İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İhtiyati haciz talep dilekçesinde ( D. İş dosyası üzerinden. ) : "...1-) Ekte bulunan 16.07.2025 tanzim tarihli 15.09.2025 Vade tarihli ve 500.000,00 TL tutarlı Bono, 16.07.2025 tanzim tarihli 15.10.2025 Vade tarihli ve 650.000,00 TL tutarlı Bono, 16.07.2025 tanzim tarihli 15.11.2025 Vade tarihli ve 650.000,00 TL tutarlı Bonolar borçlular tarafından müvekkilimize vadesinde ödenmemiş olu…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/517 KARAR NO: 2026/571 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/12/2025 EK KARAR ESAS NO: 2025/755 D.İŞ KARAR NO : 2025/754 D.İŞ DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz Kararına itiraz İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İhtiyati haciz talep dilekçesinde ( D. İş dosyası üzerinden. ) : "...1-) Ekte bulunan 16.07.2025 tanzim tarihli 15.09.2025 Vade tarihli ve 500.000,00 TL tutarlı Bono, 16.07.2025 tanzim tarihli 15.10.2025 Vade tarihli ve 650.000,00 TL tutarlı Bono, 16.07.2025 tanzim tarihli 15.11.2025 Vade tarihli ve 650.000,00 TL tutarlı Bonolar borçlular tarafından müvekkilimize vadesinde ödenmemiş olup Bonolar bütün talep ve ihtarlarımıza rağmen halen ödenmemektedir. 2-) Borçluların kaçma ihtimali mevcuttur. Mahkemenizin belirleyeceği teminatı yatırılacak olup Borçlu/Borçlular hakkında yapacağımız icra takibi için, borca yeter tutarda, taşınır ve taşınmaz malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını istemek zorunluluğu doğmuştur. HUKUKİ NEDENLER : 2004 S. K. m. 257 - 268, 6100 S. K. m. 316. HUKUKİ DELİLLER : Borç senetleri... SONUÇ VE İSTEM : Açıkladığımız sebeplerden dolayı borca yetecek tutarda borçluların taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istenmiştir. Mahkeme, dayanak bonolara binaen 28/11/2025 tarihli, 2025/755 D.İş Esas- 2025/754 D.İş sayılı gerekçeli kararıyla : "... Yukarıda açık kimliği yazılı alacaklının belirtilen belgelere dayalı olarak aleyhine ihtiyati haciz istenilen borçlulardan (1.800.000,00) TL alacaklı olduğunu, borcun süresinde ödenmediğini bildirip asıl alacak ve ferilerine yetecek miktarda borçlulara ait taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını istemesi üzerine dilekçe ve ekindeki belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-Dilekçe ve ekindeki belgelerin incelenmesinden; borcun süresinde ödenmediği, İİK'nun 257. maddesindeki şartların varolduğu anlaşıldığından (1.800.000,00)-TL'na yetecek miktarda borçluların taşınır taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarından haczi kabil olanların İİK'nun 257. maddeleri uyarınca % 15 nakdi teminat veya kesin, süresiz banka teminat mektubu karşılığında İHTİYATEN HACZİNE, 2-Teminat yatırıldığında, işbu kararın infazı için ıslak imzalı ve mühürlü olarak ibraz edilmesi kaydı ile Kayseri İcra Dairesi'nin yetkili kılınmasına, 3-Talep tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin ve 1.629,30-TL masrafın borçlu taraftan alınarak alacaklı tarafa verilmesine, gerekli giderlerin alacaklı tarafça karşılanmasına, haklı olması durumunda borçlu taraftan alınarak alacaklı tarafa verilmesine, Dair, İ.İ.K'nun 265. maddesi gereğince borçlunun huzurunda haczin tatbiki yapılmış ise bu tarihten, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize itiraz yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar ..." vermiştir. Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlulardan ... LİMİTED ŞİRKETİ vekili dilekçesiyle iş bu ihtiyati haciz kararına süresinde itiraz etmiştir. Mahkemece itiraz duruşmalı incelenmiş, taraflara tebliğat yapılmış, 25/12/2025 tarihli duruşmaya taraf vekilleri katılmış, mahkemece dinlenmiştir. Aynı celsedeki kısa kararı ile : "GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-... Ltd. Şti. vekilinin ihtiyati hacze itirazının reddine, 2-Bu hususta ara karar yazılarak taraflara / vekillerine tebliğine,..." karar vermiş ve buna dair de 25/12/2025 tarihli ek karar yazmıştır.Bu ek kararında: "...DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık, mahkememizce verilen 28/11/2025 tarih 2025/755 D.