11. Hukuk Dairesi 2020/2334 E. , 2021/3668 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.07.2018 tarih ve 2017/462 E. - 2018/268 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2018/2103 E. - 2020/342 K. sayılı kararın Yargıtay'ca i…
**11. Hukuk Dairesi 2020/2334 E. , 2021/3668 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.07.2018 tarih ve 2017/462 E. - 2018/268 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.03.2020 tarih ve 2018/2103 E. - 2020/342 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili şirketin 2016/66332 başvuru numarası ile yaptığı şekil unsurlu marka tescil başvurusunun, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 556 sayılı KHK’nın 7/1-a maddesi uyarınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkiline ait marka başvurusunun ayırt edici olan ve baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen bir işareti kapsadığını, müvekkilinin tescilini talep ettiği şekil markasının, piyasaya sunulduğu ilk günden itibaren marka olarak tescil edilebilecek şekilde ayırt edici olduğunu ve müvekkili için de ayırt edicilik fonksiyonunu gerçekleştirdiğini, davaya konu marka başvurusunda yer alan işaretin, müvekkili firma tarafından özel olarak tasarlanan kutu ambalajında kullanılan ve marka olarak tescil edilebilir desenin/logonun kendisi olduğunu, anılan şeklin, kompozisyon itibari ile hiçbir tüketiciye doğrudan bir malı çağrıştırmayacağını ve diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmelerini sağlayacak nitelikte bulunduğunu, bu şeklin, tüketiciler tarafından görüldüğü anda marka olarak algılanabilmesine herhangi bir engel bulunmadığını, müvekkilinin, huzurdaki itiraza konu markayı yıllardır kesintisiz ve ciddi kullanım sonucu tüketici nezdinde ayırt edici hale getirdiğini, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi uyarınca tescilinin gerektiğini, müvekkili markasının menşe memleketi Almanya’nın yanı sıra birçok ülkede tescilli olduğunu, Paris Sözleşmesi’nin 4.mükerrer 6. maddesinin A/1 fıkrasına göre de başvurunun reddinin doğru olmadığını ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 09.10.2017 tarihli ve 2017/M-8494 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPMK vekili, dava konusu marka başvurusunun, 556 sayılı KHK’nın 5.maddesinde yer alan kriterleri sağlamadığını, bu nedenle aynı KHK'nın 7/1-a maddesi uyarınca başvurunun reddedildiğini, başvuruya konu şeklin ayırt ediciliğinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.