T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/926 KARAR NO : 2025/1511 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.03.2021 NUMARASI : 2016/753 Esas - 2021/466 Karar DAVA: İtirazın İptali Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulün…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/926 KARAR NO : 2025/1511 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.03.2021 NUMARASI : 2016/753 Esas - 2021/466 Karar DAVA: İtirazın İptali Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl ve birleşen davalın davalısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki olduğunu, davalının yurt dışından mal getirerek millileştirdiğini, müvekkilinin davalıya ait "..." markası için davalının nam ve hesabına malları işlediğini, işlenmeyen malların davalı tarafından iade alındığını, davaya konu fatura içeriği malların davalı tarafından iade alındığını, müvekkilince düzenlenen 02.05.2016 tarih A seri ... sıra nolu satın alma iade faturası ile 11.05.2016 tarih A seri ... sıra nolu faturaların emtianın işlenmesi aşamasında müvekkilince verilen hizmet bedeli olduğunu, toplam 27.805,79 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 6 ay sürdüğünü, müvekkilinin yurt dışından hammadde getirdiğini ve işlenmesi için davacıya verdiğini, davacının işlediği ürünlerin müvekkilince müşterilere satıldığını, müvekkili ile dava dışı ... ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında çalışma sistemi oluşturulduğunu, buna göre getirilen ürünlerin işlenmesinin ... tarafından yapıldığını, ancak işlemin Ceneviz tarafından yapıldığının ... tarafından bildirilmesi üzerine, davacı tarafından müvekkiline fatura kesildiğini, bu süre içinde ...'nin depolarının kullanıldığını, müvekkili şirketin ortaklık yapısı değiştiğinden taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiğini, ticari ilişkinin son bulmasına rağmen davacı tarafından müvekkili adına faturalar düzenlendiğini, hatta müvekkiline ait bazı hammaddelerin iade edilmediğini, icra tabine ve davaya konu fatura içeriği malların müvekkili tarafından teslim alınmadığını, bahsedilen hizmet bedellerinin ise dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında teamül oluşacak şekilde çalışma olmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkilinin oluşan 8.420,40 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak taraflar arasında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/753 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, bu dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, davacı tarafından verilmeyen hizmetler ve mallara ilişkin faturalar düzenlendiğini, taraflar arasında cari hesaba ilişkin mutabakat bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. . İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı her iki tarafın kabulündedir. Ticari nitelikteki alım satım ilişkilerinde mal ve hizmetin sunulduğunu satıcı, paranın ödendiğini alıcı ispatlamalıdır. Asıl dosyada uyuşmazlık konusu A seri ... numaralı fatura ile A seri ... numaralı faturalar davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu faturalara ilişkin irsaliye, teslim fişi vs. bir belgenin sunulmadığı bu haliyle davacının bu faturalar kapsamında mal veya hizmeti sunduğu ispat edilemediğinden asıl davanın reddine karar verilmiştir. Davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir. Birleşen dosya açısından ise; tarafların defter kayıtlarında yapılan incelemede, her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olan işlemler ve faturalar dikkate alındığında davalının davacıya 8.420,41 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, bu miktar yönünden davacının cari hesap alacağını ispat ettiği, davalının defterlerinde bir kısım faturaların kaydedilerek davacı borçlandırılmış ise de; bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bu faturalar davacı defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda bu faturalar ve işlemler cari hesabın belirlenmesinde dikkate alınmamıştır. Davalının birleşen dosyadaki icra takibine itirazının haksız olduğu ve dava konusu cari hesabın likit olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacının birleşen dosyada takibin kısmen iptalini talep ettiği, mahkememizce de davacının talebi gibi karar verildiğinden, davanın tam kabulüne karar verilmiş yargılama giderleri vekalet ücreti de bu duruma göre hesaplanmıştır..." gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 8.420,40 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, kabul edilen 8.420,40 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Reddedilen asıl davada mükerrer takip yapılmasına rağmen müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, birleşen davada icra inkâr tazminatına karar verilmesine rağmen, asıl davadaki kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin çelişkili olduğunu, faturanın sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olması nedeniyle, faturanın başlı başına davalı defterinde kayıtlı olmasının bir önemi bulunmadığını, faturanın deftere işlenmesine rağmen, alacak davasında bu faturaya itiraz edilebileceğini, davaya konu fatura müvekkili şirketin defterine işlenmesine karışın faturanın içeriği mal veya hizmetin alınmadığını, müvekkilinin yurt dışından ithal ettiği ham madenin davacı şirketçe işlendiğini, davacı şirketçe yapılan işlenmiş ürünlerin de müvekkili şirket tarafından müşterilerine satıldığını, bu nedenle gönderilen pek çok faturanın sorgusuz bir şekilde defterlere işlendiğini, ticari ilişki sona erip takip başlatıldığında yapılan kontrollerde bu faturalara ilişkin mal veya hizmet alınmadığının belirlendiğini, davalı şirket yetkililerince imzalanmış herhangi bir irsaliye ya da belge bulunmadığını, stoklarda da bu malların