T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/460 Esas KARAR NO :2026/222 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2019/146 Esas - 2022/1106 Karar TARİHİ:12/12/2022 DAVA:Tazminat BİRLEŞEN ADANA 1. ATM 2019/418 E. 2020/108 K. SAYILI DAVA DOSYASI ESAS NO: 2019/418 Esas - 2020/108 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/460 Esas KARAR NO :2026/222 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2019/146 Esas - 2022/1106 Karar TARİHİ:12/12/2022 DAVA:Tazminat BİRLEŞEN ADANA 1. ATM 2019/418 E. 2020/108 K. SAYILI DAVA DOSYASI ESAS NO: 2019/418 Esas - 2020/108 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı .... A.Ş.'den Poly viskon iplik satın aldığını, ... A.Ş.'nin 30.06.2018 tarih A seri ... Sıra Numaralı Sevk İrsaliyesi ile ... lot numaralı 10.011 kg miktarlı poly viskon ipliğini müvekkilinin puntolama yaptırdığı dava dışı ... Şti.'ne sevk ettiğini, 30.06.2018 tarihli sevk irsaliyesindeki ipliklerin ... firmasına 02.07.2018 tarihinde teslim edildiğini, ... Şti.'nin kendisine 02.07.2018 tarihinde teslim edilen poly viskon ipliğin puntolama işlemine başladığını ve bu işlem sonucunda puntolanan ürünleri müvekkili şirketin talimatı ile ... ve ... Şti.'ne sevk ettiğini, dava dışı .... Ltd. Şti.'nin kendisine gelen iplikleri kumaş haline getirdiğini, kumaşların boyama işini yapan ... Firması'na gönderildiğini ve boyamasının yaptırıldığını, iş akışı içerisinde hazırlanan kumaşların müvekkili şirketin müşterisi olan... A.Ş.'ye sevk ve teslim edildiğini, ... A.Ş. de kendisine teslim edilen kumaşları kestiğini, diktiğini ve bir kısım ürünü de ihraç ettiğini, İş akışı içerisinde kumaşların boyama işlemleri devam ederken ... isimli boyahaneden müvekkili şirkete bazı toplarda iplik abrajı bulunduğuna dair uyarı e- mailleri gelmeye başladığını, ... A.Ş.'nin de dikimi tamamlanan ve ihraç edilmek üzere olan ürünler arasında tespit ettiği 1.000 adet dikilmiş ürünü, kumaşın ayıplı olması sebebiyle müvekkili şirkete iade ettiğini, Kumaştaki ayıbın lot farkından kaynaklandığının anlaşılması üzerine durumun davalı .... A.Ş.'ye bildirildiğini, .... A.Ş. Yetkililerinin müvekkili şirkete geldiklerini, ayıplı olduğu bildirilen ürünleri görmek istediklerini, kendilerine müvekkili şirketin deposunda bulunan ayıplı ürünlerin gösterildiğini, .... A.Ş. Yetkililerinin, olay sebebiyle müvekkili şirketin zararının giderileceğini belirttiklerini, ayıplı kumaşlardan numune istediklerini, bu talep üzerine örnek kumaş parçasının davalıya verildiğini, Davalı tarafın bir süre sonra Marmara Üniversitesi'nden aldığı 18.09.2018 tarihli görüş Taporunu 19.09.2018 tarihli yazısı ile müvekkili şirkete gönderdiğini, söz konusu yazıda Müvekkili şirketin davalıdan aldığı ürünleri puntolama veya örme aşamasında karıştırdığının ve lot farkının bundan kaynaklandığının iddia edildiğini, fakat davalı şirket her ne kadar böyle iddia etse de puntolama veya örme aşamasında böyle bir karışmanın olmasının mümkün olmadığını, Davalı tarafın yazısı üzerine davalı tarafa Bakırköy ... Noterliği'nin 25.09.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, müvekkili şirketin zararının giderilmesinin ihtar edildiğini, ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete 16.10.2018 tarihli 38.367,01 TL bedelli, 16.10.2018 tarihli 157.537,21-TL bedelli ve 18.10.2018 tarihli 116.646,94-TL bedelli reklamasyon faturalarının kesilerek tebliğ edildiğini, Müvekkili şirketin de söz konusu reklamasyon faturaları sebebiyle uğradığı zararı davalı şirkete rücu etmek için 06.12.2018 tarih ve 312.551,16-TL tarihli reklamasyon faturasını düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin de müvekkili şirketin kendisine gönderdiği reklamasyon faturasını iade fatura kesmek suretiyle müvekkili şirkete iade ettiğini, Kumaşlardaki ayıbın lot farkından kaynaklandığının davalının kabulünde olduğunu, bu lot farkının ana sebebinin de davalının kendisi olduğunu, her ne kadar davalıdan 3 seferde ürün alınmış ise de bu ürünlerin gerek puntoda ve gerekse örmede karıştırımasının mümkün olmadığını dolayısıyla davalının müvekkili şirkete sattığı ilk parti malda kendi içinde lot farkının olduğunu, bundan doğan zarardan da davalının sorumlu olduğunu, Müvekkili şirketin uğradığı gerçek zararın tespitinin gerektiğini, müvekkilinin müşterisi olan... A.Ş.'nin müvekkili şirkete düzenleyerek gönderdiği 312.551,16 TL'lik reklamasyon faturasından dolayı müvekkili şirketin zararının olduğunu, bu zararın giderilmesini talep ettiklerini, belirterek müvekkili tarafça kısaca arz ve izah ettikleri üzere, müvekkili şirketin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla; müvekkili şirketin davalıdan satın aldığı poly viskon iplikle ürettiği ve deposunda bulunan 3.554 KG kumaşın ve 1.000 adet dikilmiş ürünün değerinin tespit edilerek, söz konusu ürünlerin davalıya iadesine ve tespit edilen tutarın müvekkili şirketin davalı ile arasındaki alım satım ilişkisinden doğan borcu varsa bu borçtan düşülmesine, davalının müvekkili şirkete sattığı ayıplı ürün sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı ve davalıya rücu edebileceği tazminat tutarının tespit edilerek, fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000-TL'sinin ihtarmame tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, davalarının kabulüne, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dilekçesinde müvekkili yönünden ileri sürdüğü hususların ve istemlerin hiçbirinin kabule şayan olmadığını, Davacı ile müvekkili arasında gerçekleşen alım satım işlemleri dolayısıyla düzenlenen faturalarda ihtilaf halinde Adana Mahkemelerinin yetkili olacağının düzenlenmiş olup taraflar tacir olduğundan yetki sözleşmesi geçerli olduğundan ve iş bu düzenleme dolayısıyla davanın yetkili Adana Mahkemelerinde ikame edilmesinin gerektiğini, ayrıca dava ayıplı maldan kaynaklanan tazminat davası olarak açılmış olduğundan 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi düzenlemesi gereğince yetkili mahkeme genel yetki kuralı uyarınca da Adana Mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle mahkemenizce yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından huzurdaki tazminat davası kısmi dava olarak ikame edilmiş ise de; iş bu taleplere ilişkin miktarlar belirlenebilecek nitelikte olduğundan 6100 sayılı HMK'nın Kısmi Dava başlıklı bölümü göz önünde bulundurulduğunda, kısmi dava olarak talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkilinin davalıya satmış olduğu ürünlerde herhangi bir ayıbın mevcut olmadığını, iş bu iplikler ile üretilen ürünlerde abraj probleminin olduğunun müvekkili şirkete bildirilmiş olup bu bildirim üzerine müvekkili şirketin üretilen kumaşlarda firmada çalışan teknik elemanlara inceleme yaptırdığını ve kendilerinden kaynaklanan herhangi bir ayıbın olup olmadığı hususunun araştırıldığını, yapılan incelemelerde satılan ipliklerden kaynaklanan bir ayıbın ortaya çıkmadığını, ayrıca bağımsız ve tarafsız bir kuruluştan kumaşlar üzerinde inceleme yapmak ve kumaşlarda meydana gelen hatanın sebebinin tespiti amacıyla Marmara Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümüne başvuru yapıldığını ve Bölüm Başkanlığı tarafından yapılan incelemede, hatanın kumaş yapısı içerisindeki iki farklı özellikte (parti LOT) iplik kullanımından kaynaklanmış olabileceği kanaatine ulaşıldığını, davacının iddia ettiği gibi aynı iplikte kot farkı mevcut olsa idi iş bu durumun bilirkişi tarafından yapılan incelemede tespit edilerek oluşturulan raporda belirtilmiş olacağını, zira oluşturulan raporun ürünler üzerinde gerçekleşen detaylı inceleme ile kendi alanında uzman Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı tarafından oluşturulduğunu, Bilirkişi raporundan ipliklerin kendisinden kaynaklanan herhangi bir ayıbın olmadığının, iplerin işleme ve kumaş haline getirilme sürecinde yapılan hata nedeniyle oluştuğunun açıkça anlaşıldığını, müvekkili şirketin davacıya iplikleri ürün özellik ve bilgilerini de belirterek sevk etmiş olmakla birlikte aynı ip sarmalı içerisinde farklı özelliklerde iplerin bulunmasının hayatın olağan akışında mümkün olmayacağını, kabul veya ikrar anlamına gelmemek kaydı ile satılan ipliklerin ayıplı olduğu kabul edilse dahi söz konusu bu ayıbın gizli ayıp olarak değil açık ayıp olarak nitelendirilmesinin gerekeceğini, zira bahse geçen iplikler üzerinde birçok işlem gerçekleştirilerek kumaşın üretildiğini hatta kumaşlar üzerinde kesim, dikim işlemi gerçekleştirilerek ürünler elde edildiğini ve ihraç edildiğini, iş bu süre zarfında dava konusu ipliklerde herhangi bir ayıp mevcut olsa idi olağan şartlarda bu durumun bu süreçte anlaşılmış olmasının gerekeceğini, kabul veya ikrar anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili tarafından satımı gerçekleştirilen ürünlerde gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilse dahi davacı tarafından süresi içerisinde müvekkili şirkete ihbarda bulunulmadığını,belirterek müvekkili tarafça arz edilen ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerle öncelikle dava yetkisiz mahkemede açılmış olduğundan yetkisizlik kararı verilmesine mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın reddine ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında gerçekleşen alım satım ilişkisi dolayısıyla davalı firmaya müvekkili tarafından ürün satışı gerçekleştiğini ialacağın tahsili amacıyla Adana 3. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını,davalı/borçlunun vaki itirazının asıl alacak yönünden iptali ile borçlu/davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı/borçlu şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Reddine, davacı taraf takibinde haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle 9020'den az olmamak üzere müvekkiline kötüniyet tazminatı ödenmesine, dava masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/12/2022 tarih ve 2019/146 Esas - 2022/1106 Karar sayılı kararında;".....Davacı tarafça işin sirkülasyonu içerisinde Teknik konfeksiyonun iplikleri dikilmiş ürün haline getirdiği ve de kendi müşterilerinden reklamasyonları sonrasında davacıya bunu yansıttığı ,yine ... uyarıların geldiği şeklindeki davacı beyanı karşısında boyamanın yapılması ile açık ayıp haline gelen ayıp ihbarının da davacının sorumlu olduğu kanaatine varılsa dahi derhal ayıp ihbarına yönelik dosyaya delil ibraz edilmediğinden ispatlanamayan asıl davanın reddine ,Birleşen dosya üzerinden yapılan incelemede, davacının ürünleri satın/teslim almadığı iddiasında bulunmadığı ayıp iddiasında bulunduğu, defter incelemesi ile birleşen dosya davacısı ... A.Ş. 'nin davalıdan 96.646,19 TL alacaklı olduğu,Adana 3 İcra Dairesinin .... Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmekle, asıl alacak birleşen dava davalısının ayıp iddiasının tartışıldığı bu hali ile likit ve belirlenebilir alacaktan söz edilemeyeceği anlaşılmakla icra inkar tazminatının reddi ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''ASIL DAVA YÖNÜNDEN 1-Davanın REDDİNE, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN 1-Davanın KABULÜNE 2-Adana 3 İcra Dairesinin .... Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, 3-İcra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı/b. davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl Davada Davacı/birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ayıp ihbarının derhal yapıldığına dair delil bildirmediğinden davanın reddine karar verildiğini, müvekkil şirketin ayıp ihbarını süresinde yaptığını, ürünlerdeki ayıbın bir kısmının boyanarak dikilen ürünlerin İspanya'da ki alıcısına ulaştırıldıktan sonra tespit edildiğini, söz konusu ürünlerin ayıplı olduğunun boyahanede dahi tespit edilemediğini, diğer bir kısmının da ancak boyama sonrasında ortaya çıkması sonucunda tespit edildiğini, gizli ayıbın söz konusu olduğunu, kumaşlardaki ayıbın bir kumaş topunun tamamında olabileceği gibi, kumaş topunun içerisinde örneğin 10 - 15 metrelik kısmında da olabileceğini, bilirkişi incelemesinde sunulan kumaş örneklerinden de anlaşılacağı üzere kumaştaki izlerin sistematik bir şekilde yer alabileceğini, burada ilk bakışta kumaşın ekose kumaş olduğu izlenimi oluştuğunu, dikilerek yurt dışına gönderilen ve ayıp sebebiyle geri iade edilen ürünün ekose gibi görünen ve yurt dışı müşterisi tarafından fark edilen ürün olduğunu, bu ayıbın ne boyahane tarafından ne de ürünü diken firma tarafından fark edilemediğini, diğer bir kısım üründeki ayıbın da boyama sırasında tespit edildiğini, boyahane yetkilileri tarafından boyanan kumaşlarda abraj farkı olduğu, bunun lot farkından kaynaklandığı müvekkil şirkete bildirildiği anda, ürünün alındığı davalı şirket aranarak müvekkil şirkete satılan ürünlerde lot farkının bulunduğunun bildirildiğini, dolayısıyla ayıp anlaşıldığı anda davalı şirketin haberdar edildiğini, boyahane tarafından boyanan kumaşlarda tespit edilen abraj farkına ve lot farkına ilişkin e-maillerin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu, boyahane tarafından müvekkil şirketin bilgilendirilmesi üzerine derhal davalı şirket aranarak durumdan bilgilendirildiklerini, davalı şirketin pazarlamacıları - yetkililerinin de toplamda 3 defa müvekkil şirkete gelerek durum hakkında görüşmeler yaptıklarını,Davada dinlenen tanıklardan ...'ın beyanı ile ayıp ihbarının ayıp anlaşılır anlaşılmaz derhal yapıldığı, ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığının ispat edildiğini, ayıp ihbarının süresi içerisinde telefon ile davalı şirket aranmak suretiyle derhal yapıldığını, Dava dışı şirkette çalışan ...'nın verdiği ifadesinde ürünlerdeki ayıbın ürünün yurt dışına gönderilmesinden 2-3 hafta sonra tespit edildiği, yurt dışı firmanın kendilerine ayıp ihbarı yaptığı, reklamasyon faturası kestiği ve kendilerinin de müvekkil şirkete ayıp ihbarı yaparak malı iade ettiklerini beyan ettiğini, bunun dahi ayıbın gizli olduğu, kolay bir inceleme ile ortaya çıkmayacağı ve malın ayıplı olduğunun dikim sırasında ve ihracat sırasında bile anlaşılamayacak durumda olduğunu gösterdiğini,Davalı şirkete iplik abrajı bildirilmesi üzerine davalı şirketin üç defa toplantıya geldiğini, müvekkil şirketten iplik alarak teste gönderdiğini, testte de iplik abrajının lot farkından olduğunun ortaya çıktığını, davalı tarafın müvekkil şirkete üç defa gelmesi ve iplik alarak teste göndermesinin de ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat ettiğini,Yerel mahkemece gerekçeli kararda derhal ayıp ihbarının yapıldığına dair dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de ayıp ihbarında bulunulduğunun ispatının şekle tabi olmadığını, tanık beyanları ile derhal ayıp ihbarında bulunulduğunun ispat edildiğini, ayıp ihbarı süresinde yapılmış olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu Davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, davalı tarafın üç defa müvekkil şirketle görüşmeye gelip, görüşme esnasında hatasını kabul ettikten ve anlaşmaya yanaştıktan sonra dava aşamasında ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olduğunu, 02.11.2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacak derecede sakat olduğunu, raporun kendi içinde çelişkilerle dolu olduğunu,Tekstilci bilirkişinin bu görüşüne katılmanın mümkün olmadığını, boyanmış kumaşta kullanılan ipliklerden hangisinin boyayı almadığı ve çizgilere sebep olduğunun bilirkişi tarafından tespit edilebilecek bir durum olduğunu, bilirkişinin hataya düştüğünü, raporun 11. sayfasında lot farkı bulunduğunu açıkça beyan ettikten sonra 12. sayfada puntolamada kullanılan diğer iplikten kaynaklanabileceğine dair açıklamada bulunmasının rapordaki çelişkiyi gösterdiğini, durumun ispata muhtaç olduğunu söyleyerek olayı belirsiz hale getirdiğini, bilirkişiye uzmanlığı alanında başvurulduğu için, bilirkişinin teknik aletler kullanmak suretiyle tespit etmek ve bunu mahkemeye açıklamak zorunda olduğunu, bunun yapılmadığını ve olayın şüpheli bırakıldığını,Dosyaya sunulan davalı tarafın Marmara Üniversitesinden aldığı görüşte söz konusu çizgilerin neden ve hangi iplikten kaynaklandığının lot farkından kaynaklandığının açıkça yazılı olduğunu, söz konusu lot farkının da davalıdan alınan ipliklerden kaynaklanan lot farkı olduğunu, davalının müvekkile sattığı ipliklerin birbirine karıştırılmasının mümkün olmadığı da raporda açıkça belirtildiğine göre mefhumu muhalifinden davalının müvekkile sattığı birinci parti ipliklerde lot farkı olduğunun açık olduğunu, buna rağmen bilirkişinin durumun ispata muhtaç olduğu açıklamasının kabul edilemeyeceğini, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuyla hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkil şirketin davalı tarafın sattığı ayıplı ürün sebebiyle ağır zarara uğradığını, mahkemece müvekkilin uğradığı zararın tespit ettirilmediğini, davalıdan alınan ürünlerin puntolandığı ve kumaş haline getirildiğini, söz konusu ürünlerin dava dışı...'a satıldığını, ...'un da bu ürünlerden kendisine teslim edilen kısmında üretim yaptığını, mamül ürün haline getirdiğini ve ihraç ettiğini, ...'a reklamasyon faturası kestiğini, ...'un da bu bu reklamasyon faturalarını müvekkil şirkete yansıttığını, dolayısıyla müvekkil şirketin uğradığı zararın tespit edilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, ayrıca davalı ... firmasının müvekkil şirkete sattığı kumaş sebebiyle alacağının olup olmadığı araştırıldıktan sonra müvekkil şirketin uğradığı zarardan mahsubunun istenildiğini, müvekkil şirketin uğradığı zarar açık olmasına rağmen, uğranılan zarar hesap ettirilmeksizin birleşen davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu,Sonuç olarak davalı tarafın müvekkil şirkete sattığı ürünlerin ayıplı olduğunu,, ayıp ihbarının yasal süresi içerisinde yapıldığını,, müvekkil şirketin davalının sattığı ayıplı ürünler sebebiyle zarara uğradığını,... firmasının reklamasyon faturası kestiği... firmasının müvekkil şirkete yansıtma reklamasyon faturası kestiğini ve bu faturanın müvekkil şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunu, dolayısıyla müvekkil şirketin davalının sattığı ürünler sebebiyle zarara uğradığının defter ve belgelerle ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını, davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu,Birleşen