11. Hukuk Dairesi 2012/8246 E. , 2012/11077 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/11/2008 tarih ve 2007/190-2008/576 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2012/8246 E. , 2012/11077 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/11/2008 tarih ve 2007/190-2008/576 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin inşaat malzemeleri satışı işiyle iştigal eden bir tacir olduğunu, davalı kooperatif tarafından keşide edilen 25.12.2001 tarih ve 4.000.000.000 TL bedelli çekin ciro edilmek suretiyle verildiğini, bankaya ibrazında karşılığının çıkmadığını, bu nedenle Karşıyaka 1.İcra Müdürlüğünün 2002/ 1554 Esas sayılı dosyası ile takipte bulunduklarını, davalının takibe karşı itiraz ederek Karşıyaka İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 2002/ 450 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, Tetkik Merciince takibin iptaline karar verildiğini ileri sürerek, 4.000.000.000 TL bedelli çekin 25.12.2001 tarihinden itibaren bankaların vadeli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, son hamil tarafından keşideciye karşı ticari ilişkiye dayanılarak alacak davası açılamayacağını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nın 644.maddesi gereğince davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açabilmesi için öncelikle davaya konu olan çekin ibrazından sonra işlemeye başlayacak zaman aşımı süresinin dolmasını takip eden bir yıl içinde davanın açılması gerektiği, Yargıtay 'ın yerleşmiş uygulamaları gereği bu sürenin hak düşürücü süre olarak kabul edildiği, davaya konu edilen çekin ibraz süresi olan on günlük sürenin dolumundan itibaren başlayan zaman aşımı süresinin 05.07.2002 tarihinde dolduğu, zaman aşımı süresini kesen takibin iptal edilmesine dair kararın onanması nedeniyle takibin zaman aşımını kesme durumunun kalmadığı, bu tarihi takip eden bir yıl içinde davacı tarafça her ne kadar Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine dava açılmışsa da söz konusu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmekle süreyi kesme özelliğinin ortadan kalktığı davanın yasal süre içinde açılmadığı gerekçesiyle, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı kooperatife karşı çeke dayalı müracaat hakkını yitirmiş olan hamilin, TTK.'nın 730/14'ncü maddesi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken, aynı Yasa'nın 644'ncü maddesi uyarınca, keşideciye karşı açtığı alacağın tahsili istemine ilişkindir. TTK'nın 644. maddesinde, çekin meşru hamili olan kişinin kambiyo senedine dayanan haklarının muhafazası için kanun hükmünce yapılması gereken muameleyi ihmal etmesi dolayısıyla, çekten doğan borçları düşmüş olsa bile, muhataba karşı dava açabileceği hükme bağlanmıştır. Bu dava ile TTK’nda düzenlenen kıymetli evraka ek bir koruma, hamiline ek bir başvuru hakkı getirilmiştir. Hamil keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvurabilirse de, bu müracaatın süresi senet zamanaşımı süresinden itibaren bir yıldır. Bu süre zamanaşımı süresi olup hak düşürücü süre değildir. BK’nun 140. maddesi uyarınca “Müruruzaman dermeyan edilmediği surette hakim, müruruzamanı kendiliğinden nazara alamaz”. Bu itibarla, davalının davada zamanaşımı defi bulunmadığı halde mahkemece davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca, somut olay bakımından, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre açacağı davada bir yıllık zamanaşımı süresinin, TTK'nun 726. maddesi uyarınca çek zamanaşımı süresinin bitmesinden itibaren başlatılarak hesaplanması gerekirken, mahkemece davaya konu edilen çekin ibraz süresi olan on günlük sürenin dolumundan itibaren bir yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.