T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:19/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:10/09/2025 TALEBİN KONUSU:İhtiyati Tedbir İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALA…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:19/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:10/09/2025 TALEBİN KONUSU:İhtiyati Tedbir İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin, Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... ticaret sicil numarasına kayıtlı, turizm alanında faaliyet gösteren bir aile şirketi olduğunu, 2016 yılı itibarıyla davalı şirkette; müvekkili ... %20, babası davalı ... %40, dava dışı annesi ... %20, kardeşi davalı ... %19, dava dışı eniştesi ... %1 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkilinin 10/11/2016 tarihli yönetim kurulu toplantısına katıldığını, bu toplantıda yalnızca esas sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen şekil şartını yerine getirmek üzere pay devrine izin verilmesine dair kararın altını imzaladığını, akabinde ise yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, yönetim kurulu kararıyla pay devrine izin verilmesini takiben payların müvekkili tarafından, davalılardan ...’e hiçbir şekilde devredilmediğini, paylara ilişkin tasarrufi işlemde bulunulmadığını, müvekkilinin, davalı babası ...’in ... Ltd. Şti. ile ... A.Ş.’deki hisselerinin tamamının bedellerini ödeyerek satın aldığını, hisselerin, müvekkilinin satın alındığı tarihte her iki şirketin de ciddi anlamda ekonomik olarak kötü durumda olduğunu, müvekkilinin her iki şirket hisselerinin alınmasındaki temel sebebin ise aile şirketi ve dolayısıyla ailesi ile olan bağını koparmamak olduğunu, davalı ...'in geçen zaman içerisinde müvekkiline ait payları hukuka aykırı biçimde kendi adına kaydettiğini, daha sonra da bu payları kızı olan davalı ...’a devrettiğini, müvekkili ile davalı ... arasında yazılı bir pay devir sözleşmesi yapılmadığından, pay devrinin hukuken hiç gerçekleşmediğini, buna rağmen, müvekkiline ait payların herhangi bir geçerli işleme dayanmaksızın kayden davalı ... adına geçirildiğini, akabinde de ... tarafından kızı olan davalı ...’a devredilmiş gibi gösterildiğini, oysa bu kayıtların hiçbirinin dayanağında geçerli bir yazılı temlik sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili tarafından her iki ebeveynin kısıtlanması talebiyle Alanya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, anılan Mahkemenin ... Esas sayılı dosyasında verilen 14/04/2025 tarihli ara kararıyla, ... ve ...’in taşınmaz mallarına, banka hesaplarına ve trafiğe tescilli araçlarına vesayet tedbir şerhi işlenmesine karar verildiğini, tedbir talebinin tamamı kabul edilmesine rağmen yargısal teamül gereği sadece tescile tabi taşınır mallar ile banka hesapları üzerine tedbir şerhi işlendiğini, ...’un, aile ve şirket içindeki konumu itibarıyla Alanya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 14/04/2025 tarihli vesayet kararından habersiz olmasının mümkün olmadığını, hisse senetleri için açık tedbir kararı bulunmadığını fark eden ve her an tedbir kararı uygulanabileceğini düşünen davalı ...'un, annesi ...’e ait payların kendi ve/veya dava dışı oğlu ... Korum üzerine devrini sağladığını, ayrıca müvekkiline ait paylarının da kendi üzerine kaydettirildiğini, 30/06/2025 tarihli genel kurulda, herhangi bir mali zorunluluk da olmamasına rağmen sermaye artırımı kararı alındığını, imtiyazlı paylar oluşturulduğunu, müvekkilinin toplantıya çağrılmadığını, rüçhan hakkı kullandırılmadığını belirterek, müvekkili ...’in, davalı şirket nezdindeki ... adına kayıtlı, 30/06/2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı kararı sonrası oluşan sermaye yapısına göre, 800.000,00 TL nominal değerli 10 adet A grubu pay ile, 2.640.000,00 TL nominal değerli 33 adet B grubu payın (30/06/2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı öncesi sermaye yapısına göre, 1.600.000,00 TL nominal değerli, 160 adet pay) üçüncü kişilere devrinin ve her türlü tasarrufi işleme konu edilmesinin tedbiren durdurulmasına, tedbir kararının bir suretinin davalı şirkete ve Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tebliğine, davacının paylarından doğan pay sahipliği haklarının fiilen kullanılabilmesi amacıyla, ... adına kayıtlı, 30/06/2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı kararı sonrası oluşan sermaye yapısına göre, 800.000,00 TL nominal değerli 10 adet A grubu pay ile, 2.640.000,00 TL nominal değerli 33 adet B grubu payın (30/06/2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı öncesi sermaye yapısına göre, 1.600.000,00 TL nominal değerli, 160 adet pay) pay sahipliğinden kaynaklanan hakların kullanılabilmesi için kayyım atanmasına, davanın kabulü ile; 30/06/2025 tarihli genel kurulun iptal/butlanına karar verildiği takdirde müvekkili ...’in, davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde ... adına kayıtlı, 30/06/2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı öncesi sermaye yapısına göre, 1.600.000,00 TL nominal değerli, 160 adet payın sahibi olduğunun tespitine; pay defterinde ...’dan terkini ile müvekkili adına kayıt ve tesciline, 30/06/2025 tarihli genel kurulun iptal/butlanına karar verilmediği takdirde müvekkili ...’in, davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. bünyesinde ... adına kayıtlı, 30/06/2025 tarihli hukuka aykırı sermaye artırımı kararı sonrası oluşan sermaye yapısına göre, 800.000,00 TL nominal değerli 10 adet A grubu pay ile, 