T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2266 - 2025/2719 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2266 KARAR NO : 2025/2719 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2022 NUMARASI : 2019/88 Esas, 2022/775 Karar DAVACILAR :1- . VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR :1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİ…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2266 - 2025/2719 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2266 KARAR NO : 2025/2719 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2022 NUMARASI : 2019/88 Esas, 2022/775 Karar DAVACILAR :1- . VEKİLLERİ : Av. DAVALILAR :1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 08/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2025 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.10.2022 tarih 2019/88 Esas 2022/775 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’ün eşi, ... ile ...’in babası, ... ile ...’nin oğlu, ..., ... ve ...’nin kardeşi olan ...’ın kendisine ait Tır ile nakliye işi yaptığını, 12.09.2018 tarihinde davalı ...’ye ait “... Yapı Enerji” isimli işyerine kullandığı tır ile sandviç panel malzemesi getirdiğini, malzemelerin tırdan indirilmesi için davalı ...’a ait olup davalı ... tarafından sevk ve idare edilen ... plakalı forklift aracının kullanılması sırasında meydana gelen iş kazası sonucu ...’ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde işyeri sahibi ile forklift sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, davacı eş ve çocukların maddi destekten yoksun kaldıklarını, kazaya neden olan aracın kaza tarihinde zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmadığını bu nedenle davalı Güvence Hesabına husumet yönelttiklerini, davalı ...’in ise araç malik olarak zarardan kusursuz olarak sorumlu olduğunu bu nedenle maddi zararın tazmininden tüm davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ayrıca tüm davacıların büyük bir ıstırap ve manevi üzüntü duyduklarını, manevi zararın tazmininden ise davalı ..., ... ve ...’in sorumlu olduğunu ileri sürerek ve FİHS tutularak davacı eş ... için 1.000,00 TL, davacı evlat ... için 1.000,00 TL, davacı evlat ... için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ie birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesi; davacı eş ... için 50.000,00 TL, davacı evlat ... için 40.000,00 TL, davacı evlat ... için 40.000,00 TL, davacı baba ... için 15.000,00 TL, davacı anne ... için 15.000,00 TL, davacı kardeş ... için 10.000,00 TL, davacı kardeş ... için 10.000,00 TL, davacı kardeş ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 190.000,00 TL manevi tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...’dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisinin sandviç panel yüklü tırı oldukça eğimli bir yere park ettiğini, müvekkilinin ise foklitf ile tırın sağ tarafından çalışarak yükü boşalttığını, müteveffanın ise tırın sol tarafında bulunduğunu, müteveffanın çalışma alanı içerisinde bulunmaması gerektiğini, tecrübeli biri olarak bunu bilmesi gerektiğini, müvekkilinin tırdan aldığı sandviç paneli işyeri önünde yere bırakıp geriye döndüğü esnada tırda bulunan sandviç panellerin müteveffanın üzerine düştüğünü, dolayısı ile müvekkilinin tıra ve panellere bir temasının söz konusu olmadığını, tır üzerindeki panellerin kendiliğinden yola devrildiğini, panelleri tıra müvekkilinin istiflemediğini, yükün boşalma işlemine hazır hale getirilmesinin müteveffanın sorumluluğunda olduğunu, kazanın ve ölüm ile neticelenen olayın meydana gelmesinden müteveffanın ve tırın üzerine istifleme yapan kişilerin kusurlu olduğunu, ayrıca işveren ...’nin işyerinde gerekli olan iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirleri almadığını, müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların müracaatı üzerine davacılara ödeme yapılarak zararın giderildiğini bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 19.10.2022 TARİHLİ KARARI: Davanın Islah talebi doğrultusunda KABULÜ ile; Davacılar eş ... için 317.204,87, (Davalı ... 