İş esas 2025/754 D.İş karar sayılı kararına yapılan itiraza ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup buna göre; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa..." İİK'nun 258. maddesi uyarınca da, alacaklı alacağı ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermek zorundadır. İhtiyati haczin, bir para alacağının ödenmesini güvence altına alan ve borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasını ifade eden tedbir niteliğinde bir kurum olması nedeniyle mahkemece, bu yöndeki istem değerlendirilirken gerçeğe benzerlik karinesi ile hareket edilmelidir. Bilindiği üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 265. maddesinde; "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.; Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz. " hükmünü düzenlemiştir. Mahkememizce İİK'nun 265/4. maddesinin 2. cümlesi uyarınca duruşma açılarak itirazın incelenmesine karar verilmiştir. Mahkememizce ihtiyati haciz kararı verildiğinden itiraz hakkında da karar vermek görevi mahkememize aittir. İtiraz 7 günlük yasal süresi içinde yapılmıştır. Ancak yasada da açıkça belirtildiği üzere ihtiyati haciz kararına yapılacak itiraz sebepleri sınırlıdır. Bunların dışındaki sebeplere dayalı itirazlar uyuşmazlığın esası hakkında açılacak çekişmeli yargılamada incelenebilecek ve çözümlenebilecek türden olduğundan ihtiyati haciz kararına yapılan itiraz dava ve duruşmasında incelenemez. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, iddianın ileri sürülüş şekli ve dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, itiraz eden ... LTD. ŞTİ tarafından senet altında imzası bulunan yetkili ...'ın senet tanzim tarihi itibariyle diğer şirket yetkilisi ile birlikte müteselsilen imza ile temsile yetkili olduğu fakat diğer yetkilinin imzasının bulunmadığı bu nedenle söz konusu senetten borçlu olmadığı iddia etmiş olsa da Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabına göre senette imzası bulunan ...ın şirketi temsile münferiden yetkili olduğu kaldı ki vekile verilen vekaletnamede de şirket yetilisi olarak tek imza ile ... tarafından imzalandığı bu nedenle aksi yöndeki iddiaya edilemeyecği mevcut dosya kapsamı itibariyle ihtiyati haciz kararı verilmesine engel bir durumun olmadığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ölçüde ispatın bulunduğu, talep tarihi itibarıyla alacağın muaccel olduğu, bu nedenle muaccel olan para borcu için İİK'nun 257/1. maddesindeki yasal koşulların gerçekleştiği, anlaşılmakla mahkememizce verilmiş işbu ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-... Ltd. Şti. vekilinin ihtiyati hacze itirazının reddine, 2-İhtiyati Haciz talep eden tarafça ihtiyati haciz kararı için yatırılan teminatın HMK'nın 392/2. Maddesi uyarınca iş bu ek kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay içerisinde tazminat davası açıldığının mahkememize bildirilmemesi halinde teminatın ihtiyati haciz talep eden tarafa iadesine, 3-İhtiyati haciz kararı ile harç alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İhtiyati haciz kararına itiraz eden tarafın yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın mahiyeti gereği ihtiyati haciz kararına itiraz eden lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6-İhtiyati haciz kararı talep eden kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden itirazın reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 12.500,00-TL maktu vekalet ücretinin ihtiyati haciz kararına itiraz edenden alınarak lehine ihtiyati haciz kararı talep edene verilmesine, 