T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/608 - 2026/690 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/608 KARAR NO : 2026/690 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : 2025/533 E. - 2025/505 K. DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Uyarlanması Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemes…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/608 - 2026/690 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/608 KARAR NO : 2026/690 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : 2025/533 E. - 2025/505 K. DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin Uyarlanması Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/12/2025 tarih ve 2025/533 E. - 2025/505 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin sahibi olan ...'nun 2020/79941 numarasıyla "..." markasını tescil ettirdiğini, ...'nun ayrıca cafelerin iç mekan tasarımına yönelik olarak 2023/12385, dış alan tasarımına yönelik olarak 2023/12389 ve karton bardaklarına yönelik 2023/05145 sayı ile tescilli tasarımlarının bulunduğunu, bu marka ve tasarımların kullanım hakkını müvekkiline verdiğini, müvekkilinin de "..." markasıyla 50'yi aşkın şube ile franchise modeli geliştirdiğini, davalı ile 01.04.2024 tarihli franchise sözleşmesinin imzalandığını, ancak franchise sözleşmesine uymayan ve sözleşmeye aykırı edimlerde bulunan davalıya gönderdikleri ihtarnameye rağmen, sözleşmeye uygun davranmayan davalının franchise sözleşmesinin 22.10.2024 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, fesihte marka kullanımına ilişkin 7 gün süre verilmesine rağmen davalının buna uymadığını ve müvekkilinin markası ile faaliyete devam ettiğini, davalının tecavüzünün tespiti ve önlenmesi amacıyla Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2024/58 D. İş sayılı dosyası ile açılan dava sonucunda 29.11.2024 tarihli bilirkişi raporuyla davalının tecavüzünün tespit edildiğini, davalının marka kullanımına ve tecavüz eylemlerine devam etmesi nedeniyle Ankara 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2024/61 Değişik İş sayılı dosyası ile aldırılan 20.01.2025 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya kazandırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin ... markası içeren tabela ve logolarını kaldırıp ... unvanlı tabela ve logoları kullanarak aynı şekilde işletmesini aktif olarak kullanan davalının, müvekkilinin tüm gizli bilgilerini aldığını, bunları kullandığını ileri sürerek, marka tecavüzünün durdurulmasını, markaya yapılan tecavüzün kaldırılmasını, 30.000,00.- TL manevi tazminat, sözleşmenin erken feshi nedeniyle şimdilik 1.000 TL'nin davalıdan tahsilini, Franchise ve Satış Sözleşmesinin Genel Şartlar Madde 6 başlıklı maddesinin (O) bendi uyarınca takdir olunan 500.000,00 TL bedelin davalıdan tahsilini, tüm bu tutarlara tecavüz tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasını, ürünlere ve ürünlerin üretiminde kullanılan araç ve gereçlere el konulmasını, SMK'nın 149/1-f maddesi uyarınca el konulan ürünlerin imha edilmesini, imhası mümkün değilse müvekkiline mülkiyet hakkı tanınmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, franchise sözleşmesinin davacı tarafça haksız feshedildiğini, müvekkil şirketin işletmesinde gerçekleştirmiş olduğu yatırımların tespiti ile uğradığı zararın belirlenebilmesi amacıyla Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2024/61 D.İş sayılı dosyası üzerinden bilirkişi incelemesinin yaptırıldığını, yapılan teknik ve mali inceleme sonucunda, müvekkil tarafından ... markası kapsamında işletmeye yapılan yatırımın KDV dâhil toplam değerinin 12.441.600,00 TL olduğunun tespit edildiğini, raporda yalnızca yatırım kalemlerinin parasal değerinin değil, aynı zamanda müvekkilinin sözleşmeye tam sadakatle hareket ettiğinin, tüm uygulamanın taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesine birebir uyumlu olduğunun açıkça belirtildiğini, müvekkilinin marka ve tasarım haklarına yönelik kullanımlarının hukuka uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı davada, söz konusu franchise sözleşmesinin, marka kullanım hakkının devrine ilişkin olup, 5 yıllık süreyle geçerli bulunduğunu (Sözleşme m.2), müvekkilin bu süre boyunca markayı kullanarak işletmeyi faaliyette tutmasının öngörüldüğünü, ancak davacının sürekli değişen talepleri yüzünden açılış hazırlığı 5 ay uzayan işletmeye dair sözleşmenin uygulanmasına başlanan Mayıs 2024 tarihinden henüz 6 ay sonra sözleşmenin tek taraflı olarak haksız feshi neticesinde, müvekkilinin büyük meblağlarla yaptığı yatırımların işlevsiz kaldığını, taraflar arasında 01.04.2024 tarihinde akdedilen franchise sözleşmesinin karşı tarafça haksız şekilde feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, haksız