220.834,82 TL'lik poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere), Çocuklardan ... için 49.078,01 TL (Davalı ... 34.167,61 TL'lik poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere) Çocuklardan ... için 55.948,32 (Davalı ... 38.950,65 TL'lik poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere) TL'nin davalılar ..., ... ve ... yönünden olay tarihi olan 12/09/2018, diğer davalı ... yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılardan alınarak davacılara verilmesine, Manevi tazminat yönünden ise, davacılardan eş ... için 50.000 TL, çocuk ... için 40.000 TL, çocuk ... için 40.000 TL, baba ... için 15.000 TL, anne ... için 15.000 TL, kardeş ... için 10.000 TL, kardeş ... için 10.000 TL, kardeş ... için 10.000 TL tazminatın davalı ... hariç diğer davalılardan olay tarihi olan 12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Yapı Enerji isimli işyerinde yaşanan, müteveffanın ölümü ile neticelenen iş kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun ihmalinin olmadığını, mesleğinin gerektirdiği bilgi ve beceri ile kanunların öngördüğü yeterlilik belgelerine sahip olan müteveffanın söz konusu iş kazasına dikkatsizlik ve tedbirsizlikle kendisinin sebebiyet verdiğini, müteveffanın girmemesi gerektiğini bildiği halde iş makinasının çalışma sahasına girdiğini, çalışma sahasına girmemesi gerektiğini bilebilecek tecrübe ve donanımda olduğunu, olayda kusurlu davranışları ile uygun illiyet bağının kesilmiş olduğunu, tazminat miktarının mağdurlar veya davacılar yönünden zenginleşme aracı olacak tutarda olmaması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sandviç panellerin taşınması için turun uygun bir şekilde parkı yapılmamış olduğunu, yüklü halde bulunan tırın oldukça meyilli bir alana park edildiğini, ...'ın kimseye haber vermeden girmemesi gereken iş makinesi çalışma sahasına girdiğini ve kendisi ile etrafındakileri tehlikeye attığını, ...'ın kendinden hareketli iş ekipmanının çalışma alanına girmemesi gerektiğini, mesleğinin bir gereği olarak bilmesi gerektiğini, müvekkilinin taşıma işlemi gerçekleştirilirken tırın sağ tarafında çalışmakta olduğunu ve kaza tırın sol tarafında gerçekleştiğini, müvekkilinin kaza esnasında panellerle veya tırla bir temasının olmadığını, panelin kendiliğinden yola devrildiğini, müteveffanın ayrıca tırın uygun bir biçimde parkını yapmadığını, yüklü halde parkı yapılan tırın oldukça meyilli bir alana park edildiğini, tırın içerisinde bulunan panellerin olması gerektiği gibi istiflenmediğini, müvekkiline isnat edilmeyecek fiiller oluşmuş olup müvekkil aleyhine çıkarılan %5 kusur oranının esas ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkil ...'ın istiflemenin hatalı olmasından tırın eğimli park edilmesinden, müteveffanın iş makinesi çalışma alanına girmesinden ve bağlı olan ipin çözülmesinden sorumlu olmadığını, işveren ...'nin asli kusurlu olduğunu, sahanın güvenliğini sağlamadığını, bilirkişilerin de bu doğrultuda görüş belirttiğini, müvekkiline %5 kusur atfedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalılar ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mezkur kazaya karışan ve kusuru oranında müvekkil kurumun sorumluluğunun bulunduğu iddia edilen iş makinasını forklift olduğunu, iş makinasının tescilinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığına dair araştırma yapılmadığını, amacı sadece yük taşımak olan bu araçların toprak alanda kullanılmasının zor ve trafiğe çıkmasının yasak olduğunu, kazanın trafik iş kazası olarak tespit edildiği varsayımında söz konusu davanın öncelikle SGK'ya ihbarının gerektiğini, ancak edilmediğini, destekten yoksun kalan hak sahiplerine rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, komisyona yapılan başvurularda genel şartlardaki bu düzenlemelerin dikkate alınması ve uygulanması gerektiğini, kusur oranlarının çelişkili olup söz konusu çelişkinin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınacak yeni bir rapor ile giderilmesi gerektiğini, müteveffanın eşinin yeniden evlenme ihtimalinin %5 olmasından dolayı hesaplamada %5 indirim yapılması gerektiğini, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... ve ... vekilinin zorunlu arabuluculuk başvurusuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalılar vekili davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olup, müvekkilleri yönünden zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Açılan davada destekten yoksun kalan davacıların, araç sürücüsü, araç işleteni, (aracı kiralayan) iş yeri sahibi ve Güvence Hesabına karşı maddi ve manevi tazminat talebinde bulundukları anlaşılmakla; aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da taleplerden biri yönünden verilecek karar diğerinin doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyor ise söz konusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında yargılama usulüne ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yapılarak, uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içerisinde bitirilmesi yükümlülüğünün bir gereğidir. Ne var ki somut olayda, davalı ... ile birlikte haksız fiil sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı gerçek kişilere yönelik olarak birlikte açılan böyle bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilir olması, davacı ile davalı gerçek kişiler arasındaki davayı kendiliğinden ticari bir dava haline getirmeyeceğinden "dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasını" dava şartı halinde getiren ve 19.12.2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 06.12.2018 tarih 7155 sayılı Kanunun 20. maddesiyle Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesindeki düzenlemenin davalı gerçek kişiler bakımından uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ... ve ... vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalılar vekillerinin kusur oranlarına ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde; SGK Müfettişi tarafından düzenlenen 05/02/2019 tarihli İnceleme Raporunda; dava konusu olayın bir iş kazası olduğu, kazanın oluşumunda forklift operatörü ...'ın % 55 oranında, (forklifti kiralayan) iş yeri sahibi ...'nin % 25 oranında, maktul ...'ın ise % 20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/12718 soruşturma sayılı dosyasında iş güvenliği uzmanından alınan 25/09/2018 tarihli kusur raporunda; kazanın oluşumunda forklift operatörü ...'ın % 50 oranında, (forklifti kiralayan) iş yeri sahibi ...'nin % 20 oranında, maktul ...'ın ise % 30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. ....Asliye Ceza Mahkemesi'nin2018/655 Esas sayılı dosyasında keşif yapılmak suretiyle 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından alınan 20/11/2019 tarihli kusur raporunda; kazanın oluşumunda forklift kullanıcısı ...'ın asli oranında, iş yeri sahibi ...'nin tali oranında, maktul ...'ın ise tali oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince iş güvenliği uzmanlarından oluşturulan 3'lü bilirkişi heyetinden oy çokluğu ile alınan 14/08/2020 tarihli kusur raporunda; dava dışı işveren ... Gayrimenkul İnş.ve Tic.Ltd.Şti. % 50 nispetinde kusurlu olup bu kusurun % 10'luk kısmının davalı ...'ye ait olduğu, müteveffa tır sürücüsü ...'ın % 45 nispetinde kusurlu olduğu, forklift operatörü davalı ... ...'ın ise % 5 nispetinde kusurlu bulunduğu, bu kusur dağılımına katılmayan bilirkişi ... ise davalı ...'nin % 25 oranında, müteveffa tır sürücüsü ...'ın % 20 nispetinde kusurlu olduğu, forklift operatörü davalı ... ...'