenerek 19/2/c-3 bendinde idari para cezası yaptırımına bağlanmış ise de, Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, iptali istenilen maddenin, anılan fiil yönünden iptal edildiği anlaşıldığından, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasına da hukuken olanak bulunmadığı; Ayrıca, davacıya atfedilen "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali etmek" fiilinin karşılığı olan idari para cezası yaptırımı 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde düzenlenmiş olduğundan, 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin yedinci fıkrası, anılan fiil için yasal dayanak olarak belirlenerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı; Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, dava konusu işlemin dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali gerçekleştirdiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esastan incelenen davada bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlemin, otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiğinden bahisle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden ise istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, harçtan muaf olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı tarafından, somut tespit olmadığı, dayanak maddelerin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, herhangi bir kastının bulunmadığı, savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı ve davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ:Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen düzelterek onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Kurulun ... tarih...sayılı kararıyla, bayilik lisansı sahibi davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda...tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca bağlı olduğu dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali yapıldığından bahisle 70.000,00-TL, otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiği tespit edildiğinden bahisle 70.000,00-TL olmak üzere toplam 140.000,00-TL idari para cezası verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5015 sayılı Kanun'un "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri; aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde, bayilerin lianslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde, 5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlâli hâlinde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği; aynı maddenin 2. fıkrasının (d) bendinde, 8. maddenin ihlâli hâlinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı; 19. maddesinin 7. fıkrasında ise, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanun'un getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin "Bayilik Lisansı Sahiplerinin Yükümlülükleri" başlıklı 38/d maddesinde, "Bayisi oldukları dağıtıcı haricinde akaryakıt temini yapılmaması" kuralı yer almaktadır. Dairemizce; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiği gerekçesiyle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden; Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda yasa gereği takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin birinci fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 330. maddesinde, vekil ile takip edilen davalarda mahkemece kanuna göre takdir olunacak vekâlet ücretinin taraf lehine hükmedileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği kural altına alınmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralı yer almıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine 1.090,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verildiği; davacı tarafından bu karara karşı istinaf isteminde bulunulması üzerine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla, İdare Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın, davacı şirketin otomasyon sisteminin doğru ve sağlıklı veriler içermemesi, otomasyon sistemine izinsiz müdahale edildiği gerekçesiyle tesis edilen idari para cezasına ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine, anılan Mahkeme kararının, davacı şirkete "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi kısmı yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına, esastan incelenen davada dava konusu işlemin söz konusu fiile ilişkin kısmının iptaline karar verildiği ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, aynı miktardaki Avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince verilen kararda, davanın ret ile sonuçlanması nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise, daha önce davanın reddine ilişkin hüküm ve bu kısım içerisinde yer alan vekalet ücreti (1.090,00-TL) dikkate alınmaksızın davalı lehine yeniden vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince, daha önce İdare Mahkemesinin davanın reddi ile davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği bu kısım yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verildiği göz önünde bulundurularak davalı lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, mükerrer vekalet ücreti ödenmesine sebep olacak şekilde hüküm kurulmasında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu eksikliklerin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmında yer alan ''aynı miktardaki Avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir. Temyize konu kararın, dava konusu Kurul kararının, davacı şirkete "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi yönünden; İdari yaptırımlar ve idari para cezaları idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezalardır. Kabahatler Kanunu'na göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecek, fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenecektir. Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunilik ve cezada kanunilik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kabahatler karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar ise ancak kanunla düzenlenecektir. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdari para cezaları" başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik idarî para cezaları fıkralar hâlinde sayıldıktan sonra, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanuna aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun'un 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin "Aşağıdaki hâllerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 07/04/2016 tarihli iptal kararının yürürlüğü 03/05/2016 tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmesine rağmen bu süre içerisinde, iptal edilen kısma ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle davalı idare tarafından, "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek" fiilini işlediği tespit edilen davacı şirket hakkında Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası gereğince idari para cezası uygulanmıştır. 5015 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle verilecek idari para cezasının maktu olarak düzenlenmesinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağından, bu fiili işleyenler hakkında uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik bir iptal kararı olduğu, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği açıktır. Bu itibarla, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlâl nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, Kanun'un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlâller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin davacı şirkete "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmında yer alan ''aynı miktardaki (...-TL) Avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresi çıkarılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA oybirliğiyle; 3. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 4.Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali yapıldığından bahisle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.maddesi uyarınca BOZULMASINA oyçokluğuyla; 5. Davalı idare harçtan muaf olduğundan, temyiz aşamasında yatırılan toplam ...-TL harcın istemi halinde davalıya iadesine 6. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü oldukları kurala bağlanmıştır. Dairemizce; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "İdarî para cezaları" başlıklı 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir" kuralının, (3) numaralı alt bendindeki "8. maddenin ihlâli" yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek yapılan itiraz başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Kanun’un, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anılan iptal kararı, 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen kanun koyucu tarafından 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden uygulanacak idarî para cezasına yönelik belirtilen tarihe kadar yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesi'nce, bayilerin dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri hâlinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idarî para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, iptal kararının gerekçesine uygun yasal bir düzenleme yapılmadığı gözardı edilerek, davalı idarece 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c-3) bendine göre verilemeyen idari para cezasının, bu kez anılan maddenin yedinci fıkrası uyarınca verilmesinin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri açısından kabul edilmesi mümkün değildir. Kanun koyucu tarafından, 28/02/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile getirilen düzenleme ile madde yeniden düzenlenmiş ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "idari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin 3 numaralı alt bendinde; 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinin ihlâli hâlinde sorumlulara uygulanacak idari para cezası belirlenmiştir. Buna göre, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması yükümlülüğünün ihlâli hâlinde, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 03/02/2017 tarihinden, bu konuda gerekli yasal düzenlemenin yapıldığı 28/02/2019 tarihine kadar olan dönemde bayiler için uygulanacak herhangi bir idarî para cezası bulunmamakta olup, lehe olan bu durumun 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere aynen uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesince, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun, 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin, "Aşağıdaki hâllerde, sorumlulara sekizyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verilir" bölümünün, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi yönünden iptal edilmesi ve kanun koyucu tarafından uygulanacak yaptırım konusunda iptal kararında verilen süre içerisinde herhangi bir yasal düzenleme yapılmaması karşısında, 28/02/2019 tarihinden önce söz konusu fiili işleyenlere lehe olan durumun uygulanmayıp, Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin davacı şirkete "dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden" bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.