T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/954 - Karar No:2026/159 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/954 KARAR NO : 2026/159 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2025 EK KARAR TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2023/274 E-2025/298 K ASIL VE BİRLEŞEN DAVA KONUSU : Menfi T…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/954 - Karar No:2026/159 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/954 KARAR NO : 2026/159 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2025 EK KARAR TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2023/274 E-2025/298 K ASIL VE BİRLEŞEN DAVA KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Asıl ve birleşen davada davacı vekilince asıl ve birleşen davada davalılar aleyhine açılan menfi tespit davalarında mahkemece asıl ve birleşen davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı asıl davada davalı vekili, 18.07.2025 tarihli ek karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili arasında oluşan iş anlaşması gereği davalı tarafa ödediği bedeller karşısında, borçlu bulunmadığının tespiti ile seri numaralarını hatırlayamadığı Ankara 2. İcra Dairesi'nin 2016/16923 ve 2016/19077 sayılı dosyalarından başlatılan kambiyo senetlerine ilişkin haksız takiplerin durdurulmasını, müvekkili tarafından davalı şirkete dönen ücretlerin davalının haksız zenginleşmesinin önlenmesi nedeniyle bedelin tespit ve istirdatına karar verilmesinin davalı şirketle müvekkili arasında 2 yıl kadar süren ticari ilişki olduğunu, iş alışverişinin davalı tarafından sona erdirildiğini, ancak davalının iş anlaşmasının şartlarını yerine getirmediğini, davalı tarafından yapılan iş bedelinin 100.000,00 TL olduğunu, davalı tarafa yapılan ödemenin 500,00 TL olduğunu, davalının yaptığı işleri matbuu.com adlı sistem üzerinden yaptığını, davalının bu işleri defterlere işlemek zorunda olduğunu, ancak davalı şirket tarafından sözleşmeye uyulmadığı gibi, verilen kambiyo senetlerine ilişkin haksız takip başlatıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı tarafa ödediği bedeller karşısında borçlu bulunmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar takibin durdurulmasına, fazla ödenen ücretlerin tespiti ile müvekkiline istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davalı olarak gösterilen müvekkili şirket ile borçlu olmadığı iddia edilen icra takipleri arasında hukuki bir bağ bulunmadığını, bu sebeple davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davalı olarak gösterilen ... A.Ş ile ... arasında hiçbir hukuki bir bağ bulunmadığını, davaya konu icra takiplerinde bulunan bonoların lehtarının ... olduğunu, ... ile davacı arasındaki senetlerin borç para karşılığında düzenlendiğini, davacının 100.000,00 TL tutarlı iş yapmasına karşın 500.000,00 TL ödeme yaptığını iddia etmesinin yerinde olmadığını, davanın kötü niyetli açılmış olması sebebiyle, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/25 Esas sayılı dosyasında; Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 2 yıla kadar süren bir ticari ilişki olduğunu, ticari ilişki çerçevesinde davacının 100.000,00 TL'lik iş bedeli varken davalıya 500.000,00 TL'ye yakın ödeme yaptığını ve davalının elinde müvekkiline ait iki adet çek olduğunu, davalının çeklerinin Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16923 ve 2016/19077 sayılı takip dosyaları ile icraya koyduğunu, davanın Ankara 2 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/670 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16923 ve 2016/19077 sayılı takip dosyalarının dava sonuçlanıncaya kadar tedbir yolu ile durdurulmasına, davalıya fazla ödenen ücretlerin tespiti ile istirdatına, iki adet senet bedeli nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 23.06.2020 tarih ve 2017/670 Esas- 2020/233 Karar sayılı asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 28.02.2023 tarih ve 2021/611 Esas- 2023/230 Karar sayılı kararı ile; asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen dava yönünden; dava dilekçeleri ve eldeki dosyalar incelendiğinde, davacı taraf, aralarındaki eser sözleşmesi kapsamında düzenlendiği ileri sürülen bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan ve bu hususta mahkemece re'sen araştırma yapılması gerektiğinden, davacının ve davalı ...'