7-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına, Dair itiraz eden vekilinin ve talep eden vekilinin yüzüne karşı gerekçeli ara kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere" karar vermiştir. İtiraz eden borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ -vekili iş bu ek kararı süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : İitiraz eden karşı taraf borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ - vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde; "...HUKUKİ YARAR DEVAM ETMEKTEDİR; KONUSUZLUK YOKTUR İhtiyati haciz kararı doğrultusunda müvekkil şirket hakkında 04.12.2025 tarihinde ihtiyati haciz uygulanmış; haciz tutanağı ile kararın varlığı ve kapsamı bu tarihte öğrenilmiştir. İhtiyati haczin icra dosyasında tatbiki ve özellikle şirketin üretim araçları ile ticari varlıkları üzerinde doğurduğu fiilî ve ekonomik baskı nedeniyle müvekkil şirket, şirket faaliyetlerinin ve ticari itibarının korunması amacıyla cebri icra/haciz baskısı altında ödeme yapmak zorunda kalmış; ödeme sonrasında hacizler fek edilmiştir. Bu olgular, istinaf başvurusunun konusuz kaldığı anlamına gelmemektedir. Öncelikle, mahkeme itirazın reddi nedeniyle müvekkil aleyhine 12.500,00 TL maktu vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmetmiştir. Karşı taraf vekili henüz tahsilata başlamamış olmakla birlikte, söz konusu alacak kalemini her an icraya koyması mümkündür. Bu nedenle ek kararın fer’î sonuçları bakımından güncel ve somut hukuki yarar bulunduğu tartışmasızdır. İkinci olarak, müvekkilin yaptığı ödeme "rızaen ifa" niteliğinde değildir. İhtiyati haczin fiilen uygulanması ve üretim faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi riskinin doğması karşısında müvekkil, haciz baskısını bertaraf etmek ve telafisi güç zararların önüne geçmek amacıyla ZORUNLU OLARAK ÖDEME YAPMAK DURUMUNDA kalmıştır. Nitekim 29.12.2025 tarihli ... “...” belgesi (EK-2), müvekkil şirket tarafından 4.410.646,21 TL tutarında ÖDEME gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. ... Limited Şirketi tarafından ...'un vekili Av....'ın ... IBAN numaralı...bank banka hesabına 29.12.2025 tarihinde ödenen 4.410.646.21 TL tutarındaki bu bedel, takip alacaklısı yine karşı taraf olan aşağıdaki icra dosyalarının 29.12.2025 tarihi itibariyle kapak hesaplarının toplamıyla, aşağıda belirtilen, yine lehtarı karşı taraf, keşidecisi ise ... olan senet bedelinin toplamıdır: Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının 2.438.577,71 TL, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının 842.530,24 TL, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının 379.538,26 TL (Söz konusu icra dosyaları kapsamında yapılan ödemeye ilişkin her türlü dava ve takip haklarımız saklıdır.) İcra takibine konulmamış olan, 16.07.2025 tanzim tarihli, 15.01.2026 vade tarihli 750.000.00 TL (yedi yüz elli bin Türk Lirası) bedelli bono (Söz konusu senet bedeli kapsamında yapılan ödemeye ilişkin her türlü dava ve takip haklarımız saklıdır.) Müvekkilin bu yekûn meblağı cebri icra baskısı altında ödemek zorunda bırakılmış olması, ihtiyati haczin müvekkil üzerinde kurduğu ağır ve fiilî baskıyı somutlaştırmaktadır. Bu ödemenin yapılmış olması, ihtiyati haczin baştan hukuka uygun olduğu sonucunu doğurmadığı gibi, itirazın reddine ilişkin ek kararın hukuka aykırılığını da ortadan kaldırmaz. Üçüncü olarak, ihtiyati haciz rejiminde kararın teminat/tazminat sorumluluğu ve fer’î sonuçlar bakımından hukuki etkileri devam eder. Dolayısıyla “hacizlerin sonradan fek edilmiş olması” olgusu kararı kendiliğinden konusuz kılmaz; bilakis müvekkilin 4.410.646,21 TL tutarında cebri icra baskısı altında zorunlu ödeme yapmak zorunda bırakıldığı somut olayda, ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığının Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçmesi zorunludur. EK KARAR GEREKÇESİNE YÖNELİK İSTİNAF SEBEPLERİ Mahkeme, ek karar gerekçesinde özetle, itiraz sebeplerinin sınırlı olduğu ve bunun dışındaki hususların esas davada incelenebileceği; dosyada yaklaşık ispat bulunduğu ve talep tarihinde alacağın muaccel olduğu; Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabına göre senette imzası bulunan ...’ın münferiden yetkili olduğu; ayrıca vekâletnamenin tek imza ile düzenlendiği hususlarına dayanarak itirazı reddetmiştir. Bu kabuller somut olayda hukuken isabetsizdir. Birincisi, ileri sürdüğümüz hususlar “uyuşmazlığın esası”na değil, ihtiyati haczin dayandığı çekirdek şartlara ilişkindir. Somut olayda alacağın şirket bakımından varlığı ve özellikle borçlu sıfatı derin uyuşmazlık konusudur. Borçlu sıfatı tartışmalı iken şirket aleyhine yaklaşık ispat ve muacceliyet kabullerinin kurulması, ihtiyati haczin amacına ve İİK m. 257 vd. sistematiğine aykırıdır. Bu itirazların “esasa” havale edilmesi, ihtiyati haczi fiilen denetimsiz bırakmakta ve İİK 257–265 koruma tedbiri rejimini işlevsizleştirmektedir. İkincisi, “dosyada yaklaşık ispat bulunduğu” ve “alacak muacceldir” kabulleri müvekkil şirket yönünden kurulamaz. Zira ihtiyati hacze dayanak senetlerin tamamı ...’ın tek imzasını taşımakta; müvekkil şirketin tescilli temsil rejimi ve parasal yetki sınırı karşısında şirketin borçlu sıfatı dahi şüphelidir. Borçlu sıfatı şüpheli olan bir kişiye karşı “muaccel alacak” ve “yaklaşık ispat” kabulleriyle en ağır koruma tedbiri uygulanması, ihtiyati haczin istisnai niteliğiyle bağdaşmaz. Üçüncüsü, mahkemenin “Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabı” ve “vekâletname tek imza” gerekçesi somut olayda yanlış hukuki sonuçlara götürmüştür. Avukata vekâlet verme yetkisi ile şirketi kambiyo senedi düzenleme, kefalet-aval veya teminat yoluyla borçlandırma yetkisi aynı değildir. “Vekâletname münferit imzayla verilmiş” olgusundan “kambiyo taahhüdü de her hâlükârda münferit yetkiyle yapılabilir” sonucu çıkarılamaz. Ayrıca müvekkil şirketin temsil ve ilzam rejiminde işlem türüne ve parasal sınıra göre münferit/müşterek ayrımı bulunmaktadır; 40.000 ABD Dolarını aşan işlemlerde tek müdürün münferit taahhüt yetkisi bulunmamaktadır. Kambiyo taahhüdü alanı, doktrin ve yerleşik yargısal uygulamada dar ve katı yorumlanan bir yetki alanıdır; zımni/geniş yorumla yetki varsayımı yapılamaz. Mahkeme, son derece açık olan bu sınırı görmezden gelmiş, bu temel ayrımları gözetmeden red kararı kurmuştur. ESASA İLİŞKİN İSTİNAF SEBEPLERİ 3.1. Süre Aşımı İddiaları Dayanaksızdır; İtirazlar Süresindedir. Karşı tarafça, müvekkil şirketin ihtiyati haciz kararından 28.11.2025 tarihinde haberdar olduğu ve bu nedenle itirazların süresinde olmadığı ileri sürülmüştür. Bu iddia dosya kapsamı ve usul hükümleri bakımından dayanaksızdır. İhtiyati haciz, müvekkil şirket hakkında 04.12.2025 tarihinde uygulanmış; haciz tutanağıyla kararın varlığı ve kapsamı bu tarihte öğrenilmiştir. İİK m. 265’teki süre, usulünce tebliğ/öğrenme esaslarına göre değerlendirilir. Bu çerçevede 11.12.2025 tarihli itiraz dilekçemiz yasal süre içindedir. Ayrıca icra dosyasında vekile yapılan tebligat esas olup, karşı tarafın çeşitli tarihler üzerinden süre başlangıcı yaratma girişimi hukuken kabul edilemez. 3.2. Müvekkil Şirket Tescilli Olarak Çift İmza ile Temsil Edilmektedir; Tek İmzalı Senetler Şirketi Bağlamaz (TTK m. 370–371/3, 678, 778). Müvekkil şirket ... Ltd. Şti., %74 oranında yabancı ortaklı bir limited şirket olup, ticaret siciline tescilli temsil yapısı uyarınca şirket çift imza ile temsil edilmektedir. Şirketi borç altına sokan işlemlerin geçerliliği, anılan tarih itibariyle müdürler ... ve ...’nun müşterek imzasına bağlıdır. Buna rağmen ihtiyati hacze ve kambiyo takibine dayanak senetlerin tamamında yalnızca ...’ın münferit imzası yer almakta, diğer yetkili müdürün imzası bulunmamaktadır. TTK m. 371/3 uyarınca temsil yetkisinin birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilmiş sınırlamalar üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir niteliktedir. Kambiyo senetleri bakımından temsil ve yetki rejimi çok daha katı yorumlanır; şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için temsil koşullarının eksiksiz sağlanması gerekir. TTK m. 678 ve bonolar bakımından TTK m. 778 gereğince, temsile yetkisi olmadığı hâlde temsilci sıfatıyla kambiyo senedine imza atan kişi, o kambiyo taahhüdünden bizzat ve şahsen sorumlu olur; şirket adına geçerli bir borç doğmaz. Bu nedenle senetlerin şirketi bağladığı ve şirket aleyhine ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu kabul edilemez. 3.3. 40.000 ABD Doları Parasal Yetki Sınırı Bakımından Açık Yetki Aşımı Vardır. İhtiyati hacze ve takibe konu senetler 16.07.2025 tarihinde aynı gün düzenlenmiş olup, toplam bedelleri 1.800.000,00 TL’dir. Düzenleme tarihindeki döviz kuru dikkate alındığında bu tutar 40.000 ABD Doları sınırını aşmaktadır. Müvekkil şirketin geçerli imza sirkülerinde, parasal değeri 40.000 ABD Dolarını aşan işlemlerde tek müdürün münferit temsil ve taahhüt yetkisi bulunmamaktadır. Aynı hukuki sebebe dayalı ve aynı gün düzenlenen birden fazla senedin toplam bedelinin esas alınması zorunludur; bedelin parçalara bölünerek yetki sınırlarının aşılmasının gizlenmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Dolayısıyla senetlerin tanzimi bakımından şirket müdürünün tek başına işlem ve taahhüt yetkisi bulunmadığı gibi, yetki sınırlarının açıkça aşıldığı sabittir. Mahkeme, bu somut ve belirleyici yetki bariyerini gereğince değerlendirmemiştir. 3.4. Borç Tamamen Şahsidir; Alacaklının Bunu Bilmesi Gerekmektedir ve Bilmektedir (TTK m. 371/2, TMK m. 2). Takibe konu borcun kaynağı, müvekkil şirketin ticari faaliyetleriyle hiçbir ilgisi bulunmayan, ...’ın tamamen şahsına ait bir araç alım-satım ilişkisine dayanmaktadır. Bu husus, ...’ın şirket vekili Av. ... ile yaptığı WhatsApp yazışmalarındaki ikrarları, imzasını taşıyan el yazılı beyanı ve alacakla bağlantılı banka dekontları ile teyit edilmektedir. ..., yazışmalarda borcun “...’nun borcu olmadığını”, senetlerin şahsi borcu için verildiğini ve kaşenin alacaklının ısrarı ile gündeme geldiğini açıkça ifade etmektedir; ayrıca senetlerden en az birinin bedelinin ödendiğini de kabul etmektedir. El yazılı beyanda, borcun tamamen şahsi nitelikte olduğu ve alacaklıya bunun izah edildiği açıklıkla yer almaktadır. Banka dekontları ve buna ilişkin yazışmalar, alacak konusu ödemelerin şirket hesabından değil, ...’ın şahsi çevresi üzerinden, kişisel araç alımı kapsamında yapıldığını göstermektedir. TTK m. 371/2’ye göre, işletme konusu dışında yapılan işlemler kural olarak şirketi bağlayabilse de, üçüncü kişi işlemin işletme konusu dışında olduğunu biliyor veya bilebilecek durumda ise şirket sorumlu tutulamaz. Somut olayda alacaklı, tek imzalı şirket senedi alması, borcun kişisel araç ilişkisine dayanması, ödemelerin şirketten değil ...’ın çevresinden yapılması ve şirket faaliyet alanı ile işlem arasında hiçbir maddi bağ bulunmaması nedeniyle işlemin şirket konusu dışında olduğunu bilebilecek durumdadır; dosyaya sunulan delillerle bu durumdan haberdar olduğu da anlaşılmaktadır. Bu hâlde alacaklının kambiyo hukukunun ve ihtiyati haczin koruduğu anlamda korunmaya değer iyiniyetinden söz edilemez. Ayrıca senet görünümüne dayanılarak şirket malvarlığına yönelinmesi, TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliği kazanır. 3.5. TTK m. 395/2 Emredici Yasağı Gereği Şirket, Yöneticinin Şahsi Borcu İçin Kefil/Teminat/Garantör Olamaz. TTK m. 395/2 emredici nitelikte olup, şirketin yöneticisine/müdürüne karşı kefalet, garanti ve teminat veremeyeceğini, onun şahsi borçlarını üstlenemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, yöneticinin şahsi borçları için şirketin borçlu/kefil/avalist gibi gösterilmesini yasaklamaktadır. Somut olayda ...’ın kendi şahsi borcunu teminat altına almak amacıyla şirket unvanı ve kaşesini kullanarak senet düzenlemesi, şirketin bu borçla yükümlü kılınmasına elverişli değildir; emredici yasağa aykırıdır ve şirket bakımından hüküm doğurmaz. Mahkeme, bu emredici normun doğrudan sonuçlarını ihtiyati haciz denetiminde gözetmemiştir. 3.6. 13.10.2025 Tarihli ... Araç Satış Sözleşmesi Dosya Konusu Senetlerle İlgisizdir; İhtiyati Haczi Haklılaştırmaz. Karşı tarafça dosyaya sunulan 13.10.2025 tarihli ... marka araca ilişkin sözleşmede, 1 adet 372.000,00 TL tutarlı ve aynı tarihte tanzim/vadeli senetten bahsedilmektedir. Buna karşılık ihtiyati hacze konu edilen senetler 16.07.2025 tanzim tarihli, toplam 1.800.000,00 TL bedelli 3 adet senetten oluşmaktadır. Tarih, tutar ve senet sayısı bakımından dahi açıkça görüldüğü üzere, bu belge ile ihtiyati hacze dayanak senetler arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Bu nedenle anılan sözleşme, ihtiyati haczin devamını gerektirecek bir “kaçırma tehlikesi/zaruret” delili oluşturmaz. 3.7. ...İddiasında Noter Satış Senedi İbraz Edilmeden Yaklaşık İspat Kurulamaz; İbraz Edilmemesi Aleyhe Değerlendirilmelidir. Karşı taraf, ...marka bir araç işleminden ve bunun borç ilişkisi doğurduğundan söz etmekte ise de, bu araca ilişkin noter satış senedini dosyaya sunmamıştır. Bu belge, borcun şahsi mi yoksa şirkete ait mi olduğunun ve şirketin işlemde borçlu/kefil/avalist sıfatıyla yer alıp almadığının tespiti bakımından belirleyicidir. Belge olmaksızın, şirketi borçlandıran bir temel ilişkinin varlığından ve buna dayalı yaklaşık ispattan söz edilemez. Bu eksiklik, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını teyit eder. 3.8. Alacak Likit ve Tartışmasız Değildir; İhtiyati Haciz Şartları Oluşmamıştır (İİK m. 257). İİK m. 257 anlamında ihtiyati haciz, alacağın güvence altına alınması için istisnai bir tedbirdir ve alacağın varlığının ve borç ilişkisinin belgelerle ciddi ve inandırıcı şekilde ortaya konulmasını gerektirir. Somut olayda hem borçlu sıfatı hem de alacağın miktarı bakımından ciddi uyuşmazlık vardır. Senetlerin tek imzalı olması, en az bir senette şirket kaşesi/imza unsurlarına ilişkin şüpheler ve şirket bilgilerinin sonradan doldurulduğu iddiaları, borcun tamamen şahsi ilişkiye dayanması ve alacaklının bu durumu bilmesi/bilmesi gereği karşısında alacak “likit ve tartışmasız” değildir. Bu nedenle mahkemenin ihtiyati haczi sürdürmesi hukuken mümkün değildir. 3.9. Ölçülülük İlkesi İhlal Edilmiştir; Üretimi Durduran Makine-Ekipman Haczi İhtiyati Haczin Amacını Aşmaktadır. Haczedilen makine ve ekipmanlar, müvekkil şirketin üretim faaliyetlerinin yürütülmesi bakımından zorunlu nitelikte olup, şirket faaliyetinin belkemiğini oluşturan ana üretim unsurlarıdır. Bu kalemler üzerindeki haczin sürdürülmesi, müvekkil şirketin üretimini fiilen durma noktasına getirmekte, tedarik ve taahhüt ilişkilerini yerine getiremez hale sokmakta, telafisi güç zararlar doğurmaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının menfaatini korumakla borçlunun ekonomik varlığını ortadan kaldırmamak arasında makul bir dengeyi zorunlu kılar. Üretimi engelleyecek şekilde haciz tatbiki, ihtiyati haczin geçici ve koruyucu niteliğiyle bağdaşmaz. Bu yön tek başına dahi kaldırma sebebidir. ALEYHE VEKÂLET ÜCRETİ VE GİDERLERİN KALDIRILMASI GEREKİR. Mahkemece itirazın reddi nedeniyle hükmedilen 12.500,00 TL maktu vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı somut olayda dayanaklarını yitirmektedir. Karşı tarafın bu fer’î alacakları icraya koyma ihtimali de dikkate alındığında, ek kararın bu yönüyle de kaldırılması gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER İİK m. 257 vd., m. 259, m. 265; HMK m. 341 vd., m. 353; TTK m. 370, 371/2, 371/3, 395/2, 677, 678, 701, 778; TMK m. 2; TBK m. 584 vd. ve ilgili sair mevzuat. DELİLLER Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/755 D.İş dosyası, tüm dosya içeriği (Celbini talep ederiz.) ve İtirazın Reddi Ek Kararı (EK-1), Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası (haciz, ödeme, fek evrakı), (Celbini talep ederiz.) Ticaret sicili kayıtları, imza sirküleri, ana sözleşme ve temsil/ilzam belgeleri, 29.12.2025 tarihli 4.410.646,21 TL tutarlı ödeme belgesi (...) (EK-2) Her türlü yasal delil SONUÇ ve İSTEM Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle ve Sayın Mahkemenizce re’sen gözetilecek sair sebeplerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/755 D.İş, 2025/754 D.İş Karar sayılı dosyasında verilen ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına, İtirazlarımızın kabulü ile müvekkil ... Ltd. Şti. hakkında tesis edilen ihtiyati haczin, şartları oluşmaması sebebiyle kaldırılmasına, Ek kararla hükmedilen 12.500,00 TL maktu vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin kaldırılmasına, İstinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini," ileri sürmüş ve talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır. İİK 265. Maddesinde: "İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz:[81] Madde 265 – (Değişik: 18/2/1965-538/105 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.; Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." şeklinde hüküm altına alınmıştır. İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, dayanak kambiyo senedi vasfındaki bonoların içeriği, mahkemece teminat karşılığında verilen ihtiyati haciz kararı, bu karara,karşı taraf borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ vekilince yapılan itiraz sebepleri, itirazın duruşmalı yapılan incelemesi ile verilen ve istinaf edilen 25/12/2025 tarihli gerekçeli ek kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile mevcut dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Dayanak kambiyo senedi vasfındaki bonolara istinaden verilen ihtiyati haciz kararına karşı, karşı taraf borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ vekilince sunulan itiraz dilekçesinde ileri sürülen itiraz sebepleri ve mevcut dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde ,dayanak bonolara istinaden verilen ihtiyati haciz kararına karşı, karşı taraf borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ ekilince sunulan itiraz dilekçesinde ileri sürülen itiraz sebeplerinin İ.İ.K. 265. maddesinde sınırlı olarak sayılan ihtiyati haciz kararına karşı yapılabilecek itiraz sebeplerinden olmadığı, uyuşmazlığın esası hakkında ayrıca açılacak ayrı bir çekişmeli davada ancak incelenebilecek hususlardan olduğu, ihtiyati haciz kararına itiraz davasında/yargılamasında incelenemeyeceği, bu nedenlerle itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır . Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen ek kararı ile ihtiyati haciz kararına vaki itirazın duruşmalı incelenerek reddine dair karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ek kararda usul, yasaya ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ek kararın hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de itiraz eden karşı taraf borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/12/2025 tarihli , 2025/755 D. İş E. - 2025/754 D. İş K. sayılı ek kararına karşı, itiraz eden karşı taraf borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden ... LİMİTED ŞİRKETİ tarafından yatırılması gereken 732,00TL istinaf karar ve ilam harcı kendisince peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf eden ... LİMİTED ŞİRKETİ tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 265/son md. uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026