fesih tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece 27/11/2025 tarihli duruşmada, asıl davadaki sözleşmenin haklı nedenle feshi ve franchise sözleşmesinden doğan tazminat istemli dava ile davalı karşı davacı tarafından haksız fesih nedeniyle açılan maddi zarar, franchise sözleşmesine güvenerek yapılan tüm sabit yatırım, yazılım, lisans ve pazarlama giderleri, ortaya çıkan stok zararları, işçilik maliyetleri, kar mahrumiyeti talepleri yönünden dosyanın tefriki ile eldeki esasa kaydedildiği, asıl dava ile davalı karşı davacı tarafından açılan karşı davadaki bu istemler yönünden Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, kararının kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında kalan uyuşmazlıklar yönünden ihtisas mahkemesi niteliğinde olduğunu, bu mahkemelerin görevinin yalnızca soyut anlamda “marka hakkına tecavüz” iddiasıyla sınırlı olmayıp; marka, ticari unvan, lisans ve franchise ilişkilerinden doğan ve bu hakların ihlaliyle doğrudan bağlantılı tüm talepleri kapsadığını, somut olayda asıl davanın; franchise sözleşmesi kapsamında davalıya tanınan marka ve sistem kullanım hakkının, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesine rağmen kullanılmaya devam edilmesi suretiyle marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasına dayandığını, başka bir deyişle uyuşmazlığın merkezinde sınai mülkiyet hakkının ihlalinin bulunduğunu, davalı–karşı davacı tarafından ileri sürülen maddi zarar, yatırım giderleri, stok kayıpları, işçilik maliyetleri ve kâr mahrumiyeti taleplerinin, bağımsız ve soyut ticari alacak talepleri olmadığını, aksine bu taleplerin tamamının, franchise ilişkisinin sona erdirilmesi ve marka kullanım hakkının ortadan kalkması ile doğrudan bağlantılı bulunduğunu, başka bir ifadeyle marka hakkına tecavüz iddiası, sözleşmenin haklı nedenle feshi ve franchise ilişkisinin sona ermesine ilişkin hukuki değerlendirme ile; yatırım giderleri, lisans bedelleri, yazılım masrafları, pazarlama harcamaları ve kâr mahrumiyeti taleplerinin aynı maddi vakıalara ve aynı hukuki ilişkiye dayandığını, bu nedenle söz konusu taleplerin, aralarındaki sıkı hukuki ve fiilî bağlantı gözetilerek birlikte değerlendirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Asıl dava, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesine rağmen kullanılmaya devam edilmesi suretiyle marka hakkına tecavüzün durdurulması, kaldırılması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat, cezai şart bedelinin tahsili; karşı dava, aynı sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece 27/11/2025 tarihli duruşmada, asıl davadaki sözleşmenin haklı nedenle feshi ve franchise sözleşmesinden doğan tazminat istemli dava ile davalı karşı davacı tarafından haksız fesih nedeniyle açılan maddi zarar, franchise sözleşmesine güvenerek yapılan tüm sabit yatırım, yazılım, lisans ve pazarlama giderleri, ortaya çıkan stok zararları, işçilik maliyetleri, kar mahrumiyeti talepleri yönünden dosyanın tefrik edilerek eldeki esasa kaydedilmiş, asıl dava ile davalı karşı davacı tarafından açılan karşı davadaki bu istemler yönünden Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, asıl davada davacının marka hakkına davalı tarafından tecavüz edildiği iddiası yönünden davanın devamına karar verilmiştir. Oysa asıl davada marka hakkına tecavüz edilip edilmediği hususu, taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği hususunun tespitine bağlı olduğu gibi, ayrılmasına karar verilen asıl davadaki franchise sözleşmesinden doğan tazminatın belirlenmesi de davacının marka hakkına tecavüz nedeniyle uğradığı zararın tespiti ile yakından ilgilidir. Dolayısıyla asıl davadaki bu taleplerin birbirinden ayrılması mümkün olmayıp, asıl davadaki tüm talepler yönünden ilk derece mahkemesi görevlidir. 6100 sayılı HMK'nın 132/1-a, b bentleri uyarınca, karşı dava açılabilmesi için; asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması, karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması şarttır. Somut uyuşmazlıkta bu şartların da bulunduğu açık olduğuna göre, mahkemece karşı davanın asıl davadan ayrılmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince, gerek asıl ve birleşen davadaki taleplerin, asıl davadaki marka hakkına dayalı tecavüz iddiasından ayrılması, gerekse de görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından, Dairemizce davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-3, 1-a,5. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.3, 1-a.5. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 11/12/2025 gün ve 2025/533 E. - 2025/505 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 353/1-a.3, 1-a.5. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.