ın ise % 55 nispetinde kusurlu bulunduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince ... Teknik Üniversitesi'nde görevli 5 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 12/01/2021 tarihli kusur raporunda; müteveffa sürücü ... tecrübeli bir tır sürücüsü olmasına rağmen dorsedeki sandviç panellerin forklift marifeti ile boşaltılması esnasında tırın dorsesi yakınında durarak tedbirsiz ve dikkatsiz davranmış olup kazanın meydana gelmesinde % 45 nispetinde kusurlu olduğu, forklift operatörü davalı ... ... ise dorsenin sağ tarafında bulunan İki adet sandviç paneli yere indirdikten sonra tırın yine sağ tarafından dorsenin sol tarafındaki sandviç panellere forkliftin boom uzunluğu yeterli olmadığı için yetişememiş ve malzemeyi tutamamış olduğu, forklift operatörü tırın diğer tarafına geçerek panelleri kısa mesafeden almadığı ve tır İle dorsenin etrafında herhangi biri olup olmadığını kontrol etmediği için kazada % 5 nispetinde kusurlu olduğu, dava dışı işveren ... Gayrimenkul İnş. Ve Tic. Ltd. Şti ve davalı ... tır dorsesi üzerinde bulunan sandviç panellerin forklift tarafından boşaltılması esnasında tır ve dorse etrafında İnsanların dolaşmaları ve durmalarını engellemediği ve boşaltma sırasında işe uygun ebatta bir forklift temin etmemiş olup, İşveren olarak gözetim ve denetim görevlerini yerine getirmediği anlaşılmak ile 6331 sayılı İş sağlığı ve İşgüvenliği kanununun 4. Maddesinde belirtilen kurallara aykırı davranmış olup kazanın meydana gelmesinde % 50 nispetinde kusurlu olduğu belirtilmiş, alınan rapor dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun ve 14/08/2020 tarihli 3 kişilik bilirkişi raporuyla da uyumlu olduğu, diğer raporlar arasındaki çelişkinin bu raporla giderilmiş olduğu anlaşılmakla davalılar vekillerinin bu yönlü istinaf başvurularının reddi gerekmiştir. Davalılar vekillerinin hesap raporuna ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin, pay oranlarının ve dava dışı anne ile babaya pay ayrılmasının içtihatlara göre yerinde belirlendiği anlaşılmıştır. Diğer yandan davalı ... vekili, SGK'dan rücuya tabi gelir olup olmadığının sorulmadığını ve davacı eşin yeniden evlenme ihtimalinin bilirkişi tarafından % 5 olarak belirlenmesine rağmen indirim uygulanmamış olmasının hatalı olduğunu savunmuş ise de; mahkemesince SGK İL Müdürlüğünden dava konusu kaza nedeniyle davacılara yapılan rücuya tabi gelir olup olmadığı sorulmuş, bağlanan gelir ve yapılan ödemeler bildirilmekle hesaplanan tazminat miktarından bu ödemelerin mahsubunun yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davacı eşin rapor tarihi itibarıyla (39,25) yaşında olmakla AYİM'in kadınlar için yeniden evlenme ihtimali tablosuna göre (36-40) yaş arası kadınlar için öngörülen % 9 oranında yeniden evlenme ihtimali bulunduğu, ancak rapor tarihi itibarıyla davacı eşin 18 yaş altı 2 çocuğu bulunduğu ve evlenme ihtimalinden her bir çocuk için % 5 indirim yapılması gerektiğinden neticede davacı eşin rapor tarihi itibarıyla yeniden evlenme ihtimali bulunmadığı hesaplanmakla, raporun bu yönüyle de hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı ... vekilinin olay yerinin vasfına ve sorumluluklarının bulunmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, olay yerinin karayolu olarak nitelendirilemeyeceğini, bu nedenle de forkliftin zorunlu trafik poliçesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece kaza mahallinde yapılan keşif neticesinde alınan 19/12/2019 Tarihli Trafik Bilirkişi Raporunda; 13/09/2018 tarihinde Cumhuriyet Savcılığındaki sorgu tutanağında iş kazasının meydana geldiği tarih ve saatte Maktulün tırında bulunan sandeviç panelleri indirmek için olay yerine gediğini tırın sağ tarafından yükleri indirmeye başladığını Maktule tırı biraz geri almasını istediği maktulünde tırı yaklaşık 2 metre kadar geri aldığını üçüncü paneli aldığı esnada tırın üzerindeki paket halindeki bir sandeviç panelinin karşı tarafa yani (yol tarafına ) düştüğü şeklinde