ın tacir olup olmadığı yönünden Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazıldığı, gelen cevabi yazılardan davacı ...'in tacir olmadığı, davanın da gerek TTK gerekse diğer mevzuat uyarınca mutlak ticari iş niteliğindeki bir dava mahiyeti taşımadığı, dava dilekçelerinde ileri sürülen taleplerle ilgili görevli mahkemenin 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması durumunun dava şartı niteliğinde olduğu, mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun davanın her aşamasında re'sen araştırılabileceği gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir. Asıl davada davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece asıl davada davanın usulden reddine karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olup, davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından ikame edilen asıl dava ve birleşen davada davalı müvekkili ... ... aleyhine açılan davanın birleştirilerek beraber görüldüğünü, asıl davada sunulan cevap dilekçesinde davacı tarafından keşide edilen kambiyo senetlerinin; müvekkili Afşar Medya adına değil, birleşen davanın davalısı olan diğer müvekkili ... adına keşide edildiğinin, asıl davada müvekkilinin hiçbir husumetinin bulunmadığının, tespit davasının birleşen davanın davalısı olan müvekkili ...'a yöneltilmesi gerektiğinin belirtildiğini ancak mahkemece inceleme yaparken, müvekkilinin ailesine ait olan şirketin müvekkili ile hiçbir hukuki ve ticari bağının olmadığını tespit edilmesine rağmen asıl davada müvekkili şirket adına husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi kararını vermediğini, defalarca müvekkili şirketin hiçbir husumetinin olmadığı belirtilse de, görevsizlik kararı verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket adına tamamen eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde karar verildiğini, menfi tespit davasına konu kambiyo senetleri üzerinde müvekkili şirketin hiçbir şekilde adı geçmemesine rağmen, salt birleşen davanın davalısı diğer müvekkili ... ile şirket arasında aile bağının olması sebebiyle bu davada davalı olmasının kabul edilemez bir sürecin başlamasına sebebiyet verdiğini, hiçbir şekilde husumetli olmamasına rağmen davanın tarafı olmasının müvekkili şirketin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarının da husumetin olmadığının tespitini yaptığını ancak bilirkişi raporları ve savunmalarının dikkate alınmadan görevsizlik kararı verilmesinin usule, yasaya ve hakkaniyete aykırılık oluşturduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince asıl ve birleşen dava yönünden süresi içerisinde 24.04.2025 tarihli istinaf dilekçesinin sunulduğu ancak yatırılması gereken istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf karar harcının ve gider avansının yatırılmadığı, mahkemece asıl ve birleşen davada davacı vekiline HMK'nın 344.maddesi gereğince usulüne uygun olarak muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın 29.06.2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak süresi içerisinde gerekli istinaf harçları ile gider avansı yatırılmadığından, mahkemece 18.07.2025 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu ek kararın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davada davacı vekili ek karara karşı istinaf başvurusunda; mahkeme dosyası içerisine 16.07.2025 tarihinde istinaf dilekçesi sunulduğunu ancak mahkemenin istinaf başvuru değerlendirme kararına göre istinaf harçlarının mahkemenin süresinden sonra yatırıldığını, davacı müvekkilinin şehirdışına taşınması ve iletişimin kesilmesi nedeniyle irtibata geçilemediğini, bu iddianın dosya içerisine süresinden önce sunulan istinaf dilekçesinden de anlaşılacağını, çok uzun zamandır süren dava nedeniyle davasında haklı bulunan müvekkilinin hak kaybına yol açmaması açısından dosyaya harçların yatırıldığını, mahkemece asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine dair kararının haksız olduğunu, davanın 8 yıla yakın bir süredir devam ettiğini, bu süreç içerisinde davacı müvekkilinin hem maddi olarak zarara girdiğini, hem de telafisi imkansız zararlara yol açacak işlemler ile karşı karşıya kaldığını, mahkemenin göreve ilişkin konuyu resen araştırması hususu kanundan kaynaklı olmasına rağmen bu hususta davacı müvekkilinin mağduriyetine neden olacak kararın bu aşamada verilmiş olmasının, davacı müvekkilini daha da mağdur ettiğini, davalarda davalıların şirket ve yetkilisi ... ... olarak gösterildiğini, burada ....A.Ş. ve yetkilisinin ... ... olması nedeniyle davalı taraf olarak gösterilmesi zorunluluğu oluştuğunu, müvekkilinin davalı şirket ve yetkilisi ... ... ile ticari ilişki içerisinde bulunma nedeninin ... ...'ın şirket olarak lanse ettiği ....A.Ş adına işlemler yapmasından kaynaklandığını, görevsizlik hususunda öncelikle dosyada yer alan itirazlarının değerlendirilmesi ve gelen yazı cevaplarına istinaden bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun da yerine getirilmediğini, mahkemece yapılması gereken işin, delilleri arasında da yer alan ....A.