T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1053 - 2026/47 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1053 KARAR NO : 2026/47 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2025 NUMARASI : 2023/275 E. - 2025/100 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1053 - 2026/47 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1053 KARAR NO : 2026/47 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2025 NUMARASI : 2023/275 E. - 2025/100 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/02/2025 tarih ve 2023/275 E. - 2025/100 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, lojistik hizmeti veren müvekkilinin davalı ile yapmış olduğu sözleşme ile davalıya ait cıvata türü emtiayı İstanbul'dan Taşkent/Özbekistan'a naklini üstlendiğini, müvekkili tarafından taşıma işi yerine getirilmiş olmasına ve faturalar usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen fatura bedelinin davalı şirket tarafından tam olarak ödenmediğini, müvekkili tarafından Ankara 19. İcra Müdürlüğü 2018/8249 E. sayısı ile başlatılan takibe itiraz eden davalının takibin durmasına neden olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 21. maddesi gereğince faturayı alan ve sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmayan davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, takip sonrasında davalının müvekkil şirket tarafından geç teslimat yapılıp zarara uğradığından bahisle taşıma sözleşmesindeki cezai şart maddesine dayalı olarak mahsupta bulunarak ödeme yaptığını, müvekkilinin davalının iddia ettiği gibi teslimatta herhangi bir gecikmesi söz konusu olmadığından bu mahsup işleminin haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, taşıma işinin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmediğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca gecikme halinde davacının cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, gümrük kayıtlarından anlaşılacağı üzere 06/10/2017 tarihli sözleşme gereği 26/10/2017 tarihinde teslim edilmesi gereken malların, 03/11/2017 tarihinde teslim edildiğini, bu durumda cezai şarta tabi 8 günlük bir gecikmenin meydana geldiğini, davacı şirket tarafından nakliyedeki gecikmeler bilinmesine rağmen müvekkiline gönderilen faturalara itiraz edilmediğini, esasen var olmayan bir alacağın şekli bir kılıfa sokularak tahsil edilmeye çalışıldığını, huzurdaki ihtilafın davacı şirketin faturasıyla ilgili olmayıp, fatura tarihinden daha sonra yaşanan gecikme sebebiyle oluşan cezai şartın ödeme esnasında mahsup edilmesinden ibaret olduğunu, davacı şirketin dayanmış olduğu faturanın sözleşme ile belirlenen ücreti göstermekten ibaret olup, müvekkili tarafından ilgili fatura ödemesi yapılırken cezai şart miktarının mahsup edildiğini, davacı şirket tarafından aynı alacak için ilk olarak İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1556 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip yapılmış, söz konusu takibe itiraz edilmiş olup aynı alacak için yapılan ve huzurdaki davaya dayanak teşkil eden Ankara 19. İcra Dairesi'nin 2018/8249 E. sayılı takibinin mükerrer takip niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde teslim tarihlerinin ve bu sürelerin aşılması halinde ödenecek cezai şartın belirli olup bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, taraflar arasındaki 29/09/2017 tarihli sözleşme için 4 günlük ve 06/10/2017 tarihli sözleşme için 7 günlük gecikmenin söz konusu olduğu, sözleşme hükümleri çerçevesinde hesaplanan toplam cezai şart tutarının 10.538,25 TL ve davacının hak ediş bedelinin 8.968,75 TL olduğu, bu tutardan cezai şart tutarının mahsubu sonucunda davacının davalıya 1.569,50 TL borçlu bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Dairemizin 2021/665 E. 2023/228 K. Sayılı kararı ile teslimatta gecikme bulunup bulunmadığının her bir taşıma için ayrı ayrı tartışılması gerektiği ve 29/09/2017 tarihli taşımaya ait deliller incelenmiş ise de, 06/10/2017 tarihli taşımaya ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, bunun üzerine ilk derece mahkemesince dosyanın ek rapor tanzim edilmek üzere bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişinin ilk derece mahkemesi tarafından 29/9/2017 tarihli taşımaya ilişkin bir bir hükme varılmış olmasına ve yalnızca 06/10/2017 tarihli taşımaya ilişkin bir değerlendirme yapılması istenmesine rağmen, bilirkişinin yetkisini aşarak 29/9/2017 tarihli taşımaya ilişkin olarak müvekkilinin 4. günlük geç teslimat yaptığı yönünde bir tespitte bulunduğunu, ayrıca müvekkili tarafından düzenlenen fatura döviz üzerinden düzenlenmesine rağmen bilirkişinin ödeme tarihi yerine 02/19/2017 tarihli kuru esas alarak hak ediş bedelini belirlediğini, davalı şirketin hiç bir hukuki izahatı olmadan cezai şartı kendi borcundan mahsup edemeyeceğini, kaldı ki bilirkişi raporundaki teslim sürelerinin hatalı olduğunu, 29/09/2017 tarihli sözleşme ve 06/10/2017 tarihli sözleşme ile yapılan yüklemelere ait cezai şartı düzenleyen ilgili maddede teslim süresi 16-18 gün olarak belirlenmiş iken bilirkişi tarafından bu sürenin 17 gün olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle müvekkili için cezai şartın 18. günün bitiminden itibaren başlayacağını, ayrıca yükün teslim edildiği günün bu sürede dikkate alınmayacağını, 29/09/2017 tarihli taşımada yüklemenin tamamlanmasıyla birlikte aracın hemen yola çıktığını, ancak müvekkil şirketin kusuru olarak atfedilemeyecek gümrük yoğunluğu sebebiyle 05/10/2017 tarihinde Erenköy gümrüğünden çıkış yapabildiğini, 22/10/2017 tarihiyle varış gümrüğüne ulaşan aracın Özbekistan gümrüklerinin haftasonu çalışmaması sebebiyle beklemek zorunda kaldığını ve ertesi gün yükü eksiksiz ve hasarsız şekilde teslim ettiğini, davalı şirket yetkilisinin dahi 30/10/2017 tarihli mail ile aracın 23.10.2017 tarihinde varış noktasına ulaştığını teyit ettiğini, bu kapsamdaki herhangi bir cezai şartın söz konusu olmadığını, kabul etmemekle birlikte 06/10/2017 tarihli sözleşmeye ilişkin cezai şart hesabı yapılacaksa da, bu hesabın 18 gün üzerinden yapılması gerektiğini, bu sözleşme uyarınca yükün 9/10/2017 tarihinde yüklendiği ve sürenin ertesi gün başlayacağı nazara alındığında bilirkişinin raporunun fahiş hatalar ile dolu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığının tartışmasız olduğunu ve sonuç olarak taşıma işi sözleşmeye uygun olarak ifa edildiğinden davacının herhangi bir cezai şart alacağının bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın iptali (taşıma sözleşmesi kaynaklı) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki 29/9/2017 ve 6/10/2017 tarihli sözleşmelerde davacının taşımayı üstlendiği emtiayı 12 gün içinde varış yerine teslim etmeyi ve 16-18 günü aşan her gün için günlük 250,00 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, tarafların defterleri ve dosyadaki belgeler üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlar uyarınca, araçların yükleme tarihi dikkate alınmadan varış yerindeki teslim tarihi esas alınarak ilk taşıma sözleşmesi için 4 gün ve ikinci taşıma sözleşmesi için 7 gün olmak üzere toplam 11 günlük bir gecikme tespiti ile taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının her gün için 250,00 USD üzerinden toplam 2.750,00 USD ödemekle yükümlü olup bu miktar mahsup edildiğinde davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.