11. Hukuk Dairesi 2009/1452 E. , 2010/7448 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2007/461 - 2008/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2009/1452 E. , 2010/7448 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2008 tarih ve 2007/461 - 2008/382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı gerçek kişi ile birlikte diğer davalı şirketin hissedarı olduğunu, bu iki hissedar arasında akdedilen 03.08.2007 tarihli hisse devir protokolünün hükümleri uyarınca davalı gerçek kişinin toplam payının %12,10 oranına karşılık kısmını müvekkiline devir ettiğini, bu devrin davalı şirkete bildirilmesine rağmen haksız yere kayıttan imtina ettiğini ileri sürerek, davalı gerçek kişinin diğer davalı şirkette sahip olduğu %63,10 oranındaki toplam payının %12,10 oranına karşılık gelen kısmının müvekkiline devrinin hükmen tesciline ve işbu keyfiyetin şirket tarafından pay defterine kaydedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Şirket vekili, protokolde müvekkilinin taraf olmadığını, örneğinin kendisine bildirilmediğini, davacı ile davalının müvekkilinin hissedarı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi bulunduklarını, tüm hisselerin nama yazılı olduğunu, şirkete karşı bölünemeyeceğini, protokol içeriğinin tartışmalı bulunduğunu, geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, müvekkili ile davacı arasındaki protokoldeki hisse devrinin geciktirici şarta tabi kılındığını, anılan protokolün 9.a maddesine göre, davacı, müvekkil ve Havaş A.Ş arasında yapılması planlanan ve işletme konusu AHL Hava Limanı’ndaki Antrepo Depo İşletmeciliği olacak şirket ortaklığının işbu protokolün imza tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde gerçekleşmesi kayıt ve şartıyla yapıldığını, geciktirici bu şartın gerçekleşmediğini, gerçekleşmeyeceğinin dava tarihi itibariyle de kesinleştiğini, esasen hisse devri için bir ödemesinin bulunmadığını, şartın bozucu şart olduğu kabul edilse bile, hissenin iadesinin gerektiğini açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın 03.08.2007 tarihli protokolden kaynaklandığı, anılan protokolün davacı, davalı gerçek kişi ve dava dışı kişinin katılım ile düzenlendiği, davalı gerçek kişinin uyuşmazlığa konu hisseleri davacıya devir ettiği, ancak anılan protokolün 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 nci maddelerinde dava dışı şirketlerle ilgili karşılıklı hisse devirlerinin kararlaştırıldığı, 9 ncu maddesinde ise, sayılan ve yapılan tüm hisse devirlerinin ... ve ... ile Havaş arasında yapılması planlanan ve işletme konusu AHY Hava Limanındaki Antrepo İşletmeciliği olan şirket ortaklığının işbu protokolün imza tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde gerçekleşmesi kayıt ve şartı ile yapıldığı, verilen cevaptan bu girişimin gerçekleştirilemediğinin ortaya çıktığı, 1 yıl içinde taliki şartın tahakkuk etmediği, esasen şartın bozucu nitelikte olduğu kabul edilse bile payın iadesinin gerekeceği, uhtesinde bulunması halinde iadeyle mükellef olduğu şeyi talep edenin iyiniyetli kabul edilemeyeceğine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca da talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.