Ş'nin iş gereği tasarım yapıp gönderdikleri ve yine kendilerinin kullanmış olduğu matbuu.com adlı sistemde yapılan işlemlerin incelenmesi taleplerinin yerine getirilmesi olup, bu taleplerinin mahkemece görmezden gelindiğini, yine ... ...'ın söz konusu dönemlerine ait banka hesap hareketleri incelendiğinde ....A.Ş adına yapılan ödeme ve hesap hareketlerinin de dosya içerisinde yer alması gerekirken, bu hususun da yerine getirilmediğini, öncelikle 07.10.2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde ....A.Ş ile ilgili olarak ''davacı ile davalılardan ... Medya Matbaacılık San. ve Tic. A.Ş. arasında uyuşmazlık konusu ile ilgili herhangi bir husumetin bulunmadığının görüldüğü'' husumetin olmadığı ve ... ... ile şirket arasında dava dosyası muhteviyatında yapılan incelemelerde de hukuki bağ olmadığına ilişkin somut bilgi ve belgeninde bulunmadığını hatalı olarak belirttiğini ve bu hususta yapılan itirazlarının da değerlendirilmeye alınmadığını, bilirkişinin ''hukuki bir bağın olmadığı'' tespitini dosyada yer alacak belgelerle ispat etmesi gerektiğini, bu belgelerin ticaret sicili gazetesi, şirketin yetkililerini belirtir belgeler, imzaya yetkili kişiler, imza sirküleri vb belgeler olup, ....A.Ş'nin yapmış olduğu ticari faaliyetlerinde kullanmış olduğu hesaplarının kime ait olduğunun ve hangi hesapların kullanıldığına ilişkin bir açıklamanın da mevcut olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat bölümünde ''davalı ... Medya Mat. San. Tic. A.Ş.nin defter üzerinde yapılan incelemede davalı ile davacı ... arasında 30/01/2016 tarih ve 19 yevmiye numaralı kayıt ile sadece 59,00 TL. Tutarlı ticari işlem olduğu ve bedelin nakden ödendiği bunun dışına davacı ... ile davalı ... Medya Mat. San. Tic. A.Ş. arasında herhangi bir ticari işlem bulunmadığı'' belirtildiğini ancak her ne kadar ticari ilişki bulunmamış olsa da, davalı şirket hesaplarında müvekkiline ait hesaptan yapılan ödemenin hangi hesaptan yapılmış yada hangi yolla yapıldığının dahi bir açıklamasının raporda mevcut olmadığını, ticari bir ilişkinin bulunduğunun çok açık ve net olarak ortaya konulduğunu, yapılan bu ödemenin her ne kadar 59,00 TL olsa da neye istinaden yapıldığının ispatının davalı şirkete ait olduğunu, burada 59,00 TL'lik ödemenin banka yolu ile yapılmışsa davacı müvekkilinin ... ... hesabına göndermiş olduğu paraların aynı banka ve hesap numarasına da yapılmış olması ihtimali bulunduğunu, bu nedenle de öncelikle bu durumun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/19-269 E- 2016/529 K), iddia ve savunma gözetildiğinde, davada ispat külfetinin, ödemeleri kabul eden davalıda olup, davalı yanın bu ödemelerin hangi alacağından kaynaklandığını ispat etmesi gerektiğini, mahkemece bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğini, yine bilirkişir raporunda ''... ile diğer davalı ... ... herhangi bir ticari bir işlem bulunmamakla birlikte; davacı ... tarafından davalı ... ... hesabına muhtelif tarihlerde 82.810,25 TL Para aktarıldığı'', ... ...'ın hesabına para aktarıldığının ve bazı banka hesap ekstrelerinin silik olması nedeniyle okunamadığının beyan edildiğini, müvekkilinin reklamcılık faaliyetleri ile ilgilendiğini, ödemelerin reklamcılık ticari faaliyetleri nedeniyle yapıldığını, silik olduğundan hesaplamaya dahil edilmeyen ödemelerin belirtilmiş olup, hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin icra dosyalarından dolayı borçlu olmadığının tespiti gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, istinaf başvurusunun kabulü ile yetkili mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece görevsizlik nedeniyle asıl ve birleşen davanın usulden reddine dair verilen karara karşı asıl davada davalı vekili, 18.07.2025 tarihli ek karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle menfi tespit talep edilen davaya konu icra takibinde takibe dayanak bonolarda alacaklının ... ..., borçlunun ... olduğunun, alacaklı ... ...'ın tacir olmadığının belirlenmiş bulunmasına, bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunun belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına, taraf sıfatına yönelik değerlendirmenin görevli mahkemece yapılacağının tabi bulunmasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ek karara karşı, asıl davada davalı vekilinin karara yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ek karara, asıl davada davalı vekilinin karara karşı istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince; -Asıl davada davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, -Asıl ve birleşen davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır