T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1583 KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2022 NUMARASI : 2018/549 Esas 2022/311 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen kar…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1583 KARAR NO : 2026/286 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2022 NUMARASI : 2018/549 Esas 2022/311 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takibe konu borcun sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunu, müvekkilinin yerleşim yeri olan İzmir icra dairelerinin yetkili olduğunu, davalının müvekkiline sözleşmeden kaynaklı para borcunun olduğunu, ticari defter kayıtları, davalı tarafından onaylanan cari hesap mutabakatı, davalıya tebliğ edildiği halde itiraz edilmeyen faturalar ile sabit olduğu, alacağın yüklü olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği beyanıyla itirazın iptaline takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi uygulanmasına, icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, Hendek icra müdürlüklerinin yetkili icra müdürlüğü olduğunu, faturaya dayalı takiplerde davalı borçlunun ikametgah mahkemesi icra dairelerinin yetkili olduğunu, müvekkiline ihtarname gönderilmediği için alacağın likit olmadığını, taraflar arasında sözleşme akdedilmediğini ve müvekkiline fatura tebliğ edilmediğini, taraflar arasında olduğu iddia edilen sözleşmeler var ise de bu sözleşmelerin şirketin yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, malların teslim edilmediğini, beyanla öncelikle usulden ve esastan davanın reddini talep ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "..., Mahkememizce yapılan yargılamada toplanan deliller ile dosyada mevcut diğer tüm bilgi ve belgeler ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu takibin borcun sözleşmeden kaynaklı para borç nedeniyle olduğu, davalı vekili tarafından mahkememize sunmuş olduğu kök bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı tarafından dava konusu yapılan faturaların davalıya tebliğ edilmediği iddia edilse de; dosya içeriği ve ....'ya yazılan müzekkerelere gelen cevap yazısında, davacı tarafından kargoya verilen faturalarda imzası bulunan ....'a teslim edildiğinin bildirildiği, ...SGK'nın cevabi yazısına göre de ....'ın taşıma irsaliyelerini imzaladığı tarihte davalı çalışanı olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmeye göre davalının kendi şirket kaşe ve imzası 30.04.2018 tarihi itibari ile davacıya 53.887,25 TL davacı ..... Şti'ne borçlu olduğunun kabul ettiklerini, ayrıca davalının bağlı bulunduğu Hendek Vergi Dairesinden gelen BA/BS formları incelendiğinde taraf beyanlarının da uyumlu olduğu, netice olarak inceleme yaptığı davacı yevmiye defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 20.198,14 TL alacaklı olduğu, davalının itirazlarını destekler nitelikte belge sunmadığı ve tarafa ticari defter ve belgelerin bulunduğu yer hususunda yapılan ihtarlara rağmen beyanda bulunmadığı hususu da nazara alınarak davacının davasının kabulü ile, İzmir 15. İcra Dairesi'nin 2018/10069 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 20.198,14 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit kabul edildiğinden hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dair aşağıdaki şekilde karar vermiştir." gerekçesi ile; "Davacının davasının KABULÜ ile, İzmir 15. İcra Dairesi'nin 2018/10069 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 20.198,14 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacak likit kabul edildiğinden hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin faturaya dayandığını, bu durumda da yetkili icra müdürlüğünün davalı borçlunun yerleşim yeri olması gerektiğini, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, şirketin adresinin Hendek olduğunu, Hendek icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, davacının müvekkili şirkete ihtarname göndermediğini, bu nedenle alacağın likit hale gelmediğini, davacı tarafın faiz isteminin yerinde olmadığını ayrıca likit bir alacaktan söz edilemeyeceği için mahkemece icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini, alacaklının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200 maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, faturanın tek başına taraf arasındaki akdi ilişkinin belgesinin sayılamayacağını, fatura düzenlenmiş olmasının kişiyi borçlu kılmayacağını, bu bağlamda kabul anlamına gelmemekle kaydıyla taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanan borç durumu mevcut ise bile işbu borcun muaccel olmadığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacının yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri tam ve zamanında yerine getirmediğini, borcun doğmuş olduğunun kabulü için mal ve hizmetin de teslim edilmesi gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında müvekkili şirketi bağlayıcı herhangi bir sözleşmenin akdedilmediğini, faturaya dayalı bir borcun varlığının iddia edilebilmesi için öncelikle borç ilişkisinin var olması gerektiğini, mahkemece yapılan incelemeler neticesinde icra takibine konu faturaların.... isimli kişiye teslim edildiğinin, yine aynı kişinin taşıma irsaliyelerini imzaladığı sonucuna ulaşıldığını, faturayı imzalayacak kişinin fatura imzalamaya yetkili kılınmış kişilerden olması gerektiğini, ancak faturayı imzalayan kişinin temsile yetkili kişi olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Davacı tarafça, faturalarda belirtilen iş güvenliği ekipmanlarını satmış olduğu, davalı şirketin söz konusu faturalara ve içeriğine, yasal süresi içerisinde itiraz etmemesi ve borcunu ödememesi üzerine İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2018/10069 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde malın teslim edilmediğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasında akdi ilişki kanıtlandığından yetki itirazının yerinde olmamasına, davacı tarafın icra takibinde faiz talebi olmamasına, davacı ticari defter kayıtlarında tespit edilen faturaların davalı tarafından BA formu düzenlenerek bildirilmiş olmasının malın teslimine karine teşkil etmesi, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanmamış olması, yine faturanın davalı çalışanına tebliğ edilmiş olmasına, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih, 2018/549 Esas ve 2022/311 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.379,73 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 344,93 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.034,80 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 05/02/2026