11. Hukuk Dairesi 2013/6906 E. , 2013/22612 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/11/2012 tarih ve 2008/224-2012/516 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duru…
**11. Hukuk Dairesi 2013/6906 E. , 2013/22612 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/11/2012 tarih ve 2008/224-2012/516 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili çalışanı davalı ... ' in vakıf başkan ve yardımcılarının imzalarını taklit ederek çek keşide eederek ve talimatlar düzenleyerek müvekkilinin davalı banka hesabından para çektiğini, bazı talimat yazılarında, imza sirkülerinde çift imza şartı aranmasına rağmen tek imza bulunduğunu, bu imzanın da sahte olduğunu, davalı ... Sezer'in, davacının banka hesaplarından toplam 120.131.28 TL tutarındaki parayı mal edindiğini, davalı ...' ın ceza yargılaması sırasında 45.000 TL tutarında geri ödemede bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 75.131.28 TL alacağın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Süzer davanın reddini savunmuştur. Davalı banka vekili, müvekkilinin kusurundan söz edilemeyeceğini, davacının müvekkili bankaya imza sirkülerini geç gönderdiğini bu nedenle önceki imza sirkülerine göre işlem yapıldığını , sahte olduğıu iddia edilem imzaların iğfal kabiliyeti bulunduğunu ,zararın oluşumuna davacının kendi çalışanının neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizce bozma kararına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı çalışanı ...'in sahte imzalı çek ve talimat yazıları ile davacıya ait olan 119.745,62 TL'yi mal edindiği, bunun 45.000 TL'sini ödediği gerekçesiyle bu davalı hakkından açılan davanın kısmen kabulü ile toplam 72.745,62 TL'nin yasal faiziyle bu davalıdan tahsiline, davalı banka yönünden ise davalı bankanın kusurlu olduğunu gösteren delil bulunmadığı gerekçesiyle bu davalı hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, davalı Banka'da mevduat hesabı bulunan davacının hesabındaki paranın, sahte imzalı düzenlenen çek ve ödeme talimatlarına dayalı olarak davacının çalışanı olan diğer davalıya ödendiği iddiasına dayalı alacak davası olup, mahkemece davalı banka yönünden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı ...'ın dava konusu olay nedeniyle resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yargılandığı İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılamada, davalı ...'ın davaya konu ödeme talimatlarında ve çeklerdeki imzaların davacı yöneticilerinin imzaları taklit edilerek kendisi tarafında atıldığını beyan ettiği ve alınan bilirkişi raporunda bir kısım ödeme talimatlarındaki ve çeklerdeki imzaların davacı yöneticilerinin imzası olmadığının belirlendiği gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından resmi belgede sahtecilik yönünden kurulan hüküm onanmış, nitelikli dolandırıcılık yönünden de davalı ...'ın davacı hesabından usulsüz olarak çektiği paranın bir kısmını ödediği bu nedenle etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada nitelikli dolandırıcılık yönünden zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yine anılan ceza dosyası kapsamından, davacının, temsile yetkili yöneticilerine ilişkin imza sirkülerini davalı Banka'ya gönderdiği ve bu imza sirkülerine göre davacının her dönem çift imza ile temsil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı Banka, kendisine davacı tarafça gönderilen imza sirkülerine rağmen, gerekli inceleme ve kontrölü yapmayarak sahte imzalı olarak düzenlenen ve üstelik bir kısmı da tek imzalı olan, çek ve ödeme talimatlarına istinaden hesap sahibi olan davacı dışında başka bir kişiye ödeme yapması nedeniyle davacıya karşı sorumludur. Birer güven kurumu olan bankalar mevduatları özenle korumak zorundadırlar ve bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Davacı da, meydana gelen zararda iyi adam çalıştırmaması nedeniyle müterafik kusurludur. Bu itibarla mahkemece davacı ve davalı Banka'nın kusur oranlarının belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.