davanın da kabulünün hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin zarara uğradığının ispat edildiğini, bu durumda davalı şirketin alacağı var ise müvekkil şirketin zararından düşülmesi gerektiğini, müvekkil şirketin uğradığı zarar düşülmeksizin birleşen davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, davalı tarafından davacıya satılan ipliklerin ayıplı olduğu iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, aynı ticari ilişki kapsamında fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, ' karar verilmiş ve karara karşı asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece, asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirketin ticari defterlerinin talimat mahkemesince inceletilerek rapor alınmış, yerel mahkemece de, asıl davada davacı/b.davada davalı şirketin ticari defter ve kayıtları inceletilmek ve dava konusu ayıplı olduğu ileri ileri sürülen ürünlerinde inceletilmek suretiyle mali müşavir ve tekstil mühendisinden oluşan heyetten rapor alınmış ve istinafa konu karar veriliştir.Davacı, satış sözleşmesine konu ürünün ayıplı olduğunu iddia etmiş olup somut uyuşmazlıkta, taraflar TTK 16 madde hükmünce tacir olduğundan ayıp ihbarının TTK’ nın 18/3. maddesinde hükme bağlanan usullerle ve TTK’ nın 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde ve satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıp olması halinde TBK’nun 223. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında belirtildiği üzere öğrenildiğinde derhal yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Tacirler arasında ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK' nun belirttiği yönde geçerli olarak yapılması gereklidir.Somut olaya döndüğümüzde, taraflar arasında yazılı bir satış sözleşmesi olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında davalı tarafından davacıya iplik satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, Davacı ... tarafından davalı ... Şirketin'den 10.011 kg 28/1 9667 polyester 9633 viskon iplik satın alınmış, ... lot iplikler davalı tarafından 30.06.2018 tarihli ... nolu irsaliyeyle gönderilmiş ve davacının talimatıyla dava dışı ....Şti. (...) ne teslim edilmiştir. ... tarafından davacının davalıdan satın almış olduğu iplikler 150 denye polyester iplikle birlikte puntolanarak dava dışı ....Şti.'ne gönderilmiştir. ... tarafından kendisine teslim edilen puntolu iplik ve likra ipliği kullanılarak 30/2 puntalı kaşkorse kumaş örülmüştür. ... tarafından örülen kumaşlar ... ve ...Şti.'ne gönderilerek boyanmıştır. Boyanan kumaşları davacı dava dışı müşterisi...'a satmıştır. ... satın aldığı kumaşları kesip dikerek yurt dışı müşterisine konfeksiyon ürünü olarak satmıştır. ...'un yurt dışı müşterisi üretilen ürünlerde renk farkı bulunduğu gerekçesiyle...'a debit note (reklamasyon) yansıtmış, ... da müşterisinin reklamasyonunu davacıya yansıtmak istemiş ve davacının iddiasına göre 1.000 adet ürünü ayıplı olduğu gerekçesiyle davacıya iade etmiştir. ... tarafından davacıya 27.07.2018, 28.07.2018, 30.07.2018, 31.07.2018, 01.08.2018 ve 13.08.2018 tarihlerinde gönderilen e-mail yazışmalarında boyanan kumaşlarda bant şeklinde iplik abrajı hatasına rastlandığı ihbar edilmiştir. Davacı da davalıya ayıbı haber vermiştir. Davalının şirket yetkilileri davacı şirkete gelerek ayıplı ürünleri görmüş ve kumaşlardan numune alarak Marmara Üniversitesinde test yaptırmıştır. Marmara Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof Dr. ... imzalı 18.09.2018 tarihli görüş yazısında: “Tarafınızdan getirilmiş kumaş numunesi üzerinde enine yönde izler olduğu tespit edilmiştir. Bu izler kumaşın ön ve arka yüzünde eşit aralıklarla tekrar eden yaklaşık 5 cm kalınlığında izler olduğu görülmüştür. Bu tespitler ve kumaş yapısından çıkartılan ipliklerin mukavemet testleri sonucunda, hatanın kumaş yapısı içerisinde iki farklı özellikte (parti, lot) iplik kullanımından kaynaklanmış olabileceği kanaatine varıldığı,” belirtilmiştir.HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Asıl davada davacı/b. davada davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve mahkemece alınan heyet raporunun sektör uzmanı bilirkişi tarafından yapılan sektörel incelemede açıkça belirtildiği üzere; "Enine çizgi ayıplı kumaştaki ayıbın sebebinin kullanılan puntolu iplikten kaynaklandığı, puntolu ipliğin tamamı davalıdan satın alınan iplikten oluşmadığından, davalının satmış olduğu 28/1 %67 polyester %33 viskon ipliğin ayıplıdır denilemeyeceğini, puntolu ipliğin imalatında kullanılan 150 denye polyester ipliğin de ayıplı olmasının mümkün olduğu, davalının satmış olduğu 28/1 %67 polyester %33 viskon ipliklerin ayıplı olduğu iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacı 10.07.2018 tarihli 222391 nolu irsaliyeyle 3.512 kg lot4 28/150 polyviskon / polyester iplik ve 3.719 kg lot5 28/150 polyviskon / polyester iplik birlikte fason örülmesi için ...’ye teslim edildiği, örme esnasında farklı lot ipliklerin karıştırılmış olmasının mümkün olduğu, dava konusu kumaşların ayıbı kumaşın boyanmasıyla anlaşılabilecek bir ayıp olup, boyama aşamasına kadar gizli ayıplı olduğu, boyama sonrası kumaştaki enine çizgi ayıbı açık ayıp haline getirdiği belirtilmiş olup dava konusu reklamasyon faturalarına konu kesilip dikilen kumaşlar yönünden süresi içerisinde muayene ve ayıp ihbarında bulunulduğu ispat edilememiştir.Kumaş halindeki ürünlerdeki ayıba ilişkin ise; davacının davalıdan kumaş imalatında kullanmak üzere iplik satın aldığı, iplik ve ham kumaşta fark edilmeyen, boyalı kumaşlar üzerinde fark edilen çizgilerin oluştuğu, bu çizgilerin kumaşı ayıplı hale getirdiği belirtilerek iş bu davanın açıldığı, üründeki ayıbın teslim sırasında görülecek ayıp niteliğinde olmadığı, davacının satın aldığı iplikleri TTK'nın 23/1-c maddesi gereği 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirerek inceleme sonucunu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı gibi bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere kumaştaki ayıbın sebebinin davalının sattığı ipliklerden kaynaklandığı ve davalının sattığı malların ayıplı mal oldukları ispatlanamadığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek asıl ve birleşen davaya yönelik kurulan hüküm ve gerekçesinde asıl davada davacı/b. davada davalı vekili vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri detaylı şekilde tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, asıl davada davacı/b. davada davalı vekili vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 19 HD. Nin 2016/15674 Esas - 2017/2852 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11 HD. Nin 2020/5033 Esas - 2021/3704 Karar sayılı kararları benzer mahiyettedir.)Sonuç itibariyle, asıl davada davacı/b. davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı/birleşen dosya davalısının asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, B- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen dava yönünden; a-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 6.601,90 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.900,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.701,90 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.