beyanı mevcut olduğu; 25/09/2018 tarihinde iş güvenliği uzmanının olay mahalinde yaptığı tespitte ... plakalı çekici ile ... plakalı yarı römorkun Atatürk caddesi asfalt zeminine 170cm mesafede park halinde olduğu tespitinin yapılmış olduğu, dosya kapsamına göre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun tanımlar başlığı adı altında Madde 1-2-3 ile Yönetmenliğin 112. maddesi gereğince kazanın meydana geldiği yerin KARAYOLU SINIRLARI İÇERİSİNDE olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 2011/123 Esas, 2012/11463 Karar sayılı ilamında; "...davada, çözülmesi gereken ilk husus, kazayı yapan iş makinesinin (forkliftin) Karayolu Trafik Kanununa göre zorunlu mali mesuliyet sorumluluk sigortası kapsamında bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla sigorta yaptırma mecburiyetine uymayan işletenin sorumluluğunu üstlenmiş olan güvence hesabının kaza nedeniyle sorumlu olup olmadığı noktasındadır... Kanunun 3. maddesinde, iş makinesi; yol inşaa makineleri ile benzeri tarım, sanayi, bayındırlık işlerinde kullanılan insan, hayvan ve yük taşımasında kullanılamayan motorlu araçlar olarak tanımlanmış olup, aynı yasanın 22/c maddesi gereği tarım kesiminde kullanılanların ziraat odaları, sanayi, bayındırlık ve diğer kesimde kullanılanlar için üyesi oldukları ticaret veya sanayi odalarınca tescilinin yapılacağı öngörülmüş, 85/1. maddesi ile, bir motorlu aracın işletilmesi sonucu bir kimsenin ölümü, yaralanması veya zarara sebebiyet vermesi halinde işletenlerin sorumlu olacağı düzenlenmiştir. 91. maddesinde ise, işletenlerin bu sorumluluklarının karşılanması bakımından zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmaları mecburiyeti getirilmiş, 92. maddesinde ise, bu sigortanın kapsamı dışında tutulanların içinde iş makineleri sayılmamıştır... Bu açıklamalar sonucunda, karayoluna çıkarılan forklift ile yapılan trafik kazası nedeniyle, işletenin sorumlu olması halinde, zorunlu mali mesuliyet sigortasını yaptırmayan, işletenin sorumluluğunu üstlenen güvence hesabının da sorumlu olacağının kabulü gerekir.." şeklinde belirtilmiştir. Buna göre kazanın yaşandığı yerin karayolu sınırları içerisinde olduğu ve forklift diye tabir edilen iş makinelerinin zorunlu mali mesuliyet kapsamında oldukları kabul edilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı ... vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Somut olayda 12/09/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın operatörü olduğu ... plakalı forkliftle, ... plakalı çekici, ... plakalı yarı römorkun sürücüsü olan davacıların desteği ...'ın davalının iş yerine sandviç panel malzemesi getirmiş olup malzemelerin tırdan indirilmesi esnasında üzerine malzeme düşen murisin vefat ettiği, mahkemece alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı forklift sürücüsünün % 5 oranında, (forklifti kiralayan) davalı işyerinin/ sahibinin % 50 oranında kusurlu olduğu, davacıların desteğinin %45 oranda kusurlu olduğu, buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacılardan anne ... ve kardeş ...'nin ev hanımı olduğu, eş ...'ün dul ve yetim maaşıyla geçimini sağladığı, çocuklardan ...'nin kaza tarihinde 1 yaşında olup diğer çocuk ...'in müteveffanın vefatından 1 ay sonra doğmuş olduğu, baba ...'in Bağkur emeklisi olduğu, kardeş ...'in tır şoförü olup diğer kardeş ...'ın ise öğretmen olduğu, buna göre tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ve müteveffanın yaşı, davacıların ölene yakınlığı, paranın satın alma gücü ve olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın fazla olmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 41.821,51 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 25.721,97 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 16.099,54 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 08/12/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.