2.640.000,00 TL nominal değerli 33 adet B grubu payın sahibi olduğunun tespitine; payların pay defterinde ...’dan terkini ile müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davacı şirket pay sahipliliğinin tespit ve tescili istemli davada pay devrinin önlenmesi ve kayyım atanması şeklinde ihtiyati tedbir taleplerinde bulunmuştur. Kayyımlık müessesesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabının üçüncü kısmında düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda kayyıma ilişkin hükümler sınırlı sayıda yer almıştır. Bununla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1. maddesinde; “Türk Ticaret Kanunu, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçasıdır.” denilmiştir. Böylece, kanun koyucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına dair ayrı hükümlere yer vermeyi gerek görmemiş, mükerrerlik ile karmaşa oluşturmamak için, genel bir yollama ile Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri ticaret şirketlerine, dolayısıyla bir ticaret şirketi türü olan anonim şirketlere de uygulanmasına imkan tanımıştır. Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması; davalı şirket pay üzerine tedbiren kayyım atama talebinin, mahkemenin faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzta tedbir kararı vermesi şirkete ve ortaklıklarına zarar verecek olması, temsil yetkisinin kısıtlanması da faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzda tedbirlerden ve ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken tedbirlerden olması nedenleri ile kayyım atama talebinin reddine karar verilmesi gerek ise de, davalı adına kayıtlı şirket payları davanın konusunu oluşturması, dosya kapsamına sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmesi, tedbirde orantılılık ve ölçülülük ilkesi nazara alınarak ihtiyati tedbir taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: 10/09/2025 tarihli ara karara karşı, davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının kötüniyetli ve ailevi husumete dayalı olduğunu, pay devrinin ailevi baskı sonucunda değil, davacının kendi talebi sonucunda gerçekleştiğini, davacının babasından daha kıymetli olan bir otele sahip şirket hisselerini, birçok malı ve nakit parayı alıp ayrılmak istediğini, bunları da aldığını, davacının devir tarihinden sonra 9 yılı aşkın süredir eylemsiz kalmasının, devir iradesini zımnen ikrar ettiğini gösterdiğini, eldeki davanın hakkın kötüye kullanılması sonucu açıldığının da kanıtı olduğunu, aradan uzun süre geçtikten sonra şekil noksanlığına dayanılmasının dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğini, bu yönde birçok yargı içtihadı bulunduğunu, davalı ...'un mülkiyet hakkının tam ve eksiksiz olduğunu, tarafların hisse kaçırma gibi kötüniyetli bir amacı olsa 2016 yılından sonra 6 yıl beklemeyeceğini, davacı tarafın tedbir konulmasını gerektirebilecek hususların varlığını hiçbir suretle delillendiremediğini, takdir edilen teminat miktarının da son derece düşük olduğunu, tedbire ilişkin ara kararın hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalılar ... ve... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddialarının kötüniyetli ve ailevi husumete dayalı olduğunu, pay devrinin ailevi baskı sonucunda değil, davacının kendi talebi sonucunda gerçekleştiğini, davacının devir tarihinden sonra 9 yılı aşkın süredir eylemsiz kalmasının, devir iradesini zımnen ikrar ettiğini gösterdiğini, eldeki davanın hakkın kötüye kullanılması sonucu açıldığının da kanıtı olduğunu, aradan uzun süre geçtikten sonra şekil noksanlığına dayanılmasının dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğini, bu yönde birçok yargı içtihadı bulunduğunu, davacının devir iradesinin açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin olduğunu, müvekkili ...'un mülkiyet hakkının tam ve eksiksiz olduğunu, tarafların hisse kaçırma gibi kötüniyetli bir amacı olsa 2016 yılından sonra 6 yıl beklemeyeceğini, davacı tarafın tedbir konulmasını gerektirebilecek hususların varlığını hiçbir suretle delillendiremediğini, takdir edilen teminat miktarının da son derece düşük olduğunu, tedbire ilişkin ara kararın hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: İstinafa konu ara karar, 10/09/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 341/1-b maddesinde: "İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.." düzenlemesi yer almıştır. HMK'nın 341. maddesinde; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar istinaf edilebilmektedir. İlk derece mahkemesince davalıların vekillerinin yokluğunda ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalıların vekilleri doğrudan kararı istinaf etmiş ise de; istinaf formunun 31/10/2025 tarihinde hazırlandığı, ilk derece mahkemesince bu istinaf dilekçelerinin, itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek, itiraz üzerine duruşma açılıp değerlendirilip, olumlu olumsuz karara bağlandıktan sonra istinaf hakkı doğacak olup, mahkemece bu yönde işlem yapılmadan dosyanın Dairemiz'e gönderildiği anlaşıldığından, HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf incelemesine tabi kararlardan olmaması sebebiyle HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalıların vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 352/1-ç maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40'ar TL maktu istinaf karar harçları peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davalıların istinaf başvuruları nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...