bulunmadığını, birleşen davada icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, çelişkili iki rapor bulunmasına rağmen yeni bir bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve istinaf sebepleri doğrultusunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takiplerine yönelik itirazların İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl ve birleşen davalarda davacı, davalıya ait ham maddeyi işleyerek imal ettiği ürünleri davalıya satmaktadır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu şekilde işlediği her iki taraf beyanından anlaşılmaktadır. Asıl davada İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı 27.805,79 TL asıl alacak olmak üzere toplam 27.994,54 TL talep edilmiştir. Bu talebe konu 02.05.2016 tarihli 23.261,61 TL'lik fatura ile 11.05.2016 tarihli 4.544,18 TL bedelli faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu fatura konusu emtianın alıcıya teslim edildiğine ilişkin bir yazılı belge de bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece bu davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Davalı bu hükümdeki kötü niyet tazminatı talebi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuş olup istinaf başvurusu aşağıda değerlendirilecektir. Birleşen davada ise, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada 8.420,40 TL asıl alacak olmak üzere, işlemiş faizi ile birlikte 9.470,99 TL cari hesap alacağının tahsili istenmiştir. Takipte 27.04.2016 tarihi itibariyle cari hesap alacağı talep edilmiştir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, cari hesap konusunda taraf defterlerinin mutabık olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili, faturaların kontrol edilmeden defterlere kayıt edildiğini, ticari ilişki sona erdiğinde yapılan kontrollerde, fatura konusu emtianın şirket yetkililerine teslim edilmediğinin belirlendiğini savunmuştur.Fatura akdin ifa safhasıyla ilgilidir. Satım sözlemesinde, sözleşme konusu emtianın alıcıya teslim edildiğinin usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir sevk irsaliyesi veya benzer bir belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Faturanın düzenlenmiş olması başlı başına taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin bulunduğunu veya fatura konusu mal veya hizmetin alıcısına teslim edildiğini kanıtlamaz. Ancak satım sözleşmesinde, malı temsil eden faturanın mal ile birlikte gönderildiği kabul edilmelidir. Malı teslim eden faturanın alınarak itirazsız şekilde davalının ticari defterlerine işlenmesi ve bu faturalara süresinde itiraz edilmemesi, fatura konusu mal veya hizmetin alındığını göstermektedir. Aksine bir savunma HMK'nın 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Davalı vekili somut olarak fatura konusu emtianın teslim edilmediğine ilişkin bir kanıt sunmamıştır. Bu nedenle davalı defterinde kayıtlı olan fatura içeriği emtianın davalıya teslim edildiğine ilişkin ilk derece mahkemesi kabul ve gerekçesi yerindedir. HMK'nın 266.maddesi gereğince çözümün hakimlik mesleği dışında bir bilgi gerektiren hallerde bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Mahkemece mali konularda taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Dosyada bulunan 09.02.2018 tarihli rapor davacının ticari defterlerine göre düzenlenmiş olup davacının ticari defterlerindeki alacağı belirlemiştir. Daha sonra davalının ticari defterlerinde de inceleme yapılmış ve davalının defterlerine göre alacak belirlenmiştir. Bu durumda her iki rapor arasında bir çelişkiden söz edilemeyecektir. Her iki tarafın kendi defterlerine göre alacaklı olması, defterdeki kayıt durumuna ilişkindir. Ancak bu kayıtların bir değer verilip verilmeyeceği, satıcının usulüne uygun şekilde emtia teslim edip etmediğinin diğer deliller ile birlikte mahkemece değerlendirebileceği ve bu şekilde yapılan değerlendirme ile taraf defterlerinde kayıtlı olan fatura nedeniyle birleşen dava yönünde davacının alacaklı olarak belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. İİK'nın 67/2. maddesine göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak likittir. Bu nedenle mahkemece hükmedilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi yerindedir. Ancak kötü niyet tazminatına karar verilebilmesi için alacaklının takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olması da gerekmektedir. Davalı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş olup, ilk derece mahkemesince kötü niyet tazminatı talebinin zımnen reddine karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı farklı hukuki müesseseler olup, kötü niyet tazminatı için takibin haksız olmasının yanında kötü niyetli olması da gerekir. İki farklı takipten birinin farklı görülüp itirazın iptali davasının kabul edilmiş olması, diğer alacağın ise sabit görülmeyerek davanın reddedilmiş olması ve kabul edilen dava yönünden icra inkar tazminatı verilmiş olması, reddedilen dava yönünden kötü niyet tazminatı verilmesini gerektirmediği gibi, bu şekilde karar verilmiş olması halinde hükümde bir çelişki bulunduğundan da söz edilemeyecektir. Kabul edilen davada, davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı alacak likit olduğundan, icra inkar tazminatına karar verilmesi yerinde olduğu gibi; reddedilen dava yönünden davacı defterlerine göre alacak bulunması, ancak asıl davaya konu emtianın satıcıya teslimine ilişkin bir kanıt bulunmaması nedeniyle bu davanın reddine karar verilmesi nedeniyle takibin haksız olmasına rağmen kötü niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğru olduğundan, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin her iki davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl ve birleşen davalar için toplam 1.087,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.